Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
İslâmî Muhalefet - Mehmed Göktaş

İslâmî Muhalefet - Mehmed Göktaş

28 Temmuz 2012 Cumartesi 00:46
İslâmî Muhalefet öncelikle mevcut rejimin muhalifidir. Bu rejim kurulduğu günden bu yana iki şeyi kendisine hedef edinmiştir ve bu hedefinden vazgeçmiş de değildir.

İslami Muhalefeti Kimler Oluşturacak, İslami Muhalefet Kimlerden Oluşacak?

Öncelikle muhalefet kelimesinin yapısında bulunan olumsuzluktan dolayı bu noktaya bir açıklık getirmek istiyorum:

Muhalefetten kastımız “müzmin muhalif” olmak değildir. Yani gördüğü her şeye karşı çıkmayı, kendisine rakip bildiklerinin yaptıkları her şeye itiraz etmeyi yegâne görev bilmek değildir.

Bu anlamda İslâmî Muhalefeti oluşturacaklarda bulunması gereken özelliklerin başında adalet ve insaf gelecektir. Sadece İslâmî Muhalif olmanın gereği değil, sıradan Müslümanlar bile bu iki özelliği hiçbir zaman elinden bırakmamalıdır. Eleştirirken, karşı çıkarken adaletli ve insaflı olmak.

Bunun gereği olarak da, başkalarının artılarını ve güzelliklerini görüp takdir etmesini bilecek, kendilerinin eksilerini itiraf edip kabullenecektir.

İslâmî Muhalefeti kimlerin oluşturacağı konusuna girmeden önce, bu konumda bulunacakların nasıl bir misyon üstleneceklerini ve hangi aktiviteleri ortaya koyacaklarını tespit edebilirsek, kimlerden veya hangi kesimlerden oluşacağı kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Zaten bir parti veya takım kurar gibi bir İslâmî Muhalefet kurmak bizim haddimize değildir.

İslâmî Muhalefet öncelikle mevcut rejimin muhalifidir. Bugün her ne kadar birazcık yumuşamış ve törpülenmiş gibi görünse de, bu rejim kurulduğu günden bu yana şu iki şeyi kendisine hedef edinmiştir ve bu hedefinden vazgeçmiş de değildir;

Birincisi, başta Kürtler olmak üzere bu ülkede yaşayan ne kadar Arap, Çerkez, Arnavut, Boşnak, Laz, Gürcü ve benzer etnik köken varsa hepsini Türkleştirmektir.

İkincisi, Türkleri ve zoraki Türkleştirdikleri bu halkın hepsini birden laikleştirmek, Batılı bir hayat tarzını dayatıp benimsetmektir.

Bu ülkenin insanları doksan yıldan bu yana çok büyük bedeller ödemiştir. Biz iddia ediyoruz ki Kemalizm’in bu ülkeye maliyeti, Komünizmin Rusya’ya maliyetinden hiç de az olmamıştır.

Bu hayat tarzı Müslüman halka rağmen, bazen hiç bir yasa çıkartmaya bile tenezzül edilmeden yıllar yılı zoraki dayatılmıştır.

Daha da önemlisi; Şu anda bu ülkede kanayan ne kadar toplumsal yara varsa, hepsi de doksan yıldır dayatılan bu ideolojiden kaynaklamaktadır.

İslâmî Muhalefetin en önemli görevi, bu dayatmaları reddetmektir, bunları kabullenmediğini göstermektir. Özellikle kaybettiği ne varsa isteyip geri almaktır. Hem de sadece Müslümanların değil, diğer etnik azınlıkların haklarını da.

Söylediğimiz gibi, ellerimizden alınan haklarımızın çok önemli bir bölümünün hiçbir yasal dayanağı olmadığı için, geri alırken de hiçbir yasanın çıkmasını beklemek durumunda değiliz.

Nasıl ki yıllar yılı bu rejimin biricik ölçüsü “Ben yaptım, oldu” ise, İslâmî Muhalefetin ölçüsü de: “Benim Rabbim, benim Dinim benden bunu istiyor ve ben de bunu yapıyorum! “ olacaktır. Elbette bütün bu durumlarda asla şiddete başvurmayacaktır.

İslâmî Muhalefetin yapacağı şey, daha önce hiç yürünememiş karlarda yürümek, iz açmak ve arkadan gelecekler için o izleri yola dönüştürmektir.

Müslümanca bir hayata ters düşen bütün yasakları tanımamaktır, çiğneyip geçmektir, dayatmaları kabullenmemek ve bunu somut olarak göstermektir. Söylediğimiz gibi, bütün bunları yaparken asla şiddete başvurmamaktır.

İslâmî Muhalefetin öncülüğünü ulema yapacaktır, ulema bizzat bu işin içinde olacaktır. Yani ulema bu işin sofra duacısı, açılışlarının duacısı ve vitrinlik bereketçisi olmayacaktır.

Ve İslâmî Muhalefetin ana gövdesini mazlumlar ve mustazaflar oluşturacaktır. Sadece Dinlerini yaşama konusunda zulme uğrayanlar değil, emekleri ve alın terleri gasp edilenler de bu muhalefette kendilerini bulacaklardır. Çünkü yıllar yılı dayatılan bu rejim aynı zamanda korkunç bir sosyal uçurum oluşturmuştur. Bu ülkenin bütün alın teri imtiyazlı küçük bir azınlığa peşkeş çekilmiştir.  Sayıları beş yüzü geçmeyen ve bunların önemli bir bölümü Balkanlardan göç eden aile, Türkiye’deki sermayeyi elinde bulundurmaktadır.

Ve İslâmî Muhalefette yer alacak olanlar, bütün erdemlilerdir, adalet, insaf ve hakkaniyet sahipleridir.

Zannedersem şimdi birazcık anlaşılmıştır İslâmî Muhalefetin misyonu ve çerçevesi. Kimlerin buna talip olması gerektiği, kimlerin bu yükümlülükten kaçamayacağı. Konuştukça, yazdıkça fotoğraf biraz daha netleşecektir.

Mehmed Göktaş / Doğruhaber

Diğer Haberler