Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
4+4+4 Üzerine Bir Değerlendirme

4+4+4 Üzerine Bir Değerlendirme

29 Mart 2012 Perşembe 19:13
Yazar ve eğitimci Eyüphan Kaya'nın 4+4+4 üzerine bir analizi.

BU TANTANA, BU GÜRÜLTÜ NEYİN NESİ ACABA? / Eyüphan Kaya

Bilen biliyor, ülkelerin bu süreçte yarıştığı alan, eğitim öğretimdir. PISA, TİMS, ÇİTO gibi sınavlar, dünyanın durumunu değerlendirdiği uluslararası ölçütlerdir.

Ne yazık ki 2003 yılından beri katılım sağladığımız sınavlardan biri olan PISA’da, OECD ülkeleri arasında hep sondan ikinci oluyoruz. Ne acıdır ki 2006’da da2009’da da bu başarısızlığı muhalefetin dile getirdiğine, kamuoyuyla paylaştığına hiç şahit olmadım. Bilen varsa söylesin. Bunun baş müsebbibi 28 şubattaki 8 yıllık eğitimdir. Ülkemizin başarısını kıskandılar.

28 şubatın 28 cepheden bu millete, bu memlekete zararı dokundu ama hiçbiri eğitim öğretimdeki tahribat kadar olmadı. Bir kuşak mesleksiz yetişti, yüz binlerce insanımız meslek okullarına müracaat ederek yüz yüze görülen eğitimle ancak lise sonrası 3-5 yıl sonra bir meslek erbabı olabildiler. 

Bu felaket karşısında su dökülmüş kediye dönen birileri iktidarın vizyonunu idrak edemeyince gürültü, tantana çıkarıyor.

4+4+4 deniyor alakası yok, bunlar farklı aşamalardır. Bu toplama 12 yıl demek elma ile armudu toplamaya benziyor, çünkü çalışkan öğrencilerin liseyi erken bitirme gibi bir imkânları da var.4 yıl birinci kademede beceri programıyla öğrencinin var olan kabiliyetleri keşfedilir, geliştirilir. Bu süreçten elde edilen verilerle, velinin de görüşü alınarak çocuğun geleceği için bir yönlendirme yapılır.

Daha sonra öğrencinin tercihi dikkate alınarak ya mesleğinde uzmanlaşır ya da bir sefere mahsus meslek değiştirir. Eee, bundan daha normal ne olabilir? Birileri diyor ki devlet bunun neresinde? Arkadaş devletin görevi velisinin işini kolaylaştırmak, kendisine yardımcı olmaktır. Zaten medeni bir yaklaşıma göre “Okul, hayırlı bir evlat yetiştirmek için veliye yardımcı bir kurumdur” deniyor.

Ne güzel değil mi?

Arkadaş bu 4+4+4 kime neden ağır geliyor anlayamadım. Devlet, 12 yıl çocuğunu devletin okullarına okutan kimseye zorluk çıkarıyor mu? Hayır. İkinci 4 yılda tercihine saygılı mıdır? Evet, üçüncü 4 yılda isteyen çocuğunu devlet okulunda okutabilir, isteyen yaygın eğitime yönlendirebilir bundan daha kabil, insan haklarına saygılı bir eğitim varsa dostlar başına. Ben 25 yıllık eğitimciyim, her türlü eğitim kademelerinde çalışmış, özel ve genel eğitimi bilen birisi olarak buna hayır demek için bir bahane bulamıyorum.

Kimisi diyor ki vay aman millet çocuklarını İmam Hatip lisesine yönlendirecek. Eee bundan sana ne arkadaş, birileri senin tercihine müdahale ediyor mu? Ediyorsa bir insan hakkı olarak senin yanında durmak bizim vazifemiz.

Arkadaşlar dünyaya kulak verelim, dünya özgürlüklerden bir şey kaybetmemiş, etmişse de despot, diktatör yönetimlerden ve vatandaşına olan güven eksikliğinden kaybetmiştir. Uzun süre öyle bir süreç, ülkemizde de yaşadı. Ama bundan sonra yaşamasına müsaade etmeyelim. Çünkü neticede arkasında kan ve gözyaşı bıraktı, dünya ölçülerinde de sonucunu açıklamaktan utandığımız bir eğitim kalitesi ortada duruyor. Artık bırakın bu devletçi dili, bireyin huzur ve mutluluğuna hizmet edin, vatandaşın Duasını alın.

Bırakın vatandaşımız özgür yaşasın,  çocuğunu istediği şekilde yetiştirsin çünkü yarın Hak divanında kendisinden sorulacak. Ben-sen niye o sorumluluğa ortak oluyoruz değil mi?

Diyeceksiniz ki bu eğitim-öğretimden gerçekten memnun musunuz? Değilim, ama başka açıdan şikâyetlerim var:

1-   Eğitimin müfredatından şikâyetim var, yapılacaksa burada bir değişikliğe gidilmeli, özellikle şimdiye kadar 1. kademede ağır konular işleniyordu, bu konuların hafifleterek, hayatla bağlantısının anlaşılması kolay, öğrencinin çabasıyla erişebilecek ve öğrenciye özgüven kazandıracak konulara yer verilmelidir.

2-   Öğretmen profilinden şikâyetim var. Her şeyden önce öğretmeni 657 sayılı devlet memurları statüsünden çıkarmak lazım ve öğretmenlerin kendini yenilemeleri için her yıl anlattığı dersten sorumlu olduğu alandan sınava tabi tutmak lazım. Ayrıca ders dışında öğrenciyle ilgilenmek, veliyle irtibat sağlamak da öğretmenliğin görevleri arasında yer almalıdır. Tabi bugünkü ücretlerle bunu yapmak kolay değildir. Özlük haklarında da iyileştirmeye gidilmeli böyle dört başı mamur bir verim öğretmenden bekliyorsanız 3000-3500 lira arası bir ücret vermelisiniz. Ayrıca okul idaresinin işini zorlaştıran öğretmenlere de bir müeyyide uygulanabilmeli. Bu müeyyide, okul değişikliği ya da ücret indirimi gibi…

3-   Yönetimden şikâyetim var, okul müdürünün üstündeki yönetim devleti kâğıt üzerde yürütüyor. Yetmiyormuş gibi bir de idarecilerin ve öğretmenlerin moralini dahi bozabiliyor. Ayrıca sınavla idareci olma tarzı ayrı bir dert; iki üç kitabı okuyan bir genç öğretmen sınavda 80-90 alıyor, bilgiler de fasa fiso şeyler. Öğrenmeye değer şeyler değil ki kıdemli, değerli öğretmenler okusun. Geliyor yıllarını eğitim öğretime veren bir idarecinin başına müdür oluyor. Hele bunlar bir de 28 şubat kuşağıysa vay halimize. Eğitimcilerin başına onbaşı kesiliyor. Bir bilseniz sahada ne sıkıntılar var. Bir iki örnek vereyim.

Bir müdürden okulun tüm öğretmenleri şikâyetçi, kendisi “Ben haklıyım” diyor. Ya arkadaş bu eğitimcilerle bir iletişim yolunu bulamamışsan, sen haklı olsan ne yazar?

Bir başkası saat 10-11’de okula geliyor yetmiyormuş gibi bir de dillendiriyor; “Müdür dediğin saat 11’de okula gelir” aman Allah’ım, ne diyeceksin sınavla gelmiş müdür olmuş işte…

Tabi görevine bağlı olan idarecilerimiz de mutlaka vardır.

Ama Türkiye’nin eğitim-öğretim başarısızlığı ortada… Birbirimizi kandırmayalım.

Hey dostlar hey!..

Böyle önemli sorunlarımız varken 4+4+4 diye gündeme düşen bu basit mevzu üzerinde niye bu kadar boşboğazlık yapılıyor anlamakta zorluk çekiyorum.

Gelin öğretmen profili üzerinde duralım, ülkemizde insanlar neden bu kadar kolay öğretmen oluyorlar? Bu sizi ürkütmüyor mu? Endişelendirmiyor mu? Hem kim demiş ki her öğretmen 25 yıl boyunca verimli bir öğretmenlik yapabilir?

Müfredatımızda neler öğretiliyor ki lise öğreniminden sonra bile her kafadan bir ses geliyor? Din, dil, tarih ve kültür adına neden bir ortak değer üretemiyoruz?

İdarecilerimiz neden vurdumduymazdır? Bu konuda sınav yerine stratejilerini ortaya koyarak; “Ben bu okula ya da bu kuruma talibim, 3 yılda ya da 5 yılda şunları şunları şu ve şu yöntemlerle yapacağım” deyip taahhüt etselerdi ve müdüriyetlerinin devamına ona göre karar verilseydi, daha iyi olmaz mıydı?

Ya, gözünüz korktu değil mi? Bunlar zor işler, ciddi şeyler. Yok efendim vatandaşın başına şu çorabı mı örelim, bu çorabı mı örelim kavgası kolay.

Bir de seçmene yersiz gereksiz bir mevzu üzerinde bir ucuz kahramanlık da yapılıyor. Oh ne ala…

Yazık ki ne yazık!...

*Eğitimci yazar.

Diğer Haberler