Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Hüseyin Yılmaz: Siyasi mahkumlara af çıkarılmalıdır

Hüseyin Yılmaz: Siyasi mahkumlara af çıkarılmalıdır

13 Ağustos 2012 Pazartesi 16:53
Son günlerde yeniden gündeme gelen cezaevi sevklerini değerlendiren Mustazaflar Hareketi kurucu üyelerinden Av. Hüseyin Yılmaz, "Bu sürgünler aynı zamanda aileleri cezalandırma operasyonudur, siyasi mahkumlara af çıkarılmalıdır."dedi.

Av. Hüseyin Yılmaz, İlke Haber Ajansı`na önemli açıklamalarda bulundu.

"Mahkumlar Bir Daha  Mağdur Ediliyor"

 Son zamanlarda hasta, sağlam ayırt etmeksizin yer darlığı gerekçesiyle pek çok mahkumun ailelerinin bulunduğu yerlerdeki cezaevlerinden uzak yerlere sürgün edildiğini belirten Yılmaz, "Batman Cezaevi`nden ve diğer cezaevlerinden pek çok mahkumun sevki çıktı. Bunların içerisinde vücut fonksiyonlarının yüzde doksan ikisini kullanamayan özürlü Fikret Bayram da var. Kamuoyu bu yapılana "sevk" demiyor. Buna sürgün diyor. Bu yapılanı bir zulüm olarak görüyor. Mahkumların hemen hepsinin yakınları, akrabaları bu bölgede, bu coğrafyada yaşayan insanlardır. Yakın cezaevleri dururken, özellikle ulaşımın zor olduğu, kış şartlarında ulaşımın tamamen kapalı olduğu mekanlara bu mahkumların gönderilmiş olması hem mahkum hem de mahkum yakınları açısından zulümdür."dedi.

Cezalandırmada asıl amacın -haklı yada haksız- hüküm giyen kimselerin cezalandırılması olması gerekirken Türkiye`de bu kuralın da pek çok kural gibi keyfi uygulamalara kurban gittiğini anımsatan Yılmaz, "Ceza almış olan insanlara cezaevindeki bu insanlara cezaevinde ikinci bir cezaevi yaşatma durumu söz konusu olmaktadır. Cezaevi idareleri genelde mahkumlara bu dört duvar arasını da çok görmektedir. Bir çok insani ve İslami haktan mahkum etmenin yanı sıra, mahkumlara hak olarak verilen sosyal haklardan da mahrum etmektedir. Cezaevlerinde insanca yaşama koşullarını oluşturmamaktadır."diyerek ikinci bir mahrumiyetin daha söz konusu olduğunu belirtti.

"Kolektif Cezalandırmadan Vazgeçilmelidir"

Yılmaz "Bu mahkumun ailesini de içine alan ve kolektif cezalandırma dediğimiz cezalandırma durumudur. Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir hukuk sisteminde böyle bir cezalandırma sistemi yoktur. Mahkumla birlikte ailesi, akrabaları, ziyaretçileri de cezalandırılmaktadır. Bölge insanının ekonomik olarak durumu zaten ortadadır. Uzak yerlere gidiş geliş masraflarını karşılayacak durumda değildirler. Karadeniz bölgesine sürgün edilmiş mahkumların aileleri en fazla zorluğu çekenlerdir. Zira bu bölge ile Güneydoğu Bölgesi arasında doğrudan ulaşım çok zordur. Yarım saat ya da kırk dakikalığına yapılacak bir görüş her türlü zahmet ve külfete katlanarak ziyarete giden mahkum yakını bu defa da aynı gün dönme imkanı olmadığından, iyice mağdur olmaktadır. İslami açıdan düşündüğümüzde bir bayan eşini ziyarete gittiğinde tek başına gidemiyor. Yanında bir mahreminin de olması gerekiyor. Bu durumda ailelerin yol masrafları altından kalkamayacakları bir hal alıyor. Bu külfetin altından kalkamayan aileler ancak birkaç ayda bir defa görüşe ya gidebiliyor ya da gidemiyor. Oysa yasalara göre mahkumun her hafta görüşme hakkı var. Bunu yasaya koyuyorsunuz. Ama diğer yandan farklı bir yolla bu hakkın önüne geçiyorsunuz." ifadelerini kullandı. Yılmaz, bu haksız ve yanlış uygulamanın bir an evvel mahkumlar ve aileleri lehine düzeltilmesi gerektiğini dile getirdi.

"Bu Bir Devlet Politikasıdır"

Söz konusu uygulamanın bir devlet politikası olduğunu da aktaran Av. Hüseyin Yılmaz, "Eğer bu bir devlet politikası olmamış olsaydı, mahkumlar için bölge cezaevleri uygun hale getirilerek bu mahkumlar ailelerine yakın yere getirilebilirdi. Bu sadece Hizbullah davası mahkumlarına yönelik bir tutum ve uygulama değildir. PKK mahkumlarına da aynı zulüm uygulanmaktadır. Bu coğrafyada yaşayan insanların hepsi bu uygulamadan nasibini almaktadır." dedi.

"Islah Politikası Yanlıştır"

Cezaevi yetkilileriyle yaptıkları bir görüşmede kendilerine bölgede hiçbir hükümlü bırakılmayacağının söylendiğini dile getiren Yılmaz, kendilerinin de bu söylem üzerine, "Madem öyle bir uygulama düşünüyorsunuz. Yıllardır siyasi mahkumlar için af yada af benzeri bir şey çıkmamış. Siz de cezaevlerinin doluluğundan ve siyasi mahkumların fazlalığından şikayet ediyorsunuz. O zaman siyasi mahkumlar için ya bir ceza indirimi yada siyasi bir af çıkarın. Böyle bir durumda hem cezaevleri boşalmış olacak hem de mağduriyetlerin önüne geçmiş olacaksınız. Yirmi yılı aşkın süredir cezaevinde bulunan mahkumlar var. Cezalandırmanın amacı ıslah etmektir. Eğer ıslah olmuşlarsa artık bırakın. Yok olmamışlarsa o zaman sizin ıslah politikanızda bir sorun vardır." dediklerini aktararak, mahkumların affedilmesini veya ceza indirimi uygulanmasını istediklerini belirtti.

"Devletin Yapamadığını Mahkumlar Yapıyor"

Mahkumların her türlü zorluğa ve imkansızlığa rağmen kendilerini çok iyi yetiştirdiklerini gözlemlediklerini aktaran Yılmaz, "Gördüğümüz kadarıyla mahkumlar cezaevlerini gerçekten bir medreseye dönüştürmüşler. Kişilik olarak kendilerini yetiştirmenin gayreti içerisindedirler. Hakikaten birer alim ve icazeli birer seyda olmuşlardır. İlim olarak bilgiyle donanmış durumdadırlar. Adli mahkumlar gibi içeri girip yeni suçlar öğrenerek çıkmıyorlar. Çıktıkları zaman topluma faydalı birer birey haline gelmişlerdir."dedi.

"Siyasi Mahkumlara Af Çıkarılsın"

Devletin konuya güvenlik eksenli yaklaşmasından dolayı, adli mahkumlar için sürekli af ya da af benzeri uygulamalar çıkarttığını fakat kendisine karşı işlendiğini düşündüğü suçlarda kesinlikle böyle bir uygulamaya gitmediğinin altını çizen Mustazaflar Hareketi kurucu üyelirenden Yılmaz, "Devlet kendi güvenliğinin öncelediği için ben kesinlikle bana karşı suç işleyenleri affetmem diyor. Aslında devletin kendisine karşı suç işleyenleri af etmesi gerekir. Ama devlet tutup başkasının eşini, babasını, kardeşini öldüreni, başkasının malını çalanı af ediyor. Kendisine karşı siyasi saiklerle devletin zulmüne, adaletsizliğine, haksızlığına, yanlış politikalarına karşı çıktığı için cezalandırılmış kimseleri af etmiyor. Ceza indirimine de gitmiyor. Yetmiyor aileleri de bu mahkumlarla beraber cezalandırıyor. Bu yapılan ne insanidir, ne İslami`dir. Biz devletin daha adil,daha duyarlı olmasını bekliyoruz. Devletin şunu demesini bekliyoruz: `Ben bu insanların insani ve İslami haklarını veremediğimden bu insanlar bu hakları için bana karşı çıkmışlardır. Bu nedenle burada suçlu olan benim` ve bir an önce bu mahkumlara özgürlükleri verilmelidir. Hareket olarak düşüncemiz budur." ifadelerini kullandı.

"Devlet Özür Dilemeli"

Yılmaz değerlendirmelerine şu ifadelerle son verdi: "Devlet bu güne kadar yapmış olduğu hatalardan dolayı bu halktan özür dilemeli, hem İslami kesime yapılmış olan haksızlıklardan hem de etnik olarak yapılmış zulümlerden dolayı özür dilemeli ve adil bir çözüm için çalışmaları geciktirmeden başlatmalıdır. Böylece siyasi mahkumların cezaevine girmesi önlenmiş olacaktır. Devlet tüm gücünü ve enerjisini toplumun ıslahına, haksızlık ve hukuksuzlukla mücadeleye ayırmalıdır." (İLKHA)

Diğer Haberler