Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Cezaevleri Neden Dolar?

Cezaevleri Neden Dolar?

25 Haziran 2012 Pazartesi 04:06
Her nedense cezaevlerindeki insan sayısının her geçen gün neden arttığına vurgu yapılıp, bunun önlenmesi için neler yapılması gerektiğine dair ciddi bir şey ortaya koyan yok.

Cezaevinde 13 mahkumun yanarak hayatını kaybettiği olayda çok şey yazıldı, söylendi. ‘Cezaevinde kontenjanın üstünde çok mahkum yatıyordu.’ ‘Türkiye’de tutuksuz yargılananların sayısı hükümlüleri geçti.’ ‘Tutukluluk sürelerinin uzaması tutukluluğu cezalandırmaya dönüştürüyor.’ ‘Bu olayların arkasında terör bağlantısı var.’ ‘Cezaevinde insan onurunu kıran uygulamalar var, haklarımız verilmiyor.’

Evet, daha birçok şey söylendi. Fakat her nedense cezaevlerindeki insan sayısının her geçen gün neden arttığına vurgu yapılıp, bunun önlenmesi için neler yapılması gerektiğine dair ciddi bir şey ortaya koyan yok.

Bir şehrin yeşil alanları ile yollarının düzgün olması o şehrin bakımlı bir şehir olduğunu ortaya koyar. Bir ülkedeki cezaevi sayısı ile içindeki mahkumların sayısında artış oluyorsa bu da o ülkede adaletin, hukukun, huzurun hâkim olmadığını gösterir.

Bir ülkenin kişi başına düşen milli geliri 10 binlerce dolar, özgürlükler yolunda çok mesafe kat edilmiş, binalar, plazalar, gökdelenler yapılıyor olabilir. Ancak cezaevlerinde yüz bini aşkın insan var, sokaklarında emniyet, evinde huzur yoksa o ülke henüz geri kalmış ülke konumundan çıkamamış demektir.

Bir ülkede insanlar niçin cezaevindedir? Adam öldürmek, yaralamak, uyuşturucu, ırza tecavüz, gasp, adam kaçırma, rüşvet, yolsuzluk vs… ve de devlete karşı suç işleyip ‘terörist’ olduğu iddia edilenler.

Bir ülkede cezaevleri doluyorsa bunun birinci sebebi şüphesiz ki, yönetimde bulunanlardır. Hükümet olduğunu iddia edenler yaşananlardan birinci derecede sorumludurlar.

Toplumu felaketin eşiğine getiren, insanların belasına bulaştıktan sonra ondan kurtulmak için adam öldürdüğü, uyuşturucu, fuhuş bataklığına saplandığı faizcilik kaldırılmıyor, aksine yöneticilerin eliyle teşvik ediliyor ise…

Yuvaların dağılmasına, aile, akraba ilişkilerinin dibe vurmasına, baba ile çocuğun, kız ile babanın bağlarının kopmasına sebep olan zina ve ona götüren sebeplerin yolu bir ülkede sonuna kadar açık veya bunun önlenmesi için hiçbir bütçe ayrılmıyor, bir adım atılmıyor ise…

Bir ülkenin sokaklarında yürürken ahlaksızlık, hayâsızlık, tesettürsüzlük büyük bir felaket olarak toplumu saldırgan, tacize sevk eden bir hale koymuş ve yönetimlerce bunun adı özgürlük, insan hakkı olarak ilan edilmiş ise… üstüne üstlük tesettürü, hayayı toplumda yaygınlaştırmak, imanlı bir nesil yetiştirmek isteyenler tehdit ediliyor, hapse atılıyor ise…

İşçi ile işveren arasındaki ilişki yer ile gök gibi birbirine karşılıklı bakmıyor ve o ülkede rüşvet, yolsuzluk ayyuka çıkmış, işçiye alnının teri kurumadan hakkı verilmiyor, kız çocukları atölyelerde, marketlerde köle gibi çalıştırılıyor ise…

Kalplerin ancak Allah’ı zikredip tatmin olduğu gerçeği orta yerde dururken, zikri yaygınlaştırmak, hayatı huzur ile dolu bir hale getirmek için medreselere, camilere yönelik hiçbir bütçe ayrılmazken, ahlaksızlığını da beraber getiren turistler için milyon dolarlar vererek tarihi yerler tadil ediliyor ise…

Dinini yaşamak istediği halde canına, malına kastedilenlerin hayatları güvenceye alınmıyor ve onların kendilerini savunmaları gerekiyor ise…

İnsanların en doğal hakkı olan inancına yönelik hakların önü açılmıyor ise…

Öldürmeyi, yok etmeyi tek çözüm yolu görüp, en temel insani hak olan ana dil ile eğitim engellenmiş, ırka taalluk eden tüm haklar gasp edilmiş ise...

Devletin yaptığı her katliam, teşvik ettiği her kötülük bir kılıfla savunulup insanların hassasiyetleri hiçe sayıldıkça…

Evet, tüm bu imana, insan vicdanına ters düşen uygulamalar kaldırılmadıkça veya bu uygulamaların kötülüklerini topluma anlatacak, insanları kötülükten uzaklaştıracak, Allah’a yakınlaştıracak büyük bütçeli eğitim programları uygulamaya konulmadıkça, en temel insani hakların önü hiçbir kaygı duyulmadan sonuna kadar açılmıyor ise cezaevlerindeki insan sayısı her geçen gün artacaktır.

Allah’a emanet olunuz.

Fikret Gültekin / Doğruhaber

 

Diğer Haberler