Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
Kayada açan çiçek: Înîsiyatîfa Azadî

Kayada açan çiçek: Înîsiyatîfa Azadî

14 Haziran 2012 Perşembe 14:05
Kurmanci tam adı “Ji Bo Maf, Dad û Azadiyê Înîsiyatîfa Îslamî Ya Kurdistanê”, Zazaki lehçesindeki açılımı “Seba Heq, Edalet û Azadî Înîsîyatîfê Îslamî Yê Kurdîstanî” kendilerini “İnsiyatifa Azadi” kısa adıyla tanımlamayı tercih ettiklerini belirttiler.

KAYADA AÇAN ÇİÇEK: “İNSİYATİFA AZADİ”*

Yıllar önce, eczacı olan dostumun işyerinde duvara asılı bir tablo dikkatimi çekmişti. Bir yağlı boya çalışması olan bu tabloda, büyük siyah bir kaya parçasını yararak, tam ortasından tomurcuk açan bir çiçeğin tasviri vardı.

Dostuma, ressamın kara bir ironi yaptığını, normalde, çıplak bir kaya üzerinden çiçeğin tomurcuk açmasının, yeşermesinin, hayat bulmasının imkansızlığına gönderme yapan ressamın bu çalışmada ne anlatmak istediğini sormuştum.

Dostum, ressamın ne anlatmak istediği konusunda, somut bir bilgi sahibi olmadığını, hatta resmi yapan ressamı tanımadığını ancak, bu tablonun kendisi açısından önemli bir anlamı olduğunu belirtmişti.

Sivil toplum mücadele duyarlılığı olan dostum, bu tabloda, Müslüman Kürd halkının içinde yaşadığı koşulların çetinliğini, zorluğunu tablodaki siyah kaya parçasının sembolize ettiğini belirterek, bu kayada çiçek açmasının ise, Kürd halkının özgürlük mücadele sürecinin, tüm imkansızlıklar ve zorluluklara rağmen çiçek açmasına olan inanç ve umudu temsil ettiğini coşkulu bir şekilde ifade etmişti.

9-10 Haziran tarihinde gözlemci olarak davet edildiğim, Diyarbakır Prestij oteldeki toplantıların ardından ilan edilen “Azadiye İslami” oluşumu çıplak bir kaya parçasını delerek yeşermeye çalışan bir özgürlük çiçeğinin ilk tomurcuğunu patlatmasına şahitlik etmek gibiydi benim için. Bu tomurcuğun ilk sözleri de Kitabı Kerim’in özgürleştirici ikliminden tüm aleme yayılıyordu. Vahyin dirilten ve özgürleştiren devrimci kelimeleri Arapça ve Kürtçe hüzün makamında, dökülüyordu genç karilerin dudaklarından.

İki yıldan fazla bir süredir, Kürd sorunu bağlamında İslami sorumluluk ve duyarlılık taşıyan bir avuç onurlu ve umutlu insanın çaba ve çalışmaları nihayet ete kemiğe bürünüp, sosyopolitik bir oluşum olarak kendi tüzel kişiliğini kamuoyuna ilan etmesi, belki de kendilerine örnek bir mücadele mirası olarak aldıkları Şeyh Said’in başlattığı ve şahadeti ile bereketlendirdiği İslami mücadele geleneğinin, tarihe şahitlik bağlamında onurlu bir sayfasının açılmasının ilanı oluyordu, zamanın güçlü kolları arasında yeniden Şeyh Said'i yeniden torunları ile birleştiren ve buluşturan. Nitekim Abdulillah Fırat’ın bu tarihi olaya şahitlik etmesi ve orada bulunması da takdiri ilahinin güzel bir cilvesiydi sanki.

Kürdistan coğrafyasının çeşitli bölgelerinden, Avrupa ve Türkiye’nin çeşitli illerinden de katılımcıların bulunduğu istişare toplantıları sonucunda ortak bir mutabakat metni üzerinde uzlaşılarak, basın üzerinden yayınlanan açıklama ile, Kürtçe/Kurmanci tam adı “Ji Bo Maf, Dad û Azadiyê Înîsiyatîfa Îslamî Ya Kurdistanê”, Zazaki lehçesindeki açılımı “Seba Heq, Edalet û Azadî Înîsîyatîfê Îslamî Yê Kurdîstanî” ve Türkçe anlamı “Hak, Adalet ve Hürriyet için Kürdistan İslamî İnisiyatifi” olan oluşum kuruluşunu ilan etti. Kendilerini Şeyh Said’in tarihsel mirası olan “İnsiyatifa Azadi” kısa adıyla tanımlamayı tercih ettiklerini belirttiler.

Ak Parti'nin, açılım politikalarından uzaklaşarak, Kürd sorununu PKK’yi bitirme ve terör sorununa indirgemeye evirildiği, PKK çizgisinin kendi iktidar mücadelesi gölgesinde her geçen gün sorunun çözümüne dönük irtifa kaybettiği bir dönemde ortaya çıkan Azadi İnsiyatifi, bu soruna yönelik etkili bir aktör olma sorumluluklarını şimdiye kadar yerine getiremeyen duyarlı Müslümanlar için önemli bir adres olma çabasının bir sonucu olarak ortaya çıktı.

Basın açıklamasının ardından sorulan; “ Siyasi parti kuracak mısınız? Sorularına kesin bir dille gündemlerinde parti kurmak olmadığının belirtilmesi, oluşumun bu ağır yüke henüz hazır olmadığını gösteriyor. Ancak sürecin kendi doğal mecrası, oluşan konjonktürel koşullara bakıldığında, bir çok boyutta bunun, yani siyasi bir parti olmanın hayati bir ihtiyaç olarak kaçınılmaz bir durum olduğunu gösteriyor. Kanaatimce, bu yeni oluşum, kendi stratejik planlamasını yaparken, kısa, orta ve uzun vadede partileşmeyi ve bunun alt yapısını oluşturma süreçlerini kendi gündemlerine alması kaçınılmaz bir durum olarak önlerinde durmaktadır.

Oluşum sürecinin, sorumluluk sahibi, özgür bireylerin katılımlarına açık olması ve bireysel katılım vurgusunun yapılması, kurumsal, çeşitli yapı ve çevrelerin kendi tüzel kişilikleri ile katılımına kapalı olması, bu coğrafyanın tarihsel arka planının iyi analiz edildiği ve bu bağlamda bireysel katılım ilkesinin olumlu olduğunu vurgulayalım.

Bu bağlamda oluşumun herhangi bir yapının uzantısı olmadığının belirtilmesi de son derece önemli, isabetli olmuştur. Yine oluşumun herhangi bir yapı ve kuruma, parti ve çevreye rakip olarak, tepki olarak ortaya çıkmadığının belirtilmesi de sağlıklı bir duruşu tamamlayan hususlardan biridir. Buna rağmen kendi dışındaki tüm oluşumlar ile Kürd sorununda çözüm odaklı ortak platform ve birlikteliklere açık olması ile ilgili esnekliği bir artı durum olarak belirtmek gerekir.

Önemli olan hususlardan biri de yeni oluşumun şiddet yöntemlerini tercih etmediğinin ifade edilmesidir. Tüm dış gözlemcilerin bu sıcak coğrafyada kendini ilan eden oluşumlarda belki de ilk olarak bilmek istedikleri konu olan şiddet içeren yöntemlere ile ilgili duruşlarıdır. Bu konuda PKK pratiği ve gelinen süreçte şiddetin bir çözüm yöntemi olamayacağını çok ağır ve acı deneyimlerle kanıtlanmıştır.

Kuşkusuz Azadi İnsiyatifi, kendini Kur'an ve Sünnet zemininde tanımlamaya çalışması ve inşa sürecinin İslami değerler ikliminden beslendiğinin vurgulanmasının da önemle altını çizmek gerekir. Kürdistan’da, yaşama İslamî perspektifle bakan kesimlerin sosyal ve siyasal sürece aktif katılımını sağlamayı, böylece İslamî Kesim’in egemen siyasal güçlerce istismar edilmesini önlemeyi ve hak, adalet ve hürriyet beyanını katılımcı bir süreç eşliğinde sürdürmeyi amaçladığını deklare eden oluşum, bunun için İslamî Camia’nın düşünce ve davranışını kendi özgün kimliksel kaynakları olan Kur’an ve Sünnet yoluyla belirginleştirmeyi ve bu doğrultuda Kürdistan halkının özgürlük iradesinin güçlenmesi için alternatif bir yaklaşım sunmayı, ona katkı sağlamayı ve iradenin ilgili hedeflerini gerçekleştirmeye çalışacağını beyan etmesi, kendini merkeze alan entegrist bir handikapta olmadığını, bu olumsuzluğu aştığını gösterir.

Her oluşum kendini pratik ve söylemleri ile var kılar. Geniş ufuklu ve derinlikli bir bakış açısı yakalamaya dönük yoğun bir çaba gösterilen bu başlangıcın, süreç içerisinde bu duruşunu derinleştirecek, muhkemleştirecek bir pratik ve söylem ortaya koyabildiği oranda güçlü bir halk tabanı ve etkili bir aktör olabileceğini belirtmekte yarar var. Bu bağlamda, Kürd sorunu odaklı gelişecek sürecin, sadece Kürdistan coğrafyasındaki yapı ve çevreleri değil, özelde tüm Türkiye, genelde tüm Ortadoğu coğrafyasına yansıyan ilişki ve yansımalarını hesap ederek çalışması gerekir. Özellikle İslami mücadele geleneğinin tüm bileşenlerini, yaşanan tarihsel deneyimleri de göz önünde bulundurarak, etkili bir istişare ve kurumsal empati mekanizmaları üretmesi sağlıklı bir duruş ve sürecin şekillendirilmesinde önemli olduğunu unutmamak gerekir.

Daha somuta indirgersek, bölge özelinde, Muztazaflar Hareketi, PKK/BDP veya yeni açılımları ile HDK zemini ve Ak parti gibi aktörleri iyi analiz etmek ve buna göre sağlıklı bir yaklaşım üretmek gerekir.

Özellikle bölgede çalışmaları bulunan diğer İslami yapı ve grupların da bu bağlamda dikkate alınması önemlidir. Gerek geleneksel cemaat ve tarikatlar olsun ve gerekse, Özgürder, Anadolu Platformu, İHH ve Mazlumder gibi sivil toplum mücadelesi bağlamında hareket eden çeşitli İslami duyarlılık taşıyan kuruluşlar ile sağlıklı bir ilişki hukuku üretilmelidir. Dışlayıcı, ötekileştirici, saldırgan ve kontra söylem ve duruşlardan her zeminde uzak durmak ve bu bağlamda hikmetli bir süreç inşa etmek çabasını en üst düzeyde ortaya koymak gerekir.

Olası siyasi ajitasyon ve provokasyonlara karşı da dikkatli ve uyanık olmak gerekir. Oluşumun basına ilan edilmesi haberini Haber7 sitesinin Ahmet Türk, Hatip Dicle gibi BDP’lilerin bulunduğu bir topluluk resmi ile vermesi, basındaki manipülasyonun, ve provokasyonun daha şimdiden nasıl insafsızca başlatıldığını ve bundan sonra bu tür çabaların daha da artacağının ilk işaretleri olarak görmemiz gerekir.

Olası en tehlikeli imaj kirliliği iki boyutta ortaya çıkacaktır. İlki sanırım bu süreçten kısmen haberi olan BDP’nin çok yakın bir geçmişte, Selahattin Demirtaş’ın ağzından Ak Parti’nin bir kürd partisi kurdurtacağı iddasıydı. Belki de bu açıklama, bu oluşumu daha doğmadan bitirmeye, kirletmeye dönük bir çabaydı. İkinci önemli manipulasyon ise sürecin İslami kimliğinden çok Kürd sorununa dönük duyarlılığı üzerinden özellikle Türkiye’deki İslami çevre ve müteddeyin toplumsal çevreler nazarında Kürd milliyetçiliği/ulusçuluğu yapma üzerinden kirletilmeye uğratılmasıdır.

İfrat ve tefritin, ekstremum noktalarını oluşturan “Kürtçülük” ve “İslamcılık” ajitasyonları, son tahlilde Azadi İnsiyatifi'nin iki önemli mayınlı alanını oluşturmaktadır. Bu alanlarda ortaya konulacak, mutedil, hikmetli duruş ve üretilecek etkili mesajlar kirli siyasi hesapları boşa çıkaracaktır.

Karacadağ'ın çıplak ve sert kayalarını yararak ilk tomurcuklarını, tarihe yeni bir umut ışığı olarak göstermeye çalışan Azadi İnsiyatifi'ne bu zorlu süreçte muvafakiyetler dilerken, Müslüman Kürd halkının, evrensel, fıtri temel hak özgürlüklerini kazanma noktasında duyarlılık taşıyan tüm kesim ve kişilerin de bu ve benzeri, siyah kayaların çıplak ve sert zeminlerini delerek umut olmaya çalışan özgürlük çiçeklerini yaşatmak için elinden gelen tüm çabaları ortaya koyma duyarlılığını göstermesini hatırlatarak satırlarıma son vereyim.

*HASAN POSTACI - timeturk
 

Diğer Haberler