Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Diyarbakır Barosu, idam cezasına ilişkin açıklama yaptı

Diyarbakır Barosu, idam cezasına ilişkin açıklama yaptı

13 Kasım 2012 Salı 11:17
Türkiye Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 13 numaralı Protokolü ile her koşulda, savaş ve olağan üstü durumlarda bile idam cezasını yasaklayan bu Protokolü onaylamıştır.
Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu adına yazılı açıklama yapan Baro Başkanı Av.Tahir ELÇİ, "açıklamaları endişe ve hayretle izlemekteyiz" dedi.
 
DİYARBAKIR BAROSU'NUN YAZILI AÇIKLAMASININ TAM METNİ
 
"İdam cezasına ilişkin tartışmaları hayret ve endişe ile izlemekteyiz. Hukuki temellerden tümüyle yoksun olan, toplumsal gerginliği arttırmaktan başka bir yararı bulunmayan “idam cezasının geri getirilmesi” tartışmasının Başbakan tarafından ısrarla kamuoyu gündemine getirilmek istenmesini anlamakta güçlük çekiyoruz.
 
Yasalar idam cezasını öngörmesine rağmen, 1984 yılından sonra Türkiye'de idam cezası uygulanmamıştır.
 
1991 yılında çıkarılan bir düzenleme ile 500 civarında idam cezası dosyası, 10 yıl ağır hapse dönüştürülmüş ve 2002’deki yasayla da fiilen uygulanmamış olan tüm idam kararları, ömür boyu hapse dönüştürülmüştür. 2006’da ise 5218 sayılı yasa ile ölüm cezası tüm suçlar için kaldırılmıştır. İdam cezasının tümüyle kaldırılması, Türkiye toplumunun demokrasi ve insan hakları mücadelesinin bir kazanımıdır.
 
"İdam cezası niteliği itibarıyla insan onurunu ayaklar altına alan, gayri insani bir muamele ve cezadır. İdam, bir şiddet eylemidir. Diyarbakır Barosu, dünyanın her yerinde, kime karşı olursa olsun her koşulda idam cezasına karşı kesin ve kararlı bir tutum içindedir. Şüphesiz Türkiye’de insan onuruna aykırı  bu cezayı geri getirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Demokratik toplum, bu kazanımından asla taviz vermeyecektir.
 
Türkiye Avrupa Konseyinin bir üyesidir ve bu uluslar arası örgütün tüm insan hakları sözleşmelerine taraftır. Türkiye Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 13 numaralı Protokolü ile her koşulda, savaş ve olağan üstü durumlarda bile idam cezasını yasaklayan bu Protokolü onaylamıştır. Anayasanın 90/son maddesi, temel hak ve özgülüklerine ilişkin uluslar arası sözleşmelerin kanun hükmünde olduğunu, bunların anayasaya aykırılığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bile başvurulamayacağını öngörmüştür.
 
Aynı anayasal hükme göre, uluslar arası sözleşmelere aykırı ulusal düzenlemenin olamayacağı ve uluslar arası hükümler karşısında koruma görmeyeceği düzenlenmiştir.
 
Peki, bütün bu hukuksal gerçeğe rağmen, Sayın Başbakan bu tartışmayı ısrarla kamuoyu gündemine taşıyarak neyi amaçlamaktadır. Toplumun bir kesiminin idam cezasının geri getirilmesini istediğine dair açıklamalar bir spekülasyondan ibaret olmakla birlikte, temel hak ve özgürlüklere ilişkin konuların kamuoyu yoklamalarına, referandumlara konu olamayacağını her halde sayın başbakan da bilmektedir.
 
Keza Öcalan hakkındaki hüküm bağlamında, kanunların sanık/hükümlü aleyhine geriye yürümezliği ilkesi en temel ve basit bir ceza hukuku kuralıdır.
 
Diyarbakır Barosu, en yüksek sorumluluk sahibi yetkililer dahil olmak üzere herkesi, toplumsal barışa zarar verecek tutum ve davranışlardan kaçınmaya, sağduyuya ve hukuka saygı duymaya davet etmektedir.  Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

 

Diğer Haberler