Nuştox û şaîr J. Îhsan Espar
Îhsan Espar, 1956 de Pîran de maya xo ra bîyo. Ey 1979 de, Dîyarbekir de Enstîtuyê Perwerdeyî qedênayo.
Kanada piştevaniya Kurdistanê dike
Kanada piştevaniya biryara gelê Kurdistanê ya derbarê serxwebûnê dike.
Kürdlerin Kudüs’ü Kerkük
Kürdistan, bayrağı, milleti ve toprağı ile birdir.
KCK’den Erdoğan’a Cevap

KCK’den Erdoğan'a Cevap

23 Nisan 2012 Pazartesi 12:31
KCK, Erdoğan’ın Katar’da yaptığı açıklamanın “tasfiye ve teslim alma” anlamına geldiğini belirtti.

KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “silahı bırakırlarsa operasyonlar durur” açıklamasının “sorunun muhattabını savaşla bitirmeyi hedefleyen niyetin ve kararın dile gelmesi” olduğunu belirtti. KCK, “Kürt sorununu muhataplarıyla birlikte ortadan kaldırmayı hedefleyen Türk devleti, köklü bir karar değişikliğine gitmeden Hareketimizin ve halkımızın herhangi bir beklentisi olamaz, olması safdillik olur” dedi.

KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı yaptığı yazılı açıklamada gündemdeki konuları değerlendirdi. Erdoğan’ın Katar’da yaptığı açıklamanın “tasfiye ve teslim alma” anlamına geldiğini belirten KCK, Kürdistan Bölge Başkanı Mesut Barzani’nin Washington ve Ankara ziyaretleri, Kürtler arası birlik arayışları ve açlık grevleri konusunda da mesajlar verdi.

ERDOĞAN’IN KATAR AÇIKLAMASI TASFİYE VE TESLİM ALMA ANLAMINA GELİYOR

KCK’nin açıklaması şöyle:

“Kürdistan’da ve bölgemizde yaşanan gelişmeler her geçen gün daha fazla Kürt ve Kürdistan’ın durumunu stratejik bir düzeyde gündeme getirmektedir. Bu günlerde yapılan ziyaretler ve ardından gelişen açıklamalar halkımızın ve Hareketimizin iradesini, hassasiyetini, taleplerini ve mücadelesini hiçe sayan sömürgecilikte ısrar siyasetinin bir tekrarı olmuştur. Erdoğan’ın en son Katar’da yaptığı ‘silahı bırakırlarsa, operasyonlar durur’ açıklaması bir kez daha halk savunma güçleri gerillamıza ve Hareketimize dönük sürdürülen tasfiye ve teslim alma politikasından başka bir anlam taşımamaktadır. Bu açıklama demokratik çözümün zeminini oluşturmayı değil, sorunun muhatabını savaşla bitirmeyi hedefleyen niyetin ve kararın dile gelmesidir. Oysa ki, gerçek barışın yolu Önder Apo ve Yol Haritası ekseninde sunduğu protokollerden geçtiğini halkımız ve kamuoyu çok iyi bilmektedir.

BARZANİ’NİN ABD VE TÜRKİYE ZİYARETLERİ

Sayın Barzani’nin ABD ve Türkiye temaslarını da Kürt halkı ve Hareketimiz yakından takip etmektedir. Kürt Halk Önderi Reber Apo’nun 13 yıldır İmralı’da esaret koşullarında ve tam 9 aya yakındır ağır bir tecrit altında tutulduğu, 7 bine yakın Kürt siyasetçisinin haksız bir biçimde cezaevlerinde alıkonulduğu, her gün halkımıza faşist-ırkçı yönelimlerin gerçekleştiği, Suriye’de Kürt halkının haklarının muhalefet tarafından telafüz bile edilmediği ve buna karşın halkımızın ve gerillamızın kahramanca direndiği bir süreçte yapılan her bir ziyaret ve söylenecek her bir söz çok tarihi ve siyasi derin bir anlama haizdir. Söz konusu ziyaretlerde Kürt halkının hassasiyetleri ve ölümüne her şeyini ortaya koyduğu Önder Apo’nun özgürlüğü, siyasi soykırım operasyonlarının durması ve dört parça Kürdistan’ın demokratik özgür geleceği konusunda rahatlatıcı bir gelişme yaşanmamıştır. Bu görüşmeler sürecinde dile gelen konular, tamamen dışımızda olup herhangi bir biçimde Hareketimizi bağlamadığı halkımızın ve kamuoyunun bilgisi dahilindedir.

AKP DEVLETİNDEN BARIŞÇIL YÖNDE İLERLEME BEKLEMEK HAM HAYAL

Kürt sorununu muhataplarıyla birlikte ortadan kaldırmayı hedefleyen Türk devleti, köklü bir karar değişikliğine gitmeden Hareketimizin ve halkımızın herhangi bir beklentisi olamaz, olması safdillik olur. Açık ki, mevcut durumda AKP yönetimindeki Türk devleti, sadece Kürt halkına değil, bütün Ortadoğu halklarına düşmanca bir niyet ve siyaset gütmektedir. Böylesine karanlık ve tehlikeli bir politikayı yürüttüğü müddetçe AKP devletinden demokratik ve barışçıl yönde bir ilerlemeyi beklemek ham hayalden ibaret olacaktır. Türk devletinin bu tutumu, savaşı körükleyen, demokrasinin katlini getiren ve Kürt halkı başta olmak üzere Ortadoğu halklarının acısını daha fazla büyüten bir taraftadır. Bu gelişmeler karşısında Kürt halkının ve Kürtler adına hareket eden herkesin kendi öz gücüne dayanarak ve yolunu doğru seçerek Ortadoğu halklarıyla demokratik-özgür birliğini gerçekleştirmeyi esas alması özgür Kürdü ve Kürdistan’ı savunmak olacaktır.

DEMOKRATİK BİR SURİYE VE TÜRKİYE, KÜRT ÖZERKLİĞİNİ TANIMAKTAN GEÇMEKTEDİR

Bugün artık şimdiye kadar yürütüldüğü gibi Kürt halkının resmi statüsü görmezden gelinerek, Kürtler kurban edilerek sürdürülen politikanın yol alması imkansız hale gelmiştir ve böyle bir politika Ortadoğu’nun hayrına da değildir. Aksi durumda Türkiye, Suriye, İran ve Irak ülkeleri başta olmak üzere Ortadoğu haritasında Kürtsüz bir demokrasi ve özgürlüğü savunmak miadını doldurmuş şiddete dayalı sömürgecilik stratejisinden başka bir şey olmayacaktır.

Kürt sorunun çözümü, Ortadoğu ve halklarının demokratik geleceğinde netleştirici temel bir kıstastır. Demokratik ve özgür Suriye’yi inşa etmek Kürt halkının ulusal haklarının özerklik statüsünü tanımaktan ve savunmaktan geçmektedir. Türkiye’nin demokratik model bir ülke olmasını savunmanın yolu, Kürtlerin özerklik statüsünün tanınmasından geçmektedir. Güney Kürdistan halkının demokratik çıkarlarını savunmak, Türkiye, Suriye ve İran’da Kürt halkının hak ve özgürlüklerinin garanti altına alınmasını sağlayacak şekilde ulusal bir politika izlemekten geçmektedir. Durum örtülü ve muğlak olmaktan çıkmıştır. İster sömürgeci egemen devletler ve uluslar arası güçler açısından ister Kürtler adına hareket eden Kürdistani güçlerin izleyeceği politika açısından durum son derece netlik ve somutluk kazanmıştır.

KÜRT SORUNU PARÇA POLİTİKASINI ÇOKTAN AŞMIŞ

Dört parçadaki Kürt halkı, soruna Kürtler ve Kürdistan’ın geleceği temelinde bakmakta siyasetin doğruluğunu bu eksende test etmekte, yanlış ve hatalı duruşları çok rahat görmektedir. Artık Kürt sorunu parça politikasını çoktan aşmış Kürt ulusunun dört parçadaki demokratik ve özgürlük sorununa bütünlüklü bakmayı ve ona göre net bir yol haritasını savunmayı gerektirmektedir.

Halkımız, Önder Apo’nun özgürlüğü özgürlüğümüzdür temelinde ‘Edi Bese! An Azadi An Azadi’ şiarıyla sürdürdüğü mücadelesiyle kendi özgür geleceğini inşa edecektir. Çözüm, Kürt halkının ulusal birlik ruhuyla ulusal örgütlenmelerini geliştirmesi, ulusal politikalarını oluşturması ve harekete geçmesi temelinde tüm Kürdistan parçalarında ve yurtdışında kararlı direnişiyle gerçekleşecektir.

AÇLIK GREVİNİN SONLANDIRILMASI DOĞRU BİR TUTUM OLDU

‘Kürdistan’a statü, Önder Apo’ya özgürlük’ şiarıyla Avrupa’da ve Türkiye cezaevlerinde başlatılan açlık grevleri ve eylemsellikler önemli bir düzeye ulaşmıştır. Bu eylemsellik sürecinde yurtsever halkımızın ve özgürlük hareketi kadrolarının gösterdiği kararlılık ve tutarlı duruş takdire değerdir. Özellikle Strasburg açlık grevi eylemcileri öncülüğünde gelişen ve Avrupa’daki yurtsever halkımızın ilgi ve katılımıyla yükselen direniş düzeyi, Önder Apo’nun özgürlüğü ve Kürt sorunun çözümünün uluslar arası gündeme taşırılması bakımından önemli sonuçlar açığa çıkarmıştır. Bunda açlık grevi eylemcilerinin 52 gün boyunca göstermiş olduğu kararlılık ve çabanın rolü etkili olmuştur. Avrupa’daki bu eylemsellik süreci bir kez daha göstermiştir ki, Önder Apo’yu esaret altında tutma temelinde Kürdistan’da yürütülen soykırım savaşına karşı Avrupa’daki Kürt toplumu etkili bir mücadele gücüdür. Kürdistan’da yürütülen insanlık dışı sömürgeci savaş sürdükçe Avrupa’daki Kürt halkının da sessiz kalmayacağı anlaşılmıştır. Özellikle Türk devletinin Kürdistan’da sürdürdüğü sömürgeci savaşı destekleyen Avrupa ülkelerinin ikiyüzlü politikalarına karşı Avrupa’daki Kürt kitlesinin ve dostlarının yürüttüğü bu mücadele, çok anlamlı ve değerli bir özgürlük-demokrasi mücadelesidir. Hareketimizin ve Avrupa’daki çeşitli kurumların yaptığı çağrılar temelinde cumartesi günü gerçekleştirdikleri basın toplantısıyla 52 günlük açlık grevini sona erdiren eylemcilerin Önderliğin istemine ve çağrımıza uymaları yerinde ve doğru bir tutum olmuştur.

AB KURUMLARI VERDİKLERİ SÖZLERE BAĞLI KALMALI

Bundan sonraki süreçte Abdullah Öcalan’a Özgürlük İnisiyatifi ve Avrupa’daki yurtsever halkımızın değişik biçimde eylemlerini sürdüreceklerine inanıyor, bu temelde kendilerine üstün başarılar diliyoruz. Avrupa Birliği kurumlarının yaptığı çağrılarda verdiği söze bağlı kalmaları gerektiğini hatırlatıyor ve tüm demokratik güçleri Önderliğimize karşı 9 aya yakındır sürdürülen insanlık, hukuk ve ahlak dışı tecrit politikasına karşı tutum almaya çağırıyoruz.”

ANF

Diğer Haberler