Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
İHD’den ‘Cezaevleri Gerçeği’ çalışması

İHD’den ‘Cezaevleri Gerçeği’ çalışması

22 Haziran 2012 Cuma 11:18
İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi, Urfa Cezaevi’nde 13 insanın hayatını kaybetmesinin, mahpusların farklı cezaevlerine sevk edilmelerinin özünde yatan gerçeği irdelemek amacıyla cezaevlerindeki koşulları araştırıp raporlaştıracak.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi, Urfa Cezaevi’nde 13 insanın hayatını kaybetmesinin, mahpusların farklı cezaevlerine sevk edilmelerinin ve gittikleri yerlerde de kötü muameleye maruz kalmalarının özünde yatan gerçeği irdelemek amacıyla cezaevlerindeki koşulları araştırıp, raporlaştıracak.

Çok gerilere gitmeden Diyarbakır 5 Nolu’dan günümüze kadar cezaevleri adeta resmi mezarlıklar haline getirildi. 12 Eylül vahşetinin yarattığı maddi-manevi yıkımların izleri günümüzde bile halen silinemezken, son 20 yılda cezaevlerinde mahpuslara yönelik işkence, katliam, tecrit, hiçbir insan hakkı belgesini ve sözleşmesini umursamadan devam ediyor. Urfa’daki isyanın temelleri ve hangi ortamda cereyan ettiği meselesi de dikkatlerden kaçmaması gereken bir husus. Öyle ki, bugün devletin resmi açıklamalarına göre bile kapasitelerinin üzerinde bir doluluk oranıyla insanlar adeta toplama kamplarını aratmayan koşulları yaşıyor cezaevlerinde. Siyasi mahpusu da adli mahpusu da bu durumdan nasibini alıyor. Buna bir örnek olarak verilecek olursa Diyarbakır’daki cezaevinde KCK operasyonlarında tutuklanan politik mahpuslar şu an 8 kişilik odalarda 20-25 kişi tutuluyor.

GERÇEKLER VE KAYGILAR

Bu gibi örnekleri çoğaltmak mümkün olsa da Urfa Cezaevi gerçeği başlı başına bu hakikati anlamak için yeterli. Urfa Cezaevi’ndeki doluluk oranı hukukçuların verdiği bilgiye göre kapasitenin 3-4 katı. Tabi ki, bu sadece Urfa Cezaevi için böyle değil diğer cezaevleri için de durum aynı. Cezaevlerinde yaşanan bu doluluk oranının, AKP iktidarının pervasız, hukuksuz, sindirme amaçlı operasyonlarıyla mislice katlanmasıyla birlikte hukukçular ve insan hakları savunucuları yaptıkları açıklamalarla yaşadıkları kaygının boyutlarını ortaya koydu.

ADLİ MAHPUSLAR İNSAN DEĞİL Mİ?

Bu kaygının temelindeki endişelerin eylemselliğini göz ardı etmeyen cezaevinin sorumluları, örgütlü organizasyonlar bağlamında ortaya çıkacak tepkilerin yarattığı ya da yaratacağı reflekslere de yansıyor . Bir emsal olması açısından dikkat edilecek bir diğer önemli husus da Urfa Cezaevi’nde yaşananların akabinde cezaevi yetkililerinin çıkıp “Ölenler arasında politik mahkum yok. Tekrar ediyorum politik mahkum yok” sözleri bu gerçeği tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Bu söylem adli mahpuslara yaklaşımda akıllara ister istemez “Adli mahpuslar insan değil mi?” sorusunu getiriyor. Çünkü altında yatan mantık adli mahpusların içeride neler yaşadığını kimsenin ya da toplumun önemli bir kesiminin haberdar olmadığından kaynaklı.

Hayatını kaybeden adli mahpusların içeride yaşadıklarına yorum getirilmeyecek netlikte bir örnektir bu. Cezaevlerinde kurulan çeşitli atölyeler ile emekleri sömürülen, vergisiz, ucuz iş gücü olarak bir rant çarkı döndürülüyor. Mahpusların atölyelerde ürettiği çeşitli ürünler bu minvalde pazarlanırken bir diğer husus yarı açık cezaevi mahpuslarının yaşadığı psikolojik ve fiziksel durum. Adliyelerin kafeteryalarında çalıştırılan bu mahkumlar da ucuz iş gücü olarak kullanılıyor. Dışarıdaki farklı işlerde çalıştırılıyorlar. Bunlar da dönem dönem pembe bir tabloyla “topluma kazandırma” düzmecesiyle gözleri boyamaya, toplumu uyutmaya, alay etmeye yeter değerdeki parodiler.

İHD’DEN YENİ BİR ÇALIŞMA

Tüm bu gerçekler yazıya dökülen belli başlı, genel geçer bilgiler ve teferruatlarıyla irdelendiğinde cezaevlerinin asıl işlevini ortaya dökecek ve toplumun gözlerinin açılmasına vesile olacak her çalışma elbet elzem olduğu kadar çok anlamlı. Türkiye’deki cezaevlerinde yaşanan gerçeklerin neler olduğu, tüm yönleriyle ele alınarak, raporlaştırılıp kamuoyuna sunulacak bir önemli girişim de İHD Ankara Şubesi’nden. İHD, son Urfa olayıyla hatırlara gelen cezaevleri gerçeğini tüm yönleriyle irdeleyecek bir çalışma başlatıp önümüzdeki günlerde rapor olarak açıklayacak.

İbrahim Açıkyer / anf

Diğer Haberler