Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Bediüzzaman ve Kürd Meselesi - Av. Muhammed Akar

Bediüzzaman ve Kürd Meselesi - Av. Muhammed Akar

05 Ağustos 2012 Pazar 18:06
Türkiye için Kürt sorunundan daha önemli bir mesele yoktur desem abartmış olmam. Elinizi nereye atsanız karşınıza bu sorun çıkıyor. Bunun son örneği Suriye.

Türkiye için Kürt sorunundan daha önemli bir mesele yoktur desem abartmış olmam. Elinizi nereye atsanız karşınıza bu sorun çıkıyor. Bunun son örneği Suriye. Son günlerde Suriye deyince akla hemen şu soru geliveriyor. Acaba Kürtler Suriye’de nasıl bir statü elde edecek ve bunun Türkiye Kürtlerine etkisi nasıl olacak. Kürtler Mars’ta bir statü elde etse yine kuşku duyar bizim devlet  ricali.

Türkiye,  gerçeklerle yüzleşme cesaretini bir türlü bulamıyor ve sorun büyüdükçe büyüyor. Uluslar arası bir boyut kazanma yolunda hızla ilerliyor. Her kafadan bir ses çıkıyor ama kimse çözüme dair somut bir projeyi ortaya koymuyor.

Oysa Bediüzzaman Said Nursi yüz yıl önce sorunu isabetli bir şekilde teşhis etmiş, çözüme dair fikirlerini açıklamıştır.

Nursi’ye göre Kürt meselesinin esas kaynağı menfi milliyetçiliktir. Diğer bir anlatımla, başka toplumların varlığını red ve inkar eden zihniyettir. Halbuki  Kürtler, Türkler ve diğer kavimler birbirlerinin milli varlığını kabul temelinde yardımlaştılar. Birlikte büyük bir medeniyet inşa ettiler. Abbasi, Selçuklu, Eyyubi ve Osmanlı imparatorlukları bu dayanışmanın ve kardeşliğin ürünüydü

Ne var ki daha sonra Avrupa kaynaklı ulusçuluğun (Üstad buna menfi milliyetçilik diyor) etkisiyle Kürt halkının varlığı inkar edilince bugünkü sorunlara zemin hazırlandı.

Üstad Bediüzzaman büyük bir öngörü ile bir asır önce, 1907’de, Sultan Abdülhamit’e  ‘’ Kürtler yine muhtaçtır ‘’ başlıklı bir dilekçe ile müracaat eder. Sorun henüz tam ortaya çıkmadan, önlem ve önerilerden oluşan bir kardeşlik projesi sunar. Van'da  Türkçe, Kürtçe ve Arapça eğitim veren bir üniversitenin açılmasını talep eder. Ancak  payitaht, dilekçenin önemini kavramaktan uzaktır. Bu proje Sultan Reşat tarafından takdir edilip uygulama aşamasında iken 1.Dünya harbi çıkar. Proje rafa kaldırılır. Arkası malum…

Yüzyıl geçtiği halde hala anadilde eğitim hakkını tartışıyoruz. Ne hazin…

Bediüzzaman şunu haykırır: ‘’Şu medeni dünyada ve bu ilerleme çağında, diğer kardeşleri  gibi Kürtlerin de  ilerlemeye ayak uydurmaları için hükümetin gayretleri ile  Kürdistan’ın kasaba ve köylerinde mektepler tesis ve inşa edilsin… ‘’ 

NURSİ’ YE GÖRE SORUNUN ÇÖZÜMÜ

Kürt Kimliğinin Tanınması:  Bediüzzaman her kavmin kendi milli kimliğini, kültürünü ve dilini hürce ifade etmesini, temel insani bir hak olarak görür. Şöyle der bir makalesinde; ‘’Hükümet, her milletin milli kimliğini teşkil eden dili, kültürü ve fikir seviyelerine münasip teşebbüse başlamalı.

Sulh-u umumi, Afv-ı umumi, Ref-i imtiyaz : Yani; Genel Barış, Genel Af ve tüm  ayrıcalık ve ayrımcılığın ortadan kaldırılması. Fertlerin, milletlerin ve devletlerin kibirden uzak durmasını ve hatalarıyla yüzleşmesini tavsiye eder. Köklü bir değişimi önerir. Şöyle der: ‘’En büyük hata insanın kendisini hatasız zannetmesidir. Eski hal muhal, ya yeni hal ya izmihlal!’’ Yani, ya köklü bir değişim ya da  tümüyle yıkım.

Şiddet ve Düşmanlığın Reddi: Üstad, Kürtlere, etkin ama barışçıl bir mücadeleyi tavsiye eder. Aksi, Kürtlere zarar verir. Aynı zamanda kardeşleri ve komşuları olan Türk, Arap, Farslar'a zarar vermeyen, düşmanlık doğurmayan bir anlayışı savunur. Şöyle seslenir: ‘’ Ey Türkler ve Araplar! Sizde olan hakkımızı dava ediyoruz. Kürt gibi küçük taifelerin menfaati ve saadeti sizlere bağlıdır. İslam toplumları bir fabrikaya benzer. O fabrikanın bir çarkı geri dursa ya da başka bir çarka zarar verse  bütün fabrika durur.’’ Kısaca Kürtler haksızlığa uğrarsa sizler de mutlu olamazsınız, ilerleyemezsiniz, diyor Üstad.

Cemahir-i Müttefika-i İslamiye:  İslam Toplumları Birliği ya da Özgür Birliktelik. Kendi tabiriyle ‘’Milyonlarla fertleri bulunan, binler seneden beri yaşayan, milliyetini ve lisanını unutmayan, değerli ama sahipsiz bir kavim olan Kürtler’’e sahip çıkmaları, elinden tutmaları konusunda Türk, Arap, Fars vs. halklarına nasihatte bulunur.

Bugün Kürt sorununun çözümü için önerilen model, anadilde eğitim, adem-i merkeziyeti esas alan yerinden yönetim ve gönüllü birliktelik değil mi?. Üstad bunu yüz yıl önce savundu ama dinleyen çıkmadı. Dinleseydiler onca ölüm, kıyım, yıkım olmazdı.

O gün dinlemediniz bari bugün dinleyin Üstad'ı. Ona da bölücü demezsiniz herhalde…

Av. Muhammed Dara AKAR / Güneydoğu Güncel

Diğer Haberler