Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
BDP: Değiştirilen Yer İsimleri İade Edilsin

BDP: Değiştirilen Yer İsimleri İade Edilsin

17 Ekim 2012 Çarşamba 15:48
BDP, Türkçeleştirilen yer isimlerinin iadesi için Meclis'e kanun teklifi sundu.

BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Anadolu ve Mezopotamya topraklarında sadece Türklerin değil Kürt, Süryani, Laz, Arap, Rum, Çerkez gibi birçok halkın yaşadığını ve günümüze kadar kendi uygarlıklarını taşıdığını aktararak, Türkçeleştirilen yer isimlerinin iadesi için Meclis'e kanun teklifi sundu.

BDP Grup Başkanvekili Baluken, ismi değiştirilen mezra, köy, bucak, ilçe, il ve coğrafi yerler ile yerleşim birimlerinin eski adlarının iadesi hakkında 6 maddelik kanun teklifi sundu. Bu topraklarda kültürlerin ve dillerin zenginliğinin önemine dikkat çeken Baluken, bunu gözle görünür kılanın ise yerleşim birimlerinin adları olduğunu vurguladı. Bunun sadece bu topraklarda yaşayan halklara ait bir kültürel miras değil, aynı zamanda dünya mirası olduğunu ifade eden Baluken, bu topraklarda Türklerin dışında Kürtler, Ermeniler, Çerkesler, Araplar, Lazlar, Rumlar, Süryaniler ve daha bir çok halkın yaşadığını, nice uygarlığın izlerini günümüze kadar gelen isimlerle devam ettirdiğini belirtti. 

Yerleşim yerlerinin adlarının Türkçeleştirilmesinin toplumda kırılmaya ve halkların yaşadıkları coğrafyaya yabancılaşmasına neden olduğunun altını çizen Baluken, “Yer adlarının siyasi kaygılarla değiştirilmesi eğilimi, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Abdülaziz ve 2. Abdülhamit dönemlerinde başlamış bir alışkanlıktır. Aziziye ve Hamidiye alaylarının kalıcılığını sağlamak muradı ile yeni doğan sultan çocuklarının adlarının yaşatılması isteği yerleşim yerleri adlarının değişiminin de başlangıcı olmuştur. 

Ancak daha sonraki isim değiştirme kaygıları hep milliyetçilik ve asimilasyon politikaları ile ilintili olmuştur. Balkan Savaşları neticesindeki mağlubiyet; 1913 yılında düzenlenen İskân-ı Muhacirin Nizamnamesi ile Rumca ve Bulgarca olan yer adlarının Türkçeleştirilmesini doğurmuş ve o tarihten günümüze dek özgün yer adlarının Türkçeleştirilmesi neredeyse bir teamüle dönüşerek, halkların doğdukları yer için yaratmış oldukları adlar bir bir değişmiştir” dedi. 

Bu çerçevede Trakya, Marmara ve Ege Bölgesi’nde yüze yakın yer adının değiştirildiğini kaydeden Baluken, “Yine aynı tarihte Trabzon Vilayeti merkez sancağı ile Rize sancağında Rumca olan yer adlarının değiştirilmesi için listeler hazırlanmış olup, bugün Rize’de hâlihazırda kullanılan 344 köy ve kasaba adından 300 kadarı 1913 listesinde önerilen yeni adlardır. 1922 yılı sonunda Yunan işgalinden kurtulan bazı yerlerin Yunan kökenli olan adları değiştirilmiştir. 1921 yılında Türkiye’ye katılan Artvin’deki köy adları kısa sürede Türkçeleştirilmiştir. Bu eğilimin etkisiyle Dersim’in adı Tunç Eli; Norşin ismi Güroymak; Tillo ismi Aydınlar olarak değiştirilmiştir. Yine İskenderun sancağına Hatay adının verilmesi de bu etki sonucudur” diye belirtti.

'ONUR KIRICI İFADELER KULLANILARAK DEĞİŞTİRİLDİ'

“Değiştirilen yer adları eski adlarından farklı anlamlar içerdiği gibi bazıları da onur kırıcı ifadelere karşılık gelmektedir” diyen Baluken, “Örneğin Yaka Hasenek olan belde adı Yakasinek, Çerkesçe Babugoy olan köy adı Sıçanhöyük, Kürtçe Hecixano-Hacıhano olan ve Hacı Evi anlamına gelen köy adı Ağılbaşı, Ezidiler’in Kivax adını verdikleri köy Mağara, Kürtçe olan Harapşeref adı Dirsekli, Ermenice Çrig olan köy adı Çürük, Kürtçe Hespist olan köy adı Yarbaşı olarak değiştirilmiştir. Ayrıca Kürtçe Hezex adı da tarihsel bir bağı olmadığı halde İdil olarak değiştirilmiştir” ifadelerinde bulundu. 

30 BİN 280 YER İSMİ TÜRKÇELEŞTİRİLDİ

1921 yılından itibaren 30 bin 280 yerleşim biriminin adı Kürtçe, Ermenice, Rumca, Lazca, Çerkesçe, Arapça ve farklı dillerde olduğu için değiştirildiğini aktaran Baluken, bu yerleşim yerlerinden 12 binden fazlasının sadece köy ismi olduğunu belirtti. İçişleri Bakanlığı’nın 1940 yılı sonlarında hazırladığı 8589 sayılı genelge ile bunun resmileştirildiğini kaydeden Baluken, bu genelgeyle “yabancı dil ve köklerden gelen ve kullanılmasında büyük karışıklığa yol açan yerleşme yerleri ile tabii yer adlarının Türkçe adlarla değiştirilmesi” uygulamasının resmen hayata geçmiş olduğunu ifade etti. 

'AKP, YER İSİMLERİNİN İADESİ VAADİNİ YERİNE GETİRMEDİ'

Bu politikanın tarihsel sürecini anlatan Baluken, 1980-1983 yılları arasında da Kürtçe mezra ve yayla adları sistematik olarak Türkçeleştirildiğini ancak o yerleşim birimlerinde yaşayan halkların kendi dillerinde eski adları kullanmaya devam ettiğini belirtti. Anadili Türkçe olan yerleşim yerlerinde dahi eski adlara dönme eğiliminin arttığını ifade eden Baluken, “Bu eğilim sonucu 120 civarında yer adı, eski adlarına kavuşmuştur. İşbu kanunun amacı da tüm yerleşim yerlerinin eski adlarına kavuşmasıdır. Her ne kadar demokratikleşme yolunda önemli bir paket olduğu iddia edilen ‘açılım’ sürecinde coğrafi bölgelerin isimlerinin iadesi hükümet tarafından seçim dönemlerinde vaat edilmişse de halen bu yönde somut bir adım atılmamıştır” dedi.

‘BU TOPRAKLARDA KADİM HALKLARIN İZLERİ VAR’

Anadolu’da başka hiçbir medeniyet iz bırakmamış gibi isimlerin Türki unsurlardan seçildiğini dile getiren Baluken, “Oysa ki binlerce yıllık Anadolu ve Mezopotamya, sayısız medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bu medeniyetlerin torunları olan Kürtler, Ermeniler, Rumlar, Aleviler, Lazlar, Süryaniler gibi kadim halklar, milletler ise halen bu topraklarda yaşamaktadır. Bu nedenle asimilasyon ve milliyetçilik politikalarının bir uzantısı olan bu uygulamalara artık bir son vermek, deyim yerindeyse iade-i itibarda bulunmak artık elzemdir. Ancak bu şekilde kendi tarihi, milletiyle barışık; kendi halkına saygı duyan bir devletten söz edilebilir” dedi.

Kanun teklifinde tek tek açılımı yapılan maddeler gerekçeleriyle de sıralandı. (anf)

Diğer Haberler