Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Alman Basınından Özetler - 2 Eylül

Alman Basınından Özetler - 2 Eylül

02 Eylül 2010 Perşembe 11:00
Gazetelerde Almanya'da internet üzerinden para aklama vakalarındaki artış, Ortadoğu barış görüşmeleri ve Michael Ballack'ın Alman Milli Takımı'nın kaptanı olarak kalmaya devam etmesiyle ilgili yorumlar ağırlıkta.

Alman Emniyet Teşkilatı ve Finansal Denetleme Kurumu mali suçlarla ilgili 2009 yılına ait raporu açıkladı. Buna göre internet üzerinden dolandırıcılık vakalarında somut bir artış gözleniyor. Nordwest-Zeitung konuyu şöyle yorumluyor:

"İnternet bankacılığı birçok kişiye esrarengiz gelmiyor. Federal Emniyet Teşkilatı Başkanı Jörg Ziercke mali suçlarla ilgili 2009 yılı raporunu açıkladığında bu konudaki endişeleri ortadan kaldırmadı. Tam tersine insanları uyaran tahminleriyle, tehdit dolu bir senaryo ortaya koydu. Buna göre para aklayanlar internet üzerinden yasadışı biçimde banka hesaplarına girip bunlara el koyabiliyor, dolandırıcılık yapıyor. Bunu yaparken de İTan gibi yeni bilgisayar casus programlarını, tahayyül edilemeyecek bir boyutta kullanıyorlar. Banka hesaplarının internet üzerinden dolandırıcılık yapanların eline geçmesi inanılmaz oranda artış kaydetti. Güvenlik uzmanları bununla mücadele çabalarında ne yazık ki çoğu zaman geride kalıyorlar."

Bugünkü gazetelerde yer bulan bir başka önemli konu ise İsrail'le Filistin arasında iki yıl aradan sonra başlayacak doğrudan görüşmeler. Düsseldorf'da yayımlanan Westdeutsche Zeitung'un konuyla ilgili yorumu şöyle:

"Barış, ancak tarafların taviz vermesiyle mümkün olur. İsrail, Filistin'in kendi devletine kavuşması gerektiğini kabul etmeli. Hamas gibi radikal dinciler gerekirse ABD'nin de baskısıyla politik güce dönüşmeye zorlanmalı ve El Fetih'le iktidarı ve yetkiyi paylaşmalı."

Saarbrücker Zeitung'un aynı konuyla ilgili yorumu ise şöyle:

"İsrail ve Filistinliler kendi gündem maddeleri, kendi arabulucuları ve kendi hedefleriyle Washington'a gittiler. İki taraf arasındaki görüş farklılığı bundan daha büyük olamaz. Aslında tarafları bu koşullar altında müzakere masasına oturmaya zorlayanlar, sorumsuz ve başına buyruk davranmış demektir. Kim yanlış umut ekerse, hayal kırıklığı biçer. Barış için çözüme hiç olmadığı kadar yakınlaşılan, ancak korkunç bir terör ve askeri şiddete yol açan Camp David'deki barış sözünün üzerinden tam 10 yıl geçti."

Alman gazetelerinin geniş yer ayırdığı bir başka konu ise Alman Milli Takım Teknik Direktörü Joachim Löw'ün, Michael Ballack'ın kaptan olarak kalması yönünde verdiği karar. Gazeteler Löw'ün bu kararı geç verdiğine dikkat çekiyor. Märkische Allgemeine'nin yorumunda şu satırları okuyoruz:

"Teknik Direktör Joachim Löw kimin kaptan olacağı konusunda karar vermek için uzun süreye ihtiyaç duydu. Bu süre içinde tereddüt etmesi ve duraksaması sadece kendisine değil, kaptan Michael Ballack ve diğer aday Philipp Lahm'a da zarar verdi. Ballack kaptan olarak kalıyor, Lahm ise onun yokluğunda bu görevi üstlenecek. Ballack'ın takıma dönüp dönmeyeceği ,eskisinden daha belirsiz. Ballack'ın otoritesi kaptan olarak kalmaya devam etmesine rağmen güçlenmedi, sarsıldı. O, takımda sağlam yeri olmayan bir kaptan. Löw Ballack'ı sadece yönetici figürü olarak takıma alabilir, başka çözümler ona kızılmasına neden olacaktır. Belki de Löw, Ballack'ın kendi isteğiyle havlu atmasını umut ediyor."

Derleyen: Hülya Topcu

Editör: Beklan Kulaksızoğlu - DW

Diğer Haberler