Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Erdoğan’ın Danışmanı Yalçın Akdoğan’dan Gülen’i Aklama Yazısı

Erdoğan'ın Danışmanı Yalçın Akdoğan'dan Gülen'i Aklama Yazısı

11 Ocak 2013 Cuma 16:35
Yazarımız Mehmet ŞENEL'in, Fethullah Gülen'in "Hudeybiye" saptırmasını konu alan yazısı ve Haberdiyarbakır'ın bu konudaki haber-analizi, Yalçın Akdoğan'ın olayı tevil etmesine sebep oldu.

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın siyasi Başdanışmanı Yalçın Akdoğan, Star gazetesindeki yazısında, tarihi olayların bugünkü olaylarla birebir örtüşmediğini ve mukayesenin bu açıdan doğru olmadığını kabul ederken, buna rağmen Fethullah Hoca'nın sadece bir ders-örnek babından bu hadiseyi zikrettiğini iddia etti.

PKK'lileri tekfir anlamına gelen bu örneğin, PKK'nin ideolojisinden ve şiddet pratiğinden bağımsız olarak, Kürdistan davasının haklılığını da inkar, Kürd cenahını haksız, Türkiye-Devlet tarafını haklı ve İslami çizgide gören bu anlayışın yanlışlığını görmüş olmalı ki mezkur yazısında günah çıkartmaya matuf bazı değerlendirmelerde bulunmaktadır.

Oysa Kürdistan halkının Fethullah Hoca'dan ve Hükümetten beklediği tavır açık bir özür ve Kürd halkının haklı taleplerinin hukukla, İslam'la çelişmediğinin kabul edilmesidir. Çünkü, Fethullah Gülen Hoca'nın yanısıra Başbakan Erdoğan ve onların izinden giden birçok kişi PKK ve Öcalan üzerinden Kürdistan halkını ve ikiyüzyıllık özgürlük mücadelesini "bölücülük"  olarak göstermekte ve mahkum etmeye çalışmaktadırlar.

İlgili haber ve yazarımız Mehmet Şenel'in yazısı aşağıda verilmiştir:

Fethullah Gülen'in, Hükümetin Öcalan'la başlattığı müzakere sürecini desteklemesine ilişkin açıklamasındaki referanslardan "Hudeybiye" göndermesi tepki çekti.

Hz. Muhammed (SAV) ile Mekkeli Müşriklerin lideri Ebu Süfyan arasında imzalanan Hudeybiye anlaşması, zahiren Müslümanların aleyhine olmakla beraber, neticede Müslümanların yararına netice vermiş ve Mekke'nin Fethi ile sonuçlanmıştır.

Fethullah Gülen'in "Hudeybiye" örneğini vererek hükümet ve devletin PKK ve Öcalan ile görüşmesine, mütabakata varmasına destek sunması, PKK ve Öcalan'ı Mekke Müşrikleriyle bir tutması tepkilere sebep oldu. Sorun PKK ve Öcalan'ın Mekkeli Müşriklerle bir tutulmasının ötesinde, Kemalist Türkiye Devletinin "Medine İslam Devleti", AKP ve Devlet cenahına da Hz.Peygamberin misyonunun en azından haklı ve Müslüman olan tarafın Kemalist ve inkarcı devleti, haksız tarafı ise PKK ve onun şahsında muhalif Kürtlere bir gönderme olduğunu dile getiren Haberdiyarbakır yazarlarından Mehmet Şenel, Gülen ve benzeri argümanları Kürtlere karşı kullananan zihniyeti eleştirdi.

El Kaide ve benzeri yapıları 'terör' nedeniyle tekfir eden Gülen'in, PKK ve Öcalan için benzer görüşleri ileri sürmesinin 'normal' olduğunu düşünenler var. Ne var ki Kemalist devletin Kürdistan'daki seksen yıllık işgali, inkarı ve bilumum Kürtlere yönelik katliamları dile getirmeyen Gülen'in Öcalan ve PKK üzerinden tüm Kürtlerin haksız tarafta olduğunu ima eden sözleri çok tartışılacağa benziyor.

Mehmet ŞENEL'in yazısı Şöyle:

Kürtler ve Hudeybiye

Kendisini mazlum, Kürtleri zalim takdim eden anlayış; kendini İslam’ın yegâne evladı gibi takdim eden anlayış; Kürtleri kâfir, Türkleri peygamber edası ile karşılayan bilinçaltı büyük bir yanlış içinde.

Kürtlerin isteklerini müşriklerin putperest anlayışı olarak takdim ederken, ulus devletin bekası olan şu müzakere sürecini sanki İslam’dan tavizmiş gibi Hudeybiye benzetmesi çok yanlış bir minvaldeki ruh halinin emaresidir.

Kürtlerin varlığı; büyük Türkiye’ye göre önem arz ediyor. Kürtlere, bizzatihi olarak bir öneme, hakka hukuka denk değillermiş gibi büyük Türkiye önünde işgal ettikleri engel veya hizmetkârlık rolüne göre değer biçiliyor. Sevimsizlikleri milli menfaatlere göre konum alıyor.

Talabani’nin Cumhurbaşkanlığı sürecinde Türk dış politikası hayır istemezuk üzerine kurulu idi. Günler geçti devran döndü, dün aşiret reisi Barzani bugün kaz gelen yerden tavuk esirgenmez canım cinsinden sevimli bir müttefik oldu. Gelsin boru hatları, gelsin küresel konforun kaynağı petrol için kuzey Kürdistan’ı Türkiye kuracak duruma geldi. Talabani, Barzani için eskiden istemezuk prensibi Suriye Kürtleri için şimdi geçerli. Aynı durum başa gelmesin diye bu sefer erken kalkan yol alır kuralına uyma çabasında.

Bu zaman zarfında doğu cephesinde yeni haberler var. Bu yeniliğin en önemlisi İmralı ile müzakere süreci. İkinci mühim gelişme ise yeni partilerin kurulmuş olmasıdır. Coğrafyanın bilkuvve var olan değerlerini bilfiil bir özne olarak siyasi alana taşıması açısından çok büyük bir gelişme. Kürt halkının değer yargıları açısından organik bir bağ olarak bu yeni partilerin söylemini önemsiyorum. Sol bir söylem yerini daha örfi, daha İslami referanslara yatkın bir yapı arz etmeleri acısından önemli buluyorum. Hem de sol söylemdeki diğer partilerin bir özeleştiri yapıp çatılarını daha da geniş tutmalarına vesile olur sanırım.

Devletin eskiden beri ittihaz etiği şark kurnazlığına burada dikkat etmek lazım. Kürtleri lehçeler üzerinden bölmek, iyi yararlı Kürt, kötü zararlı Kürt tanımı, partiler üzerinden merkezde bir parmak bal ağzına çalarak etkisiz hale getirme acısından çok pragmatik olduklarını iyi bilip bellemek lazım.

Nasıl ki CHP AKP lehine Diyarbakır belediye seçimlerinden çekildi, Kürt coğrafyasının Kürt partileri gerektiğinde biri diğerinin lehine çekilebilmeli veya bir ittifak içinde olmalı. Coğrafyanın geleceği bu ittifaklara bağlıdır.

Eğer bu çöplüğün horozu benim edası ile konuya yaklaşırlarsa sittin sene bir muvaffakıyet elde edemezler ve edemeyiz. Temel isteklerimizden biri olan Anadilde eğitim konusunu ancak böyle bir birliktelikle elde edebiliriz. Ortada bir koltuk, bir pasta yok. Bir yük var.

Kim omuz verirse ona teşekkür edilmeli. Kürtlerin temel sorunu anadilde eğitimdir. Bu hak, hukuk hiçbir ferdin ve örgütün gölgesinde kalmamalıdır. Şu aralar gündemde olan şiddetin durması çabası olumlu bir gelişme olup, zira her iki taraf içinde at izi it izi birbirine karışmış durumda. Umarım silahlar susunca devlet baba Kürtlerin bütün hakları verildi psikozuna girmezler.

Fethullah Gülen'in Konuya İlişkin Açıklamasının İlgili Kısmı Şöyle:

"Hudeybiye Anlaşması’na da değinen Hocaefendi, meseleden günümüz için de çıkarılacak dersler olduğunu söyledi. Umre için ashabıyla Hudeybiye’ye gelen Peygamber Efendimiz’in, müşriklere karşı takındığı temkinli tavrın, gerçek fethe kapı araladığını ifade ederek, problemlerin barış felsefesinin korunamamasından kaynaklandığını kaydetti:

Getirisi olan bir şey karşısında bazen kafamıza uymayan şeylere de katlanabiliriz. Aile planında, dar bir dairedeki toplum planında, geniş dairedeki toplum planında, devletler muvazenesinde hep anlaşma sağlanmalı.”

Diğer Haberler