Barzanî dema referandûmê destnîşan kir
Serokwezîrê Herêma Kurdistanê Nêçîrvan Barzanî ragihand, ku dê di nav sala 2017ê de referandûma ji bo serxwebûna Başûrê Kurdistanê bê encamdan.
Hûmara 97. ya Newepelî Vejîya
Nuştoxanê na hûmare ra Keyaksar Ateş, Abdurehman Önen û Hebûn Stembar reya verên a ke kirdkî nusenê û Newepel de dest pêkenê.
Şîretê Bedîuzzeman Mela Seîdê Kurdî
Ey Milletê Kurd! Îttîfaq di qewet, îttîhad di heyat, birayey di se’adet, hukûmat di selamet est o.
’Kimliksiz ve Statüsüz Yaşanmaz’

'Kimliksiz ve Statüsüz Yaşanmaz'

04 Eylül 2010 Cumartesi 08:35
Kürtleri bir halk olarak kabul etmeyen hiçbir çözüm, gerçek anlamda bir çözüm değildir.

Kimliksiz ve Statüsüz Yaşanmaz

Altan Tan

Ekopolitik Türkiye'nin sosyal ve siyasi meseleleri üzerine çalışmalar yapan bir sivil toplum kuruluşu.

Yaklaşık iki yıldır aralarında Altan Öymen, Deniz Ülke Arıboğan, MİT eski müsteşar yardımcısı Cevat Öneş, Musa Serdar Çelebi, Murat Belge, Ümit Fırat, Halit Yalçın, Muhsin Kızılkaya, emekli büyükelçi Özden Sanberk, Altan Tan, Mete Yarar, Vamık Volkan, PKK ilk barış grubu üyesi Seydi Fırat, Türk Ocakları İstanbul başkanı Cezmi Bayram, Tarık Çelenk ve Murat Sofuoğlu'nun da bulunduğu bir grup aydın, bürokrat ve kanaat önderi ile Kürt sorunu üzerine çalışmalar yapıyor.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu grubun yirmiye yakın üyesini 26 Ağustos 2010 Perşembe günü İstanbul'da kabul ederek yaklaşık iki buçuk saatlik bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede ben de bulundum.

Hemen ifade edeyim ki çok yararlı ve düzeyli bir toplantı oldu.

Toplantıya katılan hemen herkes çok açık ve net bir şekilde görüşlerini ifade etme imkanı buldu.

Sayın Cumhurbaşkanı da hiç kimsenin sözüne müdahale etmeden ve karşı da çıkmadan dinledi, not aldı.

Yaklaşık 10 dakikalık söz hakkım süresince ben de meramımı ifade etmeye çalıştım.

Sözlerime sayın Cumhurbaşkanı'na teşekkür ederek başlayarak maddeler halinde konu ile igili düşüncelerimi sıraladım.

1. Kürt sorunu bugün Türkiye'nin en büyük sorunudur.

Türkiye bu sorunu çözmeden yoluna devam edemez, bölgesel bir aktör ve güç de olamaz.

Gelinen noktada Kürt sorununun çözümü maalesef tıkanmış durumdadır.

Siyaset kurumu topyekun iktidarı ve muhalefeti ile çözüm üretememektedir.

Sorunun çözümü uzadıkça Kürtlerin devlete ve hükümetlere olan güvenleri sarsılmakta, birlikte yaşama arzuları yara almakta ve aradaki makas açılmaktadır.

Kürtlerin son yıllarda oluşan şehirli orta sınıflarında da etnik bilinçlenme artmakta ve zannedilenin aksine bu şehirli orta sınıflar da Kürt siyasal hareketlerine destek vermektedir.

Bugün için Kürt sorunu Türkiye'deki seçimlerin ipoteği, haczi altına girmiş bulunmaktadır.

AKP iktidarına “adım at” denildiğinde “12 Eylül'deki referandum sonuçlanana kadar adım atamayız, ülkenin diğer bölgelerinde oy kaybederiz” cevabı alınmaktadır.

12 Eylül'den en fazla sekiz ay sonra milletvekili genel seçimleri ve ondan bir yıl sonra da Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacaktır.

Bu seçim süreçleri ilanihaye böyle devam edecek ve çözüm sürekli olarak ertelenecektir.

Seçimleri değil ülkenin istikbalini düşünecek, risk alacak iktidarlara ihtiyaç vardır.

İç ve dış konjonktür, zamanın ruhu Türkiye'nin lehinedir, ancak bu durum ilanihaye böyle devam edecektir denilemez.

Türkiye'nin zamanın ruhunu kaçırma tehlikesi vardır.

Türkiye'de siyasi partiler sorunları çözme yerine, sorunları kullanma siyaseti izlemektedir.

Halen bölgede iki parti kalmış bulunmaktadır. Ancak çözümsüzlük devam ederse önümüzdeki seçimlerde bölgede bir buçuk parti kalacaktır.

Ortadoğu'da 30 milyonun üzerinde bir Kürt nüfusu bulunmaktadır ve bu nüfusun yarıdan fazlası Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır.

Bu nüfusun isimsiz, kimliksiz ve statüsüz olarak yaşantısına devam etmesi artık mümkün değildir.

Kürtleri bir halk olarak kabul etmeyen hiçbir çözüm, gerçek anlamda bir çözüm değildir.

Devletimizin maalesef bir Kürt çözümü politikası bulunmamaktadır.

Türkiye'nin kendi Kürtleri için de, sınırları dışındaki Kürtler için de doğru bir Kürt politikası belirleme zarureti vardır.

Ya eşit vatandaşlık statüsünde bir entegrasyon veya çatışmalı bir ayrışma süreci yaşanacaktır.

Temennimiz, barışın, kardeşliğin ve çok güçlü olan birlikte yaşama iradesinin kazanmasıdır.

Bunun için yeni bir dil, yeni bir toplum ve millet tasavvuruna ihtiyaç vardır.
Bu tasavvur tüm Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkasları kucaklamalıdır.

Sayın Cumhurbaşkanı tıkanan siyasi sürece müdahil olmalıdır.

Ülke sorunlarına vukufiyeti, barışçıl ve diyaloga açık üslubu umut ve güven vermektedir.

Sayın Cumhurbaşkanım,

Çabalarınızın başarıya ulaşması dilek ve temennisi ile saygılarımı arz ederim.

03.09.2010

ozgundurus.com

Diğer Haberler

Diğer Haber Başlıkları