Barzanî dema referandûmê destnîşan kir
Serokwezîrê Herêma Kurdistanê Nêçîrvan Barzanî ragihand, ku dê di nav sala 2017ê de referandûma ji bo serxwebûna Başûrê Kurdistanê bê encamdan.
Hûmara 97. ya Newepelî Vejîya
Nuştoxanê na hûmare ra Keyaksar Ateş, Abdurehman Önen û Hebûn Stembar reya verên a ke kirdkî nusenê û Newepel de dest pêkenê.
Şîretê Bedîuzzeman Mela Seîdê Kurdî
Ey Milletê Kurd! Îttîfaq di qewet, îttîhad di heyat, birayey di se’adet, hukûmat di selamet est o.
Ezîz Xemcivîn: Babamın Gözyaşları Beni Şair Yaptı

Ezîz Xemcivîn: Babamın Gözyaşları Beni Şair Yaptı

20 Ağustos 2010 Cuma 21:22
Şair Ezîz Xemcivîn, babasının Kürtler için döktüğü gözyaşlarının, sanatında çok büyük rolü olduğunu söyledi.
Diyarbakır– Dubai'de yaşayan Suriyeli Kürt Şair Ezîz Xemcivîn, babasının Kürtler için döktüğü gözyaşlarının, sanatında çok büyük rolü olduğunu söyledi.

1970-80'li yıllarda, Kürt halkının büyük felaketler yaşadığını, her bir olay yaşandığında, babasının incindiğini ve yüreğinin yandığını ifade eden Xemcivîn, “Babamın gözyaşlarına tanıklık ettim. Döktüğü gözyaşları, kalemime mürekkep olacaktı. Eğer bugün yazıyorsam, babamın döktüğü gözyaşlarının sonucudur” dedi.

Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) başkenti Dubaî'de gündüz çalışıp, akşam yazarak yaşamını sürdüren Suriyeli Kürt Şair Ezîz Xemcivîn, Türkiye'de Kürtler'in düzenlediği festivallere çağrılmamasını da eleştirerek, internet üzerinden AKnews'in şairlik serüveni ve Dubai'deki Kürtler'in yaşamı hakkındaki sorularını yanıtladı

Yazma öykünüzden başlayalım. Şiire ilk ne zaman başladınız?

Şiir yazma öyküm, plansız, izinsiz bir biçimde, çocuk yaşta başladı. Kalem ile parmaklarım arasında ilk imza 1982 yılında atıldı. Bu bir anlaşmaydı, sözleşmeydi. Ben yazacaktım, başka da çaresi yoktu. Çünkü bir şeyler beni yazmaya sevk ediyor, içimdekilerini dışa vurmanın, anlatmanın en iyi yolu, şiirdi ve bu benim için kaçınılmazdı. Kürtlüğümü bir şekilde dile getirmem gerekiyordu. Bu nedenle birkaç arkadaş bir araya geliyor, tartışıyor, her birimiz bir diğerinden daha bilgili olduğumuzu gösterme çabasındaydık. O yıllarda ulusal, toplumsal ve düşünsel dünyamız şekillendi. Bu yönümüz, bizimle birlikte büyüdü, olgunlaştı.

Çocukluğumdan beri Kürtçe şarkıları seviyorum. Teybin önünde oturur, Kürtçe şarkıları Arap alafabesiyle yazıyordum. Halep Üniversitesi'nden okuyan amcam böyle bir günde kapımızı çaldı. Bana “Latince yazmayı biliyor musun?” diye sordu. Ben yazamadığımı söyledim. Bundan tam 30 yıl önceydi. Amcam kağıt üzerine Latin harfleri yazdı, hangi harfin ne olduğunu söyledi ve Kürtçe yazma öyküm bu şekilde başlamış oldu.

Şiir yazmanızda etkisi olan birileri var mıydı?


Şiir duygudur. Bu nedenle her insan çevresinden etkilenir. Çocukluğumda babamla birlikte gezerdim. Onunla olduğum için, adamların sohbetine tanık olurdum. 1970-80'li yıllarda, Kürt halkı büyük felaketler yaşadı. Yıkım, ölüm, zorla göç ettirme, kimyasal silahlarla toplu katletme olayları yaşanıyordu. Her bir olay yaşandığında, babam incinir, yüreği yanardı. Benim de yüreğim babamın yaşadığı bu üzüntüye dayanamazdı. Kürtler'in yaşadığı acılar nedeniyle ağlayan babamın gözyaşlarına tanıklık ettim. Cebinden çıkardığı mendil ile gözyaşlarını silmeye çalışan babamın o hali hiç gözümün önünden gitmez. Babamın döktüğü bu göz yaşları, kalemime mürekep olacaktı. Eğer bugün yazıyorsam, babamın döktüğü gözyaşlarının sonucudur.

On yıldır Dubai'de çalışıyorsunuz, bu ülkeyi seçmenizin özel bir nedeni var mı?

Binxet'de (Suriye Kürtleri, Kürt topraklarının bulunduğu yere Binxet der) yaşam çok zor. İş bulmak çok zor, zaten çalışılabilecek iş de yok. Orada kuraklık nedeniyle tarımc yapılamıyor. İnsanlar büyük zorluk çekiyor, sefalet içinde yaşıyor. Mevcut iktidar da gariban halkı bu durumdan kurtarmak için tek bir adım atmıyor. Ailemi geçindirmek için tek bir yol vardı, o da Dubai'de çalışmaktı. Dubai'yi seçmemin nedeni, bu ülkede iş gücüne çok ihtiyacın olmasındandır. Bu ülkede elektronik yöntemlerle bahçe sulama işini yapıyorum.

Çalıştığınız yerin sahipleri Kürtçe şiir yazdığınızı biliyor mu?


İşim daha çok belediye ile. Bazıları yazdığımı biliyor, kitaplarımı görenler de oldu. Özellikle çalıştığım yerde, boş bulduğum zamanı kitap okuyarak geçiriyorum. Burada üç buçuk milyon yabancı iş gücü var. Ancak buradaki insanlar için, okumak normal bir aktivite değil, herkes tuhaf karşılıyor.

Size yaklaşımları nasıl, saygı duyuyorlar mı?

Burada çalışanlar daha çok Afganistan, Hindistan ve Pakistan'dan gelenlerden oluşuyor. Bir gün Pakistanlı biri, bana dönerek “Kur'an oku” dedi. Onlar bir tek kitap biliyor, o da Kur'an. Başka hiç bir kitap okudukları yok.

Aileniz Binxet'de, ancak siz Dubai'desiniz. Bu durum yaşamınızı nasıl etkiliyor?

Belirttiğim gibi buradaki yaşam da o kadar çekici değil. İsteyen herkes ailesini buraya getiremiyor. Ben burada, ailem Binxet'de kalıyor. Beş ayda bir ailemi görmeye gidiyorum. Bu durum beni çok zorluyor ve yaşamıma büyük etkileri var. Kısacası gurbetteyim ve insani, doğal hakların hepsinden mahrumum. Zaten divanlarımda ve makalelerimde bu durumun etkisi göze çarpıyor.

Dubai'de Kürtçe kitap bulmak zor mu?

Burada Kürtçe kitap yok. Daha çok ailemi görmeye gittiğimde getiriyorum. Bazen kendi kitaplarımı Avrupa ve Kuzey Kürdistan'daki arkadaşlara gönderiyorum, onlar da kendilerinkini bana gönderiyor. Bu boşluğu böyle tamamlamaya çalışıyorum.

Sürekli okuyorsunuz yani?

Kitaplardan hiç uzaklaşmadım, zaten uzaklaşamam da. Günümüz dünyasında internet diye bir ağ var ve buradan bir çok şeyi takip etmek mümkün.

Dubai'de çalışan Kürtler'in sayısı konusunda bir fikriniz var mı?


Dubai'de yaklaşık 2 bin Kürt çalışıyor. Zaten ezici çoğunluğu işçi. Bazıları öğretmen, bazıları mühendis, birkaç kişi de işadamı.

Dubai'deki Kürtler'in birbirleriyle ilişkisi var mı?

Burası çalışma ülkesi, öyle çok boş zaman bulamıyorsunuz. Bu nedenle ilişki gelişemiyor Kürtler daha çok Newroz gibi etkinliklerde buluşuyor.

Newroz Bayramı'nı nasıl kutluyorsunuz?

Newroz ulusal bayramımız. Ülkede bulunan Kürtler gibi, her yıl burada da Kürtler tarafından Newroz kutlanıyor. Tabi buradaki Newroz kutlaması, ülkedekine benzemiyor. Burada salonlarda kutlama yapıyoruz, ancak ülkede büyük alanlarda, mitinglerle kutlanıyor. Buradaki Newroz etkinliğine şimdiye kadar bir çok sanatçı katıldı. Bu sanatçıların çoğu da ünlüydü. Buradaki Newroz'a gelen sanatçıları sırasıyla şöyle sayabilirim; Şivan Perwer, Gulîstan, Ciwan Haco, Nasirê Rezazî, Merziya, Şeyda, Necmeddîn Xulamî, Azad Feqe, Hozan Derwêş, Dilniya Qeredaxî, Canê, Abdulqehar Zaxoyî, Hacî, Sebah Zaxoyî, Kamîran û Sefqan.

Sizin dışınızda, burada yaşayan Kürt yazarlar var mı?

Kürtçe sadece ben yazıyorum. Ancak Arapça yazan on kişi var. Bazıları ile ilişkim var. Burada 2005 yılında, “1. Kürt-Arap Aydınları Buluşması” etkinliğini gerçekleştirdik. Güney Kürdistan'dan Kürt yazarlar geldi. Kürt Yazarlar Birliği Duhok Şubesi Başkanı Sayın Hesen Silêvanî de bu buluşmada hazır bulundu. Arap cephesinden ise Filistin, Suriye, Mısır ve Dubai'den önemli şahsiyetler gelmişti. Kürtçe ve Arapça şiir dinletisi düzenledik, özel bir gece hazırladık. Bunun dışında, birkaç seminer ve panel de gerçekleştirdik.

Türkiye'deki Kürt illerinde bir çok festival gerçekleşiyor. Ancak bu etkinliklerde siz yoksunuz. Onlar mı davet etmiyor, yoksa siz mi gelmiyorsunuz?

Bu benim için çok önemli bir soru. Düşüncelerimi okurla paylaşmalıyım. Yapılan festivallere davet edilenler, daha çok kendilerine yakın buldukları dostlardır. Bir çok festivale aynı kişiler davet ediliyor. Davet edilen yazarlar ise sürekli aynı parçadan (Kürdistan'ın bir parçası) olanlar. Bunlar sürekli kendi arkadaşlarını, dostlarını çağırıyorlar. Örnek verecek olursak, bütün festivallere Batı Kürdistan'dan sadece yazar Konê Reş davet ediliyor. Konê Reş'in katılmadığı hiçbir festival yok. Soruyorum; Batı Kürdistan'da Konê Reş dışında hiç yazar, şair yok mu?

Aynı kişiler olmamalarına özen göstermeleri gerektiğini söylüyorsunuz...


Yanlış anlaşılmasın, benim bahsettiğim kişilerle hiç bir alıp veremediğim yok, öyle bir sorunum yok. Ancak bir çok yazar, çizer, şair ve aydın, sadece festivali düzenleyen sorumluların eş, dost ve ahbapları olmadığı için, çağırılmıyorlar. Kuzey'de yapılan festivaller için maalesef gene Konê Reş için davetiye gönderilmişti. İki de bayan şair vardı, maalesef bu arkadaşlar da şimdiye kadar dört şiir yazmış değil. Sadece bu da değil, söz konusu şairler de Kürtçe yazmıyor, Arapça yazıyorlar. Hiçbir Kürt okur şimdiye kadar bu kişilerin isimlerini Kürtçe edebiyatta görmüş değil. Belki de Kürtçe yazmayı da bilmiyorlardır. Bunu sadece örnek olsun diye dile getirdim.

Ülkede olmadığım için bu davetiyelerin bana hiçbir etkisi yok. Kişiler aracılığıyla da davet edilmek istemiyorum. Eğer kalemim güçlü değilse, layık değilse, kimse çağırmasın istiyorum, bundan da hiç gocunmam. Ancak maalesef şunu söylemeliyim; birçok Kürt yazarı, festivallerden uzaklaştırılmış. Bir şair olarak etkinliklere katılmak bana büyük onur verir, çok sevinirim. Ancak şimdiye kadar yapılan davetler, eserlerin kalitesi üzerine değil, kişilerin dostluk ilişkileri çerçevesindedir. Ben ve benim gibi birçok kişinin ismi, şimdiye kadar davet edilenler listesinde yer almadı, adımız bu listeye yazılmadı.

Dubai'de yaşayan biri olarak Kuzey ve Güney'deki Kürt yayınevlerinin durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kürt yayınevlerinin durumu da bahsettiğim festivallerin durumundan çok farklı değil. Buna da çok şaşmıyorum, çünkü biz Kürtler'in genel bir alışkanlığıdır. Eğer gönderdiğin eser Ehmedê Xanî'nin divanı değilse, eğer onlar ile dost değilsen, ilişkin yoksa, eserlerini yayınlamazlar. Bazı yayınevleri ile bu tür tecrübeler de yaşadım. Onların bana gönderdikleri mektupları yayınlarsam, hakkaten verdikleri cevap ve öne sürdükleri gerekçelerden bir çoğumuz utanırız. Örnek verecek olursak, bu yayınevlerinden bir tanesi, kadın şairlerin divanlarını yayınlayacak. Bunu proje çerçevesinde yapıyor. Hiçbirimiz kadınlara karşı değiliz, tam tersine hepimiz Kürt kadınlarının yanında yer almış, desteğimizi de esirgememişiz.

Kadınların yazdığı divanları yayınlamak neden yanlış olsun?

Edebiyatta erkek ve kadın arasında fark olur mu? Eğer bir şair onlarca yıl çalışmış, yazmış, eser üretmiş ve onlarca kitap, divan, inceleme, makale yazmışsa, bir kadın şairin “on onbeş tane şiiri var” diye, o kadının divanı yayınlanacak diye, onlarca yıl çalışarak  önemli eserler üreten kişinin divanları, kitapları ne olacak? Bunlar boşuna mı yazılmış olacak? Gerçekten de bu anlaşılmaz bir durum. Acaba Kürtler dışında hangi millet böyle bir anlayış ile yayıncılık yapıyor? İnsanların büyük emek sarf ederek, adeta dişiyle tırnağıyla yarattıkları bu eserler, heba edilmesin.

En büyük hayalinizi bizimle paylaşır mısınız?

Bu ülkeye gelmeden önce sadece bana ait bir evimin olmasını istiyordum. Ben, monitorüm ve kitaplarım aynı odada kalalım istiyorduk. Daha yerleşemedim ama şu an bir odam var. Şimdiki en büyük hayalim hazırladığım tüm dosyalarımın kitaplaşması ve başucumda olması.

Bir gün ekonomik olanaklarınız el verirse, ne yapmak istersiniz?


İmkanlarım ne kadar olursa olsun, yazma dışında hiçbir düşüncem, fikrim yok. Ben ve kalemim çocukluğumdan beri arkadaşız, ömrümün sonuna kadar da bu dostluk devam edecek.

PORTRE / EZÎZ XEMCIVÎN

1965 yılında Suriye'nin Kürt kenti Hesekî de dünyaya gelen Xemcivîn, Elektrik Bölümü mezunu. 1982 yılından bu yana Kürtçe yazıyor. İlk şiiri 1985 yılında, Gelawêj dergisinde, ilk kitabı da 1990 yılında yayınlandı. Şiir, şarkı, makale, nesir ve eleştiri yazıları yazan Xemcivîn, 1994 yılında evlendi. Şair 3 kız ve bir oğul babası. Şimdiye kadar yayınlanan eserleri şunlar:  “A B'ya kurdî”, “Zindana Piçûk (Dîwan)”, “Pejal (Dîwan)” ve “Jiyana Mele Ehmedê Palo li Beyrûtê (Çeviri)”. Xemcivîn'in yayınlanmayann 8 dosyası bulunuyor.

Maşallah Dekak / AKnews

Diğer Haberler