Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
BDP ve KCK Davaları sıkıntılı devam etti

BDP ve KCK Davaları sıkıntılı devam etti

03 Ekim 2012 Çarşamba 11:13
Diyarbakır'da Kürt siyasetçilerin parti çalışmaları suç sayıldı. İstanbul’da ise mahkeme boş salonda yargılama yaptı.

‘KCK’ Amed ve İstanbul ana davalarındaki skandallar dün de sürdü. Amed’de Kürt siyasetçilerin parti çalışmaları suç sayıldı. İstanbul’da ise mahkeme boş salonda kendi çaldı, kendi oynadı .

İstanbul’daki dava ise sıkıyönetim mahkemelerini aratmadı. Avukatların tüm talepleri reddedildi. Avukatlar duruşma salonunu terkederek mahkemeyi protesto etti. Kürt siyasetçiler de heyete sırtlarını dönerek mahkemeyi protesto etti. Buna rağmen mahkeme heyeti boş salonda kendi kendine yargılama yaptı. Amed’deki davada hukuk garebeti sürdü. Mahkeme Kürt siyasetçilerin katıldığı bütün parti çalışmalarını “suç delili” olarak sıraladı.

Mahkeme kendi kendine yargıladı

“KCK” adı altında yapılan operasyonlarla Kürt siyasetçilerini, insan hakları savunucularını, sendikacıları, avukatları cezaevlerine dolduran AKP hükümetinin,  “müzakere” söyleminin yanında siyasi soykırım operasyonlarını sürdürmesi dikkat çekiyor. Dün Amed ve İstanbul’da “KCK” davaları devam ederken, 12 il ve ilçede yapılan operasyonlarda ise 43 kişi gözaltına alındı.

Amed’de görülen “KCK” ana davasında, kapatılan DTP’nin MYK üyesi Bergüzar Kaygısız’ın delil ikamesi yapıldı. Kaygısız’ın yurtdışına gitmesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne katılması, parti adına çalışma yürütmesi, katıldığı barış eylemleri, Newroz’a katılması, cenaze törenine katılması gibi etkinliklerin tamamının iddianamede “suç” olarak sayılması dikkat çekti. Kaygısız ise Kürtçe yaptığı savunmada, herhangi bir “yasa dışı” faaliyet yapmadığını belirterek, yaptığı her şeyin yasal çerçevede olduğunu vurguladı. Mahkeme Başkanı, Kaygısız’ın Kürtçe konuşmasını, mikrofonu kapatarak ve sürekli “tamam anladık” diyerek kesmeye çalıştı.

Avukat Nuşin Uysal ise kadınlara ilişkin çalışmaların “suç” olarak değerlendirilmesini ironik bir dille eleştirerek, “Böyle canavarca bir şey olduğunu burada öğrendim. Her gün iki kadının öldürüldüğü ve kadın öldürmenin milli spor olduğu Türkiye’de, bu çalışmalarla bunun önüne geçiliyor. Nasıl böyle bir şey yapabilir?” dedi. Avukat Meral Danış Beştaş ise savunmasında, dosyada elle tutulur herhangi somut bir durumun olmadığını belirterek, “Yaptığı tüm çalışmalar parti çalışmalarıdır” dedi. Kaygısız’ın DTP’nin MYK üyesi olduğunu ve parti için çalıştığını belirten Danış, “Eğer bu normal bir vatandaşın olsaydı, 2911’den tahliye edilirdi. Ancak dosya ‘KCK ana davası’ olunca ‘örgüt üyeliği’ gibi bir suçlama ile yargılanıyor. Normal bir vatandaş olsaydı bu mahkeme beraat kararını verecekti” diye konuştu.

Mahkemesi değil kışla

KCK İstanbul ana davasında ise önceki gün başlayan gerginlik ve mahkemenin sert tavrı devam etti. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, dün mahkeme kararıyla duruşma salonundan atılan ve 9 Ekim’e kadarki duruşmalardan men edilen Aslan İşçioğlu ile başka bir cezaevinde tutuklu bulunan Evren Demir katılmadı. Duruşmayı tutuklu yakınları ve BDP üyelerinin yanı sıra BDP İstanbul Milletvekili ve HDK Eş Sözcüsü Sebahat Tuncel de izledi.

Avukat Ercan Kanar’ın önceki gün duruşmadan çıkartılması üzerine ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı ve ÇHD İstanbul Şube Başkanı Taylan Tanay’ın da içinde olduğu çok sayıda avukat duruşmada hazır bulundu. Mahkeme Başkanı Ali Alçık, dün de iddianamenin 381 sayfadan okunmasına devam edileceğini, avukatlara söz verilmeyeceğini açıkladı. Avukatların, reddi hakim talebinde bulunacaklarını söylemesi üzerine avukatlara söz verildi.

Avukat Sinan Zincir, yargılamanın politik olduğunun altını çizdi, “Müvekillerimizin konuşmalarıyla suç işlediklerini düşünüyorsanız, ilgili yerlere şikayet edersiniz. Ancak müdahale edemezsiniz” dedi. Tutuklu müvekkillerinden 16’sının açlık grevinde olduğuna işaret eden Zincir, “Bu eylem artık ölüm orucu anlamına gelir. Bu durumun Adalet Bakanlığı’na bildirilmesini istiyoruz” diye konuştu. Avukat Ercan Kanar da Mahkeme Başkanı Ali Alçık, heyet üyeleri Kazım Kahyaoğlu ve Alparslan Uz’a ilişkin reddi hakim talebinde bulundukları dilekçeyi okudu. Mahkemenin avukatları, savunma organı olarak algılamadığını, halkı savunmasız kıldığını, savunma makamını obje olarak algıladığını belirten Kanar, dün duruşma salonunda yaşanan jandarma saldırısını hatırlattı ve “Tarafsızlık, adil yargılanma ve savunmanın üstünlüğü ilkesi ihlal edilmiştir” dedi. Kanar, mahkemenin başından beri savunmanın tüm taleplerini reddettiğini, tüm izleyicileri salondan çıkartarak, toptancı zihniyet ile ceza verdiğini ve avukatların duruşma salonuna girmek için bile konulan güvenlik engellerini aşmak zorunda bırakıldığını belirtti.

Reddi hakim talebine ret

Müvekkili Aslan İşçioğlu’nun salondan çıkartıldığını hatırlatan Kanar, “Başbakan dahi ‘Öcalan’la görüşülebilir’ diyor. Bu durumda İşçioğlu’nun sözlerine ideolojik yaklaşılmıştır” dedi. Kanar, avukatlara yönelik saldırılara ilişkin de “Avukatlar için söz olmaz. Çünkü avukatlar diktatörlüklere diktaya karşı halkın savunucusudur. Mahkemeler kışla, ilkokul değil, sanıklar er ya da erbaş değil. Avukatlar ile mahkeme arasındaki ilişki ise ast-üst değildir” dedi. Kanar, uzun uzun sıraladığı gerekçelerin ardından reddi hakim talebinde bulundu.

Mahkeme heyeti, avukatların reddi hakim talebini reddetti. Avukatlar da bunun üzerine mahkeme salonunu terk etti. Tutuklular ise mahkemeye sırtını dönerek, alkışlarla mahtemenin tavrını protesto etti.

Doğrudan ceza kesilmek isteniyor

Avukatlar daha sonra mahkeme salonu önüne çıkarak açıklama yaptı. Avukat Filiz Kerestecioğlu, mahkeme boyunca yaşananları anlatarak, “Avukatlar çembere alındı. Masa ve bilgisayarlar yerinden sökülerek meslektaşlarımıza cop, kalkan ve tekme ile fiziki müdahalede bulundular. Mahkeme heyeti müdafi salonda olmadan duruşmaya devam edilemeyeceği ilkesini ihlal etti” dedi. Avukatların baroya başvurarak, HSYK, savcılık ve Adalet Bakanlığı nezdinde gerekli girişimlerin yapılmasını ve mahkemede gözlemci bulundurulmasını istediklerini ve sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunduklarını aktaran Kerestecioğlu, “Silivri tarihimizde, tıpkı kendi zamanlarının en zalim sıkıyönetim mahkemeleri gibi anılacak” dedi. Mahkeme heyetinin avukatsız, izleyicisiz, sanıksız, basın olmadan yargılama yapmak istediğini vurgulayan Kerestecioğlu, yargılama yapmak değil doğrudan doğruya ceza kesilmek istendiğini söyledi. ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı ise, “Biz bu mahkemeyi uzatmak istemiyoruz. Hatta bu mahkemeyi yapmak istemiyoruz. İnsanlar sabaha karşı zorla evlerine baskın düzenlenerek getirildiği için buradayız. Mahkeme, talebimizi bir üst mahkemeye iletmek yerine kendisi karar verdi. Bu taraf olduğunun kanıtıdır. Kendisinden başkası yürütsün istemiyor. Bu insanlara eziyet etme isteğinden vazgeçmemiştir. Ama biz yılmayacağız. Onlar bizden yılacaklar. Onların isteğiyle değil, kendi irademizle o salonda bulunacağız” dedi. Duruşma boş salona iddianame okunarak devam etti.

 

Diğer Haberler