Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Alman Basınından Özetler

Alman Basınından Özetler

05 Nisan 2012 Perşembe 10:32
Bugünkü Alman basınında 84 yaşındaki Nobel ödüllü ünlü Alman yazar Günter Grass'ın İsrail’in nükleer politikalarını sert bir dille eleştiren şiiriyle ilgili yorumlar ağırlıkta.

Grass, Alman Süddeutsche Zeitung'un yanı sıra İspanyol El Pais ve İtalyan El Mundo gazetelerinde de yayımlanan ‘Söylenmesi gerekenler' başlıklı şiirinde İsrail'i dünya barışını tehdit etmekle suçluyor, İsrail'e yeni bir denizaltı göndermeyi planlayan Almanya'ya İran halkının yok edilmesine suç ortağı olabileceği eleştirisinde bulunuyor. Grass, 2006 yılında verdiği bir mülakatta Nazi geçmişini itiraf ederek, 17 yaşında Hitler'in SS birliklerine katıldığını açıklamıştı.

Essen kentinde yayımlanan Westdeutsche Allgemeine Zeitung'un yorumu şöyle:

“Günter Grass, İsrail’i, nükleer silahları ve Almanya’nın yardımıyla dünya barışını tehdit etmekle suçluyor. Grass metnini sadece Alman Süddeutsche Zeitung’da değil, ABD, İspanya ve İtalya’nın önde gelen gazetelerinde de yayınlattı. Yani Alman şair için konu sadece şiir ve sanat özgürlüğü değil, aynı zamanda siyaset yapmak. Amacı kışkırtmak değil. Yazdıklarında ciddi. Görüşleri skandal niteliğinde ve antisemitist. Çünkü İsrail’in siyasetini eleştirenlerin antisemitist diye susturulduğu suçlamasında bulunuyor. Ama sadece antisemitistler bu iddiada bulunur. İsrail’in politikalarıyla ilgili en sert tartışmaların yürütüldüğü yer İsrail’in kendisidir. Grass, İsrail’in İran’ı tehdit ederek dünya barışını tehlikeye attığını iddia ediyor. Oysaki tam aksi doğru. İran lideri, sadece Yahudi Soykırımı’nı inkâr etmekle kalmıyor, aynı zamanda İsrail’i haritadan silmek istiyor. Grass ise bunu görmezden geliyor… Gras’ın, Batı’yı ikiyüzlülükle suçlaması da tahammül edilebilir gibi değil. Acaba eski Nazi birlikleri mensubu Grass on yıllar boyunca kendi sergilediği ikiyüzlülük konusunda ne diyecek? Sonuçta bu tartışmanın iyi bir yanı oldu. Grass dışlandı, karşısında bir cephe oluştu. İsrail’in politikalarında eleştirecek çok şey var. Ama İsrail, aslında sadece kendi geçmişiyle hesaplaşıyor gibi görünen Grass gibi birinin eleştirisini hak etmiyor.”

Pforzheimer Zeitung, “Altında Alman Nobel ödülü sahibinin imzası olmasa bu metin neredeyse tüm gazetelerin yazı işlerinde çöpü boylardı” değerlendirmesinde bulunuyor.

Frankfurter Rundschau ise yazıyı siyasî açıdan uygunsuz buluyor, “Güya söylenmesi gereken şey, söylenmese daha iyi olurdu” diyor ve ekliyor:

“Edebî kalitesiyle ilgili yargıyı edebiyatçılara bırakıyoruz. Ama yaşlı bir adamın elindeki ‘son mürekkeple’ güya bir tabuyu kırmak zorunda olduğuna inanmasını herhalde sadece psikoloji açıklayabilir. Kaldı ki bu tabuyu kendisi ve kendi jenerasyonu oluşturdu.”

Berlin’de yayımlanan Tagesspiegel gazetesinin yorumu ise şöyle:

“Ah Grass. Korkulacak ve endişelenilecek şey, burada birinin şan şöhret için ya da en azından söyleyecek bir şeyleri olan biri olarak görülmek için yazıyor olması. Yaşın getirdiği bir bilgeliğe sahip olduğu ya da etik bir merci olduğu için… Ama durum bu değil. Kelimeleri etik bütünlüğe bir darbe niteliğinde. Kelimelerinden bilgelik de çıkmıyor. Dediklerini tartmıyor, bilmiyor. Geriye ne kalıyor? Yaşlılık.”

Offenburger Tageblatt gazetesi ise Grass'ı savunuyor:

“Günter Grass, İsrail’i eleştirdiği için ya da İran ile nükleer gerilimin tırmanması hoşuna gitmiyor diye antisemitist mi oluyor? İsrail’in nükleer potansiyelinin de uluslararası alanda kontrol edilmesi gerektiğini söylediği için mi? Bir şiirin yol açtığı şu tartışma kötü bir şaka gibi. Ama gerçekten de tipik bir Alman refleksi. Savaşın üzerinden 67 yıl geçmesine rağmen İsrail’e açık eleştiride bulunmak hâlâ bir tabunun kırılması anlamına geliyor. Ama Almanların geçmişi ve Yahudi Soykırımı susmak için bir neden olmamalı. Tam tersine: Bu geçmiş, hoş görülemeyecek şeyler olmaya başladığında sesini yükseltme yükümlülüğü getiriyor.”

DW Türkçe

Derleyen: Beklan Kulaksızoğlu

Editör: Başak Sezen

 

Diğer Haberler