Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Abdullah Demirbaş’ın Anadil Mücadelesi

Abdullah Demirbaş'ın Anadil Mücadelesi

10 Nisan 2012 Salı 23:25
Demirbaş'ın öyküsü, Türkiye Kürtlerinin en temel insan hakları olan anadillerini özgürce kullanmaları için verilen, her anlamda meşru, her anlamda demokratik mücadelenin timsali.

Birkaç yıl önce bir sabah cep telefonum çaldı. Telefondaki ses şöyle diyordu:

"Ben Diyarbakır'ın Sur ilçesi belediye başkanı Abdullah Demirbaş... Bugün Zaman'da çıkan yazınızı okudum ve sizi kutlamak istedim..." O günden sonra Sayın Demirbaş ile gelişen diyalogumuz, muhabbetimiz var. Diyarbakır'a son gidişimde de sohbet fırsatı bulduk.

Demirbaş'ın dikkate değer bir öyküsü var. 1966'da Diyarbakır'da doğdu; ilk ve orta öğrenimini orada gördü. Elazığ Fırat Üniversitesi'nde sosyoloji okudu. 1987'den 2001'e kadar çeşitli illerde felsefe öğretmenliği yaptı. 2004 yerel seçimlerinde %56 oyla Sosyal Demokrat Halkçı Parti'den (SHP) Sur belediye başkanı seçildi. Sonra DEHAP'a, DTP ve BDP'ye geçti.

2007'de Avrupa Konseyi'nin "Bölgesel Diller ve Azınlık Dilleri Avrupa Sözleşmesi"ni Türkiye'nin de imzalaması için kampanya başlattı. Kürtçe bilgi veren broşürler ve çocuk kitapları bastırmak suretiyle belediyenin kaynaklarını kötüye kullandığı gerekçesiyle, o yıl İçişleri Bakanlığı'nın önerisi ve Danıştay kararıyla bütün belediye meclisi üyeleriyle birlikte görevden alındı.

Mart 2009 yerel seçimlerinde bu kez % 66 oyla yeniden seçildi; Mayıs'ta devam eden davadan 2 yıl hapse mahkum oldu. Aralık ayında da KCK operasyonları kapsamında tutuklandı. (Gerek kendisine kelepçe vuran polis memurunun, gerekse avukatının eski birer öğrencisi olmasının onu hem üzdüğünü, hem de sevindirdiğini anlattı.) Ciddi bir kan hastalığı olması nedeniyle Mayıs 2010'da serbest bırakıldı. Halen çeşitli davalarda toplam 450 yıl hapis istemiyle yargılanıyor.

Demirbaş yalnız Kürtçe değil, bütün bölge ve azınlık dillerine özgürlük için çalışıyor. Belediyede Kürtçe, Ermenice ya da Süryanice bilen personeli tercih ediyor; onlara ek maaş veriyor. Bu uygulama eşitliğe aykırı diye de hakkında dava açıldı. ("İngilizce bilene dil tazminatı yasal ise, diğerlerine niye değil?" diye soruyor.) Demirbaş'ın son icraatlarından biri de, Dohuk'un Kürdistan Demokrat Partili, Çanakkale'nin CHP'li belediye başkanlarından sonra, geçen 21 Mart'ta Ramallah'ın Hıristiyan belediye başkanı ile "Kardeş Belediyecilik" protokolü imzalaması oldu.

Demirbaş, son görüşmemizde hikayesinin bazı bilmediğim yönlerinden söz etti. 1989'da Kütahya'da öğretmen olarak görev yaparken doğan kızına Berfin adını verince hakkında dava açılmış. Kendisini "Bulgaristan Türkleri çocuklarına Türkçe isim veremedikleri için kaçıp Türkiye'ye sığınıyorlar, ben niçin çocuğuma Kürtçe isim veremiyorum?.." diye savunduğunda (sonradan Çerkes kökenli olduğunu öğrendiği bayan hakim) "Ben de bilemiyorum, ama kanun böyle..." demiş. Ama sonunda davayı kazanmış ve böylelikle Türkiye'de ilk kez Kürtçe bir isim nüfusa kaydedilmiş.

2006 yazında ailecek Didim'e tatile gittiklerinde 13 yaşındaki oğlu Baran, ortalıkta asker ve polis göremeyince çok şaşırmış... Üç yıl sonra dağa çıkmış. Hâlâ orada. Demirbaş, "Her operasyon haberi geldiğinde, kaygı ve korkudan uyku uyuyamıyoruz. Barış gelsin, dağdaki oğlumuz, dağdaki bütün oğullar ve bütün kızlar sağ salim evlerine dönsün, Türk ya da Kürt gençlerimiz artık ölmesin diye dua ediyoruz..." diyor.

Demirbaş'ın öyküsü, Türkiye Kürtlerinin en temel insan hakları olan anadillerini özgürce kullanmaları için verilen, her anlamda meşru, her anlamda demokratik mücadelenin timsali. Bu ülkede ta 1991 yılına gelinceye kadar Kürt yurttaşlara anadillerini yasaklamak gibi bir büyük zulmün nasıl uygulanabildiğini, nasıl olup da bugün dahi anadillerinde eğitim görüp göremeyeceklerinin tartışılabildiğini anlamakta güçlük çekiyorum... "Bana Türkçe konuşmamı, Türkçe eğitim görmemi yasaklasalardı, ne yapardım?" diye soruyorum... Kürtçe dili ve kültürünün serbestçe yaşanması üzerindeki bütün yasaklar, kesinlikle ve tamamen ilga olunmadan Türkiye uygar bir toplum, saygın bir ülke olmaktan asla ve asla söz edemez.

Mahkeme Demirbaş'a yurtdışına çıkış izni verdi. Yakında gidecek. Kendisine acil şifalar diliyorum.

Şahin Alpay / Zaman

 

Diğer Haberler