Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
’12 Eylül Askeri Darbesi toplumsal mühendisliktir’

'12 Eylül Askeri Darbesi toplumsal mühendisliktir'

12 Eylül 2012 Çarşamba 00:00
Eğitim Bir Sen Batman Şube Başkanı M. Şafi Özperk, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin toplumsal mühendislik olduğunu ifade ederek 12 Eylül'ün halen devam ettiğini belirtti.

12 Eylül 1980’de meydana gelen askeri darbenin 32. yılı nedeniyle görüşlerini aldığımız Eğitim Bir Sen Batman Şube Başkanı M. Şafi Özperk, 12 Eylül askeri darbesinin toplumsal bir mühendislik olduğunu ve 12 Eylül darbesinin halen devam ettiğini açıkladı.

Eğitim Bir Sen Batman Şube Başkanı M. Şafi Özperk, 12 Eylül cuntasının yaptığı darbenin bu toprakların kadim insanlarının beyinlerine, kimyalarına, genlerine çok zalimane izler bıraktığını ve bırakmaya devam ettiğini belirtti. Özperk, "Öncelikle bunun bilinmesi gerekir ki, 12 Eylül askeri darbesi toplumsal mühendisliktir. Yani birileri bu halka bir kimlik, bir kişilik, bir ideoloji dayattı ve bu ideolojinin sağlanması için de askeri darbeye başvurdu. Çünkü öncesinde toplumu kamplara bölen, gruplar arasında çatışmalar yapan, aynı silahla bir solcuyu, bir sağcıyı, bir Müslüman`ı öldürten kesimler maalesef 12 Eylül`de bir askeri darbe yaptılar. Fakat askeri darbeyle kalmayıp bir de Türkiye’nin dört bir tarafında işkencehaneler kuruldu, işkence tezgahları kuruldu ve on binlerce gencimiz, kimliğine, inancına bakılmadan bu işkencelerden geçirildi" dedi.

12 Eylül Darbesi Halen Devam Ediyor

Bunun gerçekten bir travma olduğunu ve bu işin bilinçli bir proje olduğunu ve belki de bu projenin halen devam ettiğini kaydeden Özperk, "Çünkü bugün Türkiye`de siyaset yapan bazıları, bazı kurumlar ve partiler 12 Eylül askeri darbesi ürünü pozisyonundadırlar. Ve 12 Eylül halen devam ediyor bu kişilerle. Bunun en bariz örneği ise 12 Eylül referandumunda, 12 Eylül darbesini yapan generallerin, rütbeli kişilerin yargılanmasını sağlayan Anayasa değişiklik maddesine bazı siyasi partiler hayır kampanyası başlattı. Bir siyasi parti de boykot kararı aldı. Bu şunu gösteriyor ki, 12 Eylül darbesi halen devam ediyor." şeklinde konuştu.

On binlerce insanın yüreğinde, beyninde, beyin hücrelerinde o kanlı zalimane askeri darbenin izlerinin kaldığını belirten Özperk, bununla beraber Kenan Evren ve silah arkadaşlarının yargılanmasının yürekleri biraz serinlettiğini söyledi.

İşkencehaneler Utanç Anıtı Yapılmalı

Mevcut iktidar partisinin 12 Eylül referandumunda yaptığı anayasa değişiklik paketiyle beraber askeri darbe yapmaya kalkışanların yargılanmasının sevindirici olduğunu belirten Özperk, "Fakat bize göre gerçekten yetersiz. Bir başka yapılması gereken şey o dönemde yapılan işkencelere tanıklık eden mekanların, binaların birer abide, birer utanç anıtı olarak varlığını sürdürmesi gerekir. Olumlu bir adım olarak Ankara Ulucalar cezaevi müzeye dönüştürüldü. Burada da temel beklentimiz bölgede yaşayan bir insan olarak, pek çok yakını 12 Eylül askeri darbesi döneminde Diyarbakır Cezaevindeki işkencelere maruz kalan birisi olarak, toplum bilincinin, toplum hafızasının sağlanması için mutlaka ve mutlaka buranın bir utanç müzesine çevrilmesi gerekir. Bu, genç kuşaklarımızdan sonraki kuşakların bu bilinçte olmasını sağlamak anlamındadır." ifadelerini kullandı.

12 Eylül, Dayatmanın Son Halkası

12 Eylül'ün tek başına, kendi başına müstakil olan bir olay olmadığını, cumhuriyetin kuruluşundan 12 Eylül 1980 yılına kadar gelen bir sürecin son noktası olduğuna dikkat çeken Özperk, "Türkiye Cumhuriyeti, özellikle ikinci meclisle beraber bir dayatma, ideolojik bir devletti. 12 Eylül 1980 darbesi bu bilincin, bu dayatmanın son halkası. Ve maalesef 12 Eylül 1980 darbesinde en çok zarar görenler bu ülkenin Müslümanlarıdır, bu ülkenin mütedeyyin insanlarıdır ve 28 Şubat süreci de bunun bir devamı niteliğindeydi. Diliyoruz ki, şuanda o acıklı olaylara tanıklık edenler, mutlaka ve mutlaka o günleri şimdiki kuşaklara, gençlere, çocuklara, torunlarına yalın bir şekilde anlatsın. Böylece toplumsal hafızamız korunabilsin, varlığımız sürdürülebilsin" temennisinde bulundu. (İLKHA)

Diğer Haberler