Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
BDP’li vekiller ve başkanlar açlık grevine başladı

BDP'li vekiller ve başkanlar açlık grevine başladı

10 Kasım 2012 Cumartesi 18:56
BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, ile BDP'li milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder, Sabahat Tuncel, Adil Kurt ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, DTK binasında süresiz dönüşümsüz açlık grevine başladı.

Açlık grevleri 60. gününe girerken hükümetten bir adım gelmediği için BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, ile BDP'li milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder, Sabahat Tuncel, Adil Kurt ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, DTK binasında süresiz dönüşümsüz açlık grevine başladı. Açlık grevi öncesinde konuşan Kışanak, eylemlerinin Cezaevindeki yürütülen eylemin sorumluluklarına ortak olma olduğunu belirterek, "Cezaevindekilerin eylemi sona ererse biz de sona erdiririz. Aksi takdirde sonuna kadar yürümeye kararlıyız. Ölümler engellenemezse, Türkiye tarihine kara leke olarak yazılacaktır” dedi.

Milletvekilleri Özdal Üçer ile Emine Ayna'dan sonra, BDP Milletvekilleri Sabahat Tuncel; Sırrı Süreyya Önder, Adil Kurt, BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, DTK Eş Genel Başkanı Aysel Tuğluk ve Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, DTK binasında açlık grevine başladı.

Açlık grevi öncesinde gazetecilere açıklamada bulunan Gültan Kışanak, günler süren toplantı sonunda açlık grevine girmeye karar verdiklerini belirterek, "Tutsakların bedel ödemesini istemiyoruz. Onlar kendilerini gerçektende böylesi tarihsel bir süreçte tarihsel sorumluluklarını hissederek bir tutum ortaya koydular. Sonuna kadar saygılıyız. Herkesinde bu fedaice duruşa saygılı davranması gerekiyor. Bu talepler bizim taleplerimizidir. Bu direniş bizim direnişimizdir. Biz bugün burada süresiz dönüşümsüz açlık grevine başlayan milletvekili ve belediye başkanı arkadaşımızla birlikte şu çağrıyı yapıyoruz" diye konuştu

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın yaptığı açıklamaların umut ve beklendi oluşturduğunu kaydeden Kışanak şunları söyledi: "Ancak, çözüm olsun diye beklemek iyi bir şey değil. Tamamı açlık grevine katılmak ceza evlerinde yükselen bu çığlığa katılmak için ısrarlı oldular. Yine belediye başkanlarımız bu konuda bu sorumluluğu mutlaka paylaşmak istediklerini kendileri de bu direnişin içerisinde yer almak istediklerini söylediler. Biz bütün tartışmalar sonucunda arkadaşlarımızı ikna ederek tamamının açlık grevine girmesine gerek olmadığını belirttik. Temsili grupla bu sorumluğu hepsinin adına yürütüyoruz. Tüm belediyeler adına büyükşehir belediye başkanı Osman Baydemir ile birlikte süresiz dönüşümsüz açlık grevine başlıyoruz. Tutsakların talebi bizimde talebimizdir. Bizde çözüm müzakerelerin başlamasını istiyoruz. Bizde Kürt halkının dili üzerindeki yasakların kaldırılmasını istiyoruz. bu çığlığın sesin duyulması için bizde bugünden itibaren süresiz dönüşümsüz açlık grevine başlıyoruz. Cezaevlerindekilerin talebi bizimde talebimizdir. Çözüm bulunursa arkadaşlarımızın eylemi sona ererse bizde sona erdiririz. Aksi takdirde sonuna kadar yürümeye kararlıyız.”

Cezaevlerinde 60 gündür bedenlerini ölüme yatıranların taleplerinin kendi talepleri ve Türkiye'nin talebi olduğunu belirten Kışanak, şöyle konuştu: "Kürt sorunu yaklaşık 200 yıldan beri çatışma ve şiddet üreten bir sorun olarak bugüne kadar geldi. Ne yazık ki cumhuriyeti demokrasi ile buluşturmak, tekçi zihniyeti ortadan kaldırarak demokratik bir yönetim inşa etmek mümkün olmadı. Biz bu kadar büyük bir sorunu sadece cezaevlerinde tutsakların omzuna bırakamayız. 60 gündür adım, adım ölüme yaklaşıyorlar. Her geçen gün bedenleri bir parça daha eriyor. Ölüm kıyısına gelip dayandılar. Cezaevlerinde hazırlanan gözlem raporlarına dayanan bir gerçek var. Artık bir dakika bile zamanımız yok. Geçireceğimiz her dakika ve saniye cezaevlerinde çözüm için bedenlerini açlığa yatıran bu insanların yaşam hakkını ortadan kaldırabilecek kadar tehlike sınırına gelindi. Bu nedenle biz endişeliyiz kaygılıyız. Çözümsüzlüğe tepkiliyiz. Çözüm olsun diye kendi sorumluluklarımızı yerine getirmede kararlıyız. En kısa zamanda çözüm bulunamazsa olası ölümler engellenemezse Türkiye’nin siyasi tarihine büyük bir kara leke damgasını vurmuş olacak. Hemen şimdi çözüm bulunamazsa hepimizin vicdanında büyük bir yara açılacak. En kısa zamanda çözüm bulunmazsa Kürt halkının hafızasında yeni bir travma sayfası açılacak.”

384 TUTSAK CİDDİ RİSK ALTINDA

Herkesi bir kez daha vicdanının sesini dinlemeye çağıran Kışanak şunları söyledi: "12 Eylül'de açlık grevine başlayan 64 tutsak 60. gününde, 22 Eylül'de 88 tutsak 50. gününde 5 Ekim'de başlayan 232 tutsak 35. gününde. İlk 3 grupta 384 kişi ciddi derecede risk altında. 60 gün boyunca tutsaklar çığlık attılar. Artık yeter diyen bir çığlıktı. Bu sese sesimizi katmaya çalıştık. Bunun için görüşmeler yaptık. Ancak, bu 60 gün boyunca tüm eylem ve etkinlikler yasaklandı. Polis tarafından sürekli orantısız çok aşırı güç kullanılarak bastırılmaya çalışıldı. Anlatmaya çalıştık. Bu eylemler sadece ve sadece çözümün sesini duyurmak ve engelleyerek, gazla, copla dağıtmaya çalışmak ölüme davetiye çıkarmaktır. Kamuoyunda refkles ne kadar güçlü olursa çözüm o kadar kolay alacaktır. Hükümetle görüşerek anlatmaya çalışıyoruz. Hepimiz için bir çıkış yolu olabileceğini anlatmaya çalışıyoruz. Ancak tüm bunlara rağmen çığlık atmak isteyenlere herkese sürekli saldırı ve engellemeler önümüze çıkarıldı. Biz bundan açıkçası yılmadık bıkmadık, usanmadık. Çünkü biz biliyoruz ki biz sesimizi çıkarmazsak artık ölüm kapıyı çalmak üzere. Herkesi bu sesi yükseltmeye bir kez daha davet ediyoruz. Sokaklarda meydanlarda sesimiz ne kadar yüksek çıkarsa, ölümü önlemek o kadar mümkün olacak."

Basın toplantısında konuşan DTK Eş Genel Başkanı Aysel Tuğluk da, Kürt halkı olarak bugüne kadar ne kazanılmışsa direnerek kazanıldığını belirterek, "Bugün de böyledir. Çok söz söylendi, çok konuşuldu açlık grevleri üzerinden özellikle hükümet incitici sözlerini duyduk. Açlık grevi şantaj değil, siyasal protestodur. Siyasal protestoların en samimi fakatsız, amasız vicdanları ele alan en radikal biçimidir. Hak arama mücadelesinde son merhalesidir. Kürdi olan her şeye yargı yargı eliyle siyasal imha operasyonu yapıldı. Kürtlere demokratik siyasal kanalları kapatılmaya çalışıldı. 12 Eylül’de bile bu kadar Kürt cezaevlerine tıkılmamıştı. Roboski'de 34 çocuk bombalanarak katledildi. Unutturulmaya çalışıldı. Müzakere kesildi. Hukuk katledilerek Öcalan’ın görüşmesi kapatıldı. Her gün gencecik bedenlerin ölüm haberi geliyor. Savaş derinleşti. Ve sonucunda tüm bu gelişmeler nedeniyle insanlar bedenlerini ölüme yatırdı. Demokrasi her kes için geçerlidir. Riyakarlık kaldırmaz. Amasız fakatsız tüm yurttaşları kapsar. Filistin'de demokrat Kürdistan'da faşist olunmaz" şeklinde konuştu.

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir de, 16 yıl önce açlık grevi için arabuluculuk yaptığını ve bugün ise 16 yıl sonra kat edilen mesafenin bir göstergesi olduğunu belirterek, “Özgürlükten, adaletten yana bugün taraf olduğum için bugün buradayım. Zalimle aramıza mesafe koymanın vakti gelmiştir" dedi.

Yapılan açıklamadan sonra milletvekillerinin açlık grevine başladığı DTK binası STK temsilcileri ve halkın ziyaretçi akınına uğradı.

Diğer Haberler