Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Azadi İnisiyatifi, İsmail Beşikçi’yi ziyaret etti

Azadi İnisiyatifi, İsmail Beşikçi'yi ziyaret etti

16 Ekim 2012 Salı 01:28
Azadî İnisiyatifi İstanbul Temsilcisi Av. Mahmut Koyuncu ve İnisiyatif'in kurucu üyelerinden İrfan Burulday, Bekir Bekiroğlu ve Mehmed Said Çakar, İsmail Beşikçi Vakfı’nda Beşikçi Hoca’yı ziyaret ettiler

Azadî İnisiyatifi İstanbul Temsilcisi Av. Mahmut Koyuncu ve İnisiyatif'in kurucu üyeleri olan İrfan Burulday, Bekir Bekiroğlu ve Mehmed Said Çakar, Beyoğlu İstiklal Caddesi Ayhan Işık sokakta bulunan İsmail Beşikçi Vakfı’nda Beşikçi Hoca’yı ziyaret ettiler.

Ziyarette vakıf kütüphanesi ve vakfın faaliyetleri ile ilgili olarak İsmail Beşikçi Vakfı Başkanı İbrahim Gürbüz’den bilgi aldılar. Gürbüz, açıklamasında İsmail Beşikçi Vakfı’nın Kürtlerin ortak buluşma noktası olarak görülmesi gerektiğini, yakında Amed’de bir şube açmayı düşündüklerini ve çeşitli faaliyetlerde bulunacaklarını söyledi.

Akademisyen yazar İsmail Beşikçi’nin bütün hayatını Kürtlere adadığını söyleyen İbrahim Gürbüz, yazarın kitaplarındaki telif gelirini ve iki dairesini vakfa bağışladığını; böylece bu vakfın Beşikçi Hoca’nın hayatıyla bütünleşmiş bir miras olduğunu söyledi. Vakıf başkan yardımcısı Ruşen Arslan, vakıfta rutinleşecek faaliyetlerden biri olarak her ay Beşikçi Hoca’nın Ankara’dan İstanbul’a gelerek vakıfta sevenleriyle sohbet edecek olmasını müjdeledi.

Av. Mahmut Koyuncu, sorular üzerine Azadî İnisiyatifi’nin politik duruşu ve Kürdistan algısı üzerine vakıfta bulunanlara ve Beşikçi Hoca’ya bilgi verdi. Azadî üyesi Mehmed Said Çakar tarafından Kürtlerin milliyetçi olup olmaması konusunda Beşikçi Hoca’ya yöneltilen soruya Hoca şöyle cevap verdi: “Doktor Hikmet Kıvılcımlı komünist önderlerinden olduğu ve üstelik ağır hasta olduğu halde, ajan olabilir gerekçesiyle tedavi için gitmek istediği Arnavutluk’a onu kabul etmediler. Komünist, kendine enternasyonal diyen bir devlet milli çıkarlarını önceledi. Lenin de bir Rus milliyetçisiydi. Enver Hoca da milliyetçidir. Kürtlerin de milliyetçi olması lazım. Marks’ın “tarihsiz milletler” diye kategorize ettiği bir kavram vardır. Bu milletlerin varlığı inkâr edilir. Bunların dünyada nüfus bakımından en büyüğü de Kürtlerdir. Bu durumda kendi varlığını ortaya çıkarmaya çabalayanlara “milliyetçi” deniyor. Bu isimlendirmeden Kürtlerin rahatsızlık duymaması gerekir.

Bir halk inkâr ediliyorken “Her türlü milliyetçiliğe karşıyız” söylemi, devletçi bir söylemdir. 1930’lara, 1940’lara baktığımızda, yani Türkiye’de Kürtlere yönelik uygulamalara baktığımızda Kürt milliyetçiliğinden başka çözüm yoktur. Düşünün ki Abdullah Varlı’nın Arapça'dan Kürtçe'ye çevirdiği Kur'an’ı Türk Diyanet İşleri Başkanlığı kabul etmiyor. Diyanet, milli olmadıkça Kur'an’ı bile kabul etmiyor. Türkiye’deki Türk İslam'ı, inkarcı ve asimilasyoncu Türk milliyetçiliğini en çok koruyan, en çok geliştiren şeydir. Bir zamanlar Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi mevlit okuttu. Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenlik güçleri hemen etrafı sıkı denetim altına aldılar. Çünkü mevlit, Süleyman Çelebi’nin değil, Melayê Batê’nin mevlidiydi; Türkçe değil, Kürtçeydi. Din bile milli olduğu sürece onaylanabiliyor Türkiye’de. Türk devleti gerçek İslam’ı değil, kendi duygu ve düşüncelerine yönelik olan bir İslam’ı, yani Türk İslamı’nı güçlendirmeye çabalamaktadır.” Beşikçi Hoca’nın bu açıklamasından sonra söz alan Azadî üyesi İrfan Burulday, tam da bu bağlamda Azadî İnisiyatifi’nin ortaya çıktığını, bu faşizanlıktaki Türkçü İslam anlayışına mukabil adil bir İslami yaklaşımı benimsediklerini, Azadî olarak hakkı ve adaleti öncelediklerini söyledi. Böylece İslamileşme ile Kürdîleşme arasındaki çelişkilerin ortadan kalkacağını, açılacak bu yolla bir Kürd’ün dindar bir biçimde Kürdistan davasına sahip çıkabileceğini dile getirdi.

Azadî üyelerinden Bekir Bekiroğlu da Bediüzzaman Said-i Kürdî’nin milliyetçiliği müspet ve menfi olarak ikiye ayırdığını, Türk milliyetçiliğinin başka halkların inkârı üzerine kurulu olduğunu söyledi.

Azadî üyelerinden yazar Remzi Pêşeng’in “Türkler, Araplar, Farslar dindarlaştıkça kendi milliyetleriyle barışırlar; oysa Kürdler dindarlaştıkça kendi halklarına yabancılaşırlar” sözünü aktaran Bekiroğlu, Azadî İnisiyatifi’nin bu boşluğu doldurmaya aday olduğunu söyledi. Azadî üyelerini onaylayan Beşikçi Hoca, Türk milliyetçiliğinin amacını “Kürd’e nefes aldırmamak” olarak özetledi. İttihat ve Terakki iktidarından bu yana devletin ırkçı projesinin Kürd’ü asimile etmek, yapamazsa imha etmek temelinde geliştirildiğini söyledi. Buna karşı “her türlü milliyetçiliğe karşıyız” demenin, hele bunu Kürdler'in söylemesinin kabul edilemez olduğunu, bu sözün üniversite hocalarına, MHP’ye ve Perinçek’e yakıştığını, zaten onların sık sık bunu söylediklerini belirten Beşikçi Hoca, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ortadoğu’da 40 milyon Kürd varken uluslar arası arenada Kürd’ün adı geçmiyor. Lüksemburg, Malta gibi devletler birkaç yüz binden ibaret birer nüfusa sahipken BM üyesi olabiliyorlar. 47 devletin üye olduğu Avrupa Konseyi’nde 30-40 bin nüfuslu San Marino, Monaco veya Andorra gibi devletler varken 40 milyonluk Kürdistan ülkesinin nasıl devletsiz kalmış olduğunu iyi düşünmek gerekir. Kimse Filistin için devletsiz bir çözüme yanaşıyor mu? Elbette Kürtlerin en doğal talepleri, en somut hedefleri Kürdistan’ın bütün parçalarını kapsayacak bir Kürd devleti olmalıdır.”

Son olarak Av. Mahmut Koyuncu’nun Azadî’ye yönelik tavsiyelerini almak istediği Beşikçi Hoca, Azadî İnisiyatifi’ni kurulduğundan bu yana bildiğini, izlediğini söyledi. Kürdler'in bugün yoğun bir örgütlenme içerisinde olduklarını ve Azadî’nin de İslam dindarlarını Kürdistan ideali etrafında bir araya getirmesi bakımından çok değerli olduğunu söyledi.

Müslüm Demirci / BEROJ

Diğer Haberler