Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Demirtaş: Müzakere için KCK ve BDP Sürece Dahil Edilmeli

Demirtaş: Müzakere için KCK ve BDP Sürece Dahil Edilmeli

08 Ocak 2013 Salı 13:24
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, "müzakere aşamasına geçilebilmesi için KCK ve BDP'nin sürece dahil edilmesi gerekir" dedi.

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, İmralı'da yaşananların henüz müzakare aşaması olmadığını belirterek, Hükümet'in müzakere koşullarını oluşturmasını istedi. "Bu girişim aşamasında eğer pratik, güven verici adımlar atılacaksa bunun en önemli, en kritik adımı İmralı sisteminin ortadan kaldırılmasıdır. Sayın Öcalan'ın koşulları, müzakere yürütebileceği koşullara kavuşturulmalı" dedi.

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Grup Toplantısında İmralı’da Abdullah Öcalan’la yapılan görüşmeleri değerlendirdi. "30 yıldır kan ve gözyaşıyla devam eden ama yüz yıllık geçmişe sahip olan köklü bir sorunu tartışıyoruz" diyerek konuşmasına başlayan Demirtaş, "Bugün ortaya çıktı ama yarın bitecek bir süreç değil. Kansız ve gözyaşı olmadan nasıl çözüleceğini herkes tartışmalı" dedi.

Çözüm için en mantıklı yolun müzakere olduğunu söyleyen Demirtaş, İmralı’da resmi bir heyetin Öcalan’la görüşüyor olmasını önemli bulduklarını, görüşmeleri aslında çok gecikmiş, çok geç kalınmış bir gelişme olarak gördüklerini söyledi. "Hükümetin samimi olduğuna inanırsak, bundan memnun oluruz. Her şeyden önce İmralı'da resmi bir heyetin Sayın Öcalan'la görüşmesi bizler açısından önemli. Aleniyet kazanmış olmazı bizler açısından değerini artırır. Bu sıradan bir gelişme değil. Aslında çok geç kalınmış bir gelişmedir” dedi.

Kalıcı barışın gerçeklemesi için yıllardır mücadele ettiklerini belirten Demirtaş, "14 yıldır adada tutulan bir halk önderinin isminin önüne 'Sayın' konulduğu için insanlar tutuklandı. 'Teröristbaşı' dediler. Olmadık çirkin sıfatlar yakıştırdılar. Ama sonuçta görüşmeye başladılar. Bu doğru bir adımdır, makuldur. Kamuoyunun memnuniyetle karşılaması hükümetin geç kaldığının göstergesidir" diye konuştu.

Süreçle ilgili ikinci önemli gelişmenin Ahmet Türk ve Ayla Akat'ın İmralı'ya gitmesi olduğunu kaydeden Demirtaş, "Yıllırdır söylediğimiz, 2 aydır her ay talep ettiğimiz Adalet Bakanlığı'na dilekçe vererek önemine dikkat çektiğimiz konuda adım atılmıştır. Siyasi bir soruna siyasi yaklaşım sergilenirse çözüm konulursa desteklenmiş olur. Bu adımların gerçekleşmesine neden olan halkımıza, dostlarımıza teşekkürler" dedi.

BDP-AKP ORTAKLAŞMASI DEĞİL, HÜKÜMET'İN ÖCALAN’LA BAŞLATTIĞI BİR SÜREÇ

BDP olarak öncesinden planladıkları, Hükümetle tartıştıkları bir sürecin söz konusu olmadığına dikkat çeken Demirtaş sürecin “Hükümet’in Sayın Öcalan’la başlattığı bir süreç” olduğunu ifade etti. Demirtaş şunları söyledi:

“Bir defa başlayan sürecin, başlayan girişimin bir AKP-BDP ortaklaşması olmadığını net bir şekilde tespit etmemiz lazım. Bizim hükümetle öncesinde oturup birlikte planladığımız bir süreç söz konusu değildir. Bu AKP'nin, hükümetin İmralı'da Sayın Öcalan ile başlattığı bir süreçtir. Partimiz ve Blokumuz, iki arkadaşımızın İmralı Adası'na gidişi ile birlikte süreçten doğrudan haberdar ve kısmi bilgi sahibi olmuştur. AKP-BDP ortak çalışması söz konusu değildir.

Yine İmralı'daki görüşmede tarafımıza iletilmiş, KCK'ye iletilmiş ya da halka iletilmiş ya da iletilmek üzere bize ifade edilmiş bir yol haritası, bir çözüm projesi, takvimlendirilmiş bir çözüm haritası yoktur. Bunu da net olarak ifade etmek gerekir. Böylesi bir yaklaşımı, belki de herkes olmasını istediği şekilde ifade ediyor deyip geçmek lazım. Ama gördüğümüz şudur: Görüşmeyi yapan heyette de, Sayın Öcalan'da da kararlı bir çözüm iradesi ve isteği vardır. Taraflarda bunun olgunlaştığını tespit etme durumumuz vardır. İfade edilen de budur. Dışarıya verilen mesaj da budur. Bu sorunu diyalogla, konuşarak, meseleyi müzakere ederek çözme iradesinin olgunlaştığı, güçlendiği şeklinde bir tespitimiz vardır.

-Bütün bu tespitler ışığında şunu söyleyebiliriz: Şu aşamada başlatılmış bir müzakere söz konusu değildir. Bunun çabalarından söz edilebilir ama müzakerenin başlatıldığına dair bize ulaşmış somut bir bilgi yoktur.”

KCK VE BDP SÜRECE DAHİL EDİLMELİ

Müzakere aşamasına geçilebilmesinin Hükümet’in tavır ve pratiklerine bağlı olduğunu da vurgulayan Demirtaş, “Çünkü taraflardan biri bu aşamada üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmiştir, yapması gerekeni yapmıştır ve ilk pratiğini ortaya koymuş, kararlılığı, samimiyetini ortaya koymuştur. Sıra hükümettedir. Hükümet müzakereyi başlatmayı düşünüyorsa bütün müzakere mekanizmalarının tamamlanması gerekecektir. Her şeyden önce muhataplardan biri olan KCK'nin süreci dahil edilmesi gerekir. Ve partimizin, DTK'nin sürece dahil edilmesi gerekir. Henüz müzakere aşamasına gelinemediğini belirlemek gerekir” dedi.

“Gelinen aşama ile hükümetin yaklaşımı arasında büyük bir ciddiyet farkı vardır” diyen Demirtaş sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu da sütten ağzı yanmış her bir halkın ferdini kaygıya sürüklüyor, güvensizlik yaratıyor. Hükümet ciddiyse her şeyden önce bu ciddiyet diline, üslubuna sirayet etmesi lazım. Hele hele askeri operasyonlar, tutuklamalar devam edecekse, bunun adına da entegre program denilerek süreç devam edecekse kimse birbirini yormasın. Bu saçmalığa son verilsin, böyle olmaz. Bu ciddi soruna böyle ciddiyetsiz yaklaşılamaz. 'Yendik, bitirdik, ezdik, şimdi sıra teslim almaya geldi' yaklaşımını kimseye anlatamazsınız. Yenme ve yenilme üzerine kuracağınız diyalog süreci sakıncalı olacaktır. Yenmişsen neyin müzakeresini yapıyorsun.

Bu girişim aşamasında eğer pratik, güven verici adımlar atılacaksa bunun en önemli, en kritik adımı İmralı sisteminin ortadan kaldırılmasıdır. Madem ki muhatap olarak kabul ettiniz Sayın Öcalan'ı, görüşmeyi kamuoyunun bileceği bir hale getirdiniz, bu yaklaşımı çözümde önemli bir parametre olarak gördünüz, o halde bundan sorası ilk adımın gereklerine uygun olmalıdır. En azından müzakereye geçileceği aşamada koşulların birbirine yakınlaştırılması lazım. Herhalde bundan da Sayın Başbakan'ın İmralı Adası'na konulmasını kastetmiyoruz. Sayın Öcalan'ın koşullarının, müzakere yürütebileceği koşullara kavuşturulmasından söz ediyoruz.”

Selahattin Demirtaş, İmralı’ya başka sivil heyetlerin gidişinin de mümkün kılınmasını istedi. İmralı koşullarının değiştirilmesi ya da İmralı sisteminin tümden kapatılması anlamına gelecek yol ve yöntemin tartışılması gerektiğini de belirten Demirtaş sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sayın Öcalan'ın KCK ve halk ile doğrudan temas kuracağı koşulların yaratılması gerekir. Biz bunları yıllardır söylüyoruz. Madem kritik aşamaya girdik, bütün bunların artık açıkça tartışılması ve formüllerinin bulunması lazım.”

SÜRECİN BAŞ SORUMLULUĞU HÜKÜMET’TE

Öcalan’ın avukatlarının tutuklanma nedeninin de ortadan kalktığını söyleyen Demirtaş,

“Sayın Öcalan'ın çok sayıda tutuklu avukatı var. Bu tutuklamanın nedeni tam da buydu. Önceki diyalog ve müzakere sürecinin tanığı olmalarıydı. Şimdi davanın düşmesi, avukatların serbest kalması lazım” dedi.

Demirtaş süreçle ilgili atılması gereken diğer adımları ve süreçte rol oynaması gereken güçleri de şöyle sıraladı:

“-Aşamalarla ilgili hükümetin parlamentoyu, meclis gruplarını, parlamento dışında bulunan siyasi partileri bilgilendirmesi önemlidir.

-Biz BDP olarak düşüncelerimizi bütün partilerle paylaşmaya hazırız. Sürecin baş sorumluluğu hükümettedir. Ondan sonra hangi parti destek verir, vermez, o partilerin sorunudur.

-Hükümet gözü kapalı destek vermesini beklememelidir. Şeffaflık en kritik başlıklardan birisi olacaktır.

-CHP'nin destek sunmuş olması da değerli bir katkıdır. Ana muhalefet partisine düşen böylesi bir sorumluluktur. Bu sorumluluğu yerine getirmiş olmasından memnuniyet duyuyoruz.

-Diğer Kürt partilerin, hareketlerin desteği çok önemlidir. Sivil toplum örgütlerinin en büyük rolü, hükümet tarafından atılan adımın boşa çıkarılarak politik söylem ya da pratik uygulamaların yakından takip edilmesi, eleştirilmesidir. Kamuoyunun desteğinin alınmasıdır. Sivil toplum örgütleri bu çerçevede rolünü oynayabilir. Irkçı ve milliyetçilerin sesinden daha yüksek ses çıkaramazlarsa rolünü oynayamamış olur.

-Medyanın desteği önemlidir. Hakkaniyetli, adil hareket edebilmek önemlidir. Çünkü ortadaki sorun Kürt sorunudur. Medyada barış dili demek hükümetin her politikasını tartışmasız desteklemek değildir. Haklardan ve özgürlüklerden yana olursa inanıyorum ki en büyük destek olarak açığa çıkaracaktır.”

OPERASYONLARA SON VERİLMELİ

-İmralı'da görüşmelerin yapıldığının açıklandığı günün öncesi o gün ve sonrasında yaşananlara dikkatinizi çekmek istiyorum. Bir yandan hükümet İmralı'da görüşme yapıldığını açıklıyor. Aynı gün Lice'de 10 PKK gerillası öldürülüyor. 3 gün içinde yüzlerce insan gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Aynı gün Şırnak KCK davasında 417 yıl hapis cezası veriyor. Askeri operasyon, tutuklamalar devam edecekse bunun adına nasıl müzakere, barışçıl çözüm yolu arama diyeceğiz. Bundan kesinlikle vazgeçilmesi, bu tehlikeli yola girilmemesi gerekir. Silvan'daki acı olaydan sonra hükümet 'Bu süreç bitmiştir' deyince feryat figan koparanlar, 10 PKK gerillası öldürülmesine sessiz kalıyor.

-Bu şekilde müzakere aşamasına geçmek imkansız hale gelebilir. Bu uygulamalara devam edecekse, bizim katkı sunmamız imkansız hale gelebilir. Hükümetin güvensizlik yayan durumu iyice su yüzüne çıkmış olur. Muhataplar arasında ayrım yapma, didiştirme kışkırtma girişimi bu çok ucuz bir yaklaşımdır. Daha önce defalarca denenmiş, sonuç alınmamış bir yaklaşımdır."

Demirtaş, Türkiye Başbakanı Demirtaş'ın danışmanı Yalçın Akdoğan'a da eleştiriler yöneltti. Muhataplar arasında ayrıştırma girişiminin ucuz bir girişim olduğunu vurgulayan Demirtaş, “Çıkmış kim kime racon kesti diyorlar. Sen duvar yazısı mı yazıyorsun, minibüs muavini misin yoksa siyasi danışman mı belli değil. Çözüm ararken diliniz bu mudur? Bunların hepsi hükümetin niyeti ile ilgili tedirginlik yaratıyor. Zaten politikalarını ve pratiklerini bildiğimiz AKP, sizi tanımıyor değiliz. Biz sizi çok iyi tanıyoruz" ifadelerini kullandı.

BDP Eşbaşkanı Demirtaş konuşmasının sonunda savaşta yaşamını yitirenlerin ailelerine de seslendi. “Barışı bu ailelere armağan etmek boynumuzun borcudur” dedi:

“Şehit ailelerine, annelerine, babalarına seslenmek istiyorum. Bu savaşın belki de en acı faturasını siz ödediniz. Şu veya bu şekilde bütün bu olup bitenlerden payınıza düşen en acı kısmı oldu. Bunu her zaman hissettik. Bütün bu ailelere Allah'tan sabır diliyoruz. Ateş düştüğü yeri yakıyormuş. Yaşayanlar bilir, Allah başka hiç kimseye göstermesin. Sizin çocuklarınız yani bizim kardeşlerimizin bu süreçte yitip gitmelerinde her gün acı duyduk. Bunu yürekten, samimiyetle paylaştık. Şimdi geldiğimiz bu noktada sizlerin sunacağı destek bütün bu desteklerin en kıymetlisi, en değerlisi olacaktır.

Bu acıyı yüreğinde yaşamış olmasına rağmen başka analar ve babalar bu acıyı yaşamasın diye elini taşın altına koyacak her aile, her şehit annesi, babası kutsal bir iş yapmış olacak. Kim ne derse desin, hangi ırkçı saldırırsa saldırsın, sizin böylesine onurlu, erdemli duruşunuz bütün kapıların tek başına açılmasına yeterlidir. Bütün o annelerin, babaları ellerinden öperek şunu söylüyoruz: Bu süreç kaybettiğimiz bütün değerlerimiz adına özgürlük ve demokrasi getirmesi açısından fırsat olabilir. Evlatlarımızın mezarlarında rahatça uyumasına vesile olabilir. Sizler bu sürecin takipçisi olmalısınız. Hükümetin oyalama, kandırma politikası değil, kalıcı onurlu bir çözümü gerçekleştirmesi için...

En çok barışı siz hak ediyorsunuz ve o barışı ailelere armağan etmekte de bizim boynumuzun borcudur.”  (ANF)

Diğer Haberler