Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Göral: AKP savaş hükümeti olmayı tercih etti

Göral: AKP savaş hükümeti olmayı tercih etti

20 Ekim 2012 Cumartesi 11:10
Hukukçu-Akademisyen Özgür Sevgi Göral, AKP'nin savaş hükümeti olmayı tercih ettiğini belirtti.

Hukukçu-Akademisyen Özgür Sevgi Göral, AKP'nin savaş hükümeti olmayı tercih ettiğini belirterek, “Kürtlerin taleplerinin yerine getirilmesi için illa ki ölümlerin olması mı gerekiyor? Cezaevlerinde binlerce insan açlık grevinde. Bu sessizlik ise utanç verici. Bu gidişata bir an evvel dur denmeli” dedi.

BDP’nin 2. Olağanüstü Kongresi’nin ardından yeniden oluşturulan Parti Meclisi’nde (PM) Yıldız Teknik Üniversitesi’nde (YTÜ) öğretim görevlisi olduğu dönemde Kürt sorununa ilişkin açıklamaları sebebiyle işine son verilen Hukukçu-Akademisyen Özgür Sevgi Göral da yer alıyor. Kürt sorununda inkara dayalı resmi ideolojiye karşı eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşamayı savunduğu siyasi düşünceleri sebebiyle Göral’ın YTÜ’deki görevine devam etmesi engellenmişti.

BDP’de yeni dönemde PM üyesi olarak siyaset yapacak olan Göral, uzun zamandır BDP ile çalıştığını, partinin de üyesi olduğunu söyledi. Türkiye’de temel sorunun Kürt sorunu olduğunu düşündüğünü ifade eden Göral, “Eşitlik eksenin de çözümüyle, tarafların masaya oturmasıyla çözülür sorun. Diğer türlü çözüleceğini sanmıyorum. Çözümün muhatabı da BDP olduğunu düşünüyorum. Çünkü BDP’nin kadınlardan tutun LGBT bireylere, emekçilerden kentsel dönüşüm mağdurlarına kadar toplumsal sorunlarla ilgili olduğunu düşünüyorum” dedi

‘KÜRTLERİN TALEPLERİNİN KARŞILANMASI İÇİN ÖLÜM MÜ OLMASI LAZIM’

Son derece zor bir dönemde geçildiğini ifade eden Göral, uzun yıllardır süren bir Kürt sorunu olduğunu kaydetti. Kürt Özgürlük Hareketi’nin ve BDP’nin taleplerinin somut olduğunu söyleyen Göral, bu taleplere yanıt verilmemesinin politik ve insani düzeyde tahribatlar yarattığının altını çizdi.

Kürtlerin talepleri hususunda cezaevlerindeki süresiz dönüşümsüz açlık grevleri eyleminin somut ve karşılanabilir olduğunu dile getiren Göral, “Ancak sessizlikle karşı karşıyayız. Ne zaman duyacaklar bu sesi merak ediyorum. İlla ki ölümler mi olması gerekiyor? Türkiye’de devletin insan bedenini ve ruhunu değersizleştiren bir yapıya sahip olduğunu düşünüyorum. İnsani var oluşa saygı gösteren ve bunu tanıyan bir devlet yok. Binlerce insan neden açlık grevinde?” dedi.

‘AÇLIK GREVLERİNE KARŞI SESSİZLİK UTANÇ VERİCİ’

Daha iyimser bir dönem yaşanacağını ve barıştan umutlu olduğunu ifade eden Göral, cezaevlerindeki açlık grevi eylemine karşı toplumun ve kamuoyunun sessiz kalışını eleştirerek, “Bu sessizliği utanç verici buluyorum. 36. gününde eylem. İnsanların dönüp buraya bakması gerekir. Özellikle Kürt yurttaşların hayatı neden bu kadar ucuz? Ölmeleri mi gerekiyor yani? Çoktan müdahale edip bu sesi duyurmak, çağrıyı duyurmak için aracılıktan farklı biçimlerde bu sese yardımcı olmalıydılar. Bu sorumluluk yalnızca BDP’ye kalmış durumda” diye konuştu.

İnsaniyetin giderek kaybolduğuna dikkat çeken Göral, şunları söyledi: “Uzun süredir cezaevinde olan ve sağlık sorunu olan insanlar var. TTB’nin açıklamasını okudum ve sağlık açısından 40. günden sonra ölümler bekleniyor. Bu talepler çok net. Bu taleplerin yerine getirilmesini sağlamak için müzakere ikliminin olması gerekiyor. Tutum almak bu kadar mı zor? İsyan edesi geliyor insanın. Herkesi bu konuda tavır almaya, sorunun daha büyük çıkmaza gitmesine engel olmaya çağırıyorum.”

DÜNYA OTONOMİ MODELLERİNİ TARTIŞIYOR

Kürt sorununun geçmişte çok güçlü hükümetleri yediğini ifade eden Göral, mücadelenin Kürtleri getirdiği noktada taleplerin konumu itibariyle iki adım geri bir adım ileriyi Kürtlerin kabul etmeyeceğinin altını çizdi.

İnsan hakkı talebi olan Kürtlerin anadilde eğitim talebinin gayet asgari ve somut bir talep olduğunu kaydeden Göral, “Yerel yönetimlerin özerkleştirilmesi noktasında otonomi gibi modellerin dünyanın birçok ülkesinde tartışıldığını ve buna doğru giden eğilimlere olumlu yanıt verileceğini düşünüyorum devletin. Nasıl 30 yıl önce kart-kurttan bugün Kürtçe kanal kuruyorlarsa. Bunu da bu halkın mücadelesi yaptırdı. Durup dururken yapılmadı. Bu mücadelenin yapılamayacakları yaptıracağını düşünüyorum. Bugünkü hükümet mi olur yoksa ilerdeki hükümetler mi bunu yapar bilemem ama mevcut statüko artık korunamaz” dedi.

‘AKP SAVAŞ HÜKÜMETİ OLMAYI TERCİH EDİYOR’

“AKP Hükümeti Kürtlerin taleplerine kulak tıkamaya devam ederse öncekiler gibi eriyip gider. Özgür Gündem’de bir fotoğraf vardı; ‘Bıçak kemiğe dayandı’ diyen 4 başbakan bugün yok” diyen Göral, geçmiş hükümetlerin savaş hükümeti olmanın bedelini ödediklerini vurguladı. AKP’nin önünde de ya savaş hükümeti olmak ya da müzakerenin önünü açmak üzere iki yol olduğunu söyleyen Göral, AKP’nin şu an itibariyle savaş hükümeti olmayı seçtiğini dile getirdi.

‘ASIL SORU BARIŞI TESİS EDECEK ONUR KİMİN OLACAK’

AKP’nin savaş hükümeti olmayı seçtiğini ve bunun tadını çıkardığını belirten Göral, “Dayanmaz bu kadar uzun. Onların da yaşayacağı bu olacaktır. Bekleyeceğiz ve göreceğiz. Kürt halkı ve demokrasi güçlerinin elinin tersiyle sadakavari biçimde ‘veriyoruz işte daha ne’ tavrına tahammülü yok. Bunun demokratikleşmeyle de alakası olmayan bir tavır. Geçmişte olan neyse bunlara da olacak o olur. Ama bir gün bu topraklarda barışın yaşanacağına ve bu uğurda hayatını yitirmiş herkesin bir hiç için ölmediğinin anlaşılacağına çok inanıyorum. Asıl soru bunu yapmamın onuru kimin üzerinde olacak?”

‘ÜNİVERSİTELERDE HERŞEYİ DEVLET BELİRLİYOR’

Üniversitelerde öğretim görevlilerine dönük yaklaşımda değişen bir şey olmadığını kaydeden Göral, öğretim görevlilerinin kendisini memur olarak gördüğünü belirerek, “Hal böyle olunca da öğretim görevlileri kendilerini devletin bekasını sürdürmekte görevli hissediyor. Türkiye’deki üniversite geleneği bu. Tabi ki bunu reddeden ve demokrasi penceresinden yaklaşan, bunları reddeden bir gelenek de var. Önemli insanlar var. İsmail Beşikçi buna bir örnektir. Yine Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde (DTCF) işten atmalar buna var. Üniversitelerde öğretim görevlilerinin çalışma alanlarını, kullanacağı dili, Kürt sorununda da düşüme alanlarını devlet belirliyor. Haliyle üniversiteler bilgi üreten bilim alanları olacak yerde devleti yaşatma gayretinde olan bir yaklaşımda” dedi.

ÖZGÜR SEVGİ GÖRAL

Hukukçu ve Akademisyen olan Göral, 2006 ve 2009 yılları arasında YTÜ Fen-Edebiyat Fakültesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü’nde görev yapan yaptı. Göral, Kasım 2008’de öğretim üyesi kadrosuna geçmeye hak kazanmış, bu sonuç YTÜ internet sitesinde de ilan edilmişti. Ancak üniversite yönetimi Kürt sorunundaki düşüncelerini ifade ettiği için Göral’ın atamasını yapmayarak işine son verdi. YTÜ yönetiminin “kolluk güçlerinin tavsiyesi üzerine” aldığı bu kararı geri çekmesi için 2009'da imza kampanyası yürütülmüştü. Zorunlu göç ve kayıplar üzerine yaptığı araştırmalarla da bilinen Göral, Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda Meral Danış Beştaş ile birlikte BDP adına faaliyet yürütüyor.

İbrahim Açıkyer-ANF

Diğer Haberler