Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Azadi Hareketi - Fikri AMEDİ

Azadi Hareketi - Fikri AMEDİ

07 Haziran 2012 Perşembe 00:53
Azadi hareketi tektipçiliği değil çoğulculuğu savunduğundan bütün fikir, inanç ve düşünceleri Kürdistan’ın zenginliği olarak görecek, çoğulculuk ve birbirine tahammül etme kültürünün yerleşip kök salmasına hizmet edecektir.

Kuzey Kürdistan Müslümanları arasında modern anlamda İslami temelde Kürdistan özgürlük davası hiç güdülmedi ya da güdülmesine izin verilmedi. İkinci Mahmut’tan itibaren Kürdistan coğrafyasında meydana gelen ayaklanmaların bir kısmı statülerini kaybetmek istemeyen beylerin ve mirlerin ayaklanmaları iken bazıları ise milli kimlik temelinde gasp edilen hakların geri alınmasına yönelikti.

Şeyh Said hareketi, Mahabad Kürd Cumhuriyeti'nin öncülüğünü yapan kadrolar, Barzani ailesi ve hareketi, Şeyh Mahmud Berzenci hareketi ve diğer Kürdistani yapıdaki kıyam ve hareketlerin başındaki İslami kimlikli şeyh, molla, kadı vb. önder ve şahsiyetler bireysel olarak Müslüman ve çevrelerinde İslami bir kimliğe ve temsiliyete sahip olmakla beraber hiçbir zaman çağdaş İslami Hareketlerin sahip olduğu bir programa ve ilkelere sahip değildiler ve İslamcılık davası gütmediler, davalarını bu temeller üzerinde inşa etmediler. Davalarını Kürdistani temelde Kürd halkının gasp edilen haklarının geri alınması, eşitlik temelinde statü, inkar ve asimilasyona karşı mücadeleyi vb ilkeler üzerinde inşa ettiler.

Kuzey Kürdistan’da 1960lardan itibaren üniversitelerde okuyan Kürt gençleri dünyadaki gelişmelere paralel olarak sol düşüncenin etkisinde Türk solu içerisinde örgütlendiler, Kürt sorununu gündeme getirdiler. Solun antikapitalist söylemi, halkların kendi kaderini tayin etme hakkının Marksizm tarafından Ezilen ulusların kurtuluşu için reçete olarak sunulması, özgürlükçü söylemlerin bayraklaştırılmasından dolayı Kürd gençlerinin Marksist-Leninist bir çizgiye kaymalarına sebep oldu, bu düşüncelerin gençler arasında kök salmasını sağladı. Kürd solunun Türk solundan ayrılmasıyla da Kürd sorununu birinci öncelik sırasına koydular. Fakat Kürd solu hiç bir zaman bütün Kürd halkını temsil edebilecek bir yapıya kavuşmadı. Kürdlerin inançları, kültürleri, geleneksel kurumları ve değer yargılarına savaş açıldı, insafsızca eleştirildi, küçümsendi. Dolayısı ile sol düşünce ile halk arasında daima bir mesafenin oluşmasına neden oldu. Bu geleneğin en büyük hareketi konumundaki PKK dahi bütün Kürdlere ulaşamadı, kapsayıcı olamadı. Kürdlerin büyük bir kısmı ile temel Kürdistani değerler ortak paydasında biraraya gelemedi. İdeoloji Kürdistani değerlerden, halkın inançlarından ve değer yargılarından önce geldi, öncelik o tarafa verildi. PKK /BDP çizgisinden rahatsız olanlar, kendilerini burada rahat ifade edemeyenler ile inanç ve değerlerinin aşağılandığına inananlar Türk- İslam partilerine sığındılar, kendilerini orada ifade ettiler.

Türk- İslam partilerinin, cemaatlerinin ve gruplarının eksenine kayan Kürd İslamcıları, Kürtler ile aralarına kalın duvarlar ördüler. Ümmetçilik adı altında Kürdistan’da meydana gelen insanlık dışı mezalime gözlerini ve kulaklarını kapadılar. İslam gelecek zülüm bitecek nakaratlarını tekrarlayarak kendilerini avuttular; gündemlerini Filistin, Afganistan, Çeçenistan vb. İslam coğrafyasındaki mazlum halkların yaşadıkları vahşeti konuşup tartışarak geçirdiler. Kürd müslümanları hemen yanıbaşlarındaki kardeşine, komşusuna, akrabasına, hemşehrisine, kavmine ve milletine yapılan vahşiyane hareketlere karşı kör, sağır ve dilsizleri oynadılar.

Kürd sorununu kısmen de olsa kendi gündemlerine alan cemaatler de sorunu gündeme getirirken bir mahcubiyet içerisinde çekine çekine kimsenin duymacağı şekilde konuştular. Türk Müslümanının oluşturduğu psikolojik havadan dolayı milliyeçilikle suçlanabilirm, ırkçılık yaftası ile damgalanabilirim korkusu ile Kürd sorununu dile getirdiklerinde muhakkak bir başka coğrafyadaki sorunu da beraber konuşarak meşruiyet sağlamaya çalıştılar.

Doksanlardan itibaren Kürd sorununu gündemlerine alan cemaatler ve şahıslarda ya bizzat devlet tarafından ya da devletin sırtını sıvazladığı gruplar tarafından saldırıya uğradılar, öldürüldüler, kaçırıldılar ya da sürgüne gitmek zorunda bırakıldılar. Bu dönemde Kürd Müslümanlarına yönelik saldırılarda onlarca müslüman şehid edilirken tek bir Türk kökenli Müslümana dokunulmaması, Kürd Müslümanlarının bütün faaliyet alanları kısıtlanırken Türk İslamcılarının devletin paralelinde bölgede köklü faliyetler içerisine girmeleri ile, önlerinin açıldığı devlet ve devlet destekli güçler tarafından korunup palazlandırıldığı gözlendi.

Doksanlardan günümüze kadar ise ne yazık ki İslami çevrelerin soruna duyarsızlığı eskisi kadar olmasa da halen devam etmektedir. AKP’nin ustalık dönemindeki pervasızlığı, Roboski Katliamı, inkar ve asimilasyonda Kemalist söylemlerin tekrar edilmesi, İslamcı faşist bir yola girilmesi ya da bu yöndeki niyetlerinin deşifre olması, Kürd İslamcılarının yeni arayışlara girmesini zorunlu kılmıştır.

9-10 Haziran 2012 tarihinde Diyarbakır’da yapılması düşünülen toplantı ve istişareden sonra kendisini deklere etmesi düşünülen Kürdistan İslami İnisiyatifi bu yönü ile önemlidir. İnisiyatifin İsmini kısaca Azadi Hareketi koyması da 1925'deki Azadi Partisi'nin bıraktığı yerden bayrağı devralma niyeti taşıdığından anlamlıdır. Bu hareketin en önemli özelliği özgür, özgün, vesayet altında olmayan, iradelerini bir yerlere rehin olarak bırakmayan hür iradeli insanların oluştuduğu bir yapı olmasıdır. Bu yapı herhangi bir örgütün, cemaatin, partinin ve illegal örgütlemenin devamı olmadığından kirlenmemiş, saf kalmış insanların oluşturduğu bir yapılanmadır. Hareket, ta başından itibaren şiddeti ve illegaliteyi red ederek kirli ilişkilere, kardeş kavgasına kapısını kapamış, hangi fikir ve düşüncede olursa olsun Kürd halkının çıkarları ve özgürlük ortak paydasında kucağını herkese açmıştır.

Bu hareket Kuzey Kürdistan'da var olan bir boşluğu doldurmaya, Kürd hareketleri arasında iyiyi ve doğruyu elde etmede rekabeti ve yardımlaşmayı amaçladığından önemlidir ve gereklidir, çünkü:

Azadi Hareketi'nin İslami bir kimliğe sahip olması, referans olarak İslam'ı öngürmesi İslam ile Kürdler arasında kalın duvarlar örmeye çalışan, İslam ile Kürdleri denetim altında tutmayı gaye edinen Türk kökenli parti ve cemaatlerin bölgede etkinliğinin zayıflamasına yol açacaktır.

Azadi Hareketi, Kürtlere dayatılmak istenen 'ya Müslüman olacaksın ya da Kürd' ikileminden Kürdleri kurtaracaktır. Hem dinlerine hem de Kürdistan'a sahip çıkan harekete; bunlar dinsizdir, imansızdır, Zerdüştlüğün propagandasını yapıyorlar suçlamalarında bulunulamayacak, suçlamada bulunanların da inandırıcılığı olmayacaktır.

Kürdler bu hareketle dinlerinin Kürdlüklerine, Kürdlüklerin de dinlerine mani olmadığını, birini diğerine feda etmenin sömürgeci din simsarlarının işi ve talebi olduğunu anlayacaklardır. Din, iman, Qur’an diyenlerin aslında elimize Kitab'ı tutuşturup topraklarımıza göz koyan din bezirganları olduğu anlaşılacak, yüzlerindeki maskeler bu hareketle indirilecektir.

İslami hasasiyetlerinden ya da yanlış propaganda ve manipülasyon neticesinde Kürdistan özgürlük mücadelesine sırtını dönmüş, kendisi ile halkı arasına mesafe koymuş kesimleri harekete geçirecek, sorumluluk bilincinin tabana yayılmasını sağlayacaktır.

Azadi hareketi ile beraber bir çok İslami cemaat ve grup durup düşünmek zorunda kalacaktır. Kürd sorununun çözümünü iki ayet bir hadis okuyarak çözdüğünü zannedenler ile ruhen halkına yabancılaşıp bunun istismarını yapanları harekete geçirmeye zorlayacaktır. Kürd sorunundan nemalanan ya da Kürdleri kendi ideolojik amaçları için arka bahçe olarak görenlerin ipliğini pazara çıkaracak, samimi olmayıp onları istismar edenleri deşifre edecektir.

Azadi hareketi tektipçiliği değil çoğulculuğu savunduğundan bütün fikir, inanç ve düşünceleri Kürdistan’ın zenginliği olarak görecek, çoğulculuk ve birbirine tahammül etme kültürünün yerleşip kök salmasına hizmet edecektir.

Azadi hareketi, hem hegemonyacı güçler hem de Kürdlerin içinden çıkmış baskıcı otoriter güçler tarafından onurları ayaklar altına alınmış, ezilmiş, zorla biryerlere taraf olmaya zorlanmış, çift kişilik oluşturularak ikiyüzlü olmaya zorlanan mazlum halkımıza izzet, onur, haysiyet ve erdem bahşetme hareketi olmalıdır.

Azadi hareketi, özüne yabancılaştırılmış, onurları kırılmış, özgüven duygusunun zayıflatıldığı, kültürüne, inançlarına, değer yargılarına ve geleneksel kurumlarına yabancılaştırılmış bir halkın köklerine dönmesi, kökleri ile barışması, özüne dönme hareketi ve gayretidir.

Azadi hareketinin, ta başından itibaren şiddetten uzak duracağını deklere etmesi; sivil, Müslüman, anti militarist olması, her türlü askeri vesayeti red etmesi; yıllardır şiddeti ve terörü bahane ederek Kürdlerin meşru hak ve taleplerini inkar eden hegemonik güçlerin manevra alanı daraltacaktır.

Azadi hareketinin kendini deklere etmesi ile beraber, devletin kendi Kürdünü oluşturmaya çalıştığı bir döneme denk gelmesi, devşirmeleri ve devşirilmeye çalıştırılan Kürdleri deşifre edecektir. İdeolojisiz, amaçsız, gayesiz, kin ve düşmanlık üzerinde siyaset yapan, devlet destekli kurum ve kuruluşların önünü kapatacaktır.

Azadi hareketi, İslami kimliği ile yıllardır devletin yedek gücü gibi çalışan, devletin çıkarlarına hizmet eden, devleti meşrulaştıran, zulme, haksızlığa, sömürüye karşı ketum davranan Diyanetin elinde bir zülüm ve sömürü aracına aracına dönüşen Yüce İslam dinini olması gereken yere, layık olduğu yere oturtmaya çalışacaktır.

Azadi hareketi aslında bir Hılfu’l Fudul hareketidir. Peygamber Efendimiz'in peygamberlikten önce mazlumların hakkını savunmak için Mekke erdemlileriye kurduğu bir yapıya benzerlik göstermektedir. Çünkü bu yapıya gönül verenlerin her biri yıllardır mazlum Kürd halkının haklarını elde etmesi için mücadele eden ve bu alanda rüştünü ispatlayan hak, hukuk ve adalet mücadelesi veren özgür iradeli şahsyetlerden oluşmaktadır.

Doğru bir siyaset takip edilmesi halinde kendi halkının derdi ile dertlenen insanların oluşturduğu bu yapı kısa sürede halk arasında bir umut olmaya adaydır. Çünkü bugüne kadar halk adına ortaya çıkan bütün yapılar devlet gibi halka büyük bir baskı ve yıldırma politikaları uygulamış, halkı ille bir yerlere taraf olmaya zorlamıştır. Halkın iradesi, halk adına karar verdiğini iddia edenler tarafından halka rağmen ipotek altına alınmıştır. Dolayısı ile Azadi Hareketi, geçmişin uygulamalarından ders alarak halkçı politikalarla halkı ayağa kaldırmaya muktedir olmaya adaydır.

Köklerinden koparılmış bir halkın kökleri üzerinde yeniden dirilmesine vesile olması umuduyla bu özüne dönüş hamlesinin hayırlara vesile olmasını Alemlerin Rabbı'ndan diliyoruz. Allah, mazlumların ve mağdurların bu hareketini hayıra çevirir inşallah.

Fikri AMEDİ  / ufkumuz.com

Diğer Haberler