Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Demirtaş: Artık Lafla İmralı Kosteri Yürümez

Demirtaş: Artık Lafla İmralı Kosteri Yürümez

27 Ekim 2012 Cumartesi 20:23
Demirtaş, "Biz cezaevinde bedenlerini ölüme yatıran arkadaşlarımızın ölümü için değil ölmemeleri için alanlardayız” dedi.

Öcalan’ın Ortadoğu’da en güçlü iradelerden biri olduğunu belirten Demirtaş, “Kürt halkı için önderlik demek özgürlük demektir” diyerek, herkesi 30 Ekim günü tüm işlerini bırakarak alanlara çıkmaya çağırdı.

BDP Batman İl Örgütü, Türkiye cezaevlerindeki PKK'li ve PAJK'lı tutsakların 12 Eylül'den itibaren PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanması ve anadil önündeki engellerin kaldırılması talepleriyle başlattıkları süresiz-dönüşümsüz açlık grevine dikkat çekmek amacıyla "Ölümlere sessiz kalmayacağız taleplerimiz kabul edilsin" şiarıyla yapılan miting yürüyüşle sona erdi. Farabi Hastanesi önündeki Bulvar'da yapılan ve on binlerin katıldığı mitingde konuşmacılar alkış ve zılgıtlarla karşılandı. Mitinge BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, BDP'li milletvekilleri Ayla Akat, İdris Baluken, Altan Tan, Nursel Aydoğan, AP eski Parlementeri Feleknas Uca, Siirt Belediye Başkanı Selim Sadak, BDP'li PM ve MYK üyeleri ile bölge belediye başkanları katıldı. İlk olarak Batmanlıların mitinge gösterdikleri ilgiden dolayı teşekkür konuşması yapan BDP Batman İl Eş Başkanı Şehmus Azboy, cezaevlerinde yükselen çığlığın milyonların özgürlüğü için olduğunu söyledi.

Daha sonra Kürtçe konuşan Batman Belediye Başkanvekili Serhat Temel, Batman halkının duyarlılığından dolayı teşekkür ederek, "Biz de diyoruz ki an azadi ana azadî" dedi. Kürtçe konuşan BDP Batman Milletvekili Ayla Akat ise, özgürlük tutsaklarının Kürt özgürlük mücadelesinde yeniden bir tarih yazdığına dikkat çekerek, "Bu iyi bilinsin ki cezaevindeki Kürt çocukları Sayın Öcalan'a 'ya özgürlük ya özgürlük' diyor. Bu talepler aynı zamanda Kürt halkının da talebidir. Diğer bir talepleri ise Kürt halkının tüm halklar gibi kendi anadilinde eğitim ve savunma yapmasıdır. Bugüne kadar bu halk baskıları kabul etmedi bundan sonra da kabul etmeyecektir" diye konuştu.

‘ARTIK LAFLA İMRALI KOSTERİ YÜRÜMEZ’

Daha sonra alkış ve zılgıtlar altında konuşmaya başlayan BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, cezaevindeki ölümleri önlemek için alanlarda olduklarını ifade etti. Demirtaş, "Gittiğimiz her cezaevinde yoldaşların selamlarını getirdik. Ölüm oruçları 46'ncı gününde; ama biz parti olarak ilk başladığı gün de diyoruz ki; kritik bir dönemdeyiz. Hükümet ve kamuoyu sessiz kalırsa, ölüm olursa hükümet sorumlu olur diyoruz. Ama şimdi lafın sözün bittiği yerdeyiz. Artık lafla İmralı kosterinin yürümediği anlaşılmalıdır. Artık söz söyleyecek saat ve dakikaları geride bıraktık. Sincan Cezaevi ziyaretini destekledik; ama ne Adalet Bakanlığı'nın çağrısı, ne bizim çağrımız ölümleri durdurmuyor. Artık açlık grevlerini bitirin çağrısı yerine çözüm üretme çağrısı yapılıp gereken yerine getirilmelidir. Biz bu insanların ölmesi için değil, ölmemesi için alanlardayız. Talepler sadece 600 kişinin talebi değil tüm Kürt halkının talebidir. Bu talepleri ilk defa duymuyor Hükümet yetkilileri" diyerek buna rağmen "koster bozuk", "koster yok" gibi gerekçeler ile Öcalan'a tecrit içinde tecrit uygulandığını söyledi.

‘BAŞBAKAN DANIŞMANI DEDİKLERİ LEŞ KARGALARIN YOLUNDA GİDİYOR’

Devlet ve Hükümet yetkililerinin "BDP alanlarda bu insanları ölüme götürüyor" şeklindeki açıklamalarına sert tepki gösteren Demirtaş, "Kendilerine Başbakan danışmanı sıfatını takan insanlar -ki bunlar leş kargalarıdır- bizim ilk günden bu yana yaptığımız çağrılara kulak kapatıyorsunuz, ondan sonra biz ölümleri istiyormuşuz. Hey vicdansızlar. Sizde zerre kadar vicdan olsaydı alanlarda BDP'nin yanında olurdunuz. Senin zihniyetinde olan İçişleri Bakanı, polisleri copla panzerle karşımıza çıkarıyor. Biz yine buradan bu zihniyete çağrı yapıyoruz. Kargalığı bırakın. Siz kargalığı sürdürdükçe sizin karşınızda şahinler var şahin ruhlular var. Bu mücadeleyle sizlere bu zihniyet nasıl yıkılır gösterilir. Gerçekten çözüm isteniyorsa, çözümün anahtarı İmralı'dadır. Artık Adalet Bakanı daha cesur olup çözümün adresine gider" dedi.

'Bu leş kargalarına gereken cevap verilmelidir'

"Bu halkın iradelerini tutuklayan ve mahkemelerde anadilde savunmayı engelleyen, bu leş kargalarının zihniyeti değil mi?" diye soran Demirtaş, şöyle devam etti: "Her yerde Kürt siyasetçiler, halkımız tutuklanıyor. Bu leş kargaları anadilde savunmayı bile engelliyor, operasyonları düzenleyen bu leş kargalarıdır. Operasyonlarla tutuklamalar, gözaltılar, sokak ortasında işkenceyi yapanlar bu leş kargalarıdır. Biz bu karga kılavuzlarına güvenerek sessiz kalamayız. Eğer AKP'de vicdanlı olan varsa sesini yükseltmeli. Bu leş kargalarına uymasınlar, seslerini yükseltip gereken cevabı vermelidirler" diye konuştu.

‘KÜRT HALKI İÇİN ÖNDERLİK ÖZGÜRLÜK DEMEKTİR’

Kanunda "koster bozuktur" diye görüştürme yapılamayacağının yazılı olmadığını ifade eden Demirtaş, "Bir buçuk yıldır kanunları çiğniyorsunuz. Bir buçuk yıldır utanmadan sıkılmadan yalan söylüyorsunuz. Siz bunu nereye kadar sürdürebilirsiniz? İşte bu leş kargaları önderliğin ne olduğunu bilmezler, Kürt halkı için önderlik demek özgürlük demektir. Öcalan özgür olmadan, bu sorun çözülmez, bu kanunsuzluğu hukuksuzluğu, çete zihniyetini bir yana bırakın, Ortadoğu'nun en güçlü iradesinden biridir o. Ciddi bir devlet olun. Madem binlerce yıllık devlet olduğunu söylüyorsunuz ciddi olun, yalan söylemeyin. Diyalogun önünü açın, barışın önünü açın, sorun çözülür, bu kadar basit. Operasyon, işkence, kanı bu halka dayatırsanız, bundan bir sonuç alamazsınız. Çünkü Kürt halkı yıllardır direniş içinde. An azadi an azadi için alanlardadır" şeklinde konuştu.

Lozan antlaşmasında bile Kürtlere anadil eğitim ve savunma hakkı tanındığını hatırlatan Demirtaş, "Sayın Öcalan'ın fikirlerini savunmak suç değildir. İllegalize etmeyin. Biz alanlarda açık açık ifade ediyoruz. Açık açık savunuyoruz, biz bir halkın önderliği özgür olmadan o halk özgür olmaz asla çözüm olamaz diyoruz. Hükümetin kulağının duymamasından dolayı yüzlerce tutsak arkadaşımız cezaevlerinde bedenlerini ölüme yatırdılar. Kürt halkı için istediğimiz talepler bir lütuf değildir, doğal haktır. Verilen mücadele sonucunda kazanımlar olacak, sonra çıkacaksınız 'biz size hakkınızı veriyoruz' diyeceksiniz. Sizin haddinize mi hakkımızı veriyorsunuz. Sen kim oluyorsun halkın doğal hakkını veriyorsun. Şimdi Başbakan kendi çocuklarını okulla gönderirken, 5'inci sınıfta zorunlu ders mi gördü, senin çocuğun anaokulundan üniversiteye kadar anadilde eğitim görüyor da Kürt çocuğu verdiği vergiyle niye haftada iki saat ders görsün. Senin neyin fazladır. Burası Kürdistan olduğu için Kürtlerin anadilde eğitim hakkı vardır. Bu coğrafyanın ismi Kürdistan'dır. Nerede yaşarsan yaşa bütün diller güzeldir değerlidir; ama bir halkın dilini kendi anavatanında yasaklıyorsun. Niye; çünkü yanındaki kargaların ona çizdiği yola göre gittiği içindir" dedi.

BDP'lilerin talebi üzerine gençlerin bedenlerini ölüme yatırmadığını söyleyen Demirtaş, şunları kaydetti: "Bu hukuksuzluğa, AKP politikalarına karşı bedenlerini ölüme yatırdılar. Ama onların eylemi AKP'nin değil sizlerin alanlarda mücadelenizle sonlanır. Adalet Bakanı iyi niyetli olsa da çözemez, Başbakan duymaz. Ancak siz yani Batman'daki halk onbinlerce kişiyle alanlarda sesini yükseltirse durdurabiliriz. Alanlarda alışveriş yapmayarak, kontakları kapatarak, okula gitmeyerek, cezaevlerine siyasi, ahlaki olarak destek olma zamanıdır diyoruz. Dışarıdaki Kürtlerin özgürlüğü için 46 gündür bedenini açlığa yatırmışlar. Peki biz onlar için bir gün birkaç gün alanlarda olamayacak mıyız. Bu kadar mı aciziz. Hayır değiliz, alanlarda olacağız. Her türlü eylemselliğimizle onlara destek olduğumuzu göstereceğiz."

‘HER DAKİKANIN KIYMETİ VARDIR’

Hükümet'in atacağı adımlara destek olmaya ve Adalet Bakanı'nın yapacağı her türlü çözüm önerisini tartışmaya hazır olduklarını ifade eden Demirtaş, "Cezaevindeki tutsaklar da bu konuda hazır olduğunu söylüyorlar; ama bu gelişmeler bugün olmalıdır. Çünkü her saatin her dakikanın kıymeti vardır'' diyerek Hükümet'e açlık grevlerinin ölüm oruçlarına dönüşmeden bitmesi için adım atmasını istedi. Bir yandan Adalet Bakanı'nın konu ile ilgili Sincan Cezaevi'ne giderek açıklama yaptığını diğer yandan İçişleri Bakanı'nın Bakırköy Cezaevi önündeki destekçilere müdahale ettiğini söyleyen Demirtaş, her defasında demokratik eylemlerine müdahale edilirse İçişleri Bakanı'nın da kendilerinin demokratik eylemlerinin hedefi olacağını kaydetti.

‘EĞER CEZAEVLERİNDEN BİR ÖLÜM HABERİ GELİRSE AKP’NİN SONU OLUR’

Cezaevlerinden ölüm çıkması halinde BDP olarak altından çıkamayacaklarını söyleyen Demirtaş, "Ama AKP'nin sonu olur. Eylemden eyleme mitingden mitinge dile getirilecek bir sorun değildir bu. İnan ki eğer her saat alanlarda farklı eylemlerle cevap vermezsek ölümün önünü kapatamayız. Bakın o çocuklar Kürtlerin, gerilla, asker, polis anaları ağlamasın diye genç bedenlerini ölüme yatırmışlar. Bakın bu gençler asker ve polis anaları ağlamasın diye ölüme gidiyor; ama İstanbul'da bu gençlerin ailelerine halkına copla, panzerle müdahale ediliyor. Sen nasıl bir vicdana sahipsin ya, sen o analara vururken vicdanın sızlamıyor mu? Ama buna rağmen biz hep alanlarda olacağız. Bu ölümlerin önüne geçinceye kadar hep alanlarda olacağız. Bu halkın işinin zor olduğunu biliyoruz; ama buna rağmen insaniyetinizi gösterip, Kürdistan'a özgürlük getirecek halksınız. Onun için önünüzde saygıyla eğiliyor, selamlıyorum sizi" diye konuştu.

Yapılan konuşmalardan sonra kitle, BDP seçim otobüsüyle beraber Diyarbakır Caddesi'nde yürüyüşe geçti. Dörtyol'a kadar giden kitleye polis burada tazyikli su ve gaz bombasıyla saldırdı. Polislere karşılık veren kitle, ara sokaklara dağıldı. Şu ana kadar 7 kişinin gözaltına alındığı olaylarda bir kişinin de yaralandığı bildirildi. ANF

 

Diğer Haberler

Diğer Haber Başlıkları