Barzanî dema referandûmê destnîşan kir
Serokwezîrê Herêma Kurdistanê Nêçîrvan Barzanî ragihand, ku dê di nav sala 2017ê de referandûma ji bo serxwebûna Başûrê Kurdistanê bê encamdan.
Hûmara 97. ya Newepelî Vejîya
Nuştoxanê na hûmare ra Keyaksar Ateş, Abdurehman Önen û Hebûn Stembar reya verên a ke kirdkî nusenê û Newepel de dest pêkenê.
Şîretê Bedîuzzeman Mela Seîdê Kurdî
Ey Milletê Kurd! Îttîfaq di qewet, îttîhad di heyat, birayey di se’adet, hukûmat di selamet est o.
BASIN ÖZETİ – 24 Ağustos 2010 (Yazarlar)

BASIN ÖZETİ – 24 Ağustos 2010 (Yazarlar)

24 Ağustos 2010 Salı 16:56
Kürt Meclisi’yle birlikte daha geniş tabanlı bir Kürt siyasi hareketinin ortaya çıkması, bazılarının siyaseti kötü bir şey sanması dolayısıyla olumsuz gibi sunulacaktır.
Kürt siyasi hareketinin açmazı ve krizi... (Cengiz Çandar – Radikal)

Diyarbakır'da toplanan Demokratik Toplum Kongresi'nin (DTK) Ahmet Türk tarafından açıklanan “sonuç bildirgesi”nin en can alıcı bölümlerinin, “Özerk Kürdistan çözüm önerisi daimi meclisimiz tarafından esas alınmaktadır. Birlikte yaşama projesidir bu. Demokratik özerklik projesi ile ilgili bir çalıştay düzenlenecek ve sonuçlar kamuoyu ile paylaşılacaktır. DTK, hükümet, Öcalan ve PKK başta olmak üzere çözüme katkıda bulunacak herkesle görüşmeyi amaçlamaktadır. DTK, Kürt ulusal birliğine yönelik tüm çalışmaları esas alacaktır” cümleleri olduğunu yazan Cengiz Çandar, “Özerk Kürdistan” ya da “demokratik özerklik” talebinin, “yanlış zamanda haklı talep” diye anlayabilmenin mümkün olduğunu belirtti.

Şu anın, Türkiye'nin demokraside yol alabilmesi ve BDP'lilerin de arzuladıkları türden demokratik hukuk dönüşümünün yapılabilmesi için anayasa değişiklik paketinin 12 Eylül referandumundan geçmesinin “zamanı” olduğunu ifade eden Çandar, yazısına şöyle devam etti:

“(…) 'Bardağın dolu tarafını görmek' isteyenler, 'özerk Kürdistan' talebini, PKK'nın 'bağımsız Kürdistan' talebine oranla ehven ve 'bağımsız Kürdistan' talebinin -Cemil Çiçek'in anladığının tersine- terkedilmesi olarak da pekâlâ anlayabilirler.
Ama ne olursa olsun, BDP'de ve giderek DTK'da 'sorunlu' bir durum söz konusu. Birincisi 'boykot'a bağlılık yeminleri ediyor, ikincisi ise birincisinin katılığını esnetemiyor. Bunun önemli nedenlerinden biri, DTK'nın Ahmet Türk'ün sözünü ettiği ve henüz sağlanmaktan çok uzak olduğu anlaşılan 'Kürt ulusal birliği' açısından gerekli olan bir 'geniş Kürt cephesi' kuruluşu olmaktan ziyade, bir 'biraz genişletilmiş BDP kurulu' haline dönüşmüş olmasıdır.
BDP'nin ise, iki eş genel başkanının birinin ağzından Cizre'de ateşler çıkıyor, diğeri ise Batman'da 'boykot'a anlamlı bir alternatif saydığı 'yeni anayasa'yı 'yeni anayasamızı kendimiz yazacağız' diye haykırıyor.

(…) Kürt siyasi hareketi, öfkeyle sağa-sola cevap yetiştirmeyi askıya alıp, içine yuvarlanmaya başladığı 'paradoks'la yüzleşmek zorunda.
Bu nedenle, DTK'nın iki günlük çalışması, ne yazık ki, anlamlı bir sonuç üretmedi. Türkiye'nin de, kendinin de hayrına olmayan bir sonuçla sonuçlandı.”

PKK ile pazarlık mı terörü bitirmek mi? (Fatih Çekirge – Hürriyet)

Dün yazdığım “PKK ile pazarlık” yazısına, okurlardan gelen yorumlar ve yapılan suçlamalara bakarak, toplumu kamplara bölen bir “çatal dil”in oluştuğunu gördüğünü belirten Fatih Çekirge, muhalefetin, “Hükümet PKK ile pazarlık yaptı” iddiasında olduğunu yazdı.

Bu iddiaların “ihanet” ve “vatan hainliği” gibi ağır suçlamalarla küfre yatkın “azgın bir mahkeme”ye dönüştüğünü ve “herkesin o küfre baktığını” ama “kendi işininse gerçeğe bakmak” olduğunu ifade eden Çekirge, şunları yazdı:

“(…) Gerçek şudur:
Abdullah Öcalan'ın ABD tarafından teslim edilişi sırasında bir pazarlık başlamıştır.
Yani Öcalan'ın veriliş şekli açık bir pazarlıktır. Çünkü ABD Öcalan'ı idam etmeme sözü karşılığında vermiştir. İlk pazarlık budur.
Sonra MİT 'Kullanalım' demiş ve bu teklif MGK'da kabul görmüştür.
O günden bugüne de değişik defalar temas edilmiş, konuşulmuştur.
Bugüne gelirsek.
Devlet, 25 yıl boyunca uyguladığı, silahla, baskıyla, faili meçhulle, olağanüstü hallerle, parti kapatmalarla, özel kuvvetlerle, JİTEM'lerle bir yere varılamayacağını nihayet kısmen de olsa kavramıştır.
Her kapattığında daha büyük bir oyla Meclis'e gelen partileri aslında kapatarak dışlayarak onları birer Kürt Partisi haline getirdiğini de fark etmiştir.

(…) Bu yüzden silahın dışında bir arayış gerekmektedir.
Bu arayışın adı:
'Silahları değil insanı dinleme, namlunun ucundan değil insanın kalbinden bakma çabası'dır...
'Mağlubu olmayan bir çözüm' arayışıdır...
Evet, devletin bazı organları, PKK'nın önde gelen isimleriyle temas ederek silahların bırakılması için konuşmalar yapmıştır. Ve yapacaktır.
Peki bu bir pazarlık mıdır?
Bana göre hayır.
Bu yapılanlar bir devletin daha fazla vatan evladı ölmesin diye gösterdiği en stratejik ve en akılcı çabadır.”

Özerk Kürdistan (Mehmet Tezkan – Milliyet)


Demokratik Toplum Kongresi'nde alınan kararları dün Ahmet Türk'ün açıkladığını ve “Çıtanın konulduğu son nokta” ve talebin “Özerk Kürdistan” olduğunu yazarak başlayan Mehmet Tezkan, başka çözüm olmadığını, çünkü “Özerklik” fikri telaffuz ve talep edilip “beyinlere nakşedildikten sonra, ne yapılırsa yapılsın hiçbir şeyin kesmeyeceğini” belirtti.

Dün itibariyle “Kürt açılımı”nın tedavülden kalktığını ve özerklik talebiyle açılımın en büyüğünün yapıldığını iddia eden Tezkan'ın yazısından bir bölüm şöyle:

“(…) İktidar Kürtçe eğitime izin verse bile kesmez..
Kürt enstitüleri açsa, Kürt kültürünü yaygınlaştırmak için kampanyalar düzenlese, paralar akıtsa, PKK'lılara kısmi af çıkarsa, dağdan inenlere iş imkânı yaratsa, kredi verse, okumak isteyene okul bulsa, üniversitede kontenjan tanısa, bugünü kadar söylenen söylenmeyen her şeyi yapsa..
Tatmin edemez..
Talep artık özerkliktir..

Kürt kongresinde sorunun çözümü için bir dizi taleplerde bulunuldu..
Öcalan'ın çözüm sürecinde rol oynaması..
KCK operasyonunda tutuklananların bırakılması..
Kandil'den törenle karşılanıp sonra cezaevine gönderilenlerin salıverilmesi..
Seçim barajının indirilmesi istendi..

Dikkat! Listedekiler barışçıl çözüm paketi veya talebi veya şartları değil..
Acil ihtiyaç listesi..
Öbürü belli..
Yeni bir anayasa ile Özerk Kürdistan'ın inşası…”

Kürt meclisinin talepleri (Okay Gönensin – Vatan)

Demokratik Toplum Kongresi'nin (DTK), “yetkili” bir “Kürt Meclisi” taleplerini giderek daha açık hale getirdiğini ve “bu meclisin, şu andaki yasal Kürt partisi BDP'nin yanı sıra, bu parti dışında bulunan Kürt siyasetçilerin, aydınların katılımıyla daha geniş bir temsil niteliği kazanmasına çalışıldığını ifade eden Okay Gönensin, “şu anda ortaya konulan taleplerin arasında hemen gerçekleşebilecek ve önümüzdeki on yılın ciddi tartışma konuları arasında yer alacak olanların bulunduğunu” yazdı.

Anayasa referandumu dolayısıyla BDP ve çevresindeki siyasilerin “boykot” tavrında ısrarcı olmalarının, “yeni anayasa” meselesini bugünden gündeme sokma çabasının ürünü olduğunu, AKP hükümetinin, içinde“Kürtlerin” ve “demokratik özerklik” kavramının yer alması istenen böyle bir vaat içine girmesinin bugünden çok zor olduğunu kaydeden Gönensin, şöyle devam etti:

“(…) Böyle bir konuyu konuşabilmek için de Türk toplumu yeterince hazırlıklı değil. Değil, çünkü hâlâ ortada kan var. Eğer referandum sonrasında da, temmuz seçimine kadar olan dönemde kan dökülmeye devam ederse böyle bir tartışmayı isteyenler asla uygun bir ortam bulamazlar.

Bunun yanında KCK operasyonu adı verilen tutuklamaların yarattığı rahatsızlık ve güvensizlik çok açıktır ve bu durumun düzeltilmesi için Kürt Meclisi'nden talep gelmesine bile gerek yoktur.

(…) Yüzde 10 seçim barajının yüzde 5'e indirilmesi sadece Kürt partilerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde temsili bakımından değil, temel bir demokratik gereklilik olarak yerine getirilmek zorundadır. Bu konuda da Türk kamuoyundan destek almak siyasi irade için zor olmayacaktır.

Kürt Meclisi'yle birlikte daha geniş tabanlı bir Kürt siyasi hareketinin ortaya çıkması, bazılarının siyaseti kötü bir şey sanması dolayısıyla olumsuz gibi sunulacaktır. Ama demokrasiyi bütün Türk toplumu öğrenirken, Kürt siyasetçiler de öğrenecek…”

(AKnews Kürtçe – Türkçe Bölümü)

Diğer Haberler

Diğer Haber Başlıkları