Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
BASINÖZETİ – 19 Ağustos 2010 (Köşe Yazıları)

BASINÖZETİ – 19 Ağustos 2010 (Köşe Yazıları)

19 Ağustos 2010 Perşembe 09:55
"Öcalan bir bakıma referandumda “evet” demenin koşullarını açıklamış oldu."
Ateşkes MGK'da (Murat Yetkin – Radikal)

Murat Yetkin, PKK'nin 12 Eylül'deki referanduma dek ilan ettiği ve devamını taleplerinin yerine getirilmesine bağladığı “eylemsizlik” kararının, bugün İstanbul'da toplanacak Milli Güvenlik Kurulu'nda (MGK) özel madde olarak görüşüleceğini yazdı. Toplantıda, PKK'nın şartlı ateşkesiyle ortaya çıkan duruma bağlı olarak PKK'nın içinde bulundu durum, PKK'nın Irak'ta Amerikalıların çekilmesi ardından karşılaşabilecekleri durum ve referandum öncesi güvenlik durumunun ele alınacağını kaydeden Yetkin, şunları yazdı:

“(…) Kaynakların verdiği bilgiye göre, ateşkes ve bağlantılı diğer süreçler üzerine Emniyet Genel Müdürlüğü, Türk Silahlı Kuvvetleri, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), MGK Genel Sekreterliği ve Kamu Güvenliği Müsteşarlığı'nın ayrı ayrı sunumlar yapması bekleniyor.
(…) Toplantının hemen öncesinde PKK'nın fiili lideri Murat Karayılan'ın, eylemsizlik kararını Türk hükümet yetkilileriyle görüşmelerden sonra aldıklarını açıklaması, toplantıyı daha da ilginç hale getiriyor.
Geçtiğimiz hafta, temmuzun son haftasında PKK ile hükümet yetkilileri arasında görüşme yapıldığı haberleri, MİT kaynaklarınca da, hükümet kaynaklarınca da yalanlamıştı.
Aradan geçen sürede, Cumhurbaşkanı Gül (Azerbaycan seyahati sırasında) terörle mücadelenin çok değişik yöntemleri ve devletin değişik kurumları bulunduğunu söyleyerek temas noktaları olabileceği hususunu akla getirmişti.
(…) Başbakan Tayyip Erdoğan'ın daha öne CHP ve MHP ile birlikte 'Ruh üçüzü' ilan ettiği BDP'nin referandumda AK Parti ile birlikte 'evet' demeye dönmesi koşulları az çok ortaya çıkıyor. Bu koşullarda KCK ve yüzde 10'a ek olarak en ilginç olanı, 12 Eylül halkoylaması gününden önce, hükümetin içinde etnik kimlikleri dikkate alan bir vatandaşlık tanımı ve ana dilde eğitimi de içeren yeni bir Anayasa için takvim açıklaması koşulu.
Başbakan Erdoğan'ın kampanya sırasında 'Asıl anayasa 12 Eylül'den sonra' demiş olmasının BDP ve PKK'yı ne kadar tatmin edeceği meçhul. Çünkü BDP'liler bu koşulu, Başbakan'ın sözleri ardından öne sürmeye başladı.
Peki, AK Parti hükümeti 12 Eylül halkoylamasından sonra Kürt meselesinde, Anayasa'da etnik odaklı değişiklikler yapacak denli radikal adımlar atabilir mi? Cengiz Çandar'a bakacak olursanız, atacak (ve bu yüzden Çandar da 'evet' atacağını açıkladı.) Fikret Bila'ya bakacak olursanız, zor; çünkü en geç 2011 yazında genel seçim var ve Erdoğan'ın Doğu'dan alacağı oyların yanı sıra, Batı'dan alacağı oyları da hesap etmesi gerekecek.”

Terörle mücadele ortak olmalı (Fikret Bila – Milliyet)


Referanduma giderken İmralı-PKK-BDP cephesinden çelişkili açıklamalar geldiğini belirten Fikret Bila, sonucu her zaman olduğu gibi Öcalan'ın belirlediğini kaydetti. İmralı'dan gelen “son güne kadar bekleyin” mesajının, BDP'nin boykot kararını gölgede bıraktığını ifade eden Bila, şu görüşleri kaleme aldı:

“(…) Öcalan bir bakıma referandumda “evet” demenin koşullarını açıklamış oldu.
“Tek taraflı ateşkes ilan ettiğini” açıklayan Kandil, bu kararı “devletin Öcalan'la görüşmesinden sonra” aldıklarını da duyurdu.
Kandil'den yapılan bu açıklama, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, 'Devlet terörle masaya oturmaz pazarlık yapmaz ama kurumları vardır' sözüyle birlikte ele alındığında, İmralı ile ne konuşuldu, sorusu gündeme geliyor.
(…) Terör örgütünün Kandil'deki liderlerinden biri, “devletle anlaştık” diyor. Öcalan'la, devletten gelen taleple görüşme veya görüşmeler yaptığını ve ateşkes kararının böyle alındığını öne sürüyor.

(…) Devlet, İmralı ile anlaştı mı, nasıl bir anlaşma yaptı? Eğer varsa bu anlaşma referandumla mı ilgili ve sınırlı? Yoksa daha geniş kapsamlı bir anlaşma mı?
Devlet tarafına düşen, bu konuda kamuoyunu aydınlatmaktır.”

Kılıçdaroğlu Dersim'le yüzleşmeli (Mahmut Övür – Sabah)


Mahmut Övür, referandum sürecinde siyasetin dilini sertleştirirken ayrışmayı da hızlandırdığını, ayrışmanın en hızlı yaşandığı partinin de CHP olduğunu ifade etti. CHP'nin “hayır” yaklaşımının partilileri tatmin etmediğini kaydeden Övür, şu görüşleri dile getirdi:

“(…)Açılım sürecinde gündeme gelen 'Dersim gafı'nın yanlış olduğunu, partinin MYK toplantılarında da dile getiren eski MYK üyesi Sırrı Özbek, acaba bugün meydanlarda süren Dersim tartışmasına nasıl bakıyordu? Modern ülkelerin sorunlarıyla yüzleştiğini söyleyen Özbek, Türkiye'nin de bunu yapması gerektiğini belirtip şöyle diyor:
'CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Dersimli kimliği taşıyor. Bu Türkiye siyaseti açısından çok önemli. Türkiye kendi geçmişinde yaşanan olaylarla da yüzleşmekten kaçamaz. Sayın Kılıçdaroğlu orada olanları en iyi bilenlerden biri. O trajediyi dinlemiş ve hissetmiştir. Böyle bir olay olmamış gibi davranamaz. 'Ben daha doğmamıştım' demesi anlamsız. Ben de İstanbul'un fethinde doğmamıştım ama nasıl fethedildiğini biliyorum. Modern ülkeler sorunlarını yüzleşerek çözüyor. Biz de böyle yapmalıyız.'

Eski CHP MYK üyesi Özbek'e son olarak çok tartışılan ve bugünlerde ateşkes sürecine giren Kürt meselesinde CHP'nin ne yapması gerektiğini soruyorum. Sözü uzatmadan cevap veriyor:
'Bu saatten sonra ne raporu? Türkiye 30 yıldır bu sorunu tartışıyor. Sadece biz de değil, AB, ABD hatta dünya tartışıyor. Adama 'günaydın' derler, artık rapor mu kalmış, 40 bin kişi ölmüş. Geçen yıl açılım gündeme geldiğinde içi boş denildi. Ben de MYK tartışmalarında John Lennon'un bir sözünü hatırlattım;'Biz hayata dair planlar yaparken, hayat akıp gidiyor.' Kürt meselesi bizim açımızdan böyle bir noktaya geldi. Daha fazla gecikmeden demokrasi içinde çözüme katkı sunmalıyız.'”

Arkadaş; Nedir Türk'le derdin (Ertuğrul Özkök – Hürriyet)


Ertuğrul Özkök, Türkiye'de son yıllarda Kürt kimliğinin çok konuşulduğunu belirterek, biraz da “Türk kimliğinin” konuşulması gerektiğini yazdı. Özkök'ün yazısından bazı bölümler şöyle:

“(…) Son günlerde 'Türkler'i neredeyse, dünyanın 'Deccalı' haline getirmek isteyen vicdansız bir kampanya sürdürülüyor.
İşte böyle bir günde, ayağa kalkmak ve bütün gücümle haykırmak istiyorum:
'Arkadaş, ben Türk'üm..'
(…) 'Kürt'ü yücelteceğim diye 'Türk'ü, 'Türk gururunu' ayaklar altına almaya kalkmanın ne manası var?
Nedir bu küçümseme, yok sayma; 'Türk'üm' diyen herkesi 'faşist', 'ırkçı' diye damgalama sevdası.
Yani 'Su küçüğün, aşağılanma büyüğün'; öyle bir şey mi...
Olmaz arkadaş, olmaz.
Bu aşağılama ile, bu nobranlıkla, bu 'Kürtler milliyetçilik yapabilir, ama Türkler yaparsa faşist olur' kafasıyla Kürt sorununu çözemezsin.
Neden mi?
Cevabını rahmetli babam yarım asır önce kulağıma fısıldayarak vermişti:
'Çünkü burası bizim son vatanımız. Gidecek başka yerimiz yok...'”

(AKnews Kürtçe – Türkçe Bölümü)

Diğer Haberler