Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Aklın Önünde Set Oluşturmak

Aklın Önünde Set Oluşturmak

07 Mayıs 2012 Pazartesi 14:30
Toplumun sorgulama ve değerlendirme bilincinin törpülenmesiyle beraber,nasıl ve neden sorularından yoksun kaldık.

AKLIN ÖNÜNDE SET OLUŞTURMAK*

Bazen yaşadığımız  veya tanık olduğumuz olaylar beynimize bir eşkiya baskını gibi gelir.Bütün ezberimiz bozulur ve ister istemez kendimizi ve bütün ilişkilerimizi, bakış açımızı yeniden gözden geçirme gereği duyarız.Kısaca insanın ruhunu alt-üst eden bu tip olaylara sıkça rastlanır olduk.

Sanırım insani denen özelliklerimizi yaratılan sürecin girdabında boğmaya veya şiddetin ve zalimliğin peşine takıp ilahlığımızı ilan etmeye mi çalışıyoruz.İçimizdeki Yezitlikleri yeniden diriltmenin heyecanını mı yaşıyoruz yoksa.Elde ettiğimiz para-mal-mülk-iktidar bizi özümüze mi götürüyor yoksa.Hangi felsefenin tanımındaki insana uygun düşüyor davranışlarımız.Gittikçe insani olan yaşam formlarımızdaki bozulma,bizi geçmişimizle yüzleşmekten korkar, çekinir hale getirmişse şayet,tarih denen geçmişe bir avuç mazi demekten başka ne söylenebilinir.

Geçmişe bir avuç mazi mantığıyla bakanlar,geçmişte yaşanılan olumsuzlukları objektif bir olgu ve gözlemle değil, şeytanın yapmış olduğu kötülükler olarak gösterip toplumun bilinç altında bir değer yaratma çabası devam ediyor demektir.Kışkırtıcı ve toplumu çatıştırıcı çağrışım ve sesler hep süre gelmiştir.Bu seslerin toplumu çağırdıkları yer,çatışma ve düşmanca davranış sergilemenin psikolojisidir.Aklın önüne set oluşturmaktır ki; geçmişimizle yüzleşme erdemliliğinden dahi korkar duruma getirmektir.Bir anlamda hayatın gerçeklerinden uzak,rüya alemi bile sayılmayacak psiko-sosyal bozulmanın çığırtganlığını,emperyal güçlerin dalkavukluğunu yapmaktır.

Toplumun sorgulama ve değerlendirme bilincinin törpülenmesiyle beraber,nasıl ve neden sorularından yoksun kaldık.

Kendimize,karşımızdakine,komşumuza,arkadaşımıza,kalabalıklara bu soruları soramadığımız gibi,soracağımızı farz edelim,bu soruların cevaplarını bulmak,almak da yoktur maalesef.Yani bu soruların cevapları da sorunun kendi içindedir.

Etrafına demokrasi havarisi kesilmenin,komşu devlet yöneticilerini diktatör,demokrasiyi uygulamakla uyaranların,kendi söküklerinden haberdar olmaması ne garip bir haldir değil mi?Bu ne yaman çelişkidir ki;Başka ülkelerin direktifleri doğrultusunda Libyaya,Mısır’a,Tunus’a demokrasi taşımacılığını bu kez Suriyeye yapmakla mükellef olduğumuzu,kutsal görev bilinciyle dosta düşmana aşikarca söylemekten sakınca görmüyoruz.

Mezhepçi olmadığımızı söylerken takındığımız eda,Sünnilik eksenine oturmasından,tam da sünnici bir tutum,dışlayıcı bir davranış olmasından rahatsız değiliz.Komşularımızla sıfır sorun yaşıyoruz derken,tonlarca sorun yarattığımızı,savaşın eşiğine geldiğimizi söylemeyi bırak;Bu tip olumsuzlukları dillendirmeyi  vatan hainliğine,örgüt üyeliğine,demokrasiyi özümsememe suçlamasıyla en demokrat bir görünüm,idare,yönetim şekilciliği sergilemkten de geri kalınmıyor.

Açılımları pazarcı tezgahlarında  dahi bulabileceğimiz günleri düşlerken,neredeyse sokaklarda Kürt kalmayacak tarzda tutuklanmalar Kürt açılımının cafcaflı havasını bir anda değiştirmedi mi?Alevi açılımı,Alevilerin ibadet ettikleri Cemevlerinin tanınmamasıyla,Demokratik görünümlü buzdağına çarpmadı mı?Ülkesinin sorunlarında uzak,komşularının sorunlarıyla birebir ilgilenen bu evrensel anlayış,İslami hassasiyetli babayiğitler acaba bütün bu açılımları yoksa kendilerini ortadoğuya,komşularına açmakla mı eşdeğer tutuyorlar.

Sonuç olarak dünyada ve etrafımızda baş döndürücü değişimler yaşanıyor.Bu değişimlerin klasik zevki,perde arkasındaki zihniyeti ve derinlerdeki düşünceyi de bir anlamda su yüzüne çıkarıyor.Yani zihindekilerimizin siyasete ve günlük ilişkilere yasımasını yoğun biçimde yaşıyoruz.Ve bu süreç iyi ile kötünün,doğru ile yanlışın veya bizde farklı bir düşüncenin oluşmasına mı yol açacak,göreceğiz.

* Rıza BAKIRLI

Diğer Haberler