Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Altan Tan: Esas Sorun Ankara’da

Altan Tan: Esas Sorun Ankara'da

06 Ağustos 2010 Cuma 11:56
Bütün bu olan biteni üst üste koyduğunuzda esas sorun Ankara’da. PKK’ye silah bıraktırmayanlar Ankara’da...
Altan Tan / www.ozgundurus.com

Derin Devlet, PKK ve AKP

Kürt sorunu ve başörtüsü meselesi başta olmak üzere hiç bir konuda uzlaşmaya niyetleri yok. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın iddia ettiği gibi bu konuda üzerinde uzlaşılan bir 'Devlet Projesi' de yok!

Türkiye fırtınalı, yağmurlu, kasırgalı bir havada türbülansa tutulmuş uçağa benziyor.

'Bu uçak ne zaman kazasız belasız, doğru düzgün bir yolculuk yaptı ki?' diyebilirsiniz.

Her ne hikmetse yaklaşık her on senede bir memleket allak bullak oluyor.

Muhtıralar, muhtıralar çare olmazsa darbeler, tutuklamalar, işkenceler, faili meçhuller gırla gidiyor.

Türkiye Cumhuriyeti'nin bir devlet için kısacık sayılabilecek 87 yıllık tarihi 87 bin serencamla dolu.

Türkçüsünden sosyalistine, liberalinden İslamcısına, Kürdünden Alevisine, Sabancı'sından Eczacıbaşı'sına kadar devletin sillesini yemeyen yok gibi.

Derin Devlet Hazretleri bütün bir sınıfı sırayla sıra dayağından geçiren eski ceberrut başöğretmenlere benziyor.

Bugünlerde de ortalık toz duman.

Bir zamanlar 'gölgelerine basılamayan' generallerin onlarcası mahkeme kapılarında.

MHP ve CHP ise feryat figan meydan meydan geziyorlar.

Hele hele MHP lideri Devlet Bahçeli sınır, sansür, protokol dinlemeden dümdüz gidiyor.

Barzani, Talabani ve PKK neyse de ABD, İngiltere, Avrupa Birliği ve Fethullah Gülen'e de meydan okuyor.

Üstüne üstlük isim isim sayarak ve üstüne üstüne basarak meydan okuyor.

Bu kadar gerginlik ve restleşmeden sonra 2011 seçimlerinden sonra bir AKP-CHP veya AKP-MHP koalisyonu tasarlayanlar bir değil bir kaç kez daha düşünmeliler.

PKK'nin yaptığı eylemler ise tam olarak akla ziyan.

Türkiye'de gittikçe güçlenen değişim ve dönüşüm taleplerini örgütleyerek tüm statüko karşıtı güçleri yan yana getirecek bir strateji ve politika izlemek yerine şiddeti devreye sokmak, statükonun ekmeğine yağ sürmekten başka bir şeye yaramıyor.

Tokat'ta, Samsun'da, İskenderun ve Dörtyol'da çatışma bölgelerinden yaklaşık bin kilometre uzakta ve fiili çatışmanın dışında 20 yaşındaki memleket evladı erlerle normal rutin devriye görevi yapan polisleri öldürmenin hiç bir ikna edici izahı yok.

Bu tip eylemler en sağduyulu, en sakin demokrat kişilerin bile cinlerini tepelerine çıkarıyor.

Birliğe, kardeşliğe, barışa ve çözüme değil; ayrışmaya, çatışmaya, nefrete ve çözümsüzlüğe hizmet ediyor.

Belki de birileri tam da bunu istiyor!

Çok yaygın bir kanaate göre bu eylemleri PKK değil 'Derin Güçler' gerçekleştiriyor ve her ne hikmetse PKK de bu eylemleri yükleniyor veya yüklenmek zorunda bırakılıyor.

Türkiye değişim ve dönüşüm yolunda nihai bir hesaplaşmaya doğru doludizgin ilerliyor.

Ankara'daki 'Derin Güçler' direniyor.

Askeriyle, yargısıyla, medyası ve sermaye dünyasıyla sonuna kadar direniyorlar.

Kürt sorunu ve başörtüsü meselesi başta olmak üzere hiç bir konuda uzlaşmaya niyetleri yok.

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın iddia ettiği gibi bu konuda üzerinde uzlaşılan bir 'Devlet Projesi' de yok!

Olmayan bir şeyi Başbakan niye var gibi gösterdi, bunu 'anlayabilen' de yok'!

Bugün için neredeyse tüm Türkiye, Kürt sorunu üzerinde yoğunlaşmış durumda.

Hemen herkes bu konuyla ilgili ahkâm kesiyor.

İslami çevrelerin de kafaları karışık.

İslami grup ve cemaatler doğrusu yanlışı, eksiği aksağıyla varlıklarını AK Parti'nin varlığına endekslemiş durumdalar.

Son dönemde en moda söylemleri ise PKK-Ergenekon bağlantıları üzerinde durmak.

PKK'nin 'Derin Devlet' ile bağlantısı kanıtlanırsa her şey düzelecek!

Kürtlerin akılları başlarına gelecek!

PKK'nin 'gerçek yüzünü' görürlerse Kürt sorunu da bitecek!

Defalarca yazdım ve söyledim. Ergenekonvari derin yapılanmalar sadece asker ve sivil bürokrasi içinde değil her yerde var.

PKK içinde ne kadar 'derin' varsa AKP içinde de o kadar 'derin' var.

PKK içindeki derinlerin elinde silah, AKP içindeki derinlerin elinde kalem var.

İsimleri tek tek malum olan bu kişiler Özal'ın da Erbakan'ın da yanında yer aldılar.

Hazretler her zaman kazanandan yana oldular. Anavatan ve RP'nin başını yedikten sonra Tayyip Erdoğan'ın etrafında kümelendiler.

Şimdi 'baş yeme' sırası Tayyip Erdoğan'da!

Kemalizmi tasfiye yerine restore etme, post-Kemalizme geçme ve askerle uzlaşma siyaseti izliyorlar.

Başbakan'ı 'sağ salim karakola teslim edebilirlerse' bu operasyon da bitecek!

Bütün bu olan biteni üst üste koyduğunuzda esas sorun Ankara'da.

PKK'ye silah bıraktırmayanlar da, Kürt sorununu çözmek istemeyenler de Ankara'da.

Emekli Koramiral Atilla Kıyat'ın 'Bütün faili meçhul cinayetlerin arkasında devlet iradesi var' sözleri müthiş.

AKP, PKK, devlet, medya ve sermaye içindeki derinler, çözüm istemeyenler tam bir dayanışma içindeler.

Çözüm isteyenler, demokratik bir hukuk devleti için çırpınanlar ise darmadağınık bir vaziyetteler.

İş birliği yaparak, Türkiye'yi rahatlatacak politikalar üretmeleri gereken AKP ve BDP bir birini yemekle meşgul.

Tayyip Erdoğan değişim ve dönüşümü gerçekten istiyorsa 'dış mihraklar' ve 'taşeron' edebiyatını bir yana bırakarak bütün bildiklerini halkla paylaşmalı ve Ankara üzerinde yoğunlaşmalı.

Halkın kafası karmakarışık. Bu karışıklık ancak gerçek bir şeffaflıkla düzelebilir.

Başbakan, Ankara'yı çözebilirse Kürt sorunu başta olmak üzere tüm sorunlar kendiliğinden çözülecek.

Çok fazla bir seçeneği yok.

Ankara'yı çözemezse, kendisi çözülecek!


Diğer Haberler