Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Başörtüsüne Özgürlük, Hemen Şimdi

Başörtüsüne Özgürlük, Hemen Şimdi

13 Ocak 2013 Pazar 12:34
Türkiye'de devam eden başörtüsü yasağı ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın kılık kıyafet yönetmeliği Özgür-Der tarafından Saraçhane

Türkiye'de devam eden başörtüsü yasağı ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın kılık kıyafet yönetmeliği Özgür-Der tarafından Saraçhane Parkında protesto edildi.

Protestoda "Başörtüsüne Hemen Şimdi Her Yerde Özgürlük!", "Hizmet Alan ya da Hizmet Veren Kamu ya da Özel Ayrımı Olmaksızın Başörtüsüne Her Yerde Özgürlük İstiyoruz!" pankartları açılırken "Bu Nasıl Meslek Odası? Sanki Yasakçıların İkna Odası!", "Memur, Köle; Devlet, Efendi Değildir!", "Başörtüsünü Sorun Gören Zihniyet Sorunludur!", "12 Eylül'ün Yasakçı Ruhu, Yeni Yönetmelikle Yaşatılıyor!", "Kamu Çalışanlarına Başörtüsü Yasağına Son!" dövizleri taşındı.

Saraçhane Parkında düzenlenen eylemde Özgür-Der Genel Başkan Yardımcısı Kenan Alpay ve Eğitim-Bir-Sen Hanımlar Komisyonu'ndan Sevgi Yücel birer konuşma yaptı.

Başörtüsü Mücadelemizi Sürdüreceğiz
Murat Ayar'ın sunumu ile yapılan protesto gösterisinde Murat Ayar, "Başörtüsü ile yıllardan beri şehir şehir, meydan meydan, mevsim mevsim mücadelemizi sürdürüyoruz. Kimi zaman yakıcı güneşin altında kimi zamanda bu gün olduğu gibi yağmurlu havada ve kış gününde mücadelemizi sürdürmeye devam ediyoruz. Şubat darbelerinin kara kışında da direndik, bu dönemde direniyoruz. Elbette bu ülkede iyi şeyler oluyor. Ama buna rağmen başörtüsü ile alakalı gerici yasak bir şekilde devam ediyor. Bu kimi zaman bir meslek odası başkanının akıl almaz tutumu ile karşımıza çıkıyor, kimi zamanda bir okul müdürünün başörtülü bir öğretmen kardeşimizin kolundan tutup dışarı atmasıyla kendisini bize gösteriyor" dedi.

Biz Pozitif Ayrımcılık Değil, Hakkımızı İstiyoruz
"Bizim rabbimiz Allah'tır. İnancımızla alakalı devlet yasa ve yönetmelik çıkarmak hakkına sahip değildir" diyen Ayar, "Bizler Müslümanlar olarak hiç kimsenden ne Ak Partiden nede başkasında bize pozitif bir ayrımcılık yapılmasını istemiyoruz. Biz sadece hakkımız olan şeyi istiyoruz. Biz inandığımız gibi yaşamak istiyoruz. İnandığımız gibi istediğimiz yerde çalışmak işitiyoruz. İnancımızdan dolayı kapılardan yasak zulmü ile karşılaşmak istemiyoruz. Bizim hükümetten net bir şekilde bir isteğimiz var. Oda bu pankartta yazıldığı gibi, 'Başörtüye her yerde hemen şimdi özgürlük'tür " diye konuştu.

İğrenç Ve Ahlak Dışı Olan Yasak Sona Ersin
Protesto gösterisinde ilk olarak bir konuşma yapan Özgür- Der Genel Başkan Yardımcısı Kenan Alpay, Müslüman kadınların Türkiye'de okuma yada çalışmalarına ilişkin konulmuş olan yasakların kendisi bizzat gayri ahlaki, gayri insani, gayri hukuki yasaklardı diyerek şöyle konuştu: "Bizim temel talebimiz Müslümana kadınların, yâda toplumun her hangi bir kesiminin ötekileştirilip aşağılanması ve ayrımcılığa tabi tutulmasına itiraz ediyoruz. Özgür-der olarak 28 Şubat sürecinde Ergenekon ve Balyoz Cuntası tarafından yürürlüğe konulan hemen her yerde başörtüsüne sürek avını kışkırtan, fişlemelerle işten atmalarla taçlandırılan bu zulmüne tavır koyduk. O günden bu güne kadar başörtüsü ile ilgili yeterli bir mesafe kat edile bilmiş değil. Biz gerek devlet eliyle, gerek TSK eliyle ve gerekse meslek odaları eli ile sürdürülmek istenen bu iğrenç ve ahlak dışı yasağı itiraz ediyoruz"

Hükümet Bahane Öretmesin, Bu Yasağı Son Versin
Hükümetin herhangi bir bahaneye sığınmaksızın devam eden başörtüsü yasağını biran önce kaldırması gerektiğini ifade eden Alpay, "Acil bir biçimde başörtüsüne ilişkin, kılık kıyafete ilişkin bu 12 Eylül döneminde konulmuş olan yasakları iptal ederek tersine onun yerine başörtüsüne ilişkin hak taleplerinin teminat altına alan düzenlemeler yapılmasını istiyoruz. Bizim temel talebimiz kardeşlerimizin Allah'a ve ahiret gününe inançlarının bir tezahürü olan başörtüsü dolayısıyla hiçbir yerde ötekileştirilmeye, aşağılanmaya yada haklardan mahrum edilmek gibi gayri insani ve gayri hukuki bir muameleye tabu tutulmamasıdır. Başörtüsü mümin kadınların şiarıdır. Buna ilişkin yasaklar ve kısıtlamalar her kim tarafından yapılırsa yapılsın Allah'a ve Allah'ın dinine karşı bir savaş açmaktan öteye bir anlam taşımamaktadır" diye konuştu.

Bu Yasağın Kalkması İçin Daha Kaç Yıl Bekleyeceğiz?
Başörtüyle derse girdiği için hakkında soruşturma açılan Eğitim Bir Sen Bayanlar Komisyonu Sevgi Yücel'de yaptığı konuşmada öğretmenlerin halen başörtüleriyle derse giremediğini ifade etti. Kılık-kıyafet yönetmeliğinde yer alan diğer ihlallerin idareciler tarafından önemsenmediğini fakat başörtüsü takan öğretmen hakkında anında soruşturma başlatıldığını belirten Yücel, "10 yıldan fazladır bu sorunun çözülmesini bekleyen biz öğretmenler aldığımız yol okul kapısından lavaboya kadar olan on adımlık mesafedir. Yani Ak Partinin her bir yılına bir adımlık mesafe yol kat ettik. Büyük bir kazanım elde ettik! Artık kapıda değil lavaboda başlarımızı açmak zorunda bırakılıyoruz. Bundan sonra sınıflarımıza çıkmak için bir on yıl daha bekleyecek miyiz?" şeklinde konuştu.

Bizi Tanımlayan Değil, Bizi Tanıyan Bir Yönetmelik Talep Ediyoruz
Yücel, konuşmasının sonunda "Bizi tanımlayan değil, bizi tanıyan bir yönetmelik talep ediyoruz" dedi.

Eylemde "Başörtüye Her Yerde, Hemen Şimdi Özgürlük, Başörtüye Özgürlük Direnişle Gelecek, Devletin Değil Rabbimizin Kuluyuz, Başörtüsü Özgürlük Bayrağımızdır, Baskılar Bizi Yıldıramaz, Yasakçılar Yenilecek İslami Direniş Kazanacak, Direniş Adalet Özgürlük, Uyan Diren Özgürleş" sloganları atıldı.



Başörtüsü Yasağı Her Yerde Derhal Kaldırılmalıdır!
Yapılan basın açıklamasında ise ifadelere yer verildi: "Türkiye'de bir yandan darbecilikle hesaplaşma ve darbeci azgınlığın yol açtığı kirliliklerden arınma çabaları sürüyor" denilerek şu ifadelere yer verildi: "12 Eylül'den, 28 Şubat'a, Ergenekon'dan Balyoz'a süregelen yargılamalarla darbe karanlığı aşılmaya çalışılıyor. Ne var ki, darbeci zihniyetin ortaya çıkardığı hukuksuzlukların ve on yıllardır halka acımasızca dayatılan zulümlerin topyekün tasfiyesi konusunda gereken kararlılık ve samimiyet bir türlü sergilenemiyor.

Türkiye'nin Başörtüsüyle İmtihanı Hala Sürüyor
Bu olgunun en acı verici göstergelerinden biri olarak Türkiye'nin başörtüsüyle imtihanı hala sürüyor. İslam düşmanlığının açık bir göstergesi ve Müslüman kadınlara, kızlara hayatı dar etme anlayışının bir yansıması olan başörtüsü yasağı toplumsal yaşamın farklı alanlarında her gün bir başka görüntüyle arz-ı endam ediyor. Mümin ehanımların Rablerinin emrine icabet kaygısıyla başlarına taktıkları başörtüsü gerek devlete egemen zihniyet açısından, gerekse de halkın inancını, kimliğini tasfiye edilmesi gereken bir gerilik kategorisinde gören Kemalist-laik kadrolar açısından bir düşmanlık nesnesi olarak algılanmakta. Bu çirkin ve sapkın tutumun örnekleriyle her gün karşılaşmak mümkün.

Yapılması Gereken Bellidir
Yapılması gereken bellidir, atılması lüzumlu olan adım açıktır. Hiçbir insani, ahlaki, hukuki dayanağı olmayan bu dayatmanın mevzuattan, uygulamadan, zihinlerden bütünüyle kazınması gerekiyor. Bunun için zaman vermeye, süre uzatmaya, ertelemeye ya da geçiştirmeye gerek yoktur. İşte bu yüzden artık yeter diyoruz! Bu çirkinlik, bu zorbalık, bu hukuksuzluk derhal son bulsun diyoruz! Şerefle, gururla taşıdığımız inancımızdan, kimliğimizden ötürü birilerinin önümüze yasak duvarları örmeye kalkması saçmalığını hiçbir şekilde kabul etmediğimizi, Rabbimizden başka kimsenin önünde eğilmeyeceğimizi haykırıyoruz!

Meclisi Ve Hükümeti Görevi Çağırıyoruz
Meclisi ve Hükümeti bu sorunu acilen, her yerde ve kesin biçimde kaldırmak üzere harekete geçmeye davet ediyoruz. Zulmün kılıfı olan mevzuat gerekçesini artık hiçbir vesileyle, hiç kimseden duymak istemiyor, sorun nereden kaynaklanıyorsa yetkililerin oraya el atmalarını istiyoruz. Başörtüsü yasağı denilen zalimane dayatmanın muhatabı, mağdurları olan hanımları ve genç kızları ise hiçbir biçimde bu zorbalığa boyun eğmemeye ve dayatmaya fiilen karşı koymaya çağırıyoruz. Hiçbir yasa, yönetmelik ya da teamül insanları inançlarından ötürü mağdur etmenin gerekçesi olamaz. Yasağa kılıf olarak öne sürülen bu tür gerekçeleri tanımadık, tanımayacağız!"
(Şükrü Gündüz - M.Erkan Yavuz / İLKHA)

Diğer Haberler