Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Dindar Kürdler’de Dini ve Politik Söylem - I -

Dindar Kürdler’de Dini ve Politik Söylem - I -

03 Ocak 2013 Perşembe 04:47
Dindar Kürd hareketlerin (Azadi, Öze Dönüş Platformu, Med-Zehra, Zehra ve Hüda-Par) dindarlık ve Kürdlük arasında olası karşıtlığı izale edici makul bir diyalektik geliştirmeleri gerekir.

İrfan BURULDAY

Belli türden siyasi ve sosyal bazı dindar hareketlerin politik pozisyonunu belirginleştirerek Kürdistan’da mevcut ulusal mücadeleye dâhil olmaları önemli bir gelişmedir.

Ancak, bu adımları hassas kılan etken ise cemaat dilinin ya da dini söylemin politik, siyasal söylem ile olan ilişkisinin toplumda ne şekilde karşılık bulacağı ya da nasıl yansıtılacağıdır.

Kuşkusuz birbirine karşıt hatta çatışır gibi görünen/gösterilen bu kavramların ya da söylemin, nasıl bir hava yaratacağını şimdiden kestirmek oldukça zordur. Ama, karşıtlık üzerinden olası bir tartışmanın olumlu bir neticeyle sonuçlanmayacağını şimdiden görmek mümkün.

Kürdlük ve dindarlığın, politik ile dini, insani ile ilahi ve devlet ile ümmet gibi kavramların birbirine karşıt, çatışır iki söylem haline getirilmesi ve iki ayrı uç nokta yaratılması, önü alınamaz tartışmaları beraberinde getirir.

Diğer bir deyişle, Kürdler’in devlet istemlerinin ümmet ve dolayısıyla dini paradigmayla uyumlu olmadığı, Kürdlüğün salt ırkçılık, dindarlığın ise kardeşlik olduğu gibi kavramsal karşıtlıklar, sözkonusu hareketlerde zihinsel ve düşünsel karşıtlıklar, travmalar meydana getirir.

Dolayısıyla dindar Kürd hareketlerin (Azadi, Öze Dönüş Platformu, Med-Zehra, Zehra ve Hüda-Par) dindarlık ve Kürdlük arasında olası karşıtlığı izale edici makul bir diyalektik geliştirmeleri gerekir. Aksi durumda, sol eksenli bazı Kürd hareketlerin (PKK, HAKPAR, BDP) içine düştüğü ideoloji ve Kürdlük, milliyetçilik ve Kürdlük karşıtlığının bir benzerini Kürdlük ve dindarlık, Kürdlük ve ümmetçilik arasında yaşamak durumunda kalacaklardır. Bu durum ise, ulusal mücadelede politik pozisyon belirleme ve siyasal alanın oluşumunda ciddi kısıtlamalar yaratır ve Kürdistan mücadelesi egemenlerin iç sorunu haline getirilir.

Belirli dönemler hariç neredeyse son yüz elli yıl gözönünde bulundurulduğunda, Kürdistan’da politik, siyasal ve sosyal hareketlerin Kürdlük ve dindarlık, Kürdlük ve milliyetçilik paradoksundan kurtulamadığı görülür.

Siyasal ve toplumsal alanın biçimselliği konusunda yaşanan bu daralma, Kürdlük ve dindarlığın yanı sıra, milli kimlik ve dini kimlik gibi karşıt zannedilen iki ifade biçimi doğurmuş oldu. Yani, bir nevi Kürdlük; milli kimlik, dindarlık ise milli kimlikten soyutlanmış, salt dindar kimlik şeklinde ikiye bölünmüştür. Bununla birlikte Kürdlük ve dindarlık iki ayrı kimlik şeklinde formüle edilmiş ve birbirine karşıt, çatışmacı bir zemine çekilerek ontolojik bir ayrışma yaratılmıştır.

Ne yazık ki bu bölünme, millet olarak Kürdleri, siyasal aktör olarak da Kürd ulusal hareketleri, egemen imparatorluklar ve ardılı ulus devletlerden kopuş düşüncesini olumsuz şekilde etkilemiş; Kürdlük ve dindarlık, Kürdlük ve milliyetçilik (milli olan) arasında derin bir karşıtlık ve çatışma ortamı meydana getirmiştir.  

Oysa Kürdistan’da siyasal ve toplumsal alanın biçimselliği ve bu biçimselin iktidar ya da devlet şeklinde tezahür etmesi, bir bütün olarak her iki kavrama yüklenen değerlerle yakından ilişkilidir.

Dini kimliğin milli kimlikten daha baskın olduğu yönünde ileri sürülen güya bilimsel analizler, anketler, tartışma ortamları, beyanatlar koca bir saptırmadır. Çünkü Kürdlük (milli olan) ve dindarlığın iki farklı kimlik veya disipline bölünmesi ve Kürdler’in birini tercihe zorlanması bir sömürge projesidir.   

Kürdlük ve dindarlığın iki ayrı kimlik şeklinde dile getirilmesi ve bu bağlamda insani olan ve dini olan gibi iki farklı özgün kavram formuyla ifade edilmesi, yukarıda belirttiğimiz gibi, dindarlığı Kürdlükten ve Kürdlüğü dindarlıktan ayrıştırmaya çalışmaktır. Zannımca, zorlayıcı böylesi bir ayrıştırma, Kürdlüğün seküler olana veya bu anlamda bir başka yöne zorlanması olarak okunabilir.

Dindarlık ve Kürdlük gibi karşıt olmayan ama karşıt/zıtlık/negatif gibi gösterilmek istenen bu kavramsallaştırma, gözlemlediğim kadarıyla dindar hareketlerde şu şekilde algılanmaktadır:  Kürdlük; din dışı yani tamamen profandır. Öyleyse profan olan bir nesne, eşya düşünce ya da gelenek, kavramsallaştırma dini olamaz. Dindar Kürdler açısından bu, korkunç ve bir o kadar da zalimcedir. Kürdlüğün, ideolojik bir nesne, ideolojik bir araç ve dindarlığın/dinin karşıtı şeklinde görülmesinin bir sonucudur bu.  Kürdlük/dindarlık açısından bu, devrik, yamalı ve yırtık bir paradokstur.

Dindar Kürd hareketlerin bilerek ya da bilmeyerek, gerek kendilerini gerekse de Kürdleri böyle bir tercihe zorlamaları son derece tehlikeli sonuçlar doğurur. Bu durumda hem dindar hareketler hem de millet olarak Kürdler, kaçınılmaz bir şekilde, sonu egemen siyasal sisteme/sistemlerin yedeğine varan bir krize yakalanmış olurlar.(Ufkumuz.com)

Diğer Haberler