Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
BASINÖZETİ – 18 Ağustos 2010 (Köşe Yazıları)

BASINÖZETİ – 18 Ağustos 2010 (Köşe Yazıları)

18 Ağustos 2010 Çarşamba 09:29
"Asker kendi askerini niye öldürtüyor? Ve bu gerçeği medyanın ağırlıklı bir bölümü neden görmüyor? Bu rejimle ve işbirliği olduğunu gösteriyor."
Bir devlet politikası olarak 'faili meçhul cinayetler' ve askerde reform! (Hasan Cemal – Milliyet)

Hasan Cemal, emekli Koramiral Atilla Kıyat'ın 1993'le 1997 yılları arasında büyük çoğunluğu Güneydoğu'da işlenen 'faili meçhul cinayetler'in devlet politikası olduğuna işaret eden sözlerini anımsatarak, o dönemde 17 bin 500 faili meçhul cinayet işlendiğini anımsattı.
Kürtlerin büyük acılar yaşadığını vurgulayan Cemal'in yazısından bazı bölümler şöyle:

“(…) Eğer bu ülkede barış ve huzur istiyorsak, demokrasi ve hukuk diyorsak, adaletten söz ediyorsak, Türkiye'de 'darbeci zihniyet'le gerçekten hesaplaşmaktan yanaysak, o zaman bu korkunç dönemi aydınlatmak, hesabını sormak ve katilleri cezalandırmak zorundayız.
1990'ların cumhurbaşkanları, başbakanları, genelkurmay başkanları, Güneydoğu'da görev yapan komutanlar, JİTEM'i yönetenler, emniyet müdürleri, özel kuvvet komutanları, acaba hangisi reddedebilir, faili meçhul cinayetlerin devlet politikası olduğu gerçeğini?..
Hiçbiri.
O dönemi devlette, devletin ve siyasetin doruklarında yaşayan hiç kimse bu gerçeği reddedemez.
(…)Emekli Koramiral Atilla Kıyat gibi 'delikanlı' başka komutanların da günün birinde çıkıp, askerlik mesleğine bulaşan kirlerin ve Türkiye'nin alnına sürülen kapkara lekelerin temizlenmesine katkıda bulunacaklarına inanıyorum.
Bunun adı 'askerde reform'dur.
Askerden 'cuntacılar'ın, 'darbeciler'in temizlenmesidir.
Sarıkız gibi, Ayışığı gibi, Balyoz gibi, Ergenekon gibi darbe tertiplerinin hesabının sonuna kadar sorulmasıdır askerde reform...
İktidar partilerinin yıpratılmasını öngören Kafes gibi, Ak Parti'yle Gülen'i bitirme planları gibi, İrtica Org. gibi kökleri Genelkurmay karargahına giden siyaset ve dezenformasyon odaklarını yaratan zihniyet dünyasından kurtulmaktır askerde reform...
Siyasal parti gibi davranmaktan, kendini devlet içinde devlet gibi görmekten bir an önce sıyrılmaktır. Bunun için de hem kurumsal hem zihniyetsel değişimleri yapmaktır askerde reform...”

Evet! Silahlar sussun diye... (Cengiz Çandar – Radikal)

Cengiz Çandar, PKK'nın geçen hafta ilan ettiği ateşkes 17 yıl içinde 7. ateşkes olduğunu belirterek, son ateşkesin 20 Eylül'e dek süreli olması, hatta Abdullah Öcalan'ın bunu gereksiz bulup 13-14 Eylül'e kadar sürmesini istemesinin, ateşkesin 'kalıcı' olma şansını ortadan kaldırmadığını kaydetti. Ateşkesin kalıcı olmasını isteyen Çandar, şu görüşleri dile getirdi:

“(…) Ateşkesin 'kalıcılığı' konusunda 'olumlu sinyaller'in başında, Hasan Cemal'in pek sevdiği ve pek sık kullandığı deyimle 'ellerin tetikten çekilmesi' için kuvvetli kitlesel bir iradenin varolması geliyor.
'Kürt sokağı' öyle istiyor ve PKK, herşeye bigane kalsa bile 'Kürt sokağı'nın güçlü iradesine bigane kalamaz durumda. Zaten ateşkes de, her şeyden önce, 'Kürt sokağı' sayesinde geldi.
(…) PKK kadar, iktidar ve Türkiye'nin kamuoyu da 'Kürtlerin kelepir bir çözüme razı olmayacağını' anladığı anda, ateşkesin ömrü uzayacaktır ve 'kalıcılığı' sağlanacaktır.
'Mesaj alınmıştır'; anlaşılıyor.
12 Eylül'de 'evet'le birlikte Türkiye'nin zaptedeceği 'yeni demokratik mevzi', Kürt sorununun, Kürtlerin razı olmayacağı 'kelepir çözümü'nün ötesinde arayışları mümkün kılacak bir 'siyasi iklim' oluşturacağı için önümüz açılacak.
Türkiye'nin yakın geleceğine ilişkin 'büyük fotoğraf'ı görebilmek için evet!”

PKK'nın ardındaki Avrupalı devletler (Emre Aköz – Sabah)

Emre Aköz, Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in, "Abdullah Öcalan kullanılıyor. BDP de, Kandil de figüran...Terörün arkasında daha büyük bir uluslararası sistem var” sözlerini değerlendirdiği yazısında, "yabancı destek" yaklaşımının dikkatli biçimde kullanmak gerektiğini kaydetti. Bu yaklaşımı, "aslında böyle bir sorunumuz bulunmuyordu, hiç yoktan yaratıldı" düşüncesine yol açacağına dikkat çeken Aköz, şunları yazdı:

(…) Peki, Bakan'ın sözünde gerçek payı yok mu? Elbette var. PKK'nın hem Ortadoğu'da, hem Avrupa'da bağları bulunuyor.
Koca bir orduya karşı savaşırken, ister istemez başka devletlerle işbirliği yaptı.
Mesela bugün Suriye ile aramız iyi. Vizeler kalktı. Gazeteler, 'iki ülke tek ekonomi' diye başlık atıyor.
Ama 15 yıl önce Suriye'nin, Türkiye'ye karşı en büyük kozu PKK idi. Apo, Şam'da barınıyordu, daha ne olsun?
(…) Aslında hızla gelişen ekonomisi ve bölgedeki siyasi etkinliği nedeniyle, Avrupa Birliği'nin, bırakın müzakereleri filan, Türkiye'yi kırmızı halı döşeyerek birliğe alması gerekiyor.
Ama tam da bu olumlu özellikler, AB'nin statükosunu sarsacak.
AB'nin lider ülkeleri, güçlerini Türkiye ile paylaşmak zorunda kalacaklar.
Peki, ne yapmalı?
Basit: Önce PKK'yı el altından desteklersin... Sonra da 'Türkiye iç meselesini çözsün, öyle gelsin' dersin.
Tabii bununla yetinmez, Ergenekon şebekesini ve ona arka çıkan medyayı da desteklersin.
Dilini bilmediğim bir Avrupa ülkesinden gazetecilerin yer aldığı yemekte bu fikrimi söylemiştim de... Popolarına iğne batırılmış gibi hoplamışlardı.
Diğerleri itiraz ederken, sadece biri, ciddi bir yüz ifadesi ile "Kanıtın var mı" demişti. Aklımdan onun 'görevli' olduğu geçivermişti.
Amma da uçmuşum, değil mi?

Kendi askerini şehit ettirmek  (Ergun Babahan – Star)


Ergun Babahan,  ortadaki bilgilerin, Silahlı Kuvvetler'in, en azından bir bölümünün, uzun yıllardır, planlı şekilde kendi askerini öldürttüğünü gösterdiğini belirterek, Genelkurmay'ın iddialar karşısındaki sessizliğine dikkat çekti. Babahan, şu görüşleri kaleme aldı:

“(…) Asker kendi askerini niye öldürtüyor?
Ve bu gerçeği medyanın ağırlıklı bir bölümü neden görmüyor?
Bu rejimle ve işbirliği olduğunu gösteriyor.
Ve de bu iğrenç bir durum.
Çünkü hakkını savunma imkanından yoksun çocukların evladı ölüyor.
Nasıl mı?
Cevap basit.
Baskınların tümü önceden istihbarat bilgisi olarak gelmiş.
Hantepe'de 30 merkezden naklen izlenmiş.
Ama bu merkezlerin tamamı Genelkurmay Başkanlığı'na ait.
Lafı kısa keselim, oradaki askerler ölsün diye kimse kılını kımıldatmamış.
Yani, PKK ile işbirliği yapılmış.
İktidarın kim olduğu önemli değil.
Elbette, AK Parti'nin iktidar olması artı bir motivasyon.
Ama Bask modelinden bahseden Tansu Çiller ve 'Avrupa Birliği yolu Diyarbakır'dan geçer' diyen Mesut Yılmaz dahil, herkesin bu dersi aldığı kesin.
(…) Gençlere tek tavsiyem var, Genelkurmay bir açıklama yapana kadar askere gitmeyin, yoksa tabutla geri dönme ihtimaliniz yüksek.
Ama hiçbir şey puştça bir tuzakta öldürülmenize yol açmamalı.
Anne-babalar, siz de oğullarınızın hesabını sorun.
General dediğiniz, sizin benim gibi insan.
Ve de omzundaki yıldızlar, oğlunuzu ölüme göndermek için yeterli bir neden değil.”

(AKnews Kürtçe – Türkçe Bölümü)

Diğer Haberler