Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Azadi İnisiyatifi Üzerine(Analiz-Abdulbasit Bildirici)

Azadi İnisiyatifi Üzerine(Analiz-Abdulbasit Bildirici)

06 Ocak 2013 Pazar 17:39
Azadi, Kürdistan’ın yönetiminin Kürdistanlılara bırakılması gerektiğini savunmaktadır.

Bilindiği gibi 2012 yılının ortalarında ağırlıklı olarak İslami düşünceye sahip bir grup Kürt Diyarbakır’da bir araya gelerek oldukça geniş katılımlı bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantı sonrasında “Kürtçe ifadesiyle Ji Bo Maf, Dad û Azadiyê Înîsiyatîfa Îslamî Ya Kurdistanê”, Türkçe ifadesiyle de “Hak, Adalet ve Hürriyet için Kürdistan İslamî İnisiyatifi” adı altında siyasi bir yapılanma oluşturuldu.

Böyle bir yapılanmaya gitmenin hiç şüphesiz en önemli yanı, belki de Türkiye ve Kürdistan tarihinde ilk defa ve fiilen Türk İslamcılığından ayrı ve tamamen Kürdistan merkezli bir siyasi yapılanmaya gidilmesi olmuştur.
 
Ancak biz bu yazımızda daha çok inisiyatifin resmi deklarasyon metnine bağlı kalarak yapılanmanın ana fikirleri ve hedefleri üzerinde durmak istiyoruz.
 
Metnin ilk cümlesi şöyle başlamaktadır: “İNİSİYATİF; Kürdistan’ın Kuzeyi’nde, İslamî sorumluluk sahibi bireylerin bir araya gelmesiyle kurulmuş bir oluşumdur.” İlk cümleden de anlaşılacağı gibi Azadi, Kürdistan’ın Kuzeyi tabirini kullanarak dört parçaya bölünmüş Kürdistan coğrafyasını siyasi olarak tanıdığını ve savunduğunu açıkça deklare etmektedir.
 
“Kürdistan, aynı zamanda burada yaşayan Arap, Ermeni ve Süryani halkları ile Hıristiyanlık, Yezidilik ve Yaresanlik gibi birçok etnik ve dinî topluluğun da ülkesidir.”
Yukarıdaki cümle ise Türkiye Cumhuriyeti’nin mevcut yapısından çok daha farklı ve ileri bir tanımlama yaparak Kürdistan’ı orada yaşayan belli başlı bütün etnik ve dini yapılanmaların vatanı olarak tanımlamaktadır. Bu bağlamda klasik anlamda bir ulus devlet yapılanmasını hedeflememekte aksine şimdilik farazi bir Toplumsal Sözleşme neticesinde oluşacak müstakbel bir ortak yaşamı hedeflemektedir. “Hangi etnik, dini veya felsefi açıklamayla veya aidiyetle kendini ifade ederse etsin, Kürtler ve Kürdistanlılar; tüm farklılıklarıyla birlikte bir bütün olarak Kürdistan halklarını teşkil eder.” Şeklindeki cümle ise yukarıdaki amacı açığa çıkarmaktadır.
 
Azadi; Kurmanc ve Kırmancki (Zazaki) lehçelerini Kürtçenin birer lehçesi olarak kabul ederek bu yönüyle devletin ayrıştırıcı ve bölücü/zayıflatıcı tutumuna karşı çıkmaktadır.
 
Aşağıda tırnak içine alarak vermiş bulunduğumuz deklarasyon metninden açıkça anlaşılacağı gibi Azadi, Kürdistan’ı bölen 1639 Kasr-ı Şirin, 1916 Sykes Picot ve 1923 Lozan Antlaşmaları’nı tanımamaktadır. “İran-Osmanlı yayılmacılığı -1639 Kasrı Şirin antlaşması- ile başlayan, İngiliz, Fransız ve Rus’ların emperyalist emelleri doğrultusunda gelişen ve I. Dünya Savaşı sürecinde de devam eden Kürdistan’daki coğrafi parçalanma; 1916 Sykes Picot ve 1923 Lozan Antlaşmaları sonucu modern Türkiye, İran, Irak ve Suriye ulus devletlerinin oluşturulması, Kürdistan'da siyasal parçalanmayı da beraberinde getirmiştir. Kürt milletinin aleyhinde devam eden bu süreç, Kürtleri ve Kürdistan’ı statüsüz bir millet ve ülke olarak bugünlere kadar getirdi. Bu ise asla Kürt milletinin iradesiyle gerçekleşmiş bir durum değildir.”
 
Yine Azadi İnisiyatifi Kürdistan’la ilgili şu tanımlamayı yapmaktadır: “Kürdistan, kardeş Müslüman halklar adına hareket ettiğini iddia eden devletlerin askeri ve siyasi hegemonyası altında bulunmaktadır.” Buna göre Kürdistan, halkı Müslüman olan Türkiye, İran, Irak ve Suriye devletleri tarafından İslam kardeşliği adı altında askeri ve siyasi hegemonya altında tutulmaktadır. Buna göre Azadi, Kürdistan’ın yönetiminin Kürdistanlılara bırakılması gerektiğini savunmaktadır. Aynı şekilde Kürdistan’da bulunan askeri güçlerin de ülke dışına çekilmesi gerektiğini savunmaktadır.
 
“İnisiyatif olarak, gönüllü birliktelik esasına dayalı olmak kaydıyla birlikte yaşamayı mümkün kılacak olan anayasal ortaklık tartışmalarını önemsiyor ve Kürtlerin kendi tercihleriyle özerklik, federasyon, bağımsızlık hakkını ve bunun meşruiyetini tartışma konusu yapmıyoruz.” Burada Kürtlerin statüsüyle ilgili olarak Azadi’nin belli bir önermesi bulunmamakta olup Kürt halkının çoğunluğunun tercihinin önemli olduğu vurgulanmaktadır. Yöntem olarak Anayasal düzenleme yöntemi tercih edilmekte olup özü itibariyle bir Toplumsal Sözleşme’ye ehemmiyet atfedilmektedir. Somuta indirgemek gerekirse özerklik, bağımsızlık ve federasyon tercihlerinden hiçbiri tartışma konusu yapılmamakta ve Kürt halkı hangisini isterse bunun “mümkün”lüğü kabul edilmektedir.
 
“İnisiyatif; siyasal mücadele yöntemi olarak şiddeti tercih etmez, bununla birlikte meşruiyeti ve tabii/ilahi hakları esas alır.” İnisiyatifin burada şiddet yöntemiyle hak aramaya olan yaklaşımı bir tercih meselesi olarak değerlendirilmektedir.
 
“İnisiyatif, Kürt milletinin gerçek manada tüm haklarına kavuşması için, sivil itaatsizlik de dâhil her türlü demokratik yollarla yaptığı mücadeleyi ve bu yolları esas alarak faaliyet ve çalışmalarını yürütmeyi meşru görür.” İnisiyatifin mücadele yöntemi her türlü demokratik yol olarak tanımlanmaktadır.
 
“İnisiyatif, Kürdistan ve özellikle Kürdistan’ın Kuzeyi’ndeki hiçbir hareketin, örgütün, cemaatin, siyasi parti veya grubun hasmı ya da tarafı değildir. Adalet ve dayanışma prensiplerine bağlı olarak işbirliği ve ittifakları savunur.” Kuzey Kürdistan açısından belki de en can alıcı tespit bu maddede yer almaktadır. Buna göre Azadi Kürdistan’daki hiçbir siyasi, kültürel ya da dini yapılanmanın hasmı ya da tarafı değildir. Bu ilke olması gereken çok genel bir ilke olmakla beraber geçmişte yaşanan bir takım nahoş iç çatışmaların da hala hafızalarda yer alması hasebiyle gerekli bir ilke olmaktadır. Azadi gibi İslami tandanslı bir Kürt siyasi yapılanması gündeme geldiğinde en ciddi endişeler şüphesiz bu “kirli” geçmişin tekrar edip etmeyeceği yönünde oluşmaktaydı. Bunun yanında yine Türk-Kürt İslami camiasında özellikle en kitlesel (hakim) Kürt siyasi hareketine karşı mevcut olan olumsuz bakışın Azadi İnisiyatifi'nde bulunmadığını özellikle vurgulamak için konulmuş bir ilke olmaktadır.
 
Abdulbasit Bildirici / Hür Bakış

Diğer Haberler