Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Hür Dava Partisi (Hüda-Par) Üzerine [Analiz]

Hür Dava Partisi (Hüda-Par) Üzerine [Analiz]

06 Aralık 2012 Perşembe 19:56
Hür Dava Partisi’nin kurulması kararının alınmış olması, Kürdistan’daki siyasi atmosfer açısından olumlu bir adımdır.

Hür Dava Partisi (Hüda-Par) Üzerine*

Hizbullah’ın legalleşmesi açısından sivil ve siyasi hayata müdahil olması olumlu bir gelişmedir. Yıllardır bunu destekliyor ve bu işin teorik çerçevesiyle ilgili yazıyoruz. Neticede Hür Dava Partisi’nin kurulması kararının alınmış olması, Kürdistan’daki siyasi atmosfer açısından olumlu bir adımdır.

Dün, bir tv kanalında Sayın Hüseyin Yılmaz ile Said Şahin’in de katıldığı programı dikkatlice dinledim. İnanıyorum ki birçok insan da benim gibi dinlemiştir. Kanaatim şudur ki eğer bu konuda uyarı görevimizi yapmazsak, Hüda Par adına siyaset yapan şahsiyetlerin kendi yanlışlarını görme imkânı olmayacaktır. Elbette uyarıların çoğu teşvik edici, iltifata ilişkin olmalı ama bazı yanlışları da yüksek sesle dile getirmenin tam zamanıdır.

Said Şahin’nin Kürdistan’a ilişkin bir beyanı geçmediği gibi, Irak Federe Kürdistan Bölgesi’nden de “Kuzey Irak” diye bahsetti. Keza, gerek Şahin gerekse Yılmaz, bol bol “bölge” kelimesini kullandılar, lakin bölgenin ismi olan “Kürdistan” dan bahsetmediler.  Oysa örnek aldıklarını söyledikleri İslami hareketler; kendilerini yaşadıkları coğrafyaya nispet ederler. Hamas kendini Filistin ve davasıyla tanımlar. Zamandan ve zeminden soyut bir İslami anlayış biz Kürtlere has bir durumdur.

Benim de telefonla katılmam hususunda söz konusu TV’den arandım ve prensip olarak evet dedim. Lakin gün içinde anonsları görünce telefon açıp uyarıda bulundum. Zira ismime ilişkin bir harf hatası vardı ve böylesi bir programda “Kürdistan İslami İnisiyatifi” kurucularından olduğumun da zikredilmesini talep ettim. Programda bu anons yapıldı, lakin ilerleyen dakikalarda bağlanamayacağımız anlaşıldı. Zira “Kürdistan” kelimesinin akredite olmadığını tahmin ediyorum.

Şayet mezkûr programa katılabilmiş olsaydım. Hizbullah ve Mustazaflar hareketinin Kürdistani bir hareket olduğunu, Hür Dava Partisi’nin de Kürdistani bir parti olduğunu dile getirecektim.  BDP de yemin billâh “Türkiye” partisi olduğunu söylüyor ama buna inanan yok. Aynen öyle de Hüda Par da ya kendine Kürtdistani bir zemin arar (ki fiilen zaten bu zemindedir) ya da marjinalleşir.

Bir de Azadi İnisiyatifi’nden bahsetmeyi düşünmüştüm. Çünkü Mustazafların partileşmesini hızlandıran, teşvik eden gelişmelerin başında, geçen Haziran ayında Diyarbakır’da kuruluş kongresini yapan “Hak, Adalet ve Hürriyet İçin Kürdistan İslami İnisiyatifi”nin katkısı göz ardı edilemez.  

Fikri çerçeve ve yol haritasına ilişkin olarak yoğun olarak yazdım ve yazmaya devam edeceğiz. Siyaset, bu yolda yürürken öğrenilen bir şeydir. Yani fiiliyatla ilgilidir. İyi bir senaryo, uygun oyuncular ve zaman ile zeminin müsait olması durumunda netice alınabilir. Kürdistan’ın Kuzeyinde zaman ve zemin şu anda uygundur. Ancak Hüda Par’ın vitrinini gözden geçirmesi, mevcut aktörlerin donanımlarını artırması ve Kürdistan halkının taleplerinin (ki adalet ve özgürlük talebidir bunlar) dikkate almalıdır.

Türkiye kamuoyu elbette önemlidir ama Türkiye kamuoyunu teskin edeceğiz diye Kürdistan gerçeğini, Kürdistan halkının siyasi iktidar talebini es geçersek yanlış yapmış oluruz. Kürdistan halkının maslahatına olan adalet ve özgürlük, Türkiye halklarının da faydasınadır. Çünkü mevcut statü bir nevi “siyasi kölelik” statüsüdür.  Köle kendi onurundan çok şey yitirdiği gibi, köleliği dayatan taraf da onurundan çok şey yitirir ki bugünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin durumu budur.

İnsanlar sadece ekmek ve su ile yaşamaz, hürriyet, adalet de lazımdır. Keza, Kürdistani hareketler (ki buna Hür Dava Partisi de dâhildir) kendilerini ait oldukları coğrafya ile tanımlamalıdır. Aksi halde ikametgâhı belli olmayan bir hareketin başarı şansı yoktur.

Siyaset iktidarı hedefler, iktidar ise belli bir mekâna ilişkindir.  İslam, tüm insanlığın, kâinatın düzenidir.  “İslam gelir dertler biter” şiarı teorik olarak doğrudur ama eksikliği şu; hangi insanlarla bunu fiiliyata dökeceğiz o önemli. Bir de halkın rızasını almadan onlara belli bir program dayatılabilir mi?

*Sıdkı ZİLAN

Diğer Haberler