Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Doğuştan Gelen Hakların Pazarlığı Olamaz

Doğuştan Gelen Hakların Pazarlığı Olamaz

29 Mart 2012 Perşembe 19:57
Devlet Kürtlerin doğal haklarını vermek için kendiliğinden adımlar atması gerektiğini belirten Yılmaz, bir Türk`ün sahip olduğu tüm haklara bir Kürd`ün de sahip olması gerektiğine işaret etti.

DİYARBAKIR - Mustazaflarla Dayanışma Derneği (Mustazaf Der) Genel Başkanı Av Hüseyin Yılmaz, Başbakan Recep Tayip Erdoğan`ın "PKK ile mücadele, siyasi uzantısıyla müzakere" şeklindeki sözleriyle "Kürt Sorunu"nun çözümüne yönelik yeni stratejisini İlke Haber Ajansı`na değerlendirdi.

Müzakere Edecekleri Kürt Sorunu Değil, PKK Sorunudur
Hükümet ve devletin "Kürt Sorunu"na güvenlik eksenli olarak baktığını belirten Yılmaz şunları söyledi: "Devlet, daha öncede PKK`yi muhatap almadıklarını ifade ediyordu, ancak perde arkasından (Oslo) görüşüldüğü ortaya çıktı. Şu anda da bir yerlerde görüşmedikleri ne malum… Söylem farklı, ama pratikleri hep farklıdır. Şimdi de aynı söylemleri tekrar ediyorlar. İşte `biz PKK ile mücadele, siyasi uzantısıyla müzakere` edeceklerini söylüyorlar.

O zaman müzakere edecekleri Kürt sorunu değil, PKK sorunudur. Çünkü PKK`ye nasıl silah bıraktıracaklarının hesabını yapıyorlar ve bunun adına da Kürt Sorunu diyorlar. Bizler mevcut sorunun iki boyutu olduğunu söylüyoruz; birinci Kürt Sorunu, ikincisi elinde silah olan PKK sorunu vardır. Şimdi elinde silah bulunduran `PKK ne istiyor` onu ayrı görüşürsünüz, Müslüman Kürtler ne istiyor onu da ayrı görüşürsünüz. PKK ile Kürt sorunu bir birinden ayırt edilmesi lazım…"

Elinde Silah Olmayanların Günahı Nedir?
Hükümetin farklı arayışlara girdiğini ve entelektüel birikimleri olan Kemal Burkay veya İbrahim Güçlü üzerinden yeni bir vizyon geliştirildiğine dikkat çeken Yılmaz, ancak bu gibi insanların yaygın tabanları veya etkileyebilecek insanların fazla olmadığını söyledi. Yılmaz, "Bu insanların birikimleri olabilir, ancak bakış açıları sol düşüncenin dışına çıkmıyor. Laikçi, seküler Kürtlerin taleplerini dillendiriyorlar. Bu nedenle talepleri aynı noktada kalıyor, yani Müslüman Kürtler ne istiyor sorusunu kimse sormuyor. Bazı yazarlara baktığımız da bütün Kürtleri PKK`ye pazarlayarak tek muhatap olarak hükümete sunuyor. O zaman bu şu anlama geliyor; elinde silah olan, dayatmalarda bulunan, kan döken muhataptır, diğerleri de muhatap değildir. Peki, elinde silah olmayan, kan dökmeyenlerin günahı nedir? Kürt sorunun çözümünü tüm Kürtlere sormak lazım… Laikçisinden dindarına kadar, Müslüman`ından, gayri Müslim`ine kadar görüşülmesi lazım... Görüşme konusu Kürtlerin hakları, talepleri olmalıdır. Bu insanlarla PKK`ye nasıl silah bıraktırabilirizi görüşmenin anlamı yoktur. Silahın muhatabı PKK`dir, onu PKK ile görüşürsünüz. Hükümet kiminle neyi konuşacağını birbirine karıştırmış görünüyor. Hükümet yeni konsept geliştirdiğini ve PKK ile görüşmeyeceğini söylüyor, ama pratiğe baktığımızda biz böyle bir şey göremiyoruz. Şuana kadar hükümetin bölgeye gelip de etkin olan STK`larla, camia ve cemaatlerle, aşiret ve şeyhlerle görüştüğüne şahit olmadık. Ya da onları bir masada etrafında toplayıp da `ben bu sorunu nasıl çözerim` şeklinde danıştıklarını görmedik." dedi.

Hep Sol Kesimle Görüşüldü
Düne kadar PKK ve BDP şimdi ise Kemal Burkay ile görüşüldüğüne dikkat çeken Yılmaz, şuana kadar hep sol kesimlerle görüşüldüğünü ifade etti. Yılmaz, "Öne çıkartmak istedikleri kesim hep sol. Laikçi, seküler düşünen, dini duyguları zayıf olan insanlar olmuştur. Kendilerini tarif ederken de sol yapı içerisinde olduklarını ifade ediyorlar. Bunu geçen seçimlerde gördük. BDP`nin yaptığı koalisyonda Türkiye`nin marjinal sol örgütleri tek çatı altında bir araya gelerek ortak hareket ettiler. Bazı yazar ve çizerler de adres olarak hep bunları işaret ediyorlar. Kürtlerinde Türklerinde etrafında birleşecekleri ortak paydanın İslam olduğu göz ardı ediliyor. İslam`ın Türklere tanıdığı hakların aynısının Kürtlere de tanındığını bilip bu hakları vermekle sorunun çözülebileceğini görmek istemiyorlar. Bu sorunun çözümüne katkı sunabilecek İslami çevreler hükümet tarafından da görülmek istenmiyor, muhatap alınmak istenmiyor. Rejime muhalif olduklarından bahisle dışlanıyor." diye konuştu.

Silahsız Yapılara Yaklaşım değişmeden İkna Edici Olunmaz
Yılmaz sözlerini şöyle sürdürdü: "Devlet bugün PKK`ye silah bıraktırmak istiyorsa o zaman önce Hizbullah`ı terör örgüt olarak anmaması gerekir. Çünkü Hizbullah`ın 10 yıldan fazladır her hangi bir silahlı eylemi yoktur. Ve son olarak bir manifesto ile varlığını ortaya koymuştur. Silahsız bir mücadeleyi benimsediğini söyleyen siyasi bir yapı var ortada… Ama halen bunlara karşı silahlı örgüt muamelesi yapılıyor. Sanki her gün eylem yapıyormuş gibi Hizbullah hakkında çalıştaylar düzenliyorlar. Ortada bir şey bulamayınca da dindar bir nesil yetiştirmek isteyen İslami STK`lara yönelik engelleyici tedbirler ve baskılar yapılıyor. Silahı kendiliğinden bırakmış ve bunu pratik olarak ortaya koymuş bir yapıya karşı yaklaşımınızı değiştirmezseniz bir başkasına da ikna edici olamazsanız. Bunu yapmadığınız takdirde PKK de `siz bizi tasfiye etmeye çalışıyorsunuz` diyecek ve `silah benim sigortamdır` diyecek ve bırakmayacak."

Kürt Sorununu Kullanıyorlar
PKK`nin ideolojik düşüncesini bölgeye hâkim kılmak için Kürt sorununu kullandığına dikkat çeken Yılmaz, toplumada ideolojik düşüncesini yansıtmadığını söyledi. PKK`nin bu yöntemi kırsal kesimlerde inandırıcı bulunduğunu belirten Yılmaz, buna hükümetin attığı adımların sebep olduğunu söyledi. Yılmaz, "PKK çıkıp `ben mücadele ettiğim için devlet size bu hakları verdi, yoksa size hak vermezdi` diyor. Devlet de PKK`nın bu söylemini haklı çıkarmak için elinden geleni yapıyor. Müslüman Kürt halkını PKK`ye yöneltmek için derinlerde kotarılan bir danışıklı dövüş var gibi…" dedi.

Doğuştan Gelen Hakların Pazarlığı Olamaz
Devlet Kürtlerin doğal haklarını vermek için kendiliğinden adımlar atması gerektiğini belirten Yılmaz, bir Türk`ün sahip olduğu tüm haklara bir Kürd`ün de sahip olması gerektiğine işaret etti. Bu hakları vermeyi PKK`nin silah bırakması şartına bağlanmaması gerektiğini belirten Yılmaz, "doğuştan gelen hakların pazarlığı olamaz." dedi

İzm`lerin Savaşı
Yıllardır adına düşük yoğunluklu savaş denilen çatışmalı ortamın devam ettiğini belirten Yılmaz, böyle giderse Müslüman halkın çocuklarını bir birine kırdırılmaya devam edileceğini söyledi. Yılmaz, " Öldürülen PKK`lilerin ve askerlerin ailelerine bakıldığında ideolojik düşünceleri olmayan, dindar olan insanlardır. Müslüman halkın çocukları birbirlerine düşman edilmiş, çatıştırılıyor. İki tarafında yöneticilerine, çatıştıranlarına bu ateş dokunmuyor. Gizli bir anlaşma var gibi. Birinin düşüncesi Apoizm`i hâkim kılmak, diğerinin Kemalizm`i hâkim kılmaktır. Müslümanların çocuklarını da bu iki izm adına bir birine kırdırtıyorlar. Buna bir dur demek lazım…" diye konuştu.

Ulus Devlet Anlayışı Terk Edilmeli
Mevcut anayasa ile Kürt sorununun çözülemeyeceğini belirten Yılmaz, üniter devlet yapısı içinde bir arada yaşanacaksa ulus devlet anlayışının terk edilmesi gerektiğini ifade etti. Yılmaz, "Ulus devlet anlayışı değişmeden yapılacak şeyler sadece geçici bir çözüm olabilir. Anayasal vatandaşlık öne çıkarılmalıdır. Türkiye cumhuriyetinin birden fazla etnik yapıdan teşekkül ettiği vurgulanabilir. Ya da hiçbir etnik vurgu yapılmadan bu dile getirilebilir. Kürtçeye resmiyet verilmelidir. Anadilde eğitim hakkı tanınmalıdır. Bunu geçiş aşamasında Kürtçe seçmeli ders olabilir" dedi. (M. Salih Keskin - İLKHA)

Diğer Haberler