Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Halep ve Afrin’de hangi silahlı gruplar var?

Halep ve Afrin’de hangi silahlı gruplar var?

01 Kasım 2012 Perşembe 12:21
Afrin’de de Türkiye destekli Türkmen bir grup saldırılarını yoğunlaştırdı.

Son zamanlarda özellikle Halep ve Afrin hattında Kürtlere yönelik silahlı gruplar tarafından çok sayıda saldırı düzenlendi. Halep’teki katliamın arkasında Kürt grupların olduğu ortaya çıkarken, Afrin’de de Türkiye destekli Türkmen bir grup saldırılarını yoğunlaştırdı.

Suriye’de Esad rejimine karşı yürütülen savaşta Özgür Suriye Ordusu ÖSO’nun ismi hep geçse de, ülkede çok sayıda silahlı grup ortaya çıktı. Bunlar arasında gerçek bir koordinasyondan bahsetmek mümkün değil. Köylere kadar silahlı gruplar oluşurken, Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye’nin de desteklediği gruplar etkinliklerini arttırma çabasında.

KÜRT KAZANIMLARINDAN RAHATSIZLAR

Suriye’de Mart 2011’de ayaklanmaların başlamasıyla birlikte, çok sayıda Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) adı altında Beşar El Esad rejimine karşı çatışmalara girdi. Suriye’de uzun bir mücadele geçmişi olan ve ağır bedeller ödeyen Kürtler ise, üçüncü yolu temsil ettiklerini belirterek, ne Batı destekli silahlı gruplar ne de Esad rejimi yanında yer almadı. Ayaklanmaların başlamasıyla birlikte Batı Kürdistan’da Kürtler “demokratik özerklik” projesi çerçevesinde yoğun bir örgütlenme içine girdi. 40 yıldır sürdürülen Araplaştırma politikasına karşı, köy ve kent isimlerini Kürtçeleştiren Kürtler, anadilde eğitim okulları açtı, halk konseyleri ve savunma komitelerini kurdu, Kürtler arası birlik yönünde önemli mesafe kaydederek ortak bir Yüksek Kürt Konseyi oluşturdu ve YPG adı altında Kürt askeri gücünü inşa etti.

Kürtlerin özgürlük mücadelesi ve kazanımlarından rahatsız olan başta Türkiye olmak üzere bölge devletleri ile ittifakları, bu gelişmeleri engellemek ve bastırmak için tehditler, saldırılar ve kontra faaliyetlere yöneldi.

Suriye’nin ikinci büyük kenti olan ve aynı zamanda 600 bin Kürdün yaşadığı yer olan Halep’te 26 Ekim günü Kürt mahallesi Eşrefiye’ye düzenlenen silahlı saldırı da bu karanlık faaliyetlerin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Halep’te Suriye’deki her halktan kesimler yaşıyor. Bir çok silahlı grup da burada faaliyet gösteriyor. Batı Kürdistan’ın Afrin kenti de hem Halep’in yakınında bulunuyor hem de Türkiye ile sınırı var. Diğer bir ifadeyle bir geçiş hattı durumunda. Türkiye ve desteklediği silahlı gruplar da özellikle bu geçiş hattında denetim kurmak istiyor. Bu stratejik hattın ele geçirilmesi ardından bütün Batı Kürdistan’ın denetime alınması hedefleniyor.

Bu alanda öne çıkan ve Kürtlere saldırılarda bulunan gruplar Selahattin Eyyubi Taburu ile Asif El Şemel (Kuzey Fırtınası) olarak dikkat çekiyor. Her iki grup da kendilerini ÖSO’ya bağlı olarak tanıtıyor. Ancak ÖSO’nun temel gücü bunlardan farklılık arz ediyor.

ÖSO KAÇ GRUPTAN OLUŞUYOR?

Halep çevresinde halkların daha önce de Baas rejimine karşı rahatsızlıkları vardı. Bu nedenle çok sayıda silahlı grup burada varlık gösterebiliyor. Neredeyse her köy ve ilçede aşiretler kendi gruplarını oluşturmuş durumda. Bu gruplar bir çok kez güçlerini birleştirmek için toplantılar yaptılar ancak şu ana kadar başarısız kaldılar. Her ne kadar ÖSO çatısı altında gözükseler de aralarında anlaşmazlıklar var.

Örneğin, Tevhit Livası Halep’te en fazla saldırılarda bulunan grup olarak dikkat çekiyor. Bunun yanısıra Ehrar Suriye Livası da çatışmalarda yer alıyor. Ancak her iki grup birbiriyle anlaşamıyor. Resmiyette Ehrar Suriye Livası Halep ve Suriye gücü olarak kabul ediliyor ve bu grubun başında Riyad Esad bulunuyor. Bu grup aynı zamanda ÖSO olarak hareket eden silahlı grup olarak biliniyor. Tewhit Livası, bu grubu kabul etmiyor. Bu yüzden ortak saldırılarda da bulunmuyorlar. Zihniyette de birbirinden farklılık gösteriyorlar. Tevhid Livası radikal islami bir çizgi takip ederken, El Kaide’ye yakın görüşlere sahip. Buna karşın Ehrar Suriye Livası, ılımlı “Müslüman Kardeşler” olarak tanımlanabilir.

Bunların dışında, Hizbul Fecril İslam (İslami Doğu Partisi) var. Bu grup Araplardan oluşuyor. Halep’e bağlı Babe bölgesinde etkin durumdalar. Ayrıca şeyhlere bağlı çok sayıda gruplar var. Her köyde şeyhlere bağlı birer grup bulunuyor. Bazı gruplar birleşirken, bunların tümü ÖSO’ya bağlı değiller. Bu gruplardan bazıları kendilerini ÖSO olarak görmüyor, sadece rejim karşıtı bir güç olarak tanıtıyor.

SELAHADDİN EYYUBİ TABURU

Suriye’deki savaşın Halep’e dayanmasıyla birlikte, halk arasında destek bulamayan bazı Kürt gruplar da Özgür Suriye Ordusu’na yanaştı. Küçük bir grup ÖSO içerisinde yer bularak, kendilerini Selahaddin Eyybubi Taburu olarak adlandırdı. Suriye’deki ayaklanmaların başında bazı gruplar arasında koordinasyon oluşturuldu ancak uzun sürmedi, dağıldılar. Dağılan bu gruplar Kürt topraklarında yer bulamayınca, Selahaddin Eyyubi Taburuna katıldı. Bazıları güç kazanmak ve amaçlarına ulaşmak için gruba katılırken, bazılarının da para karşılığında grupta yer aldıkları belirtiliyor.

KONTRALAR, KAÇAKÇILAR, HIRSIZLAR

Selahaddin Eyyubi grubu başlangıçta küçük bir gruptu, ardından Suriye ordusundan kaçan bazı askerler de katıldı. Bunlar arasında Humus subayı da vardı. Bu subay Eyyubi Taburuna katılarak, gruba komutanlık yaptı. Kuzey Kürdistan’daki özgürlük mücadelesinden kaçarak kontra faaliyetlere katılan bazı kişilerin de bu gruba katıldıkları yönünde bilgiler var. Bunlar arsında Ciger ve Hesen isimli Efrin nüfusuna kayıtlı iki isim dikkat çekiyor. 10 yıl önce özgürlük mücadelesinden kaçan bu kişiler Türk rejimi tarafından kontra haline getirildiler.

Elde edilen bilgilere göre bu kontralar, grup içinde etkili olmak için grubun başında bulunan Selah Bedrettin ile bağlantı kurdu. Bu bağlantı üzerinden de MİT ile irtibat sağlandı. Batı Kürdistan’da YPG güçleri tarafından yakalanan bazı kişiler üzerinde bu yönlü belgeler ortaya çıkmıştı. Türkiye ile bağlantının ne düzeyde olduğu bilinmese de Selah Bedrettin’in Türkiye’den güç aldığı ve grubun dışarıyla bağlantısının Bedrettin üzerinden sağlandığı biliniyor.

SELAH BEDRETTİN TÜRKİYE’NİN DENETİMİNDE

Selah Bedrettin, Saddam rejimi döneminde Irak’a sığınmış, ardından Güney Kürdistan’a geçerken, Suriye’deki olaylardan sonra Türkiye’ye sığınmıştı. Türk Dışişleri Bakanlığı tarafından Erbil’deki (Hewler) Türk Konsolosluğu’na yazıldığı iddia edilen "gizli" ibareli bir belgede de Selahattin Bedrettin ismi geçiyor. 25 Haziran günü ANF’de yer alan belgedeki ifadelerden, Kürtlerin rejime karşı Sünni Arap milliyetçileriyle birlikte silahlı mücadeleye girişmesi için Türk istihbaratının yoğun bir faaliyet içinde olduğu anlaşılıyor. Bunun için de İstihbarat Teşkilatı’nın “Kürt kökenli Suriye vatandaşı Selahattin Bedrettin” ile görüştüğü, “yapılan görüşmede Kürtleri silahlı Arap muhalefeti ile birleştirmesini” istediği belirtiliyor.

ÖSO içinde örgütlenen Selahaddin Eyyubi Taburu, özellikle Arapların yaşadığı alanlarda yer edinebildi.

Halep ve Afrin arasında halk üzerine baskı ve korku oluşturan tabur, zaman zaman Kürt sivilleri de kaçırarak etki alanlarını genişletmek istedi. Bu eylemleri sonucunda Batı Kürdistan’da istenmeyen bir güç haline gelen tabur, bu bölgelerden çıkarıldı. Bunun üzerinde Halep’e bağlı Heyan bölgesine yerleştiler. Para karşılığında ÖSO içerisinde yer alan bu kişilerin hedefleri ve amaçları belli değil.

ÖSO’DAN FAYDALANMAK İSTEYEN KÜRT GRUPLAR

Çok sayıda farklı kesimden grubun ÖSO içerisinde yer almasıyla birlikte, bazı Kürt partiler de bundan fayda sağlamak istedi ve kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmeye çalıştı. Böyle bir faaliyet içerisinde yer alarak, silahlı güçlerinin olduğu imajını vermeye çalışan partilerin başında Mustafa Cuma’nın Azadi Partisi geliyor. Yine Yekiti Partisi benzer faaliyetler içerisinde bulunuyor. Bu iki partinin Selahaddin Eyyubi Taburu içerisine adam sızdırarak, etkide bulunmaya çalıştıkları belirtiliyor.

KÜRTLERDEN DESTEK BULAMIYORLAR

Selahaddin Eyyubi Taburu, Kürt halkı içerisinde herhangi bir destek bulamıyor. Üyelerinin çoğunun hırsızlar, haydutlar, çeteler ve kontralardan oluştukları ifade ediliyor. Öne çıkanlar arasında Mehemed Hemdoş dikkat çekiyor. Aslen Afrinli olan Hemdoş, sigara kaçakçısı olarak tanınıyor. Ayaklanmalardan önce Suriye rejimine dayanarak bu faaliyetlerini sürdürüyordu. Bazı bölgelerin ÖSO’nun eline geçmesi ardından, bu gruplara yanaştı. Mevcut durumda Selahaddin Eyyubi Taburu’nun bir yetkilisi pozisyonunda.

Sayıları fazla değil. Bazı tahminlere göre 700 kişiden oluşuyorlar. ÖSO’nun Halep ve Afrin arasındaki iki kontrol noktasında bu taburun silahlı elemanları yer alıyor.

ASİF EL ŞEMEL, TÜRK DESTEKLİ KÜRT DÜŞMANI GRUP

Asif El Şemel ya da Kuzey Fırtınası. Bu grup Türkmen kökenli Ummar Dadiki’ye bağlı. Kilis ile olan sınırda bulunan Azzaz bölgesinde varlık gösteriyor. Yıllarca Türk devleti ile ilişkide olan Dadiki, Suriye rejimi ile de işbirliği içindeydi. Türkiye ile Suriye sınırı arasında kaçakçılık yapıyordu. Dadiki aynı zamanda hem Suriye hem de Türkiye’ye ajanlık yapan biri olarak tanınıyor. Diğer bir ifadeyle her iki tarafa da muhbirlik yapıyordu.

Suriye ayaklanmasının başında, rejime karşı savaşan silahlı gruplar, Ummar Dadiki’yi rejimle işbirliği içinde olduğu için öldürmek istiyordu. Ancak Türkiye’den destek alarak güçlenen bu gruba, dokunulmadı. Grup, Hizbullah üyelerini alıkoymasıyla isim yaptı. Dadiki, akrabaları ile birlikte Hizbullah üyelerinin bulunduğu otobüse saldırdı ve bazılarını alıkoydu. Kaçırılan bu kişilerin hem Dadiki’nin köyünde hem de Türkiye sınırında saklandıkları bildiriliyor. Bu olayda Türkiye’nin de Dadiki ile işbirliği içinde olduğu yönünde iddialar var. Türkmen grup, bu eylemden siyasi kazanım elde ettiğini düşünerek etki alanını genişletmeye başladı. Grup, kendi bölgelerinde denetimi sağlayarak, geçişleri kontrol altına aldı. İhtiyaçlarını Türkiye’den karşıladığı belirtilen grubun elinde Türk silahları ve araçları bulunuyor. Kürt düşmanı grup, Azzaz bölgesini tamamen Kürtlere kapatmış durumda. Bunlar Kürtlerin ortadan kaldırılması gerektiğini düşünüyor. Son zamanlarda Azzaz ile Afrin arasındaki yol tamamen kapatıldı.

ÖSO TARAFINDAN KABUL EDİLMİYOR

Kuzey Fırtınası isimli grup ÖSO tarafından da olumlu karşılanmıyor. ÖSO’nun en büyük parçaları olan Tevhid Livası, Faruk ve Fatiha Livası, oldukça rahatsız ancak müdahale edecek güçleri yok. Bir yandan Dadiki gücünü Türkiye’den alırken, diğer yandan ÖSO da Türkiye ile bağlantılı hareket etmek durumunda. ÖSO, Türkiye’nin kapıları kapatmaması için büyük tavizler veriyor. Dadiki’nin etrafındaki çemberi genişletmesi bu tavizlerin başında geliyor. Söylenebilir ki ÖSO Suriye rejiminden fazla bu oluşumdan rahatsızlık duyuyor. Öyle ki, “devrimden sonra onlardan hesap soracağız” dedikleri belirtiliyor. Mevcut durumda ise Dadiki, ÖSO üzerinde etki sahibi.

İNSAN PAZARI

İddialara göre Dadiki, parayla elaman kazanıyor. Yine Azzaz bölgesinde bu gruba bağlı bir cezaevi bulunuyor. Tanıklardan alınan bilgilere göre grup alıkoyduğu insanlar üzerinden pazarlık yapıyor. Diğer bir ifadeyle tutuklanan insanlar hakkında ya idam cezası verildiği ya da para karşılığında serbest bırakıldıkları bildiriliyor. Grubun tek kanunu bu. En son bir Lübnanlı gazeteciyi alıkoydular ve halen serbest bırakmadılar.

ARAPLARI DA KAÇIRTTILAR, KİLİS VE AZZAZ’I BİRLEŞTİRME PLANI

Türkiye destekli bu grubun Azzaz bölgesindeki etkisinin artmasıyla birlikte Araplar da bölgeden kaçarak Kürt topraklarına sığındı. Kaçanlar arasında bazı Türkmenler de var. Azzaz bölgesi, Araplar, Türkmenler ve Kürtlerden oluşuyor. Ancak Kürtlerin sayısı az. Grubun hakimiyet sağlaması ardından Kürtler Afrin’e göç etti. Bölgedeki Araplar ile Türkmenler arasında sorunların olduğu gelen bilgiler arasında.

Dadiki grubu, kendisini ÖSO’nun üzerinde görüyor. Bir tampon bölge oluşturulması halinde Azzaz’ın Kilis’e bağlanması ve Dadiki’nin de burada kalmasının planlandığı iddia ediliyor.

EŞREFİYE’DE KÜRDE İLK SİLAH SIKAN KÜRT BİR ÇETE MENSUBUYDU

Kürt kaynaklara göre, Halep’te Kürtlerle en fazla iletişim halinde olan grup Tevhit Livası. Bir çok alanda Kürtler ile ÖSO’ya bağlı bu grup arasında yardımlaşma oldu. Ancak ilk kez Kürt mahallesine girmek istediler. Eşrefiye mahallesinde 26 Ekim günü en az 13 sivilin hayatını kaybettiği saldırı ardından yapılan soruşturmada ilginç detaylar ortaya çıktı. Elde edilen bilgiler, Tevhit Livası’nın Selahaddin Eyyubi Taburu tarafından provoke edildiği yönünde. İlk olarak ateş açanların da Tevhit Livası değil, Eyyubi Taburu unsurları olduğu bildiriliyor. Alınan bilgilere göre, Cinderes nüfusuna kayıtlı Kürt kökenli Mehemet Emmar isimli Eyyubi Taburu üyesi halkın üzerine ilk olarak ateş açtı.

AMAÇ KÜRTLERLE ARAPLARI BİRBİRİNE DÜŞÜRMEKTİ

Bu saldırı ile Eyyubi Taburu’nun ÖSO’ya Kürtlerin Suriye’deki tek temsilcilerinin kendileri olduğunu göstermek istediği belirtiliyor. Provokasyon ardından, Tevhit Livası yetkilileri Eşrefiye’ye girmelerinin bir hata olduğunu kabul etti. Bazı siyasi Kürt güçlerinin böyle bir tezgah hazırladığı belirtiliyor. Bu amaçla bazı Kürt çevrelerin ÖSO ile bağlantıya geçtiği ifade ediliyor. Suriye Kürtleri Ulusal Meclisi üyesi Dr. Evdin’in ismi de bu faaliyetlerde bulunanlar arasında geçiyor. Elde edilen bilgilere göre Dr. Evdin, ÖSO ile bir araya gelerek kendisini Kürtlerin temsilcisi olarak sundu. Görüşme öncesi Tevdit Livası’nın Kürt bölgesi ile bir ilgilerinin olmadığını ve girmeyi reddettikleri ifade ediliyor. Ancak Dr. Evdin ile görüşme ardından Kürtlerin Eşrefiye’den çıkarılması gerektiği yönünde bir tehdit öne çıktığı belirtiliyor. Eşrefiye’ye yapılan saldırı ardından Dr. Evdin’in yeniden ÖSO ile görüşme gerçekleştirdiği bildiriliyor. Azadi Partisi de olay ardından bir internet sitesi üzerinde yaptığı açıklamada “Saldırganlar arasında bizim üyelerimiz olsa da, bu partimizin bir kararı değil, bireysel hareket etmişler” dedi.

AFRİN’DEKİ SALDIRILAR

Son günlerde Afrin’e bağlı köylere yönelik de saldırılar düzenleniyor. Saldırıların Ummar Dadiki grubu tarafından gerçekleştirildiği belirtilirken, saldırıların arkasında bazı Kürt çevrelerin olduğu da iddialar arasında. Yine iddiaya göre Dadiki, saldırılar ardından “Benim Kürtlerle bir işim yok, gidip Selahaddin Taburu’na sorsunlar. Biz onları tanıyoruz” dedi. Bu saldırılar ve tehlikeli oyunların amacının, Kürt hareketinin bölgedeki etkisini sınırlandırmak olduğu belirtiliyor. 

(Dildar Aryen-ANF)

Diğer Haberler