Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Diyarbakır’da karakolda işkence

Diyarbakır'da karakolda işkence

05 Haziran 2012 Salı 11:03
Diyarbakır'da gözaltına alınan Kadri Çelik adlı vatandaş karakolda işkenceye maruz kaldı.

Başbakan Erdoğan ve hükümet yetkilileri "işkenceye sıfır tolerans"diye dursun, Diyarbakır'da gözaltına alınan Kadri Çelik adlı vatandaş karakolda işkenceye maruz kaldı. Hastanede kendisine rapor verilmediğini belirten Çelik İHD'ye başvurdu. İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, Türkiye'de işkence vakalarında artış olduğunu belirterek, son işkence vakasında sorumlular hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi.

Yenişehir İlçesi Aziziye Mahallesi'nde oturan Kadri Çelik adlı vatandaş, 30 Mayıs gecesi evine yapılan polis baskınıyla gözaltına alındı. Toplu Konut Polis Karakolu'na götürülen Çelik, daha karakola götürülmeden polisler tarafından dövülmeye başlandı. Çelik'e yönelik dayak ve işkence karakolda da sürdü. Gördüğü işkenceler nedeniyle elbiseleri kanlar içerisinde kalan Çelik, İHD Diyarbakır Şubesi'ne başvurarak hukuki yardım talebinde bulundu.

Yaptığı başvuruda başına gelenleri anlatan Çelik, çalıştığı kıraathaneden gece eve gittikten sonra gece yarısı saat 02.00 sıralarında kapının çaldığını belirterek, "Kızım kapı çalıyor diye beni uyandırdı. Kapıda polislerin olduğun görünce parmaklıklardan niçin geldiklerini sordum. Hakkımda şikayet olduğunu söylediler. Ben de kimlik sordum, gece geç saat olduğu için polis olup olmadıklarından şüphelendim. Kapıda 4 araba vardı. Üçü resmi, biri sivil polis araçlarıydı. 4 sivil, 6-7 resmi giyimli polis vardı. Kimlik sorduğum için hakaret edip kapıyı zorlamaya başladılar ve kapıyı zorla açtılar" dedi.

Ellerini kelepçeledikten sonra sivil araca bindirip Toplu Konut'taki polis merkezine götürüldüğünü aktaran Çelik, şunları söyledi: "Karakolda 10 dakika kaldıktan sonra yeni yapılan Bölge Araştırma Hastanesi'ne götürüldüm. Elazığ yolu üzerinde Şilbê Köyü yoluna yakın bir yerde boş arazide araç durdu. Beni araçtan indirdiler. Benimle birlikte üç polis vardı. Onlardan ikisi tekme tokat bana vurmaya başladılar. Saat 03.00'e doğru geliyordu. Bağırışlarımı duyan orada oturan insanlar yardıma gelerek, polisleri durdurmaya çalıştılar ancak engel olamadılar. Polisler beni tekrar arabaya bindirip yine aynı karakola götürdüler."

İŞKENCE KARAKOLDA DEVAM ETTİ

Karakolda polis amirinin yanına gelmesinden sonra kendisini döven polisleri şikayet ettiğini ifade eden Çelik, yaşadıklarını şöyle anlattı: "Polis amirine yaşadıklarımı anlattım. Ancak diğer polisler benim doğru söylemediğimi, kendimi yere attığımı söylediler. Ben de ellerimin kelepçeli olduğunu, söyledikleri şeyi yapmamın imkansız olduğunu söyledim. Ayrıca vücudumun her tarafında darp izi olduğunu, burnum, gözüm ve başımın yara bere içinde olduğunu, kendimi nasıl bu hale getirebileceğimi söyledim. Beni darp edenlerden biri gelip beni bir odaya aldı. Kelepçemi açarak karşıma oturdu ve konuşalım dedi. Ancak beni tekrar dövmeye başladı. Ben yapılan işkence sonucu bayılmışım. Kendime geldiğimde ellerim kelepçeliydi. Kendime geldiğimi gören polisler yüzüme biber gazı sıktılar. Hareket edecek durumda olmamama rağmen yüzüme biber gazı sıkılmıştı. Polislerin amiri gelip onlara kızınca durdular."

DOKTORLAR İŞKENCEYİ GÖRMEDİ

Ailesinin karakola geldiğinde bağırış ve yardım çığlıklarını duyduklarında 155 polis imdadı ve 112 acil servisi aradıklarını anlatan Çelik, şunları söyledi: "Beni Araştırma Hastanesi'ne kaldırmışlar. Kendime geldiğimde hastanenin acil servisinde olduğumu gördüm. Orada tanımadığım bir kadın benim için 'kafasını yere vurmuş' dediğini duydum. Buna itiraz ederek, polislerin beni dövdüğünü söyledim. Acil servisin doktoru, kadının söylemi üzerine beni tedavi etmek istemedi. Bu duruma tepki gösterince tedavi edeceğini söyledi ancak bu kez ben kabul etmedim. Ben bağırıp çağırıp doktora kızınca, orada bulunan hastane güvenlikçileri de bana saldırdı. Beni darp eden polislerden biri de benimle gelmişti. Bana bunları yapanlardan biri o olduğunu söyleyince oradan uzaklaştı. Hastanede tedavi edilmeyince beni tekrar karakola götürüp nezarete koydular."

Karakola geri götürüldükten sonra Araştırma Hastanesi yerine başka bir hastanede tedavi olmak istediğini, ancak hastane talebinin kabul edilmediğini söyleyen Çelik, "Avukat istemem üzerine barodan gelen avukat nezaretinde ifadem alındı ve serbest bırakıldım. Karakoldan çıktıktan sonra Devlet Hastanesi'ne gittim. Polisler tarafından işkenceye maruz kaldığımı söyleyince 'senin bir şeyin yok' diyerek geri gönderdiler. Ben bu şahıslardan şikayetçiyim.”

BİLİCİ: İŞKENCE VAKALARINDA ARTIŞ VAR

Çelik’in başvurduğu İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, 'işkenceye sıfır tolerans' denilen bir dönemde işkence görenlerin sayısında ciddi bir artışın olduğunu belirterek, "2011 yılında bin 555 kişi çeşitli şekillerde işkence ve kötü muameleye maruz kaldı. Maalesef bu giderek artıyor" dedi.

Kadir Çelik'in gördüğü işkenceye dikkat çeken Bilici, "Gördüğünüz gibi elbiseleri kan içerisinde. Karakolda ve karakol dışında ciddi işkencelere maruz kalmış. Bize yapılan başvuru üzerine Türkiye İnsan Hakları Vakfı'na başvurarak, alternatif rapor tutulmasını talep ettik. Ayrıca kendisinin anlatımları doğrultusunda savcılığa başvurarak, suç duyurusunda bulunacağız" dedi.

Yaşanan işkence vakalarının kendilerini kaygılandırdığını vurgulayan Bilici şunları söyledi: "Şunu bir daha vurgulamak istiyorum; Türkiye'de işkence konusunda ciddi artışlar olduğunu görmekteyiz. Bu da bizleri son derece kaygılandırmaktadır. Keyfi bir uygulama var, keyfi gözaltılar oluyor ve keyfi işkenceler söz konusudur. Hiçbir şekilde hukuk kurallarına, mevcut olan yasalara göre hareket edilmediğini görmekteyiz. Bu da polisin bu kadar rahat davranması, bu kadar pervasızca davranması bizleri son derece kaygılandırmaktadır. Bu vaka gerçekleşmişse, bu coğrafyada hiç kimsenin can güvenliğinin olmadığını belirtebiliriz. Biz insan hakları savunucuları olarak bunun takipçisi olacağız, peşini bırakmayacağız ve derhal gereği neyse yapılmasını istiyoruz."

İHD'nin ardından Türkiye İnsan Hakları Vakfı'na (TİHV) da başvuran Kadri Çelik'in gördüğü işkencenin tespiti ve sorumlular hakkında hukuki girişimlerin başlatılması için İHD avukatları tarafından bugün ilgili polisler hakkında suç duyurusunda bulunulacak.

ANF

Diğer Haberler