Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
DTK toplantısı sona erdi

DTK toplantısı sona erdi

17 Eylül 2012 Pazartesi 10:02
DTK'nin 6'ncı Genel Kurulu 3'ncü Ara Dönem Toplantısı sonuç bildirgesi ile son buldu.

DTK'nin 6'ncı Genel Kurulu 3'ncü Ara Dönem Toplantısı sonuç bildirgesi ile son buldu. Bildirgeyi açıklayan BDP Van Milletvekili ve DTK Koordinasyon Sözcüsü Özdal Üçer, Kürt sorununda yol ayrımına gelindiğini belirterek, “Önümüzde iki seçenek vardır. Ya bu mesele şiddet-çatışma zemininde devam edecek, ya da anlamlı bir müzakere ile barışçıl çözüm yoluna gidilecektir. Bugünlerde yaşadıklarımız savaş tercihinde karar kılınmasının sonuçlarıdır" dedi. Öcalan ve PKK’ye rağmen çözüm olmayacağının altını çizen Uçer, Kürtlerin 21. Yüzyılı kaybetmeyeceğini vurguladı.

Demokratik Toplum Kongresi'nin (DTK), "Demokratik Özerklikten Ulusal Birliğe" şiarıyla 6'ncı Genel Kurulu 3'üncü Ara Dönem Toplantısı BDP Diyarbakır İl Binası Vedat Aydın Toplantı Salonu'nda sona erdi. Kongrenin sonunda sonuç bildirgesi açıklandı. Sonuç bildirgesini BDP Van Milletvekili ve DTK Koordinasyon Sözcüsü Özdal Üçer açıkladı. Üçer, kongrede bölgenin ve Türkiye'nin ve Ortadoğu'nun içinde bulunduğu sürecin tüm yönleriyle ele alınıp değerlendirildiği belirtildi. Türkiye Cumhuriyeti'nin ve AKP hükümetinin son yıllarda bölgede küresel hegemonyanın kendisine verdiği rol gereği yeni bir misyon yüklenmek istendiğini belirten Üçer, "Bu temelde Ortadoğu'nun egemen gücü olduğunu vurgulamıştır. Öncellikle 'tüm komşularla sıfır problem' şiarıyla diktatöryel rejimlerle dostluk kurmaya çalışmış; fakat 'Arap Baharı' olarak adlandırılan süreç bu politikayı boşa düşürmüştür. Buna karşılık Türkiye Cumhuriyeti hegemonyasını zora başvurarak kabullendirmeye çalışmış ve bölgeye anti-Kürt, Sünni-Şia ayrımı ve Arap halkının iradesini hiçe sayan bir pencereden müdahale etmek istemiştir. Fakat bu politikaların gerçekçi olmadığı da çok geçmeden açığa çıkmıştır" dedi.

ÖCALAN'A TECRİT DOĞRUDAN HÜKÜMET POLİTİKASI

AKP hükümetinin iç politikasını eleştiren Üçer, "İçerde ise Türkiye Cumhuriyeti rejimi ve AKP hükümetinin temel sorunlar karşısındaki tutumu aynılaşarak yeşil Kemalist bir forma kavuşmuştur. Otoriter siyaset anlayışını olduğu gibi ödünç alıp, halkı hiçe sayan muhalefeti yok sayıp düşmanlaştıran bir tarzı özellikle 2011 seçimlerinin ardından pratiğe koymuştur. AKP iktidarının bu yönü en berrak şekilde kendini Kürt sorununda göstermektedir" dedi. AKP hükümetinin inkar ve asimilasyona devam ettiğini vurgulayan Üçer, "Anadilde eğitim ve anadilde savunma talepleri reddedilerek derin bir inkârcılık sürdürülmekte, öte yandan barışçı demokratik çözümün en önemli aktörü Sayın Abdullah Öcalan'a yönelik anti-demokratik tecridi doğrudan hükümet politikası olarak uygulamakta, vicdansız bir biçimde insanları basit rakamlara indirgeyerek öldürme matematiği üzerinden imha planları yapılmakta, sorunun askeri mantıkla çözülebileceği şeklindeki köhne görüşe dönüş yapılmaktadır" dedi.

CHP YENİ BİR OSLO SÜRECİNİ ENGELLEMEYE ÇALIŞIYOR

İktidarın Kürt sorununa ilişkin tutumunun yanlış olduğunu bununla birlikte muhalefetin de tutumunun bir umut vermediğini belirten Üçer, "CHP Çözüme ilişkin eklektik gerçekçi olmayan bütünsellikten uzak önerilerden öteye gitmezken çözüm için umut yaratan bir zemin olan Oslo sürecini kötülemektedir. CHP'nin yeni bir Oslo sürecini engelleme maksatlı öne alma girişimlerinin Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümüne hiçbir katkı sunmayacağının da altı çizilmelidir" dedi. Bu süreçte DTK olarak temel sorunların bu şekilde çözülemeyeceğini vurgulayan Üçer, Ortadoğu'da halkların lehine olduğu kadar ve aleyhine de tehlikeler barındırdığını kaydederek, "Diktatöryal rejimler ardı ardına devrilirken yeni sistemin nasıl olacağı netleşmemiştir. Ulus devlet penceresini aşamayan ve küresel güçlerle bağını sürdüren yönetim anlayışları söz konusuyken halkların kendi öz gücüne dayanan ve sınırları dert etmeden Arap, Türk, Fars, Kürt ve diğer halkların kardeşliği ve eşitliği temelinde gelişecek Ortadoğu demokratik konfederal birliğini amaçlayan bizim gibi hareketlerde mevcuttur. Yeni dönem bu iki anlayışın mücadelesine bağlı olarak şekillenecektir" ifadesinde bulundu.

KÜRT MESELESİNDE YOL AYRIMINA GELİNDİ

Suriye'deki Kürtlerin demokratik özerkliği ilmek ilmek örmesinin Kürtleri mutlu ettiğini belirten Üçer, "Bu olumlu gelişmeye karşın tehlikelerin de farkında olmak önemlidir. Rojava'da açığa çıkan gelişmelerde yaşanacak olumsuzluklar diğer bölgelerdeki kazanımları da doğrudan etkileyeceği açıktır" dedi. DTK'nin bu tablo karşısında bazı sonuçlara ulaştığını Üçer, bu sonuçlardan bir tanesinin Kürt sorununun çözümünün Demokratik Özerklik projesi ile mümkün olduğunu kaydederek, demokratik özerklik projesinin, bir radikal demokrasi projesi olduğunu belirtti. Üçer, çatışmaların şiddetlenme nedeninin AKP'nin politikaları olduğunu vurgulayarak, "Kürt meselesinde bir yol ayrımına gelinmiştir. Önümüzde iki seçenek vardır. Ya bu mesele şiddet-çatışma zemininde devam edecek, ya da anlamlı bir müzakere ile barışçıl çözüm yoluna gidilecektir. Bugünlerde yaşadıklarımız savaş tercihinde karar kılınmasının sonuçlarıdır" diye kaydetti.

KÜRTLER 21. YÜZYILI KAYBETMEYECEK

Kürt siyasi hareketi olarak sorunun demokratik ve barışçıl çözümünden yana olduklarını kaydeden Üçer, bunun için müzakere koşulları oluşturulması gerektiğini kaydetti. PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın özgürlüğüne dair bir talepleri olduğunu belirten Üçer, "Onu da halkımızdan talep ediyoruz. Kürt ve Kürdistan halkı olarak Sayın Abdullah Öcalan fiziki özgürlüğünü mutlaka sağlayacağımızı belirtiyoruz. Bu çerçevede Avrupa'da yaşayan halkın ve Türkiye cezaevlerinde bulunan tutsakların Sayın Abdullah Öcalan'ın özgürlüğü için başlattıkları kampanya ve açlık grevlerini desteklediğimizi ve onurlu bir eylem olarak gördüğümüzü vurguluyoruz. Böylece barış ortamı oluşturulmalı, müzakereler kaldığı yerden devam etmelidir. Öcalan ve PKK'ye rağmen çözüm mümkün değildir" dedi.

Kürtçeye karşı yapılan tahammülsüzlüğün eğitim alanında ve mahkemelerde görüldüğüne dikkat çeken Üçer, "Kürtçe anadilde eğitimi kabul etmeyen eğitim sistemini halkımızın da reddetme hakkına sahip olduğu açıktır. Unutulmamalıdır ki anadilde eğitim ve savunma hakkı, su gibi, ekmek gibi bir zorunluluktur. Bir insanın düşünme, rüya görme, kendisini ifade etme, yani var olma hakkıdır" dedi. Kürtlerin statüsüz yaşamayı kabul etmeyeceğini belirten Üçer, "20. yüzyılı kaybeden Kürtler, 21. yüzyılı kaybetmeyeceklerdir. Devrimsel gelişmelerin yaşandığı bir tarihsel aralıkta Kürtler birlik ve dayanışma ruhuyla mücadele verip ellerinden geleni yapmalıdır" diye konuştu.

RADİKAL DEMOKRASİ

Kürt sorununun çözümü sürecine girdiğini bu dönemi final dönemi diye niteleyen Üçer, bu süreçte Kürt halkının ulusal birliğini sağlamanın bir gereklilik değil zorunluluk olduğunu kaydederek, "Bunun için de vakit kaybetmeden bir ulusal konferans örgütlenmelidir! Bu amaçla, DTK Ulusal Konferans Girişim Komitesi'nin çalışmalarını hızlandırmasının önemine dair tutumunun altı çizilmiştir. DTK Türkiye'de Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünden yana olan her parti, cemaat, grup ile ortak hareket etme perspektifine sahiptir. Bu bağlamda biz DTK olarak ulusal birliğe olumlu her yaklaşıma cevap olacağız" dedi. Kürt halkının demokratik kazanımlarının "kardeş" Türk halkının zararına olmadığını belirten Üçer, "Aksine Kürtler, ortaya koydukları Demokratik Özerklik projesiyle tüm etnik-inançsal-kültürel kimliklerin eşit ve kardeşçe bir arada yaşayacağı bir birlik projesini sunarak, radikal demokrasi temelinde tüm halkları özgürleştirme potansiyelini açığa çıkarmaktadır. Biz herkes için Demokratik Özerklik, herkes için radikal demokrasi istiyoruz. İnanıyoruz ki Kürt halkının statü kazanması, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü, sadece Kürt halkını değil tüm Ortadoğu halklarını özgürleştirecektir" ifadesini kullandı.

BARIŞ İÇİN DAHA FAZALA ÇABA GEREKİYOR

Barış için her çabanın önemli olduğunu ve barış için verilen her çabaya destek vereceklerini belirten Üçer, çözümün aracılar ile değil doğrudan görüşmeler ile gerçekleştirileceğini söyledi. AKP'nin otoriter statükocu kimliğe rücu etmesinin kendini en fazla kadına yaklaşımda gösterdiğini belirten Üçer, "Tecavüzün 3 yaşına kadar inmesi Kürt kadını şahsında Kürt halkının değerlerine saldırı bombalarıdır. Bu bağlamda DTK olarak kadına karşı şiddet, taciz ve tecavüzle mücadeleye dair tutumumuzu net vurgulamak istiyoruz. DTK içerisinde yer alan kadınlar olarak artan tecavüz vakalarına karşın bir gündemle toplanma ve daha aktif mücadele kararlaştırılmıştır" dedi. Suriye Kürtlerinin gerçekleştirdiği devrimi selamladıklarını belirten Üçer, "Rojava'da tüm parti ve grupların bir araya gelerek Kürt Yüksek Konseyi olarak kendi öz yönetimini tarihsel önemde anlamlı buluyor ve destekliyoruz. Konferansımız Demokratik Özerkliğin inşası temelinde ekonomik model oluşturulması ve uygulanması için Ekonomik Konferansın düzenlenmesi kararlaştırılmıştır" dedi. Üçer, ayrıca DTK daimi meclisinin bu sonuçları layıkıyla yerine getirmek için çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceğini kaydetti.

Diğer Haberler