Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Bediuzzaman Sempozyumu’nda ”Yeni Anayasa” Tartışıldı

Bediuzzaman Sempozyumu'nda "Yeni Anayasa" Tartışıldı

09 Nisan 2012 Pazartesi 09:40
Mardin Artuklu Üniversitesi'nde düzenlenen ve 3 gün süren Bediuzzaman Sait Nursi'nin Münazarat adlı eserindeki Kürt Reçetesi başlıklı Sempozyumun son oturumu da "Anayasa ve Kürt meselesi" tartışıldı.

MARDİN - Artuklu Üniversitesi Konferans salonunda düzenlenen sempozyuma Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr Serdar Bedii Omay, Bediuzzaman Sait Nursi'in talebeleri ile akademisyenler gazeteciler ve vatandaşlar katıldı.

" KEMALİZM YERLİ BİR YAKLAŞIM DEĞİLDİR, BİR TÜR ERGENEKON YAPILANMASIDIR"
Sempozyumun son gününde masaya yatırılan "Anayasa ve Kürt meselesi" konusu katılımcılar tarafından enine boyuna tartışıldı. Sempozyumun oturum başkanlığını yapan Akademi Araştırma Vakfı Başkanı Prof. Dr Gürbüz Aksoy'un konuşması ile başlayan oturumda en çarpıcı konuşmayı ise Gazeteci Yazar M. Ali Bulun yaptı. Bulut" Kemalizm yerli bir yaklaşım değildir. Bir tür Ergenekon yapılanmasıdır."dedi.

Konuşmasında Kemalizm'in yerli bir yaklaşım olmadığını belirten Gazeteci Yazar M. Ali Bulut" Mevcut olan birliktelik zeminini yok sayarak bir ittihat yapmanın imkânı yoktur. Müfsit bir komitanın bu zemin içinde nefes alınmaz hale getirmiş olduğu bir gerçektir. Kemalizm yerli bir yaklaşım değildir. Bir tür Ergenekon yapılanmasıdır. Hepimiz birlikte sevr sıra dağları ile çevrilmiş o ağıla sokulmuşuz. Her birimiz değişik ikna odalarında birbirimize karşı kışkırtılmış ve güven bunalımına uğratılmışız." dedi.

Üstad'ın, özelde münazarat, genelde risalen Nur ile cesim bir hadiseyi tamir eden bir müceddid olduğunu işaret eden Gazeteci Yazar M. Ali Bulut, " Onu bir kavmin milliyetçisi veya sosyal dokusu bozulmuş bir toplumun tamircisi yahut sıradan bir İslam alimcisi saymak cidden haksızlık olurdu. Bediuzzaman tevhit inancının yeniden ihyası noktasında kitap ehlinden inanlara bile yüreğini uzatırken İslam ailesi içinde hal ayrılıkların olması anlaşılır değildir. Ben dilerim ki, bu sempozyumda Ermeniler dostluktan tutunda Şii, Sunni meselelerinin yeni açılımlarına Alevilere olan yaklaşımlarına kadar birlik çatısı içerisinde pek çok mesele incelensin diyorum."

Sempozyumun, yükselen Kürt milliyetçiliğinin meşruiyet arama zemin olmasından, birilerinin bu zemini kendi amaçları doğrultusunda manipüle edeceğinden korktuğunu ifade eden Bulut" Münazarat sempozyumu yalnızca Kürtlerin reçetesi gibi algılama fanatizmine yönelmedi. Bediuzzaman, hiçbir zaman Kürt'ten arınmış bir Türk istikbali, Türk'ten arınmış bir Kürt geleceği tasarlamamıştır. O her ikisini de birlikte düşünmüştür. İkisinin selameti ve huzuru esastır. Biri birinden tefrik edilemez. Sizi temin ederim ki Türk mutsuzsa Kürt Muzdariptir. Kürt mutlu olmadan da Türk mutlu olamıyor. Bunu tecrübe ile sabit yaşayarak gördük." diye konuştu.

"TÜRKLER, BİRAZ DAHA MÜSAMAHA GÖSTERİLMELİDİR" Sempozyumun düzenlenmesinde önayak olan İşadamı Mehmet Emin Değer ise, Sempozyum davetiyesini vermek üzere gittiği bir aşiret liderinin kendisine Saidi Nursi mi?, Saidi Kurdi'mi? diye soru sorduğunu hatırlattı.

Mehmet Emin Değer;"Üstad Bediuzzaman'ın bütün kökenlerin ortak zenginliği olduğunu belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:" O hem Said-i Nur si'dir, hem Said-i Kürdi'dir, hem Said-i Arabi'dir hem de Said-i Farisi'dir. O hepimizin ortak zenginliğidir. Ben buradan Türk kardeşlerime seslenmek istiyorum. Kendini Türk hisseden bütün kardeşlerime seslenmek istiyorum. Eğer Doğu ve Güneydoğu'da ister İslami kimliğiyle ister İslam dışı kimliğiyle konuşan ve bazen de ölçüyü biraz kaçıranlara nazar-i müsamahayla yaklaşmalarını rica ediyorum. Çünkü yaralıdırlar, bir asırdır yaralıdırlar. Haksızlığa maruz kalmışlardır bunu açık ve net söylüyorum, Türklerin de, Arapların da, Farsların da tarih boyunca Kürtlere bir borcu vardır. Neden borçları vardır? Çünkü bin senedir bu unsurlara katkıları vardır. Fazla bir şey de talep etmemişler, bir asırdır bir şey talep ettikleri için zulüm görüyorlar, bunun için de müsamahayla bakmalarını rica ediyorum."diye konuştu

ANAYASA'DA YOL HARİTASI BELİRLENMELİDİR
Sempozyumda bulunan izleyicilere yeni Anayasa, Türkiye Halkaları için çok önemli olduğunu belirten Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr, Mazhar Bağlı, "Türkiye'deki sorunun çözümü, Demokrasi, İnsan Hakları ve Özgürlüklerden ödün vermeden çözülmesi gerektiğine inandığını ifade etti. Bağlı, "Uzun zamandır şu konuyu içinde barındırmak gerekiyor. Farklılıkları bir arada nasıl yaşatabiliriz. Farklılıklarda sosyolojik dönemsel olarak değişiyor. Farklılıklardan kast ettiğimiz şey köylüler ve şehirlilerdir. 1980'lerde belli ideolojik fikirlerle sahip olanlarladır. Ama bu dönemlerde kendi dini ve etniklerini öne çıkaran insanlar kendi farklılıklarını ortaya koymuşlardır. Dolayısı ile iki temel sorun vardır. Farklılıkları tanımlamak ve bu farklılıkları tanımlamak ile birlikte bu farklılıkları birlikte yaşamalarının sağlayacak bir formülü bulup uygulayabilmektir. Farklıları bir arada barış ve kardeşlik içinde ayrıştırmalarını sağlayacak bir yol haritası yapmak gerekir. "dedi

80 YILDIR MİLLİYETÇİ TORTULARLA BURAYA KADAR GELDİK
Konuşmasına Suriye'de yaşanan katliamlar kınayarak değinerek başlayan Harran Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yrd. Dr Levent Bilgi ise, Biz Elhamdullillah Risale Nurun bize öğrettiği çok güzel bir şev vardır. Biz talebeyiz. Birbirimizden öğreneceğimiz çok güzel şeyler var. Bu anlamda bu toplantıyı önemsiyorum. Bu toplantıyı birlikte düşünerek doğruyu arama toplantısı olarak algılıyorum Aynı zamanda Nurcuların Kürt konusunda yüzleşmesi toplantısıdır. Aslında bu toplantı bütün ezber bozma toplantısıdır. 100 yıl önce münazaratta bu ezberler bozulmuştur. Ama maalesef 80 yıldır milliyetçi tortularla buraya kadar geldik. Kemalimin tortusu ile geldik. Ulus devletin tortuları ile geldik. Ama şu toplantı ile şunu gördük birazda risale i nur okuyan insanlar insaf sahibidir. Hakkın yanındadır doğruyu gördüğünde biz sabreden insanlarız Bu anlamda da ben öğrencilerime şunu söylüyorum. Evet bizim ırkımızdan gelen Türk olan milletin size zulmetmişse özür borcumuz vardır. Bu konuda ben sizden özür diliyorum."

Sempozyum sonunda katılımcılara üzerinde Bediuzzaman Sait Nursi'nin fotoğrafının basılı olduğu birer plaket verildi. Katılımcılar daha sonra hep birlikte hatıra fotoğrafı çektirdiler.

(Mehmet Arasan - İLKHA)

Diğer Haberler