Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Diyarbakır’da çocuk olmak

Diyarbakır'da çocuk olmak

21 Ekim 2012 Pazar 14:23
Hangi medeni ülkede bu kadar çocuk mahkum var acaba. Hangi uygar toplumda 14 yaşındaki çocuğun omuzuna silah konup savaşa sürülür. Ve hangi medeni ülkede 34 çocuğun bedeni uçaklarla paramparça edilir de hesap vereni olmaz.

        Av. Muhammed Dara AKAR

 

        Bir bayram sabahı neşe içinde

        Hoş kokulu sokaklardan geçip

        Cami avlusundaki kuşlara

        Merhaba demektir…

       Otuzbeş-kırk yıl önce bir şair Diyarbakır’da çocuk olmak duygusunu herhalde buna benzer mısralarla ifade ederdi. Avlulu evleri, tertemiz sokakları, kırk makamlı şarkı gibi  ‘’şireli datliiii…’’diye bağırıp sabahı neşelendirmeyi küpeli havuzunda serinlemeyi, damda yıldızların altında yatmayı, yazın Dicle kenarında hülle kurmayı, hevsel bahçelerinde dut toplamayı da anlatırdı belki.

       Hele hele bayram coşkusunu kim bilir hangi dokunaklı mısralara dökerdi.

       Mahzun Prens mahlaslı Diyarbekir’li şair Aydın Kaya’nın şu mısralarını okuyunca ne çok şeyin değiştiğini acı bir şekilde hissettim:

    Diyarbakır’da çocuk olmak;

    Sancılı bir doğum sonucu

    Acıyla yoğrulmuş bir yaşama

    Merhaba demek

    Okul yerine

    Sur diplerinde ayakkabı boyamaktır

        

    Diyarbakır’da çocuk olmak;

    Yetişkin olarak doğmaktır

    Düşünce suçlusu sayılıp

    Uzun yıllarla yargılanmaktır

     

    Diyarbakır’da çocuk olmak;

    Kent caddeleri yerine

    Cezaevleri avlularında turlayıp

    Mahpus arkadaşı edinmektir

    Okul arkadaşı diye

                                                 

    Diyarbakır’da çocuk olmak;

    Aslında hiç çocuk olamamaktır

    Çocukluğa özlem duymaktır…

        Yine bir bayram yaklaşıyor ama ne büyüklerin tadı tuzu var ne de çocukların neşesi yerinde. Eskiden geçim derdi, siyasi meseleler, yokluk yoksulluk vardı ama bunlar büyüklerin derdiydi. Şimdi gidin bakalım Suriçi, Ben u Sen, Şehitlik, Bağlar vs. çocuklarına bir sorun yaşam nedir diye. Bin yıl yaşamış gibi yorgun gözlerle size bakıp, ‘’ git be işine Allahaşkına..’’ der gibi bir iç çekip başını tekrar öne eğerler. O suskun bakışlarda çok şey saklıdır.

       Bu çocuklara sahip çıkamadı büyükler. Otuz yıldır barışı sağlayamadık. Üstelik binlerce çocuğu cezaevlerine doldurduk. O da yetmezmiş gibi cinsel tacize uğramalarına seyirci kaldık.

       Eskiden de çocuklarımız yoksuldu ama muhtaç değildi. Sokaklarda dilenci yaptık el kadar yavruları. Madde bağımlısı yaptık, savaş tacirleri daha çok kazansın diye.

       Hangi medeni ülkede bu kadar çocuk mahkum var acaba. Hangi uygar toplumda 14 yaşındaki çocuğun omuzuna silah konup savaşa sürülür. Ve hangi medeni ülkede 34 çocuğun bedeni uçaklarla paramparça edilir de hesap vereni olmaz.

        Fena şeyler yaptık biz, çok fena…(Güneydoğu Güncel)

Diğer Haberler