Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Galatasaray bizim için mezar taşı

Galatasaray bizim için mezar taşı

22 Kasım 2012 Perşembe 05:44
Hanım Tosun, kayıplar mücadelesinin simgesi olan Galatasaray Meydanı’nda ilk oturanlardan. Eşi Fehmi Tosun’un, gözlerinin önünde kaçırılmasının ardından “Bu acıyı başkası yaşamasın” diyerek gitti Galatasaray’a.

Galatasaray bizim için mezar taşı

Hanım Tosun, kayıplar mücadelesinin simgesi olan Galatasaray’da ilk oturan ailelerden. Eşi Fehmi Tosun’un, gözlerinin önünde kaçırılmasının ardından “Bu acıyı başkası yaşamasın” diyerek gitti Galatasaray’a. Polisten dayak yedi, gözaltına alındı. Ancak hiç vazgeçmedi. 24 Kasım Cumartesi günü 400. kez Galatasaray’da olacak. Çünkü Galatasaray, O’nun için bir mücadele alanı olduğu kadar, mezar taşı da!

Hanım Tosun, eşi Fehmi Tosun’u en son 19 Ekim 1995 tarihinde gördü. Gözlerinin önünden gitmeyen görüntüde, eşi, evinin önünde bir araca zorla bindiriliyordu. Eşini kaçıranlar sivil polisti. Aracın arkasından koştu, seslendi. Ama yetişemedi. Eşinden duyduğu son ses, “Beni öldürecekler” oldu. Bu olaya sadece Hanım Tosun ve çocukları şahit olmadı. Ancak gündüz vakti, mahallelinin gözü önünde gerçekleşmesine rağmen bir daha Fehmi Tosun’dan haber alınamadı.

Acısı ve 5 çocuğuyla birlikte koca bir metropolde tek başına kalan Hanım Tosun, bütün hukuki yolları denedi. Girişimleri sonuçsuz kalınca, İHD İstanbul Şubesi’nde yaptığı bir açıklamanın ardından 1996 yılı başında Cumartesi Anneleri’nin arasına katıldı. Bir daha da orayı terk etmedi. Kısa bir süre önce geçirdiği açık kalp ameliyatı nedeniyle ara verdiği eylemine, kaldığı yerden yeniden başladı.

Hanım Tosun, 16-17 yıl öncesini anlatmaya başlarken, “Daha önceden böyle bir eylem olduğunu biliyordum ancak, insan, başına gelmeden anlamıyor. Eşim kaçırıldıktan sonra eyleme katıldım.” diyor. Sonrasındaysa bütün eylemlere katıldı, 1996 yılında iki kişinin bile Taksim’de yan yana yürümesinin eylem sayılarak darp edildiği o günlerde, diğer ailelerle birlikte polis saldırılarına maruz kaldı, gözaltına alındı.

HİÇ VAZGEÇMEYİ DÜŞÜNMEDİM, VAZGEÇMEYECEĞİM

Kesin bir kararlılıkla, “Hiç vazgeçmeyi düşünmedim. Vazgeçmeyeceğim de.” diyor.

5 çocuklu Hanım Tosun, ilk olarak, “Benim başıma gelen bu acı başkasının başına gelmesin” duygusuyla oturmuş o meydanda. İkincisi, bir mezar arıyordu ve Galatasaray Meydanı, O’nun için bir mezar taşıydı. “Oraya her Cumartesi gittiğimizde mezarımızın başına gitmiş gibi hissediyoruz kendimizi.” diye anlatıyor ve ekliyor: “Mezarlarımızı bulmak için sesimizi dünyaya duyurmamız gerekiyordu. Gerçekten de dünya bizim sesimizi o meydandan duydu.”

O’nu Galatasaray Meydanı’nda tutan bir başka düşünce ise, “birilerinin vicdana gelmesi” ümidiydi. Hanım Tosun, “Yakınlarımızı kaybedenler, ellerimizdeki fotoğrafları görüp de belki biraz olsun vicdana gelirler ve itiraflarda bulunurlar.” diye ümit etti.

VİCDANIM RAHAT, ÇÜNKÜ HESAP SORUYORUM

Vicdana gelen olmadı. Ancak, O’nun vicdanı rahat. Her hafta polis saldırısıyla karşılaştıkları 1996 yılında vicdanının çok iyi olduğunu söylüyor, “Her yediğim dayakla, her gözaltına alınmamla, vicdanımın rahatladığını hatırlıyorum. Çünkü, hem eşimi, hem de diğer kayıpları bulmak için sokaktaydım” diyor ve ekliyor: “Bugün de vicdanım rahat. Çünkü sokaktayım ve hesap soruyorum.

DEMOKRASİ OLSAYDI ORADA OTURMAYACAKTIK

170. haftasında ara verilen Cumartesi eylemine, yıllar sonra 31 Ocak 2009 tarihinde yeniden başlandı. Hanım Tosun, ikinci kez başlayan sürecin de içinde yer aldı. Ancak yıllar sonra yeniden aynı yerde eyleme başladıklarında O’nu üzen bir nokta vardı: “Demokrasi açısından 10 yıl sonra aslında yine aynı yerdeydik. Yöneticiler, sürekli demokrasiden bahsediyorlardı, ancak kayıplarımızın bulunması için hiçbir şey yapmamışlardı. 10 yıl aradan sonra aynı noktada, aynı şeyi dile getiriyoruz. Demokrasi olsaydı ve kayıplarımız için bir adım atılmış olsaydı biz bugün yeniden Galatasaray’da oturmayacaktık.”

Hanım Tosun, Başbakan’dan Genelkurmay Başkanı’na tüm yöneticilere, “Birazcık vicdanınız olsaydı, kayıplarımız için adım atardınız.” diye sesleniyor ve ekliyor: “Bu ülkeyi bizim kadar seviyorsanız, birazcık vicdanınızı rahatlatmak istiyorsanız, kayıplarımız için adım atın ve bir daha kimse kaybolmasın. Artık kimse ölmesin. Vicdanınız varsa, bize bir mezar taşı gösterin. Gizli odalardaki dosyaları açıklayın.”

Tosun’un toplumdan da daha çok beklentisi var. Binleri bulan kayıpları ve faili meçhul cinayetleri hatırlatan Tosun, “Vicdanı olan insanlara sesleniyorum: Kayıp ailesi olmak istemiyorsanız, faili meçhul bir cinayette yakınınızı kaybetmek istemiyorsanız, yanımızda olun. Yanımızda olun ki, kimse kaybolmasın, çocuklar babasız kalmasın.” diyor.

YANIT VERİLEMEYEN SORULAR

Hanım Tosun, eşinin yokluğunda geçen yılların ağırlığını iki anısıyla anlatıyor: “5 çocuğumu büyüttüm, bugün 2 torunum var. Torunumun bazı sorularına yanıt veremiyorum. Yüzüme bakarak, dedesini, mezarını soruyor. ‘Babaanne, dedemi bize niye anlatmıyorsun’ diyor. Ben 5-6 yaşındaki bir çocuğun bu sorularına nasıl yanıt vereyim?

Eşim kaybolduğunda küçük çocuğum 3,5 yaşındaydı. İki yıl sonra Diyarbakır’da eşimin kardeşinin mezarını ziyarete gittik. Bir baktım ki, çocuğum mezarlıkta ortalıktan kayboldu. Okula yeni başlamıştı, okuma yazmayı yeni öğrenmişti. Sonra mezar taşlarını okumaya çalışırken onu buldum. ‘Oğlum ne yapıyorsun’ diye sordum. Bana, ‘Amcamın mezarı orada, Bahoz Tosun yazıyor. Belki babamın mezarı da buralardadır.’ yanıtını verdi.”

HER KONUŞTUĞUMUZDA CANIMIZ YANAR

17 yıl sonra da anlatmakta zorlanıyor Hanım Tosun, “Sezen Aksu’nun şarkısındaki gibi, bizim canımız kayıp” diyor ve ekliyor: “Bizim yaramıza her dokunduğunuzda hem acı verir hem de kanar. Bizim için çok zor. İfade etmek zor. Ama biz mecburuz, konuşmak zorundayız. Kimse aynı acıyı yaşamasın diye konuşmak zorundayız. Ancak her konuştuğumuzda canımız yanar.”

Fehmi Tosun’un eşi Hanım Tosun’un son sözü 400. buluşmayla ilgili: “24 Kasım’da 400. buluşmamızı gerçekleştireceğiz. Sadece eşimin değil bütün kayıpların bulunmasını istiyoruz. Sizi de bir karanfille aramızda görmek istiyoruz.”.(ANF)

Diğer Haberler