Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
25 Ekim 2012 Basın Özeti (İNG)

25 Ekim 2012 Basın Özeti (İNG)

25 Ekim 2012 Perşembe 21:06
İngiltere basınında bugün Türkiye’ye dair bir dosya Jimmy Savile hakkındaki iddialar ve ABD’nin dış politika gündemine dair bir makale önce çıkıyor.

Guardian gazetesi Türkiye ve Başbakan Tayyip Erdoğan’la ilgili özel bir dosya yayımlıyor.

Simon Tisdall’ın kaleme aldığı ve “Yeni Atatürk, Erdoğan dönüm noktasında” başlıklı dosyada Suriye krizi, ekonomi ve Kürt meselesinin Erdoğan’ın iktidarına etkisi inceleniyor.

Başbakan Erdoğan’ın parti kongresinde ‘Türkiye’nin Müslüman ülkelere örnek olduğu’ sözleriyle başlayan yazıda, seçim sonuçlarından yola çıkılarak ülkenin yarısının muhalif olduğu ifade ediliyor.

Yazar Erdoğan için şu yorumu yapıyor:

“Sevin ya da sevmeyin, destekçileri de karşıtları da Erdoğan’ın Türkiye’nin siyasi sahnesine egemen olduğu konusunda hem fikir. Destekçilerine göre o dinamik, modernleşen bir güç. Karşıtlarına göre ise bölücü hatta tehditkâr.”

Guardian, giderek artan sorunlar karşısında Erdoğan’ın iktidarını koruyup korumayacağına dair soru işaretleri doğduğuna dikkat çekerken Başbakan için ‘zayıf görünüyor’ yorumunu yapıyor.

Gazeteye göre, Türkiye Arap Baharı ile birlikte Orta Doğu’da ‘model’ olarak öne çıksa da Suriye’deki iç savaş Türkiye’nin ‘bölgesel liderlik’ kavramına zarar verdi.

Yazar, Başbakan Erdoğan’ın, tüm çabalarına rağmen Esad’ı reform yapmaya ikna edememiş olmasını ‘kişisel bir mesele’ olarak algıladığını yazıyor.

Başbakan Erdoğan’ın 2014’de cumhurbaşkanlığı koltuğuna geçmesinin beklendiği belirtilen haberde, Erdoğan’ın bunu yapabilmesi için gerekli koşullar şöyle sıralanıyor:

“Abdullah Gül geri çekilmeli veya güçsüz bir başbakan olarak kalmayı kabul etmeli.”

Guardian yazarı, Türkiye’de orta sınıfın, Batı yanlılarının, Kemalistlerin ve sağcı milliyetçilerin Erdoğan’ın planını ‘anayasal devrim’ olarak gördüğünü belirtiyor.

Başbakan Erdoğan’ın Kürt meselesini çözme sözü vermesine rağmen ‘PKK saldırılarının devam ettiği’ de haberde dikkat çekilen maddelerden.

Gazete, AKP’nin Fethullah Gülen cemaati, Müslüman Kardeşler ve Gazze’de Hamas yönetimiyle bağlarından yola çıkarak Erdoğan’ın ‘dindar bir nesil yaratma hırsında’ olduğuna dair şüphelere de yer veriyor.

Başbakanın sağlığına dair endişeler olduğu da belirtilen yazıda, “Erdoğan’ın devrinin kapanacağını söylemek büyük bir hata olur. En azından şimdilik” deniyor.

Gazetecileri Koruma Komisyonu ve Avrupa Komisyonu’nun, Türk medyasına yönelik hükümet baskısını eleştirdikleri raporlar da Guardian’ın gündeminde.

Gazete, Başbakan’ın yaklaşık 10 yıllık iktidarı boyunca ‘eşi benzeri görülmemiş bir güç’ topladığına dikkat çekerken, AKP hükümeti hakkında hiçbir inceleme yapılmadığını ve bakanlar ile akrabalarının hayatları ve ticari çıkarları hakkında hiçbir soruşturma yapılmadığı belirtiliyor.

Jimmy Savile iddiaları hastaneye uzandı

Guardian gazetesi günlerdir manşetlerden düşmeyen BBC’nin eski yıldızlarından Jimmy Savile hakkındaki iddiaları bugün de sayfalarına taşıyor.

Gazete, Jimmy Savile hakkındaki sübyancılık ve cinsel taciz iddialarını soruşturan dedektiflerin, taciz olaylarına karıştıkları iddia edilen üç doktorun kimliklerine ulaştıklarını yazıyor.

Doktorların Savile’in bağlantısı olduğu iddia edilen hastanelerde çalıştıkları belirtiliyor.

Guardian, doktorların Savile’in de içinde olduğu çocuk istismarı ağının merkezinde olabileceğine dikkat çekiyor.

Haberde, dedektiflerin sübyancılık halkasına dair bir kanıt bulamadıkları ama tacize uğramış olabilecek çocuklarla bağlantılı bireylerin soruşturulduğu yazıyor.

Guardian özel haberinde, 1980’lerin sonunda ortaya çıkan çocuk istismarı skandalının merkezinde Stoke Mandeville hastanesinin olabileceğini aktarıyor.

Eski BBC yöneticisi: Sorgulanmam doğru bir hareket

Jimmy Savile hakkındaki iddiaları BBC’nin geçen yıl yayınlamama kararı üzerine, kurumun eski genel müdürü Mark Thompson’ın güvenilirliği de sorgulanıyor.

New York Times gazetesinin gelecek ay başına geçecek olan Thompson, Guardian gazetesine verdiği mülakatta, ‘yeni kurumunun kendisini sorgulamasının çok doğru’ olduğunu söylüyor.

New York Times gazetesinin üst düzey yetkililerinden biri, Thompson’un soruşturma sürerken göreve getirilmesinin uygun olmayacağını dile getirmişti.

Thompson ayrıca, BBC Haber Müdürü Helen Boaden’in ‘olayla ilgili kendisinin endişelenmesini gerektirecek bir durum olmadığına’ dair sözlerini aktardı.

Eski BBC yöneticisi, üç hafta öncesine kadar olayın ciddiyetinin ne boyutlarda olduğunu fark etmediğini söyledi.

Guardian’ın haberine göre BBC’de çalışan bir gazeteci Thompson’a “Jimmy Savile ile ilgili yapılan haberden endişe duyman gerekir” uyarısında bulundu.

‘Hükümetin endişeleri var’

Financial Times gazetesi, Jimmy Savile hakkındaki iddiaların BBC’de ele alınış biçimine dair hükümet çevrelerinde derin endişeler yarattığını yazıyor.

BBC Mütevelli Heyeti Başkanı Lord Patten ve İngiltere Kültür Bakanı Maria Miller arasındaki mektup alışverişine değinen Financial Times, bazı BBC çalışanlarının yeni bakan için ‘kriz üzerinde iz bırakmaya çalışıyor’ dediğini aktarıyor.

Bakan Miller, Savile hakkındaki soruşturmanın durdurulması ile ilgili BBC’nin yaptığı açıklamaları yetersiz bulmuş, kamunun BBC’ye güveninin sarsıldığı yönündeki kaygıları BBC’ye gönderdiği bir mektupla dile getirmişti.

Lord Patten de cevabında BBC’nin ‘hükümetten bağımsız’ olduğuna dikkat çekmişti.

Gazetenin yazısında hükümeti öfkelendiren üç mesele var.

Bunlardan birincisi haberi yayınlamayı reddeden editörün kararını açıkladığı blog yazısında düzeltmeye gidilmesi, ikincisi Panaroma programında taciz iddiaları hakkında ortaya çıkan gerçekler, üçüncüsü de BBC Genel Müdürü George Entwistle’ın sorgulanması.

Gazete, olayla ilgili farklı söylentiler olsa da BBC’nin son yıllardaki en büyük krizle karşı karşıya olduğu yorumunu yapıyor.

İddialar Başbakanlığa dayandı

Independent gazetesi ise sübyancılık ağı iddialarının İngiltere Başbakanlığına kadar uzanabileceğine dair bir iddiayı sayfalarına taşıyor.

Gazete, muhalif İşçi Partisi Başkan Yardımcısı Tom Watson’ın dün Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmada sübyancılıkla ilgili açılan ancak daha sonra kapatılan bir davanın yeniden açılmasına yönelik önerisine dikkat çekiyor.

Muhalif siyasetçi, 1992’de yasadışı yollarla eşcinsel pornografisi ürünleri ithal eden Ulusal Çocuk Bürosu eski danışmanı Peter Righton’ın davasını gündeme getirerek Başbakan’dan iddiaları incelemesini talep ediyor.

Brzezinski’den ABD dış politikası tavsiyeleri

Financial Times gazetesinde Amerika Birleşik Devletleri’nin eski güvenlik danışmanı Zbigniew Brzezinski’nin Amerika’nın dış politikasına dair kaleme aldığı bir yorum yazısı dikkat çekiyor.

Yazar, Beyaz Saray mücadelesinde başkan adaylarının dış politika söylemlerini eleştirip, ‘akılcı ve gerçekçilikten’ uzak olunduğunu belirtiyor.

Cumhuriyetçi başkan adayı Mitt Romney’nin gündemi siyasi çıkarlardan uzak olarak nitelenirken kısa vadeli taahhütlerin uluslararası kaosa yol açacağı vurgulanıyor.

ABD’nin İsrail’in geleceğini teminat alma amacıyla, Suriye ve İran’a demokrasi ‘ihraç ederek’ Orta Doğu’da yeni bir düzen kurma düşüncesinin tehlikeli olacağı, yazarın öne çıkardığı maddelerden.

Orta Doğu’da Birinci Dünya Savaşı sonrası Osmanlı İmparatorluğu’nun da dağılmasıyla çizilen sınırların zayıfladığı belirtilen makalede Türkiye ve İran’ın da ülke içi etnik ve dini gerilimler yaşadığı ifade ediliyor.

Yazar, “Suriye’ye yönelik bir Amerikan müdahalesi veya İsrail ya da Amerika tarafından İran’a askeri bir saldırı bölge çapında bir patlamaya neden olabilir” diyor.

Brezezinski, Amerika’nın alması gerektiği dış politika kararlarını dört maddeyle sıralıyor:

“Birincisi, Suriye’de uluslararası manda altında uygulanacak bir ateşkes ve ardından yine uluslararası denetimle düzenlenecek seçimler öncesi Rusya ve Çin’in sürece dâhil olmasını sağlamak.

İkincisi, nükleer programı üzerinde uzlaşı sağlanamayan İran’a yaptırımların sıkılaştırılması.

Üçüncüsü, ortak Atlantik Bildirisi aracılığıyla daha çok siyasi olarak bütünleşen Avrupa’ya güçlü ve açıkça destek olmak.

Dördüncüsü ise, Avrupa’nın 20’inci asırda yaşadığı savaşların tekrarını engellemek için Çin’le üst düzey stratejik diyalog kurmak.”  BBC

Diğer Haberler