Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Dağa Kaçırılanlar “Kendi İradesiyle” Değişiyor(!)…

Dağa Kaçırılanlar “Kendi İradesiyle” Değişiyor(!)…

29 Eylül 2012 Cumartesi 07:51
“Kürd medyası” da hem basın özgürlüğü adına hem de insanlık adına utanç verici bir konumda olduğunu göstermiştir...

12 Eylül Faşist darbesinden sonra yazılı ve görsel basında en çok yer alan haberlerden biri, yakalanan ve insanlık dışı işkencelere maruz kaldıktan sonra “devletin ne kadar adil, merhametli ve büyük” olduğunu fark eden insanların geçmişinden “pişmanlık” duyduğuna dair haberlerdi.

Televizyona çıkartılan bu mağdurlarda işkence izleri ekran başında bile fark edilmesine rağmen, mağdur, “hiçbir baskıya maruz kalmadan ve kendi irademle bu beyanda bulunuyorum” diyordu. İşkenceye maruz kalan ve ölüm tehdidiyle “pişmanlık” duyan bu insanları anlamak mümkündür. Ancak bu haberleri veren gazete ve TV’lerin (ki sadece TRT vardı o zamanlar) mağdurun beyanını esas alması ve gerçekten “kendi iradesiyle” konuştuğunu varsayması basın özgürlüğü adına bir utançtı. Bu tür haberlerin yorumsuz, olduğu gibi verilmesi ve eleştiriye tabii tutulmaması objektiflik değildir; sistemin yaratmak istediği algının hizmetçiliğidir; sistemin baskısını meşrulaştırmaya araç olmaktır…

12 Eylül’ün bu insanlık dışı uygulamalarından en çok etkilenen Kürdlerin “temsilcisi ve özgürleştiricisi” olduğunu iddia eden PKK’nin de aynı yöneteme başvurması şaşırtıcı değildir. Çünkü PKK de tıpkı devlet gibi bir sistem kurmuş ve tıpkı devlet kadar insana, insanın iradesine saygı duyabiliyor. Ancak rahatsız edici olan “Kürd medyasının” bu tür haberleri (tıpkı 12 Eylül dönemindeki Türk basını gibi) hiçbir yoruma tabii tutmadan olduğu gibi vermesidir. Bu utancı yaşamayan insan ve kurum sayısı ne yazık ki fazla değildir.

Yakın zamanda Hakkâri’de bir muhtar (AKP’li) PKK tarafında kaçırıldı ve kısa süre sonra serbest bırakıldı. Serbest bırakılan Muhtar törenle BDP’ye katılırken bu kararı, “hiçbir baskıya maruz kalmadan kendi özgür iradesiyle” aldığını söyleyebiliyordu ve bu söylem hiçbir eleştiriye tabii tutulmadan “Kürd medyası” tarafından verilebiliyordu.

Buna benzer bir olay da Diyarbakır’da yaşandı. PKK tarafından kaçırıldıktan sonra serbest bırakılan AKP Sur İlçe Başkanı Hamit Çelikkanat İHD Diyarbakır Şubesinde düzenlenen bir basın toplantısında, “Herhangi bir kötü muameleye maruz kalmadım. Bana gayet iyi davrandılar. Şahsıma yönelik bir durum söz konusu değil. AKP’li olduğumdan dolayı alıkonuldum. Bu olayla ilgili siyasi bir açıklama yapmak istemiyorum. Ben özgür irademle AKP’den istifa ediyorum” dedi.

İHD gibi insan haklarını savunma iddiasında olan bir kurumun insan iradesine saygısızlığı onaylaması, bu saygısızlığa ortak olması “insan hakları savunucuları” adına utanç vericidir. Aynı şekilde bu haberi eleştirmeden olduğu gibi veren “Kürd medyası” da hem basın özgürlüğü adına hem de insanlık adına utanç verici bir konumda olduğunu göstermiştir.

İrade ve özgürlük bağlantılı kavramlardır ve bu kavramların en önemli özelliği, hiçbir dış etkene bağlı olmadan karar verebilme, tercih yapabilme serbestîsini karşılıyor olmalarıdır.

PKK tarafından kaçırıldıktan sonra basın karşısına çıkartılan ve iradesizliği teşhir edilen bu insanlar ile 12 Eylül darbecileri tarafından TV.lere çıkartılan ve “pişmanım” dedirtilen insanlar arasında hiçbir farkı yoktur. Yöntem aynı, amaç aynı, zihniyet aynı...

İrade ve özgürlüğün dillerden düşmediği Kürdistan’da, en çok saldırıya maruz kalan yine bu iki kavramın içeriğidir.

Kendi iradelerinden feragat eden PKK/BDP, herkesin iradesine müdahale ederek tek bir iradeyi (ki o da daha üst bir irade olan devlete bağlıdır) ayakta tutmak istiyor. Dünyanın hiçbir yerinde iradesizleştirilen bir toplum özgür olmamıştır/olamaz da.

Kürdlerin, ödenen bunca bedele karşın neden hâlâ özgürleşemediğini anlamak için çok derin analizlere girmeye gerek yoktur; iradesi olmayanlar özgür olamazlar…

nasname

Diğer Haberler