Barzanî dema referandûmê destnîşan kir
Serokwezîrê Herêma Kurdistanê Nêçîrvan Barzanî ragihand, ku dê di nav sala 2017ê de referandûma ji bo serxwebûna Başûrê Kurdistanê bê encamdan.
Hûmara 97. ya Newepelî Vejîya
Nuştoxanê na hûmare ra Keyaksar Ateş, Abdurehman Önen û Hebûn Stembar reya verên a ke kirdkî nusenê û Newepel de dest pêkenê.
Şîretê Bedîuzzeman Mela Seîdê Kurdî
Ey Milletê Kurd! Îttîfaq di qewet, îttîhad di heyat, birayey di se’adet, hukûmat di selamet est o.
BASIN ÖZETİ - 3 Ağustos 2010 (Yazarlar)

BASIN ÖZETİ - 3 Ağustos 2010 (Yazarlar)

03 Ağustos 2010 Salı 10:25
(…) ‘KCK operasyonları’nın Kürtler açısından bir kırılma noktası olduğuna tekrar dikkat çekmekte yarar görüyorum. PKK içindeki ‘çözüm’ eğilimi de bu yaygın tutuklamaların ardından geri çekildi.
PKK'nın artan inisiyatifi (Oral Çalışlar – Radikal)

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un, Uğur Dündar'a verdiği demeç sırasında yapmış olduğu “Bir noktada önümüzdeki sürecin nasıl cereyan edeceği terörist eylemleri olduğu için terör örgütünün büyük boyutta inisiyatifine de bağlı olaylar. Çünkü bunu da bir boyutta kabul etmek mecburiyetindeyiz” değerlendirmesinin yeterince üzerinde durulmadığını belirterek başlayan Oral Çalışlar, Başbuğ'un bu değerlendirmeyi yapmasının ardından PKK'nin eylemlerini daha da yaygınlaştığını ve şehirlerdeki gerginliği artırabilecek bir boyut kazandığını yazdı.

Son günlerde PKK eylemlerinin, siyasi gündemi daha da yoğun şekilde belirleyen bir rol oynadıklarının görüldüğünü ifade eden Çalışlar, yazısına şöyle devam etti:

“(…) Türkiye'nin çok ciddi bir iç kamplaşmanın içinde olduğu bir dönemde, PKK'nın bu kamplaşmayı yoğun olarak etkileyen ve ondan yoğun olarak etkilenen bir aktör olması son derece doğal. PKK da, bütün bu 'süreç' içinde, 'kendi rolünü' oynuyor.
Kandil'deki PKK liderliğinin iki eğilim (1.siyasi müzakere imkânına doğru 'silahları bırakma' eğilimi, 2. 'bekleyelim görelim' eğilimi) arasında gidip geldiğini tahmin etmek zor değil.

(…) 'Açılım' başladığında PKK içindeki güçlü bir eğilim 'siyasi müzakere' yoluyla bir çözüm aranmasına destek veriyordu. Kısmi bir güvensizlik havası vardı ama, 'bir şeyler olacak' psikolojisi de ciddi bir zemin kazanmaktaydı.
(…) 'KCK operasyonları'nın Kürtler açısından bir kırılma noktası olduğuna tekrar dikkat çekmekte yarar görüyorum. PKK içindeki 'çözüm' eğilimi de bu yaygın tutuklamaların ardından geri çekildi.

(…) PKK, (belki de daha önce hiç yapmadığı kadar belirgin bir şekilde) siyasi bir aktör olarak sahneye çıkmış ve 12 Eylül'de yapılacak referandumu etkileyeceği açık olan 'çarpıcı' eylemlere girişmiş durumda.
(…) PKK'nın şu anki asıl hedefinin AK Parti hükümeti olduğunu düşünmemize olanak veren birçok veriye ve ipucuna sahibiz. Özellikle de son günlerdeki eylemlerin ana hedefinin AK Parti'yi düşürmek ve köşeye sıkıştırmak olduğunu düşünmek için birçok sebep var.

(…) AK Parti içinde de iki farklı eğilim var. Abdullah Öcalan, avukatlarla yaptığı son görüşmede, 'Bana hep bekle dediler' diyor. AK Parti'nin de gelişmeleri 'referandum'u ön planda tutarak değerlendirdiği söylenebilir. AKP, referandum eşiğini, iki milliyetçiliğin temsilcisi olarak öne çıkan akımlara uzak durarak ve ikisine de 'vurarak' atlatmaya çalışıyor. PKK'nın da ona bu eksende karşılık verdiğini gözlemliyoruz.
Kâğıtların referandumdan sonra yeniden karılacağına kesin gözüyle bakabiliriz.”

Mayın isyanı (Derya Sazak – Milliyet)

Batman'ın, Kürt siyasetinin güçlü olduğu illerin başında geldiğini belirten Derya Sazak, Batmanlılar'ın, “Kürt kimliğinin tanınması, siyasi ve kültürel haklar üzerinden yapılmakta olan mücadelenin yeniden 'askeri alan'a çekilmesinden” rahatsız olduklarını, ancak PKK'nın da şiddeti tırmandırmasından da aynı ölçüde kaygı duyduklarını yazdı.

Sonunda korkulanın olduğunu, mayın patlaması sonucu 'kör şiddet'in, Batman Barosu eski Başkanı Sedat Özevin, İHD Batman Şubesi eski Başkanı Sadi Özdemir ve eski BDP'li Salih Özdemir ile Almanya'dan ziyarete gelen kardeşleri Sofi Özdemir'i sevdiklerinden aldığını kaydeden Sazak, şunları yazdı:

“(…) Sabri Özdemir'in sözleri PKK'nın 'aktif savunma' adına kendi evlatlarını da katletmesine tepkinin ifadesidir: 'Salih ağabeyim, 30 yıl demokrasi için mücadele etti. Silahı tasvip etmedi. Barış istediğinden, partide kalması için iradesini istediler. O da vermeyip köye çekildi. Hediyesi mayın oldu. PKK köyün ağabeyime ait olduğunu bile bile mayını neden koydu?'
İşte PKK'nın açmazı burada yatıyor. Sınır birlikleri, karakollar derken 'savaşı şehirlere yayma' adına Kürtler de ne zaman biteceği belli olmayan bir mücadelenin tutsağı haline geldiler. Hasankeyf'te köyüne çekilen bir insanı 'ölüm' neden bulur?! Silahların susmadığı bir ortamda 'barış' nasıl olur?

(…) Taraf'ta Neşe Düzel'le konuşan Kemal Burkay da dikkat çekmiş: 'Ne zaman demokratik gelişme olsa sınır karakolları baskına uğruyor. Bazı eylemler var ki, bizzat Ergenekon mu, kontrgerilla mı, JİTEM mi yaptı belli değil... (…) Savaştan beslenen derin devlet, CHP ve MHP içindeki statükocular engel olmasalar PKK silah bırakır'.
Batman'daki mayın cinayeti soyut bir “barış” kavramının Kürtlere de zarar verdiğinin resmidir.”

Bu komployu kim yaptı? (Mehmet Y. Yılmaz - Hürriyet

Hatay Dörtyol'daki olayların ardından ortaya çıkan bazı bilgilerin, üzerinde ciddi bir şekilde durulmayı gerektirdiğini belirten Mehmet Yılmaz, ortada Jandarma istihbarat görevlileri ile görüştükten sonra, otomobili gasp edilerek olayda kullanılan bir yerel politikacı olduğunu belirtti.

Olaylar başladığında ortalığı karıştırdığı iddia edilen bir jandarma görevlisinin olduğu bilgisinin de olduğunu ifade eden Yılmaz'ın yazısından bir bölüm şöyle:

“(…) Oturup bir komplo senaryosu yazmak istesek, elimize yeterli malzeme mevcut anlamına geliyor bu.
(…) Elbette tersi de söz konusu.
Bu olayı en başından itibaren titizlikle planladıysanız o kişiyi takip edip böyle bir buluşmadan sonra otomobilini gasp ederek hem istediğinizi yapabilirsiniz, hem de dikkatleri başka yere çekebilirsiniz.
(…) Onun için bu olayın çok yönlü soruşturulmasında yarar var.
'Provokasyondur' deyip geçmek yetmez, provokasyonu kimin yaptığını da ortaya çıkarmak gerekir ki bundan sonra benzer senaryoların uygulanmasının önüne geçilebilsin.

Cin şişeden çıkınca olur böyle şeyler

Diyarbakır Belediye Başkanı'nın 'Belediyemizin önünde Türk bayrağının yanında bir de Kürt bayrağı dalgalansa ne olur' sözlerine, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, kendi üslubuna pek yakıştıramadığım bir yanıt verdi: 'Organları yer değiştirmiş bir adam yerli yersiz konuştu!'

Belli ki Cemil Çiçek çok sinirlenmiş.
Ben de neden sinirlendiğini anlamakta güçlük çektiğimi söylemeliyim.
Geçtiğimiz yaz 'Kürt açılımı' diye yola çıkıp sonra bunu 'demokratik açılım'a , en son olarak da 'milli birlik ve beraberlik projesi'ne çevirirken günün birinde bunun söylenebileceğini düşünmemiş olmalarını yadırgadım.

(…) En başından beri söylediklerimizin haklı olduğu ortaya çıkıyor: Hükümet ne olduğunu kendisinin de pek bilmediği bir “açılım” başlattı ve şişeden cini çıkarttı. Şimdi nasıl geriye sokacağını bilmiyor.”

Askeri kim kurtaracak? (Mümtaz'er Türköne – Zaman)
    
İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın, Dörtyol'da çıkan olaylar için “Olaylar hiç öyle geriden göründüğü kadar yalın değil” yorumunu yaptığını ve bu “insanın kanını donduran” iddianın “orta yerde durduğunu” belirten Mümtaz'er Türköne, Dörtyol'da dört polisin öldürüldüğü saldırıyı, jandarma istihbarat personelinin (JİTEM) gerçekleştirdiği senaryosunun herkesin aklına yatmış durumda olduğunu yazdı.

Dünkü gazetelerin, yedi askerin hayatını kaybettiği Hantepe baskınının video kayıtlarından fotoğraflar yayınladıklarını, istihbaratı alınmış ve Karargâh'ta saniye saniye izlenen baskına hiçbir müdahale ve destek gelmediğini iafede eden Türköne, şöyle devam etti:

“(…) Dörtyol provokasyonu, ezberlediğimiz bir Ergenekon klasiği olarak kabul görüyor. Tıpkı Danıştay saldırısı gibi. Ergenekoncuların paçayı sıyırmak için terör dalgasına ihtiyaçları var. PKK'nın kendi davaları ve Kürt halkı ile hiçbir bağlantısını kuramadan başlattığı ve sürdürdüğü savaş, bir Ergenekon siparişi olarak yorumlanıyor. Neşe Düzel'in iki hafta üst üste Taraf'ta yaptığı röportajlar, bu senaryonun kanıtlarını sıralıyor. PKK'yı içeriden yakından bilen Öcalan'ın eski avukatı Hüseyin Yıldırım'ın Ergenekon-PKK ilişkisine dair söyledikleri mutlaka dikkate alınmalı. Kemal Burkay'ınkiler de.

(…) Tehlikeli bir eşikteyiz. TSK'nın güvenliğimizi sağlamak yerine doğrudan güvenliğimiz için ciddi bir tehdit oluşturduğu kanaatinin hemen düzeltilmesi lâzım.
(…) TSK'nın bu bozulan imajı denetimsizliğin eseri. Denetim, sadece bir kurumda işlerin hukuka uygun işlemesini temin etmekle kalmaz; aynı zamanda şaibeleri ve şüpheleri de giderir…”

(AKnews Kürtçe – Türkçe Bölümü)

Diğer Haberler

Diğer Haber Başlıkları