Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Ankara’da Yargılanan Kürt Tıp Öğrencilerinin Duruşması 5 Aralıkta

Ankara'da Yargılanan Kürt Tıp Öğrencilerinin Duruşması 5 Aralıkta

29 Kasım 2012 Perşembe 11:44
Ankara’da 6 Haziran’da KCK operasyonuyla gözaltına alınan 13’u tutuklu 43 tıp öğrencisinin yargılanmasına 5 Aralık’ta başlanacak

Ankara’da 6 Haziran’da KCK operasyonuyla gözaltına alınan 13’u tutuklu 43 tıp öğrencisinin yargılanmasına 5 Aralık’ta başlanacak. SES Genel Başkanı Çetin Erdolu, öğrencilere yönelik bu uygulamanın altında Kürt kimlikleri olduğunu vurgulayarak, “6 aydır tutuklu 13 öğrenci cezalandırılmak isteniyor. Bunu kabul etmiyoruz. Ayrıca bu operasyonun ve davanın bir diğer nedeni de öğrencilerin gelecekte yer alacakları sağlık alanındaki iş ve gelecek güvenceleriyle halkın sağlık hizmetine ulaşması önündeki engellerin kaldırılmasına dönük mücadelede yer almalarıdır” dedi.

KCK operasyonları kapsamında 6 Haziran’da gözaltına alınan Ankara, Hacettepe ve Gazi üniversitelerinde öğrenim gören sağlık alanı öğrencileri hakkında hazırlanan iddianame geçtiğimiz günlerde Ankara 13. Bölge Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. 13’ü tutukla 43 öğrenci hakkında “Örgüt üyesi olmak” ve “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte PKK/KCK örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek suretiyle üye olmak” suçlamalarıyla yargılama yapılacak. Haklarında 15 yıla kadar değişen cezalar istenen 43 öğrencinin yargılanacağı davanın ilk duruşması 5 Aralık’ta görülecek.

129 sayfalık iddianamede 43 öğrencinin KCK bünyesindeki “Özgür Sağlık Öğrencileri (ÖSÖ)” ile bağları kurulurken, Ankara’da TTB ve SES tarafından düzenlenen, siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin de destek verdiği 13 Mart 2011’deki “Tek yürek çok ses” mitingine katıldıkları Kürtçe ve Türkçe “Anadilde eğitim-anadilde sağlık” yazılı pankart taşımaları da “örgüt faaliyeti” olarak değerlendirildi. Ayrıca Hacettepe Üniversitesi bünyesinde kurulan Halk Sağlığı Topluluğu (HASAT) da örgütle ilişkilendirildi.

Öğrencilerin, Kürtlerin yaşadığı mahallelerde sağlık taraması yapması da “KCK bünyesinde faaliyet yürüten Sosyal Alan Merkezi içindeki Halk Sağlığı Komitesi örgütlenmesine gidildiği, KCK’nin gençlik yapılanması Komelen Ciwan Koordinasyonu ile eşgüdüm içinde faaliyet göstermesi istendiğinin anlaşılması” oldu. Telefon görüşmeleri ve öğrencilerin sağlık faaliyetlerine yönelik SES ve çeşitli kurumlardaki toplantılardaki konuşmaları da iddianamede yer alıyor.

LEGAL FAALİYETLER İLLEGALİZE EDİLİYOR

TTB ve SES bünyesinde de yer alan öğrencilerin tutuklanarak özgürlüklerinin engellendiğini belirten SES Genel Başkanı Çetin Erdolu, “Öğrencilerin faaliyetleri üniversitedeki çalışmalara dayanır. Büyük bölümü Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi. Bu bölümde kurulmuş HASAT birimi, halk sağlığı topluluğu anlamını taşıyor. Yani halk sağlığı stajı bünyesinde öğretim üyesinin sorumluluğunu taşıyan bir topluluk. Periyodik olarak bir araya geliyorlar. Halkın sağlık hizmeti üzerinden yürütülen tartışmalardan oluşan bir yapılanma. İkincisi Hacettepe tıp fakültesi öğretimi komiteler halinde yapılır. Vücudun bir sistemiyle ilgili komite vardır. Beyin ve sinir komitesi vardır. Bu komitede bu organlarla ilgili çeşitli hastalıklara, tedavisini içeren bilgi topluluğundan oluşur komite. Arkadaşlarımızın teknik takipleri sonucu yaptıkları görüşmelerde komite sözcüğünü kullanmış olmaları. Okulda öğrencilerin karşı karşıya kaldıkları sınav sözcüğü illegal bir kavram olarak değerlendiriliyor. Komite okulun öğretiminin bir parçası oysa” diye konuştu.

ASIL NEDEN KÜRT KİMLİĞİNE SAHİP OLMALARI

Erdolu, Cumhuriyet tarihinin en büyük sağlıkçı mitinginin 13 Mart 2011’de yapıldığını ve 10 bine yakınını öğrencilerden oluşan toplam 30 bin kişinin katıldığı bir mitin olduğunu belirterek, “Çok ses tek yürek sloganıyla hazırlanmış mitinge katılmış olmalarıdır bir diğer suçlama. Sağlıkta dönüşüm programını protesto mitingidir. Bu öğrenci arkadaşlarımızın 13 Mart mitingi ve sonrasındaki eylemlerde söyledikleri türküler, attıkları sloganlar ve taktıkları puşiler de delil gösterildi. Büyük ölçüde çoğunluğu tıp fakültesi öğrenicisi olan ama sağlık alanında öğrenim gören arkadaşlarımız, kendi geleceklerine ve halkın sağlık hakkına sahip çıktıkları ve en önemlisi de kimlik olarak Kürt oldukları için böyle bir operasyonla karşı karşıya kalmışlardır. KCK örgütlenmesiyle bağının kurulmasına neden olabilecek sadece Kürt kimlikleri var” dedi.

BU EĞİTİM HAKKININ GASPIDIR

“İki şeye dikkat çekmek istiyorum” diyen Erdolu, şunları söyledi: “Tutuklu öğrenciler 6 aydır içerideler. Tutuklandıkları sırada 20 gün, 15 gün sonra tıp fakültesini bitirip doktor olacak birkaç öğrenci vardı. Yine pratik stajları bitirdikten sonra mezun olacaklar vardı. Ama büyük bölümü bitirme sınavlarına girmiş olsa bile cezaevindeyken, okullarına götürülüp getirmeler güçlükle yapıldığından sınavları yarım bırakmaları da yaşadılar. Kayıp yaşadılar. İkincisi bu öğrencilerin Eylül-Ekim aylarında başlayan yeni öğretim yılına devam edememe gibi durumla karşı karşıya kaldılar. Bir yılın yarım dönemi bitmek üzere. Yarım yılı kaybetmiş olacaklar, en önemlisi 6 aydır özgürlüklerinden yoksunlar. Hiçbir suçları olmamasına rağmen cezalandırıldılar. Bu kabul edilecek bir şey değil. Biz bunu eğitim hakkının nedensiz yere gasp edilmesi, uydurma gerekçelerle gasp edilmesi olarak değerlendiriyoruz.”

Bu durumun oturtulması gereken çerçevesinin tüm muhalif seslerin susturulması olduğunu vurgulayan Erdolu, öğrencisinden gazetecisine, siyasetçisinden öğretim üyesine kadar herkesi yıldırma amacı taşıdığını, sessiz, biat eden bir gençlik ve toplum yaratma, dindar bir nesil yaratma projesinin bir parçası olarak değerlendirmek gerektiğine dikkat çekti.

Öğrencilerin kendi iş ve gelecekleri ile halkın sağlık hizmetine ulaşabilmesindeki engellerin kaldırılması amacıyla yürütülen mücadelede yer aldıkları için haklarında dava açıldığını belirten Erdolu, baskıcı, totaliter iktidar anlayışıyla susturulmak ve mücadelelerinin önünün kesilmek istendiğini ifade etti.

Bunun büyük ölçüde öğrencilikte başlayarak mesleğe adım atmadan gelecekteki karanlığı başından tutturmak anlamını taşıdığını dile getiren Erdolu, “Kamuoyunda öğrenci mücadelesi değişik örgütlerle ilişkisi kurularak durdurulmaya çalışılmaktadır. Bağımsız yargı ve iyi işleyen adalet olması halinde mutlaka adaletin duvarına çarpar. Ama özel yetkili mahkemeler ve sonrasında bunların yerine kurulan mahkemelerin bağımsız olduğu ve adaletin tecelli ettiğini söylemek mümkün değil. Türkiye’nin hekime ihtiyacı olduğu bir dönemde tıp öğrencilerinin tutuklanması ve yargılanmasının altında bunlar yatıyor” dedi.

EĞİTİMİN VE SAĞLIĞIN EN ÖNEMLİ ARACI ANADİLDİR

İnsanların kendi en iyi ifade ettikleri dilin önüne engel konmasının hiçbir insani kavrama sığmayacağının altını çizen Erdolu, “Türkiye’de değişik anadilleri olan topluluklar yaşıyor. Bunların nüfus olarak en yoğunu Kürtler. Kürtlerin öteden beri anadilleri üzerinde yoğun baskılar oluşmuştur. 12 Eylül darbesiyle Kürtçeye yasak da getirilmiştir. Ancak Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgede eğitim emekçilerinin en çok yaşadığı sorun büyük ölçüde oradaki çocukların eğitiminde yaşanan güçlüklerdir. Sağlık emekçilerinin yaşadığı güçlükler ise halkın hastalığını anlatma meselesidir. Trajikomik hikayeler de vardır bu konuda. O nedenle insanların temel doğuştan gelen haklarından biri olan anadilinde eğitim ve sağlık hakkı anadil üzerinden değerlendirilmeye muhtaçtır. Doğuştan bir sağlık hakkına sahipseniz, devletin ödevi öncelikle sizin sağlığınızı korumak, hastalandığınız zaman ihtiyacınız olduğu kadar vermektir. Bu ihtiyacı o hizmeti size verecek kişiyle anlaşarak alabilirsiniz. Gerek anadilde eğitim gerekse de sağlık hakkı en önemli aracı anadildir. Bunu ortadan kaldırırsanız sağlık hizmetine ulaşmasını engellersiniz. Sendikamızın tüzüğünde anadilde sağlık hizmeti verilmesi maddesi vardır” diye belirtti.

DEVLET KENDİ GÖREVİNİ RANT ALANINA ÇEVİRİYOR

Demokrasinin olmazsa olmaz koşullarından birisinin de insanların kendini en iyi şekilde ifade ettikleri dili her yerde kullanabilmeleri olduğunu ifade eden Erdolu, sözlerini şöyle tamamladı: “Hükümetin zorlamayla da olsa böyle bir noktaya gelmesi en azından umut vericidir. Gerek kamu alanında insanın kendini en iyi ifade ettiği dille ifade etmesi, eğitim alması, sağlık hizmeti, sosyal güvenlik hizmeti, adalet hizmeti. Hangisi olursa olsun kendi dilinde alma hakkı vardır. Ama bu hakkı rant alanı haline getirme anlayışı kabul edilir değil. Savunma hakkını düzenleyen yasada kişinin kendi en iyi ifade ettiği dille savunabileceği hükmü getirilirken bir yandan da tercümanı kendi parasıyla bulması düzenlemesi getiriyor. Devlet kendi görevini yurttaşa yüklüyor. Bu nedenle düzenleme yapılırken umut taşıyoruz, Kürt sorununun çözümü ve gelecek açısından umut taşıyoruz. Ama kişinin kendi parasıyla ödeyeceği rant alanına dönüştürülmesi, iktidarın neo liberal ekonomi politikaları sonucudur.”

5 Aralık’ta yargılanacak olan öğrencilerin isimleri ise şöyle:

“Tuncay Gökçen, Ahmet Demirel, Recep Kar, Zülküf Akelma, Mustafa Karakurt, Özgür Mert Bakan, Perişan Akan, Mustafa Akın, Mehmet Budak, Mehmet Aydın, Fatih Sultan Akın, Ahmet Karer Yurtdaş, Birhat Şimşek, Azad Özdemir, Eren İlhan, Mustafa Karataş, Sedat Yıldırım, Laleş Tunç, Hakan Altındağ, Alev Boz, Şeyhmus Ergin, Şengül Yıldız, Çağlan Çavuşoğlu, Sera Şimşek, İbrahim Fuat Akgül, Serap Tutuş, Esat Yetkin, Gülçin Korkut, Şeyhmus Atik, Nurcan Duran, Danyal Gümüş, Turgay Top, Işın Çelik, Zakir Gezici, Akın Taş, Nurettin Tanrıverdi, Elif Bağrıyanık, Akif Çalişci, Fırat Kaya, Deniz Topçu, Hazel Delal Kara, Burak Taş ve Baran Kılıç.”

İbrahim AÇIKYER - ANF
 

Diğer Haberler