Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Ceylanpınar’ın sessizliği ve Kürdün Kürde ambargosu

Ceylanpınar’ın sessizliği ve Kürdün Kürde ambargosu

17 Aralık 2012 Pazartesi 14:34
Serêkaniyê’de açık bir savaş var. Rojava’daki Kürtlerin geleceğini etkileyecek bir savaş.

Kürtlerle, Kürdistan’a dışarıdan gelen (getirtilen) yabancı çetecilerin savaşı.

Dışarıdan gelen çeteler, Kürtleri Serêkaniyê’yi terketmeye zorluyor. Günlerdir televizyonlardan izliyoruz. Farklı isimler altında ve çoğu El Kaide’ye bağlı bu paramiliter çeteler, Türk askerleri ile el ele kol kola Rojava tarafına geçiyor. Çatışmalardan sonra ölü ve yaralıları Türk Sağlık Bakanlığı’nın ambulansları ile Ceylanpınar Devlet Hastanesi’ne taşınıyor.

Türk devleti, bu çatışmalarda açık bir biçimde çeteleri destekliyor; onları Ceylanpınar tarafında ağırlıyor, besliyor, silah ve cephane donatımını yapıyor, yaralılarını tedavi ediyor, ölülerini taşıyor. Bir tek amacı var çünkü. Yeterki Kürtler kendi topraklarında kendi yönetimlerini oluşturmasın, bir statü elde etmesin. Eğer YPG yenilir ve Serêkaniyê düşerse Türkiye ve desteklediği çeteler, diğer Kürt ilçe ve köylerine de saldıracaklardır. Bundan kimsenin kuşkusu olmamalı. Türk devletinin Kürtleri düşman gören, “düşmanımın düşmanı dostumdur” yaklaşımı içinde olmasının da garip bir tarafı yok.

Peki Serêkaniyê’nin öte tarafı, yani Ceylanpınar’ın durumu? Genel olarak da Kuzey Kürdistan’daki derin sessizlik için ne demeli?

Kardeşlerimiz yüz metre ötede ateş altında, ölüm kalım mücadelesinde. Üstelik onlara saldıranlar bizim bulunduğumuz tarafta üstleniyor. Bizim fırınımızda yapılan ekmeği, lokantalarımızdan yapılan yemeği yiyor. Bizim hastanemizde tedavi oluyor. Dinlenip güç topladıktan sonra yeniden yeniden saldırıyor.

Ceylanpınar ve “sınır” hattı bu ölüm suskunluğunu bozmalı. Bu çeteciliği engellemek, onları huzursuz etmek, onlara yiyecek içecek, ekmek vermemek bir yurtseverlik görevi olmalı. Onları Ceylanpınar’da barınamaz konuma getirmek halkın elindedir ve bu mümkündür. Ceylanpınar’da hiçbir şey yapılamıyorsa, gece sabaha kadar teneke çalmak da mı zor? Hiç değilse çeteler uykusuz kalırlardı.

Çeteler ve onlara yardım ve yataklık eden Kürt düşmanları Ceylanpınar’da bu kadar rahat ve pervasız hareket edememeli. Yurtseverlik, sadece seçimden seçime bir partiye ve bizi temsil edecek adaylara oy vermekten ibaret değildir. İsyan ve eylem, insanın en büyük erdemidir. Bu erdem sergilenmelidir.

Siz olsanız kardeşlerinizin bu büyük suskunluğunu ve maç seyircisi konumunu kabul eder misiniz?

Türk devleti çetelere sınır kapılarını sonuna kadar açmış. Çeteler arabaları ile, kamyon ve ağır silahları ile rahatça girip çıkıyorlar.

Fakat Güney Kürdistan Federe Hükümeti Rojava’ya bir ticaret kapısı açmıyor. Yiyecek, içecek ve ilaç sıkıntısı var. Kürtlerin kendi ülkesinin bir parçasından diğer parçasına geçişi yasak. Alış-veriş izni yok, ticaret yasak. İsmi konulmamış bir kuşatma. Kardeş ambargosu…

Siz olsanız sormaz mısınız: “Kardeşlik bugün değilse ne zaman?”

Halkların tarihinde özgürlük veya sömürgeleşme, toplumsal yükümlülüklerin gelişme düzeyi ile doğrudan ilintilidir. Toplumsal sorumluluk geliştikçe özgürleşme de ona paralel bir gelişme gösterir. Onun içindir ki egemenlerin, zorbaların yaptığı ilk iş, ezilenlerin en güçlü bu dinamiğini işlevsizleştirmektir. İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher başbakanlığı döneminde, bir konuşmasında “toplum diye bir şey yoktur” deyivermişti. Peki ne vardı?

O’na göre yalnızca erkek, kadın bireyler ve aileler… Yani toplumsal sorumluluğa ve dayanışmaya gerek yoktu. Biz, bu kapitalist-modernist hayvanlaştırılmaya hayır demeliyiz.

Ve yüksek sesle sormalıyız:

Kürt, Kürdistan, özgürlük, bağımsızlık, statü, vatan ve birlik diyenler! Haklı olarak “Kerkük Kürdistan’dır” diyerek dayanışma isteyenler!

Af buyrun Serêkaniyê neresidir ve bu derin sesizliğiniz nedendir?

Ve Rojava üzerindeki bu adı konmamış ambargo neyin nesidir?

Kaynak: Yeni Özgür Politika (Ferda ÇETİN)

Diğer Haberler