Newepel de nuştoxê neweyî
Hûmara 96. ya Newepelî Vejîya. Nuştoxanê na hûmare ra Sedef Kandemir, Newal Nupel, Ferîd Îbrahîm Sevinç û Meral Güntaş reya verên a ke Newepel de dest bi nuştişê kirdkî kenê.
Wêjeya kirmanckî û  Seyda Melle Ehmedê Xasî
Nivîskar-lêkolîner Roşan Lezgîn, Ehmedê Xasî wek destpêka wêjeya kirmanckî bi nav kir û got ew him zanayekî olî him jî zanayekî felsefeyê bû û bi 4-5 zimanan dizanîbû.
Kürdistan Kamuoyuna [Sıdkı ZİLAN]
Kürdistan İslami Hareketi (AZADÎ) eski Genel Sekreteri, Evet-Hayır Kampanyası ve diğer konulara ilişkin basın açıklaması yaptı.
Kalandar Soğuğu.. Borrowed Time..

Kalandar Soğuğu.. Borrowed Time..

22 Ekim 2016 Cumartesi 10:55
Kalandar Soğuğu Mustafa Kara’nın 2007 tarihli Umut Adası’ndan sonra ikinci uzun metrajlı filmi...6 dakika 45 saniye süren Borrowed Time açık, sade ancak çarpıcı bir anlatıma sahip.

Aziz Yağan

Kalandar Soğuğu: Bi Dur Be Adam!

Kalandar Soğuğu Mustafa Kara’nın 2007 tarihli Umut Adası’ndan sonra ikinci uzun metrajlı filmi. Umut Adası, yönetmenin de belirttiği gibi pek kendisine ait değil. Bunu Kalandar Soğuğu’nu izleyince zaten düşünüyorsunuz. Çünkü Umut Adası ve Kalandar Soğuğu aynı yönetmene ait olmayan iki film gibi duruyor. İki filmin kanımca tek ortak noktası, bir konuyu basitçe, yormadan anlatabilmesi.

Kalandar Soğuğu, Festival Premiere Plans, Hamburg Film Festivali, Festival Premiers Plans D’angers, Antalya Film Festivali, Altın Lale, Film Festivallerinden ödüller aldı ve 89. Akademi Ödülleri’nde (Oscar) En İyi Yabancı Film Dalı’nda Türkiye’nin adayı oldu. 

Karadeniz ile ilgili görsellik ancak konu ile uygun olursa, çakışırsa tamamlayıcı olabiliyor, yoksa salt görsellik olarak kalıyor. Bunun en başarılı örneklerinden birini Özcan Alper 'Sonbahar' filmi ile çarpıcı biçimde göstermişti.

Yönetmen, Kalandar Soğuğu’nda, dört mevsim Karadeniz görüntülerini filmin çizgisi adına sergilediklerini söylüyor. Sert kış koşulları yönetmenin bu isteğini karşılayabilmiş. Bunun dışında bu filmi, dünyanın herhangi bir yerinde de çekebilirdiniz ancak o zaman yoksulluk vurgusu dışında çoğu parametreyle de uğraşmak zorunda kalırdınız. 

Film, Rum meselesine şöyle bir değiniyor. Rumların ‘kovalanması’nı torun ısrarla sorgularken oğlun sessiz kalması, Yahudilerin "Oğullar babalarının yaşadığını unutmak ister, torunlar hatırlamak" atasözünü akla getiriyor. Rumlardan kalan evlerin taşlarını alıp kendine ev yapanların anlatıldığı sahnede, taşlarının üst üste yığılarak yapılmış evin duvarının görünüşü, bir zamanların yerleşik ve etkileyici kültürünün ne hale geldiğini göstermekte oldukça başarılı. Sonuçta bir tarihi gerçekliğin daha torunlara aktarılarak unutulmasının, unutturulmasının önüne geçilmiş olunuyor. 

Film yoksulluğu göstermekte, hissettirmekte oldukça başarılı. Evin derme çatmalığı, okulsuzluk, eğitimsizlik, dış dünyasızlık, kap kacak, üst baş, yenen yemekler birbirini tamamlıyor. Bu yoksullukta elde olanı korumaya, elde olabileceği var etmeye çalışan iki kadının rolü de oldukça etkileyici ve her iki kadının da Mehmet’e olan toleransları kendisini tartıştırıyor. Özellikle Hanife gerçekçi bir performans sergiliyor ancak Haydar Şişman’ın bölgeye dilsel ve davranışsal uyum gösterebildiği konusunda ikna edemiyor. Ancak yoksul aile hiçbir yemeği aç gibi yemiyor, aç insan iştahı sergilemiyor. Zorlu çalışma koşullarından epey zaman sonra dönen Mehmet bile evdeki ilk yemeğini sabırla ve nazikçe yiyor. Bu durum sürekli aynı yemekleri yemekten bıkmaları yüzünden olabilir mi?

Kalandar Soğuğu’ndaki Mehmet’in rolü için yönetmen şunları diyor: “ 'Tutkusunun, idealinin, umudunun peşinde giden ya da kariyeri için yırtınan hayalperest insanların toplum tarafından, ailesi tarafından anlaşılamaması, biraz hatta tukaka edilmesi, dışlanması meselesi taşrada bambaşka bir insan hikayesi üzerinden olsa nasıl olur, orada nasıl algılanır, orada da bu sıkıntıyı çeker mi ya da eşini ikna etmek için zor durumda kalır mı?’ sorusunun üzerinden ne yapmalıyız, ne etmeliyiz derken bir de pastoral bir resim sunmak amaçlı değil, gerçek anlamda öyküyle de örtüşen bir hikaye bulalım derken, benim çocukluğumda tanık olduğum maden arayan bir adam vardı. O fikri kendisine alarak, bambaşka bir öykü iskeletinin içerisine dahil ederek, az önce dediğim sorulardan yola çıkarak bir insanın bu eksiklikleri arzuları nasıl karşılanır, nasıl yaşanır, ne hissedilir? İnsan taşrada da kentte de, yüz yıl önce de yüz yıl sonra da aynı insan nihayetinde duyguları değişmeyen varlık, Bu sorulardan yola çıkarak senaryolaştırdığımız, fikirleştirdiğimiz bir öykü. İlk fikirleri böyle çıktı ortaya.” 

Kanımca yönetmenin Kalandar Soğuğu filmi yukarıda anlatılanları karşılayan bir öykü çatısı ve akışı tam sağlayamamış. Filmin ana karakteri olan Mehmet düzenli bir iş bulup boş zamanlarında değerli maden arasaydı ve sadece maden arasaydı, yönetmenin amacını karşılayabildiği söylenebilirdi. Mehmet tembel değil ancak o kısa yoldan para kazanmak için o iş bitinceye dek çalışkan. Ailenin yaşadığı sorunların kendinden kaynaklandığını kabul etmiyor. Eğer boğa güreşi için çırpınmasaydı, madencilik ve değerli maden arama isteğine, idealini gerçekleştirme azmine anlayış gösterilebilirdi. Ancak Mehmet, çabuk paranın peşinde ve bu yüzden ailesi yoksulluğun alasını yaşıyor. Mehmet hızlı para edinme hırsını hayatı boyunca sergilemiş. Yönetmenin bu filminde, hızlıca çok para edinmeyi bir ideal olarak savunduğunu sanıyorum. Yukarıda kendi sözleriyle anlattığı fikri filme yansıtabilmekte sorunlar olduğunu düşündürtüyor.

Mustafa Kara, Sarun köyünde yaşanan depremi anlatan Kürtçenin Kırmançki lehçesindeki ‘Arıx’ adlı şarkının etkileyici müziğini kullandığı Kalandar Soğuğu filmi ile bir mesele üzerine yeni bir söz söylemiyor, söylenmişler üzerine tartışmıyor. Yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi sayılacak olan Kalandar Soğuğu sıkılmadan izleniyor. 

***

İki Ustadan Kısa Bir Film: Borrowed Time

Pixar sanatçıları Andrew Coast ve Lou Hamou-Lhadj beş yıl süren bir çalışmayla Borrowed Time ismini verdikleri kısa film ile gündemde. Pixar etiketli ve destekli olmayan yani kendi özel çabaları ile ortaya koydukları bu kısa film katıldığı festivallerde ödülleri toplamaya devam ediyor. Şimdiye dek 55 ödül verildi. Andrew Coast ‘Inside Out, Buz Devri 3: Dinazorların Şafağı’ filmlerinin ekibinde yer alırken, Lou Hamou-Lhadj ise ‘Oyuncak Hikayesi 3’ adlı yapımdan anımsanabilir.

6 dakika 45 saniye süren Borrowed Time açık, sade ancak çarpıcı bir anlatıma sahip. Sadece çocuklar için yapıldığı kabul edilemeyecek olan bu kısa film, etkileyici sinema dili ile izleyiciyi sarsıyor. Görselliği, müziği, yüz ifadeleri, sıcaklığı, konuyu nazikçe işlemesi ve duyguyu izleyiciye açıkça hissettirmesi ile bu kısa film izlendikten sonra kendini düşündürtüyor. 

Lumiére kardeşler, “Lumiére Fabrikası İşçilerin Çıkışı” adlı 15 dakikalık kısa filmleriyle insanları sinemayla tanıştırdı. İlk başlarda filmlerin süresini insanların tiyatro alışkanlıkları belirliyordu. Sonradan film süresi ortalama 90 dakikaya çıktı. Günümüzde insanlar 2 saatten az süren filmlere para vermek istemiyor. Hatta 3 saati geçen filmler gişe rekorları kırabiliyor.

‘Roman ne ise uzun metrajlı film o ve öykü ne ise kısa film de odur’ denilir. Artan kısa film festivallerine katılan sanatsal kısa filmlerin sayısı artıyor. Kısa film, uzun metraja geçişte bir başlangıç olmayabiliyor. Sadece kısa film çeken, yapan sanatçılar var.

Çoğu yönetmen sinemaya kısa metrajlı film çekerek adım atar. Sinema dilinin gelişimi için kısa filmlerin sanatsal üstünlüğü tartışılamaz. Kısa film az, öz ve zekice anlatım şartını sağlayabilmeyi, olayı toparlayabilmeyi gerektirir. Kısa film kendini deneyebilme, görebilme, kanıtlayabilme şansı verir.

Sinema salonunda film başlamadan önce, filmin sonunda ya da bekleme salonuna yerleştirilecek uygun ekranlarla kısa film gösteriminden yanayım. Belki bir gün bu gerçekleşir ve kısa filmin yoğunlaşmış enerjisi ve emeği izleyicinin sempatisini kazanır.

Kısa film amatör ya da öğrenci işi olarak algılanıyor ve bu haksız, yanlış algının değişmesinde Coast ve Hamou-Lhadj gibi sanatçıların Borrowed Time kısa filmi ciddi bir argüman olmalı. Bu sanatçıların iş dışındaki zamanlarını kısa film yapmaya da ayırması, bize kısa filmin gücünü ve ciddiyetini anlatmakta yeterli olmalı.

Resnais, Traffaut, Marker gibi yönetmenler sinemaya kısa filmle başladılar. Borrowed Time ise bize başka bir şey söylüyor! Demek ki, kısa filmler sadece amatörlerin, öğrencilerin, uzun metrajlı filme parası olmayan, para bulamayanların uğraşısı değilmiş. Demek ki, filmin uzunu kısası olmazmış! 

Uzun metrajın ustaları da kendi paralarıyla ve iş dışında kalan zamanlarında kısa film yaparmış! Bu ustalar kabulleniş, affetme ve vedalaşmayı kısa filmle bile 'amatörlerin aracı' ile anlatabilirmiş. 

https://vimeo.com/187257744

Diğer Haberler

Diğer Haber Başlıkları
30 Ocak 2017 Pazartesi 13:29
04 Aralık 2016 Pazar 01:35
05 Kasım 2016 Cumartesi 22:49
22 Ekim 2016 Cumartesi 10:55
04 Ağustos 2016 Perşembe 09:17
07 Temmuz 2016 Perşembe 09:20
04 Temmuz 2016 Pazartesi 15:04
28 Haziran 2016 Salı 08:27
22 Haziran 2016 Çarşamba 09:27
03 Haziran 2016 Cuma 17:11