Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
İnşaallah bahar gelecek!

İnşaallah bahar gelecek!

16 Temmuz 2012 Pazartesi 01:55
[ Hasan Sabaz ] Çok acı bir süreçten geçiyor İslam dünyası. İnşallah bahar gelecek! Allah’ın arzında O’nun adını yüceltmek için çaba sarf edenlere selam olsun!

Çok acı bir süreçten geçiyor İslam dünyası.

İşgallerin, katliamların, yağmaların kıskacına girmiş, rahat bir soluk alamıyor.

Irak’ta, Suriye’de, Yemen’de bombalar patlıyor ve biz de herkes gibi artık alışıyoruz buna. Gazze’yi istediği gibi bombalıyor katil Siyonist.

Amerika’nın insansız Washington’larında, insansız Pentagonlarında emirler veriliyor ve insansız uçaklarla Pakistan, Afganistan, Somali bombalanıyor.

Evler bombalanıyor, düğün konvoyları bombalanıyor, medreseler bombalanıyor.

Pazar yerlerinde bombalar patlıyor.

İnsana, insani değerlere olan düşmanlıklarını daha bir şevkle ortaya koyuyorlar.

İnsanlar ölüyor, insanlık ölüyor.

İşgalci emperyalist, hayâsızca sırıtıyor ve bize insan haklarından söz ediyor.

Diktatörlerin, işbirlikçilerin tahakkümü altında inliyor mazlum Müslüman halk.

Kaddafi’ler, Mübarekler, Salih’ler, Binali’ler tepetaklak devriliyor; ama işgalci elini çekmiyor coğrafyamızdan.

Kan ve kemiklerimiz üzerine yükselen medeniyetleri krizlerle boğuşurken, onlar sıkıntılardan kurtulmak için daha bir iştahla bakıyorlar bize.

Zulme bakıp hakkı bulmamız gerekirken, kardeşliği bulmamız gerekirken, gittikçe uzaklaşıyoruz bizi biz yapan değerlerimizden.

Kimimiz yalanların peşinde koşuyor, kimimiz kardeşlerine karşı batıldan yardım istiyor. Tarih yeniden yaşanıyor sanki.

Dediğimiz gibi süreç acı ve zorlu.

Yüreğimiz yanıyor evet; ama umutlarımızı da canlı tutuyoruz.

İhanetler ardı ardına devam etse de biz canlı tutuyoruz umutlarımızı.

Şu habere bir baksanıza! Böyle bir haber karşısında insanın içi acımaz mı?

Kudsü’l-Arabi’den Mücahid Temel’in tercüme ettiği bir yazıdan bir bölüm:

“Ürdün’de İhvan’ın ciddi bir tabanı var. Mürsi’nin zaferinin Ürdün İhvanı'nı güçlendirdiğinden kuşku yoktur. Bunun Ürdün kralının konumunu sarsacak boyuta ulaşması hiç de Suudi’nin hesabına gelmez. Bu nedenle Suudiler Ürdün’e mali ve askeri her türlü desteği vermeye hazırdır. Ancak Suudi’nin bunun karşılığında Ürdün’deki reformların durdurulmasını istediği konuşuluyor. Bu çok ilginç bir durumdur. Yapılacak bir reformla İhvan’ın Ürdün’de mecliste çoğunluğu elde ederek hükümet kurması ihtimali Suudi’yi endişelendiriyor. Çünkü bunun kendi topraklarına sıçrama ihtimalini ve tehlikesini görüyor. Bu nedenle Ürdün’de reformların durdurulmasını istiyor. Çünkü yapısal olarak Ürdün ile Suudi’nin yönetim biçimi aynıdır. Yani ikisi de krallıktır. Ürdün’de yapılacak reformların Suudi’ye kötü örnek olacağı hesap ediliyor. Bu nedenle Suudi en tabii insan haklarını teslim eden reformlara bile karşı çıkıyor.”

Ürdün İhvanı’na, Mısır İhvanı'na karşı çıkan Suudi’nin Suriye İhvanı’nı destekliyor görünmesinde bir hayır olmadığı ortada.

Esad’ın zulmüne karşı çıkanlar eğer hemen ardından israil ve ABD işbirlikçisi Ürdün rejimine destek çıkıyorlarsa onların hayra hizmet ettiğini kimse iddia edemez.

Esad’ın zulmü kadar Ürdün ve Suudi krallarının ilişkileri de kirlidir.

Defne Bayrak, “Üsame” isimli kitapta Üsame Bin Ladin’in Suud kralı için “Ebu Rigal” dediğinden bahseder.

Tanımlama tam yerine oturmuş.

Siyer okuyanlar bilir Ebu Rigal’in kim olduğunu.

Tarih onu Zemzem’e bevleden ve Kâbe’yi yıkmaya gelen Ebrehe’ye kılavuzluk eden kişi olarak zikreder.

Sonraki yıllarda Kâbe’yi ziyaret edenler onun mezarını taşlamadan geçmezlermiş.

O bir işbirlikçi, o bir haindi.

Ama Ebu Rigal tarihte kalmış bir kişilik değil. Günümüzde emperyalistlere kılavuzluk yapan nice Ebu Rigal’ler vardır.

Mübarek ve Binali gibileri devrildi.

İnşallah Esad’ların da, kralların da devrildiğini göreceğiz. 

Zulmün bitişi, diktatörlüğün bitişi olarak düşünüldüğü için “bahar” denmişti son hareketlenmelere.

Bahar öyle “gel” denince gelmiyormuş.

Çaba sarf etmek, öfkelenmek ve bazı şeyleri göze almak gerekiyormuş

Bahar için çok sayıda çiçek feda olmalıymış.

İnşallah bahar gelecek!

Allah’ın arzında O’nun adını yüceltmek için çaba sarf edenlere selam olsun!

Hasan Sabaz / Doğruhaber

Diğer Haberler