Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Cambaza bak!

Cambaza bak!

06 Ocak 2013 Pazar 18:57
İki asrı bulan ve bir halkın topyekün hukukunun çiğnenmesi demek olan bütün bir Kürd meselesini, zulmün ta kendisi olan OHAL’in kaldırılmasına ve kültürel anlamda atılan birkaç adıma bağlamak cambaza baktırmak ya da cerbezeyle aldatmak değil de nedir?

Necat Özdemir

Güçlülerin, sinsilerin ve insanları aldatmak suretiyle sömürenlerin değişmez bir oyunu vardır: Cambaza bak!

Ya da kendi literatürümüzdeki karşılığıyla cerbeze… Fazla sözlerle aldatıcılık, haklı ve haksız sözlerle hakikatı gizlemek...
Kurnaz hırsızlar ipteki cambazın etrafında toplanan kalabalığın dikkatini dağıtmak için onlara “cambaza bak” der ve onlar cambazla meşgul iken “mal”ı götürürler.

Gerek dünyanın emperyal güçlerine gerekse de yanlış temeller üzerine bina edilen Türkiye siyasetine bakıldığında değişmez bir taktik olarak “Cambaza bak/Cerbeze”nin sürekli kullanıldığına tanıklık ederiz.

Bu taktikle insanlar aldatılmakta ve bakışlar başka yerlere kaydırılmak suretiyle işlenen cürümlerin görmezden gelinmesi, üstünün örtülmesi ya da meşrulaştırılması sağlanmaktadır.

Bu durumu en bariz bir şekilde Kürd Meselesi’nde ya da daha somut örneğiyle Roboski katliamında görmek mümkündür. İki asrı bulan ve bir halkın topyekün hukukunun çiğnenmesi demek olan bütün bir Kürd meselesini, zulmün ta kendisi olan OHAL’in kaldırılmasına ve kültürel anlamda atılan birkaç adıma bağlamak cambaza baktırmak ya da cerbezeyle aldatmak değil de nedir?

Ya da tamamen devlet mekanizmasının marifetiyle 28 Aralık 2011 tarihinde, tartışmasız bir şekilde köylü çocukları olduğu bilinen 34 mazlumun savaş jetlerinin bombardımanıyla paramparça edilmesine ilişkin olayı aydınlatmak ve katillerini cezalandırmak dururken, aradan geçen bir seneye rağmen şu cümleleri sarfetmek cerbeze/cambaz oyunu değil de nedir: “Bakın bir yıl oldu. Bunu sürekli gündemde tutanlar var. Ama Başbağları, Bingöl’ü, Hantepe’yi, Gaziantep’i kimse gündemde tutmuyor. Niye bunları kimse gündemde tutmuyor? Kaldı ki burası hassas bir bölge. Burada askere ve hükümete vurmaya çalışıyorlar.”

Diğer taraftan İngiltere ve diğer emperyal güçlerin marifetiyle toprakları/evleri sınır adı altında birkaç parçaya bölünen bir halkın mazlumiyetine son vermek varken, sınır zulmünü onaylayan canice bir yaklaşımla “onlar kaçakçıydı, öldürülmeseydiler yargılanacaklardı zaten” demek…

Siyaset ehline hitap ettiği makamda Bediüzzaman; “En müthiş maraz ve musibetimiz, cerbeze ve gurura istinad eden tenkittir” diyerek gurur ve cerbezeye dayalı kötülemenin en korkunç hastalık ve musibet olduğuna dikkatleri çekmiş, siyasetçileri bundan sakınmaya davet etmiştir.

Hükümet edenler cerbeze, cambaz oyunu ve gururlarından sıyrılıp şu hikâyedeki sultanın akıbetine ulaşsalar ne ala: “Bir zaman, cerbezeli bir padişah, adalet niyetiyle çok zulmediyormuş. Bir muhakkik âlim ona demiş: “Ey hâkim! Sen, vatandaşlarına adalet namıyla zulüm ediyorsun. Çünkü tenkitkârane cerbezeli nazarın, farklı zamanlarda meydana gelen kusurları birden toplar, bir zamanda tasavvur edip, sahibini şiddetli bir cezaya çarpıyorsun. Hem, bir kavmin farklı fertlerinde vücuda gelen kusurları, o tenkitkâr cerbezeli nazarında topluyorsun. Sonra o perde ile o taifenin her bir ferdine karşı bir nefret, bir hiddet size gelir; haksız olarak onları vurursun… İşte o padişah, o muhakkik âlimin ikazatıyla, adalet namına yaptığı zulümden kurtuldu.”

Darısı topraklarımızı ve toplumlarımızı idare edenlerin başına…

Ama asıl hissenin bize düştüğünü unutmadan… Çünkü yöneticilerinin adil ya da zalim olmasına zemin hazırlayanlar bizleriz.

Şayet hukukumuzu bilip, vurdumduymazlık ve zulme meyil ile heba etmezsek, güç odaklarının ve yönetimlerin bizleri cerbeze ve cambaz oyunlarıyla uyutmaları da mümkün olmayacaktır.

Birey ve toplum olarak uyanık/müteyakkız olmaktan başka çaremiz yoktur. Aksi takdirde cambaza baktırıp malımızı/aklımızı götüren nice hırsızların iğfaline uğrar dururuz.

“Millet uyanmış; mugalâta/safsata ve cerbeze ile iğfal olunsa da devam etmeyecektir… Feveran eden/coşan efkâr-ı umumiye ile o aldatmalar ve mugalâtalar dağılacaktır. Ve hakikat meydana çıkacaktır, inşaallah.” (İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi)

Artık tercih bizim… Unutmamak lazım: güce aldanmak ve güçle aldatmak çok kolaydır…

Cambazlık ve cerbeze furyasının güç odaklarınca sergilendiği bir zaman ve zeminde ya Merhum Malcom X’in konumuza ışık tutan şu sözüne kulak veririz ya da kuklalarla oyalanıp uyuruz: “İster mermi kullansın, ister oy pusulası, insan iyi nişan almalı. Kuklayı değil, kuklacıyı vurmalı.”

Not: Daha önceleri defalarca Batı’da Bursa, İstanbul ve Edirne gibi şehirlerde, şimdi de Afyonkarahisar’ın Sultandağı’nda karanlık-kirli, ırkçı odaklarca sergilenen kindarlık ve oyunu lanetliyorum.(Doğruhaber)

Diğer Haberler