Barzanî dema referandûmê destnîşan kir
Serokwezîrê Herêma Kurdistanê Nêçîrvan Barzanî ragihand, ku dê di nav sala 2017ê de referandûma ji bo serxwebûna Başûrê Kurdistanê bê encamdan.
Hûmara 97. ya Newepelî Vejîya
Nuştoxanê na hûmare ra Keyaksar Ateş, Abdurehman Önen û Hebûn Stembar reya verên a ke kirdkî nusenê û Newepel de dest pêkenê.
Şîretê Bedîuzzeman Mela Seîdê Kurdî
Ey Milletê Kurd! Îttîfaq di qewet, îttîhad di heyat, birayey di se’adet, hukûmat di selamet est o.
”Hükümet Çözüme Hazır Değil”

"Hükümet Çözüme Hazır Değil"

29 Ağustos 2010 Pazar 12:02
VAKAD Başkanı Zozan Özgökçe, hükümetin zihinsel olarak Kürt sorununun çözümüne hazır olmadığını söyledi.

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın “Demokratik açılım” çerçevesinde kadın kuruluşlarıyla geçen ay yaptığı toplantıya katılan Van Kadın Derneği (VAKAD) Başkanı Zozan Özgökçe, hükümetin zihinsel olarak Kürt sorununun çözümüne hazır olmadığını söyledi. Toplantıdan hayal kırıklığı ile ayrıldığını ifade eden Özgökçe, “Maalesef Başbakan 'Kürtler vardır' noktasındadır, bunun daha ilerisi yok” dedi.


VAKAD Başkanı Zozan Özgökçe, Erdoğan'ın geçen Temmuz ayında “Demokratik açılım” çerçevesinde kadın kuruluşlarına verdiği yemeğe katılan isimler arasında yer aldı. Kürt kadınının sorunlarıyla ilgili olarak önemli çalışmalar yürüten Özgökçe, Başbakan'la yapılan toplantı, referandum süreci ve "Demokratik Özerklik Projesi" hakkındaki görüşlerini dile getirdi.

Hükümetin 'açılım' politikasıyla ilgili Başbakan sizi de kabul etti. Görüşmeden nasıl bir izlenimle ayrıldınız?

Başbakanın genel olarak sert bir tutumu var zaten. Ben görüşmeye yıllardır kadın alanında çalışan bir Kürt kadını ve bir kadın örgütüne mensup bir kadın olarak gittim ve bölgedeki ihtiyaçları ve olması gerekenler konusunda önerilerde bulundum. Üzerime düşeni hiçbir kaygı duymadan dile getirdim. Başbakanı "Demokratik Açılım" meselesinde ben samimi bulmadım. Görüşmeye gitmeden önce daha umutlu idim ancak, ayrılırken öyle değildim. Hayal kırıklığı çok hâkimdi zihnimde ve yüreğimde.



Neden?

Maalesef Başbakan "Kürtler vardır" noktasındadır, bunun daha ilerisi yok. TRT Şeş ile gurur duyuyor, bölgeye yapılan ve yapılması düşünülen yatırımlar ile gurur duyuyor. Ancak bunları bile çok üst bir dil ile dile getiriyor. "Kürtler kendi dillerini öğrensinler" dedi Başbakan. Yani Kürt dili ile ilgili bir projeleri yok. "Kürt tarihi, tarihçilerin işidir" dedi. Aslında kamuoyunda da verdiği demeçlerde hükümetin açılım ile ilgili somut bir adımı hakkında bir bilgi edinemiyoruz. Anladığım şu; Kürt dili ile ilgili, Kürt tarihi, genel af, silahların susması için diyalog yollarını açmak, kamusal alanda Kürtlerin varlığı ile ilgili bir uygulama, dağdan gelenler ve gelmeyi isteyenler ile ilgili herhangi bir proje, plan, uygulama yakın zamanda görünmüyor.

Hükümet Kürt sorununun çözümü konusunda ne kadar hazır?

"Önce PKK bitmeli" gibi bir düşünce var. Zaten de ana sorunlardan biri PKK'nin çıkış noktasını kavramamaktan geçiyor. Bir sorunun çözümsüzlüğü insanları şiddete yöneltmiş, bunu herkes bas bas bağırıyor, ancak hükümet böyle bir şart koyuyor. Yılarca ateşkes süreci yaşandı, değerlendirildi mi bu süreçler? Hayır. Yine öyle bir süreci yaşıyoruz. Ne yapılıyor? Hiçbir şey. Ben zihinsel olarak hükümetin buna hazır olmadığını düşünüyorum, çünkü sorunu algılama biçimlerinde sorun var. Orada da dile getirdim. “Cemil Çiçek'in söylemleri buradaki insanlar üzerinde negatif etkiler bırakıyor” dedim. AKP'nin bu kadrosu ile hazır olduğunu söylemek zaten mümkün değil. Uygulamalara baktığımızda yine bir dönüşümün yaşandığını söyleyemiyoruz. Başbakan ve AKP, Türkiye'nin resmi ideolojisinin ve buna bağlı politikalarının sadece sekülerizm düzleminde yumuşatılmış biçiminin tezahürüdür. Kürtler, dini ve etnik azınlıklar konusunda resmi ideoloji aynen uygulanmaktadır. Sadece laiklik konusunda ve Cumhuriyetin kurumları ile -ki onlar da laiklik ile sorunlu olduğu için- mücadele eden bir siyasi harekettir bence AKP.

Sizce Kürt tarafı boşa kürek mi çekiyor? Çünkü eleştiri oklarını sürekli hükümete yöneltiyor ama hükümet de hazır olmadığına göre?

Kan dökmeden diyalog kurulmasının önemini kavramak gerekiyor. Kürtler ülkede önemli bir oy potansiyelini oluşturuyor, Kürtler keşke bu olanları görebilse ve iyi tahlil edebilse. Hala Kürtler arasında AKP'nin gelmiş geçmiş en demokratik parti olduğunu düşünenler var. Söylemler ve uygulamalar Kürtler tarafından iyi tahlil edilemiyor bence. Medyanın manipülasyonları insanları çok yanıltıyor. Ayrıca Kürtlerin de temsiliyet sorunları var. Şu anda beni bu ülkede yaşayan bir birey, bir Kürt ve bir kadın olarak temsil edecek ve insani olarak sosyal, ekonomik, hukuksal ve politik ihtiyaçlarımı projelendiren bir siyasi hareket maalesef yok. Kürtlerin taleplerini gören ve somut olarak projelendiren siyasi oluşumların olması gerekiyor.  

Bölgedeki kadın sorunları ayrıca tartışıldı mı, söz konusu edildi mi?

Elbette. Kürt kadınlarının kamusal alanda yaşadığı dil sorunları, zorla ve erken yaşta evlendirme, kadınların istihdamı, anadilde eğitim gibi konular konuşuldu. Ancak Başbakan tarihi bir itirafta bulundu ve “kadın erkek eşitliğine inanmadığını, fırsat eşitliğine” inandığını söyledi. Ve söylemleri genelde “annelik” üzerine idi. Kadını ben “anne”, “eş” kimliğinin dışında artık değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.



Referandumu nasıl ele alıyorsunuz, babanız ve başka yakınlarınız da 12 Eylül mağduru, değişiklik paketi bazı konularda ön açıcı olabilir mi?

Ben babam ile bu konuda biraz ayrışıyorum. Babam 12 Eylül döneminde yaklaşık 4 yıl Diyarbakır zindanında kaldı, hepimiz ailece babam içeride ve biz dışarıda çok zor yıllar geçirdik. 12 Eylül mağdurlarının bir kısmının psikolojik olarak anayasanın değişmesinden mutluluk duyduğunu görüyorum. “Darbeciler yargılanacak, bunu yaşarken görelim” diye bir düşünce hakim. Ben 12 Eylül ve sonrası baskılarının biçim değiştirmiş şekilde Kürtler üzerinde uygulandığını düşünüyorum. Necmettin Büyükkaya gibi isimler içeride öldürüldü ancak 90'lı yıllarda onun gibi birçok isim dışarıda öldürüldü. Onca Kürt aydını işkence gördü cezaevinde. 90'lı yıllardan günümüze sokaklarda işkence gören çocukları, kadınları hepimiz gördük. Ne değişti? Ben 'Evet' çıksın istemiyorum, 12 Eylül mağduru yakınlarım 'dindarlar faşistlerden daha iyidir' diyor. Bense anlıyorum bir nebze de olsa bu bakışı ancak bir kadın olarak da başka açılardan korkularım var.

Anayasa referandumunda "evet" çıkarsa, bu; ilerde Kürtlerin lehine de maddelerin eklenmesini sağlayabilir mi?

Başbakan Van'daki mitingde, anayasanın tekrar değiştirileceği yönünde bir mesaj verdi, ancak hemen arkasından sonra genel affa karşı olduğunu söyledi. Tüm demeçlerinde Kürt sorununa bakışının hala güvenlik boyutunda baktığını anlatan sözler sarf ediyor. Bu referandumdan "evet" çıkması AKP'nin siyasi olarak güçlenmesi olarak yorumlanacak. Ancak samimi olunsaydı birçok madde değişirdi.  

Boyutları açıklandığı kadarıyla "Demokratik Özerklik" fikri size makul geliyor mu? Devletten nasıl bir karşılık bulur sizce?

Ben ezelden beri Kürtlerin kendi kaderlerini kendilerinin tayin etmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü bu bireylerde nasılsa, halklarda da öyle olmalıdır. En temel haktır. Ulus devlettense özerklik veya federalizm çok daha anlamlı. Brüksel, Almanya federal ülkelerdir. Her ikisine de gittim. Bölünmüşlük yok bütünleşme var, kabullenme var. Brüksel'de her tabela, iki dilde. Almanya'da tramvaylarda Kürtçe bile açıklama var. Bu ülkede politika yapanlar demokrat değiller ki bunu anlasınlar? Korkularla beslenmişlik bunun önünde engel olarak duruyor.

Bu haliyle "Demokratik Özerklik" uygulaması fikri anayasaya dahil edilebilir mi?

Bu ülkenin ihtiyaçlarını anlayan ve içselleştiren her siyasi irade, isterse çok şey yapar.

Sizce Kürt sorununun çözümü önündeki temel engel nedir, ne yapıldığında çözülebilir?

Birinci temel engel zihniyettir; ikincisi, siyasilerin gerçekten halk içinden demokratik yöntemlerle seçilmemesidir, en önemli engeller bunlardır. Eğer bu aşılırsa, bu çözülemeyecek, ömür boyu çatışmayla geçiştirilecek bir sorun değildir. Bırakın hakkı hukuku, artık bu çağda, bir kere artık insan ölümlerinden utanmak gerekir.
 
PORTRE / ZOZAN ÖZGÖKÇE

Van'da dünyaya gelen Zozan Öngökçe, eşi kendisine yasaklar koyup şiddet uygulayınca ailesinin karşı çıkmasına rağmen üç ay sonra boşandı. Doğu Akdeniz Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nü bitiren Özgökçe, bir süre İngilizce öğretmenliği yaptı. Özgökçe, 7 yıldır Mali Müşavirlik yapıyor.

AKnews

Diğer Haberler