Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Gül ”Yeni Anayasa Esnek Ve Özgürlükçü Olmalı”

Gül "Yeni Anayasa Esnek Ve Özgürlükçü Olmalı"

25 Nisan 2012 Çarşamba 15:40
Cumhurbaşkanı Gül, yeni Anayasanın esnek ve özgürlükçü bir karakterde olmasını talep etti.

Anayasa Mahkemesi'nin 50. kuruluş yıl dönümü nedeniyle ATO Kongre Salonu'nda düzenlenen Uluslararası Sempozyum'a katıldı. Programda bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül sempozyumun Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da büyük bir demokratik dönüşümün yaşandığı, dünyada sosyal adaletsizliklere karşı pek çok halk hareketinin görüldüğü bir dönemde ülkemizde düzenlenmesini önemli bulduğunu ifade ederek, Türkiye'nin, Osmanlı döneminden başlayarak güçlü bir anayasa geleneğine sahip, dinamik demokrasisi ve işleyen piyasa ekonomisiyle dikkat çeken bir ülke olduğunu vurguladı.

"MÜSLÜMAN VE DEMOKRATİK TÜRKİYE, DÜNYADA EMSALSİZ BİR KONUMDA"
Halkının büyük çoğunluğu Müslüman olan Türkiye'nin, bir yandan, kendi değerleriyle gurur duyarken, diğer yandan da, demokrasi, insan hakları ve çoğulculuk gibi evrensel değerleri benimsemiş ve hayata geçirmiş olmasının, ülkemizi tüm dünyada emsalsiz bir konuma oturttuğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Gül, bu nedenle de Türkiye'nin, bu konuları tartışmak için son derece uygun bir yer olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Gül, konuşmasında, adalet kavramının toplum hayatının bütün yönleri bakımından önemine değineceği, devlet ile toplum ilişkisini düzenleyen anayasalara ilişkin düşüncelerini, ülkemizdeki yeni anayasa çalışmaları ve bölgemizde cereyan eden olaylar hakkındaki görüşlerini aktaracağını söyledi.

"HUKUKUN ERDEMİ, ANCAK ADALETİN TECELLİSİNE İMKÂN VERİYORSA ORTAYA ÇIKAR"
Adaletin, rasyonel olduğu kadar, tabii bir ihtiyaç ve ahlaki bir mesuliyet olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Gül, "Başka bir deyişle adalet; hakkaniyettir, vicdandır, özgürlüktür, eşitliktir, hakça paylaşımdır, uyumdur, fazilettir, huzurdur ve şüphesiz ki barıştır. Toplum hayatı için böylesine temel ve vazgeçilmez bir kavram olan adaletin tüm fonksiyonlarıyla tecelli etmesi çok önemlidir. Netice itibariyle, bireylerin hak ve özgürlüklerinin teminat altında olmadığı bir 'hukuk düzeni'nde adaletten söz edilemez. Esasen hukukun erdemi, ancak adaletin tecellisine imkân veriyorsa ortaya çıkar" dedi.

Başkalarının hak ve özgürlükleri ile farklı kimlik ve yaşam biçimlerine hoşgörü göstermeyen bir "toplum düzeni"nde uyumdan, adaletten bahsetmenin söz konusu olamayacağına işaret eden Cumhurbaşkanı Gül, fırsat eşitliğinin ve hakça bölüşümün olmadığı bir "ekonomik düzen"de ise, beşeri kalkınmadan ve sosyal adaletten söz edilmeyeceğini bildirdi.

DEVLETİN GÜCÜNÜN SINIRLANDIRILMASI VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ
Modern demokratik devlete giden süreçte en önemli ikinci hususun da devletin gücünün sınırlandırılması ile hukukun üstünlüğü kavramları olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Gül, "Özellikle Abbasiler, Emeviler ve Osmanlılar gibi İslam İmparatorluklarında adalet, hukukun üstünlüğü ve istişare gibi kavramlar güçlü bir şekilde kök salmıştır. Bu nedenle, 'Adalet mülkün temelidir' gibi sözlerin bugün hala kullanılıyor olması tesadüfî değildir. İslam toplumları, başka kelimelerle ifade edilse de; bugün evrensel değerler olarak gördüğümüz hak, hukuk, adalet, şeffaflık ve hesap verilebilirlik gibi ilkeleri; yüzyıllar boyunca kendilerine şiar edinmişlerdir. Maalesef İslam toplumlarında yaşanan siyasi ve toplumsal çürüme ile ekonomik gerileme nedeniyle, bu köklü gelenekte, zaman içinde büyük aşınmalar meydana gelmiştir" dedi.

"DEVLETİN YEGÂNE VARLIK SEBEBİ, HALKININ TALEP VE BEKLENTİLERİNİ KARŞILAMAKTIR"
Günümüzde de hala devlet kurumunu bu çerçevede değerlendiren, devletin güvenliğini, halkın temel hak ve özgürlüklerinin üzerinde gören, "halksız bir demokrasi" ve "hakkaniyetsiz hukuk" oluşturmaya çalışan rejimler bulunduğuna da işaret eden Cumhurbaşkanı Gül, ancak teknolojik gelişmelerin, özellikle iletişim ve sosyal medya alanında kaydedilen yeniliklerin, dünyada olup biten her şeyin, herkes tarafından öğrenilmesine ve mukayese edilmesine yol açtığını söyledi. Bu gerçeğin farkına varan lider ve rejimlerin değişime öncülük ettiğini, bunun farkına varamayan, değişime direnen lider ve rejimlerin ise hem kendilerine, hem de halklarına, büyük bedel ödettiklerini bildirdi. Arap Baharı'nın da gösterdiği üzere, korkuyla, bu tür baskıcı yöntemlerle halkları yönetmenin devrinin artık bitmek üzere olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Gül, çağımızda, devletin yegâne varlık ve meşruiyet sebebinin, halkının meşru arzu, talep ve beklentilerini karşılamak olduğu yönünde bir anlayış ağırlık kazandığını söyledi.

"YENİ ANAYASA SÜRECİNDE MİLLET OLARAK ÖZ GÜVEN İÇİNDEYİZ"
Cumhurbaşkanı Gül, halkımızın büyük çoğunluğunun, yürürlükteki anayasanın ihtiyaçlara cevap vermemesinden, ülkemizin demokratik olgunluk ve çeşitliliğini kısıtlamaya çalışmasından, milletimizin zenginliklerini yok saymasından rahatsızlık duyduğuna dikkat çekerek, "Özellikle geçen Haziran'da yapılan seçimlerin ardından katılımcı ve temsili demokrasi kriterleri bakımından meşruiyeti yüksek bir Meclis tablosunun ortaya çıkması, halkımızın bu doğrultudaki beklentilerini yükseltmiştir. Türkiye tarihinde ilk defa, yeni anayasa çalışmaları, Sayın Meclis Başkanımızın liderliğinde, toplumun birçok kesiminin temsilcilerinin doğrudan iştirakiyle yürütülmektedir. Aziz milletimizin önünde, 1921 ve 1924 Anayasalarından beri ilk defa, doğrudan millet tarafından bir anayasa yapılması fırsatı bulunmaktadır. Daha önce pek çok vesileyle ifade ettiğim üzere, yeni anayasa sürecinde millet olarak öz güven içinde bulunmamız için sağlam sebeplerimiz mevcuttur" dedi.

"1982 ANAYASASI, O DÖNEMİN RUHUNU TAŞIYAN VESAYETÇİ BİR ANAYASADIR"
Halen yürürlükte olan 1982 Anayasası'nın da, son yıllarda yapılan çok kapsamlı reformlara rağmen, iç sistematiğini yitirdiğini, milletimizin ulaştığı demokratik ve ekonomik seviye nazarı itibariyle, artık dar gelmeye başladığını belirten Cumhurbaşkanı Gül şöyle söyledi: "Çünkü 1982 Anayasası, o dönemin ruhunu taşıyan, darbe ürünü, vesayetçi, bürokratik-otoriter niteliği olan bir anayasadır. Bu nedenle, yeni bir anayasa yapılması artık bir zaruret halini almıştır. Ayrıca, millet olarak darbelerle yüzleşmeye çalıştığımız bir dönemde, hala bir ara dönem anayasasıyla yönetiliyor olmak, ülkemizin ulaştığı demokratik seviyeyle de derin bir çelişki teşkil etmektedir."
Anayasaların tepkisel saiklerle hazırlanmaması gerektiğini, sadece bir önceki dönemin hatalarını düzeltmeye çalışan anayasaların, toplumları ileriye taşıyamayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Gül, siyasi tarihin gösterdiği gibi, birçok ülkede, demokratlar ile otokratlar arasında yaşanan mücadeleyi sadece yeni anayasa yapmak suretiyle kazanacaklarını zannedenlerin yanıldıklarına, ülkemizin anayasal hareketler tarihinin de, bu durumun acı örnekleriyle dolu olduğuna dikkat çekti.

"ANAYASALAR YALNIZCA BUGÜNÜN GÜÇ DENGELERİNE VE İHTİYAÇLARINA GÖRE DİZAYN EDİLEMEZ"
Cumhurbaşkanı Gül, anayasa aracılığıyla bir önceki dönemin "mağdurlarını", "muktedir ve mağrur kılma" çabasının da hep menfi neticeler doğurduğuna işaret ederek şunları söyledi: "Çünkü anayasalar yalnızca bugünün güç dengelerine ve ihtiyaçlarına göre dizayn edilemez. Anayasalar, toplumun gelecekteki ihtiyaçlarını karşılayacak, gelişmesine izin verecek sadelik, esneklik ve tutarlılık içinde olduğu takdirde, kalıcı olabilirler. Bana göre, İngiliz ve Amerikan anayasa geleneğinin başarısının ardında yatan gerçek budur. Tabiatıyla her anayasanın temel bir felsefesi ve ruhu olacaktır. Ancak, daha önce anlattığım mahzurları nedeniyle anayasalar, hiçbir özel fikrin, partinin, ideolojinin ve doktrinin mührünü taşımamalıdır. Dolayısıyla anayasalar, toplumun tüm kesimlerinin hak, özgürlük ve beklentilerini bugün ve gelecekte teminat altına alacak bir nitelikte olmalıdır. Bu da ancak, toplumsal mutabakatın mümkün olduğunca 'asgari müşterek payda'da oluşacağı anlayışıyla kaleme alınan anayasalarla sağlanabilir. Unutmayalım ki, bugün güçlü olduğumuzda bizi kendi gücümüzden koruyacak bir anayasal kural, yarın zayıf düştüğümüzde bizi başkalarının haksızlığından da korur."

"YENİ ANAYASA ESNEK VE ÖZGÜRLÜKÇÜ BİR KARAKTERE SAHİP OLMALI"
Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açış konuşmasında da belirttiği gibi, anayasalarımızın bugüne kadar, özgürlükler konusunda şüpheci ve katı; sınırlamalar konusunda ise geniş ve esnek bir dille formüle edildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Gül, bu nedenle, yeni anayasanın esnek ve özgürlükçü bir karaktere sahip olması, anayasa aracılığıyla milletin farklı siyasi çizgilerini zapturapt altına alma, devlet ve millet arasında bir gerginlik oluşturma zihniyetinden uzak durması gerektiğinin altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Gül, yeni Anayasanın modern demokratik devlet anlayışını ruhunda ve lafzında taşıması, evrensel ilkeleri düstur edinerek, temel hak ve hürriyetleri, herkes için, her yönüyle eşit vatandaşlık temelinde güçlendirmesi ve teminat altına almasının önemini vurguladı.

"YENİ ANAYASA, 200 YILLIK ANAYASA VE DEMOKRATİKLEŞME ÇABALARIMIZIN KAZANIMLARINI PEKİŞTİRMELİ"
Cumhurbaşkanı Gül, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yeni anayasa, 200 yıllık anayasa ve demokratikleşme çabalarımızın kazanımlarını pekiştirmeli; millet olarak mutabık olduğumuz, birlik ve bütünlüğümüz ile demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimizin temel ilkelerinden taviz vermemelidir. Devletin, milletin hizmetinde olduğunu unutmamalı, vesayeti örtülü bir şekilde başka organlar aracılığıyla sağlamak yerine, çağdaş demokrasilerde olduğu gibi açık bir şekilde halka tevdi etmelidir. Modern demokrasilerin şeffaflık ve hesap verilebilirlik kavramlarını, güçler ayrılığı ilkesi ile fren ve denge sistemlerini içinde barındırmalıdır. Bu meyanda, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile basın, ifade ve örgütlenme özgürlüğü en fazla özen gösterilmesi gereken hususlardır. Netice olarak, yeni anayasada zor olarak gördüğümüz konuları, imparatorluk mirasına sahip olan bir ülkenin refleks ve tecrübelerini öz güven içinde kullanarak aşabiliriz. Böylece, adaleti bütün veçheleriyle tecelli ettirecek ve Türk demokrasisini kurumsallaştıracak yeni bir anayasaya ulaşabilir; devirlerden, şahıslardan, iktidarlardan bağımsız; kalıcı, sürdürebilir ve tutarlı bir adalet ve demokrasi ortamı oluşturabiliriz."
Yeni anayasanın biran önce tekemmül ettirilmesi yönündeki tüm samimi arzusuna rağmen, bu sürecin son derece zor ve zaman alıcı bir süreç olduğunun farkında olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Gül, bu nedenle memleketimizin önünde duran ve çözüm bekleyen acil hukuki meselelerin, daha fazla vakit kaybetmeden çözülmesi gerektiği uyarısında bulundu.

"ANAYASA MAHKEMEMİZ, ARTIK ÖRTÜLÜ VESAYETLERİN TAHAKKÜMÜNDEN KURTULMUŞTUR"
Demokrasi ve adaletin fonksiyonlarını yerine getirebilmeleri bakımından, anayasalar kadar millet adına anayasal denetimi sağlayan yüksek mahkemelerin rolünün de önem taşıdığını dile getiren Cumhurbaşkanı Gül, "Anayasa Mahkememiz, bugün yarım asrı bulan geçmişiyle, artık örtülü vesayetlerin tahakkümünden kurtulmuştur. Yüce Mahkeme'nin, demokrasimizin ilerlemesi, adaletin layıkıyla tecellisi, kurumlarımız arasında uyumun sağlanması ve her şeyden önemlisi kişi hak ve özgürlüklerinin korunması ve genişletilmesine dair ulvi vazifelerini, daha nice yıllar layıkıyla yerine getireceğine yürekten inanıyorum. Bu vesileyle, Yüce Mahkeme'nin bugün yemin eden yeni üyeleri, Zühtü Arslan ve Muammer Topal'ı tebrik ediyor görevlerinde başarılar diliyorum" dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, düzenlenen sempozyumun, ülkemizde ve dünyada daha çok adalet, daha gelişmiş bir demokrasi ve daha özgür ve mutlu bir toplum hedefine ulaşma yolunda mütevazı, ancak kıymetli bir adım teşkil etmesi dileğinde bulundu.

Anayasa Mahkemesi'nin 50. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen törene, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ürdün Başbakanı Avn Şevket el-Hasavni, AİHM Başkanı Nicolas Bratza, Yargıtay Başkanı Nazım Kaynak, Danıştay Başkanı Hüseyin Karakullukçu, Başbakan yardımcıları Bülent Arınç, Beşir Atalay, Ali Babacan, Türkiye'deki yabancı misyon şefleri ile 60 dolayında ülkenin Anayasa Mahkemesi başkan ve üyeleri katıldı. (İLKHA)

Diğer Haberler